• USD 5.3412
  • GBP 6.8265
  • EUR 6.0565

Kendini bilmek... - YEŞİM MATPAN

31 Temmuz 2018 Salı 09:19



“ ... Yetersizliklerimizi bilmek iyi bir şeydir çünkü bu bize kendimizi hangi alanlarda geliştirebileceğimizi gösterir. ... “ ( Schwartz, 1996 : 67 )


En kıymetli ilim ve bilginin insanın kendisini bilmesi olduğunu ne güzel dile getirmiş Yunus Emre:

“ İlim ilim bilmektir.

İlim kendin bilmektir. ...”

Çoğumuzun aşina olduğu bir kavramdır kendini bilmek. Öyleyse; kendini bilmenin içeriği nedir ve nereden başlamak suretiyle, insan kendini tanımayı başarabilir?


Kuşkusuz; içerik itibariyle kendini bilmek, kişinin güçlü olan yanları kadar zayıf olan yönlerinin de farkında olmasını gerektirir. Her iki açıdan yapılacak olan objektif bir değerlendirme ile ele alınan hemen her konuda başarılı olma olasılığı yükselecektir. Ancak; kimi insan bilinçli ya da bilinçsiz ya zayıf yönlerini göz ardı etmekte ya da bilip gereğini yapmaya cesaret etmek yerine ertelemek suretiyle tembellik etmektedir. Burada; konuya, ‘...elimden bir şey gelmiyor ki..,’ gibi bir negatif düşünce ve olası özgüven eksikliğinden kaynaklanan bir yaklaşımın insanın tespit ettiği yetersizliklerini ıslah etmeyeceği gibi, olumsuz ve ya zayıf tarafların artış risk faktörünü de beraberinde getirecektir.


Dürüst olmak gerekirse; sağlıklı düşünen bir insan, meziyetlerinin bilincinde ve yetersizliklerinin de farkında olarak ve bu doğrultuda kendisini geliştirmeye gayret eder ki bu maddi ve manevi anlamda başarı için büyük önem arz etmektedir. Bununla birlikte; ilgilenilen bir konuda ‘başarı’ beklentisine karşılık başarısızlık olasılığı da dikkate alınmalı ve gerçekleşen olumsuz bir netice de makul karşılanmalıdır ki öyle olmadığı takdirde, bu, kişinin zayıf yönleri arasında yer alan strateji belirleme/yenileme ve yön değiştirme becerisi kadar, anlayış, algı, tolerans ve sağduyu eksikliğini gözler önüne serecektir.


Bu noktada kişi, olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarını olumluya dönüştürmek suretiyle ve etkiye-olumlu-tepki ya da kazan-kazan (Win-Win Approach) bakış açısından hareketle kazanıp kazandıracak ve ileriye yönelik, muhtemelen, başarı üstüne başarı elde ederek haklı kazanımlarla iletişim ve etkileşim halindeki muhataplarının da başarı ve memnuniyetine olanak tanımış olacaktır .


Diğer yandan; aynı iş/görev pozisyonu için istekli iki adayın durumunda olduğu gibi, bazı koşul ve şartlarda gerekli olmasına karşın, ihtiyaç, yokluk, inatçılık, başarı saplantısı, aşırı hırs ve menfaat, kurnazlık, ben-merkezcilik veya daha farklı nedenlerden kaynaklanan kazan-kaybet (Win-Lose Approach) yaklaşımıyla, kişi, ‘ben kazanayım; sen kaybet’ görüşü ve genelde güç kullanmak suretiyle, ki bu zaman zaman komplo, fiziksel şiddet, saldırı, psikolojik baskı, tehdit gibi kabul edilemez negatif uç noktalara gelebilmektedir, diğer tarafın ağır veya değil yenilgisine karşılık kendisi başarıya ulaşacaktır. İşte tam bu noktada, akıl ve ruh sağlığı yerinde ortama insandan farklı olarak; insani değerler kolaylıkla unutulup, hiçe sayılabilir ki bu ‘zayıf yönlerini’ bilip geliştirmeyenler kategorisindeki insanın bir diğeri için başarıda engeli ve hayal kırıklığı olmasıdır.


Sırası gelmişken; sosyal iletişim ve ilişkilerde sıklıkla görülen iyi niyet ve güvensizlik kaynaklı çözülmelerin ve dolayısıyla kişiyi yalnızlığa yönelten iletişimsizliklerin temelinde yatan da fırsat kollayan ve şahsi menfaatine odaklı bir insanın bir diğerinin hak ve özgürlüğüne saldırısı değil midir? Unutulmamalıdır ki haksızlık ve kötülük ile ele geçen, aynı şekilde, haksızlık ve kötülükle elden gider.


Özetle; insan, hayatını yaşamış olmak için yaşamaması gerektiği benzeri; insanlığı daha ileriye ve iyiye taşıyabilmek için de olumlu katkılarda bulunmalı ki bu öncelikle ilgi, bilgi, eğitim ve güçlü yönlerini yerinde ve verimli kullanmak yanı sıra zayıf yönlerini saptamak ve iyileştirmek için zaman ve efor harcamayı, destek istemek konusunda cesaretli olmayı, azimle çalışıp çaba göstermeyi şart koşar.

Bu haftaki yazımı yine kendime ait bir dörtlükle bitirmek istiyor ve diyorum ki :


Cehalet ile yanılıp girdiğin kapıdan

Çıkamazsın acı içinde, yaralanmadan

Bir fırsatını yakalar çıkarsan karanlıktan

Nefes nefese aydınlığa

Bir nefes aralıktan sonra

Vakti zamanı gelmiştir anlatmanın

Gördüğün, görmediğin

Kendini bilmemekten kaynaklanan..!

YeşimMatpan


Kaynakça


* Schwartz, David Joseph ( 1996 ) Büyük Düşünmenin Büyüsü -The Magic of Thinking Big- çev. Tanol Türkoğlu; dizi editörü: Doğan Cüceloğlu, Sistem Yayıncılık, İstanbul

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI