• USD 5.6134
  • GBP 7.3018
  • EUR 6.4316

Tercih anında ben kimim? - DOÇ. DR. ASLI BUGAY SÖKMEZ

3 Ağustos 2018 Cuma 11:11

YKS sonuçları açıklandı ve şu günlerde sadece gençlerin değil ailelerin de  gündemindeki en önemli konu üniversite ve meslek seçimi oldu.Tercih döneminde öğrencilerin ve ailelerin sağlıklı tercihte bulunmalarını engelleyen bazı faktörler vardır. Bunların başında akıldışı inançlara sahip olmak veya olumsuz düşünceler gibi bilişsel engeller gelmektedir.

Bir diğer engel ise “öz yetkinlik” olarak tanımlanan kendine güven veya düşük kimlik gelişimi olarak görülmektedir. Bunların dışında doğru tercih yapmamızı etkileyen bir diğer önemli konu ise tercih anında karar verme becerimizdir. Dinklage (1968) bireylerin herhangi bir karar verme süreci ile yüzleştiklerinde farklı stiller kullandıklarını belirtmiştir. Buna göre meslek seçimi sürecinde sekiz karar verici tip aşağıda sunulmaktadır

  1. Planlı. Bu birey, karar vermeye sistematik ve adım adım yaklaşan tarza sahiptir. Bu adımlar şunlardır: Hedef oluşturmak, hedefe varma yolunda yardımcı olacak seçenekleri belirlemek, bu seçeneklerle ilgili bilgi toplamak, aralarından hedefe varma noktasında en uygun görüneni belirlemek ve bu seçeneği uygulamak için gereken adımları atmak . Bu tür karar-verme stiline sahip bireyler sunulan bilgileri genellikle etkin kullanma yetisine sahiptirler. Ancak, bazen de planı aşırı belirlemiş olmaları plana saplanıp kalmalarına ve diğer olası fırsatları kaçırmalarına neden olabilir. Öğrenci sürekli önceki planına bağlı kalması gerektiğini düşündüğü için yaratıcı ve spontan olmaktan uzaklaşabilir. Ayrıca, bu tür bireyler aşırı planlı adımlar nedeniyle mecburi değişiklikler karşısında da zorlanabilirler. Örneğin,ailenin maddi durumu ve öğrenciye eğitimi için sunabileceği imkanlar tercih dönemi sırasında aniden değişebilir. Böyle bir durumda öğrenci değişen duruma adapte olmakta ve yeni plan yapmakta sıkıntı yaşayacaktır. Öğrencilere karar verme sürecinde planlı olmak öğretilmekle beraber dışsal faktörlerin planı bozabilme olasılığı da anlatılmalıdır. Son olarak, sadece dışsal faktörler nedeniyle değil bazen de öğrenci yaşla birlikte değişen ilgi ve zevkleri nedeniyle planını değiştirmek isteyebilir. Örneğin lise son sınıfa kadar avukat olmak isteyen bir öğrenci son yıl psikolojik danışman olmak isteyebilir. Ancak bu durumda çevresi tarafından yadırganma endişesi nedeniyle planına istemeden uymak zorunda kalabilir ve istemediği mesleği bir ömür boyu yapmak zorunda kalabilir. Öğrencilere plan yapmanın hedef değil hedefe giden bir araç olduğu ve istenirse değiştirilebileceği öğretilmelidir. Aileler ve öğretmenlerde bu değişikliklere hazır olmalı ve öğrencilere fırsat vermelidir.
  1. Sıkıntılı. Bu stile sahip olanlar karar vermeye sistematik ve adım adım yaklaşan ama seçeneklerin belirlenmesinde, seçeneklere ilişkin bilgi toplamada ve aralarından birini seçmede zorluk çeken bir tarza sahip olup, karara varamazlar. Bu stildeki karar vericiler için mevcut veri ne kadar çok olursa karar vermedeki zorluk da o kadar artar. Bu tür öğrenciler tercih döneminde bir çok üniversiteyi gezip, bir çok akademisyenle defalarca konuşurlar ve Description: C:\Users\aslı\Desktop\sıkınıtılı.jpg

her türlü sosyal medyadan bilgi toplamaya çalışırlar. Bilgi topladıkça rahatlayacaklarını zannetmelerine rağmen genellikle doğru karar verme kaygıları yükselir. Çünkü bu tür bireyler sadece mekanik bilgilere göre karar vermeye çalışırken kendilerinin ne sevdiğini neye ilgilerinin olduğunu gözardı ederler. Bu öğrenciler tıpkı açık büfede her yemek hakkında detaylı bilgi alırken ya aç kalan ya da fark etmeden çok yiyen kişiler gibidir. Aslında en lezzetli ve faydalı yemek hangisi, yemeklerin yapılışı ve kullanılan yağın çeşidi gibi sorulara cevap ararken kendi canlarının o anda ne istediğini ve vücutlarının neye ihtiyacı olduğunu ıskalamışlardır. Bu öğrenciler tercih döneminde de en ideal olan mesleği seçme telaşına kapılırlar, “ideal olan meslek kendilerine uygun mu? “sorusunu göz ardı ederler. Bu nedenle de hangi mesleğin iyi yanını duysalar o mesleğe yönelirler, hangi mesleğin olumsuz yanını duysalar hemen ondan caymak isterler. Bu öğrencilerin bilgi kaynaklarına ulaşma isteği sınırlandırılmalı ve öğrencinin kendi sahip olduğu olumlu ve olumsuz yanları keşfetmesine yardımcı olarak bu özelliklere uygun mesleğin ne olacağı üzerinde durulmalıdır.

  1. Tepkisel. Bu karar verme stiline sahip olan birey sistematik süreç takip etmeyi bilmez veya sistematiğe değer vermez. Buna karşın çabucak bir seçenek belirler ve başka seçenekler aramakla veya başka seçenekler için veri toplamakla vakit kaybetmez. Bu stile sahip karar vericiler bilgi ihtiyacı hissetmez ve bilgilerin değerini umursamaz. Bu tür karar verme stiline sahip öğrenciler hiçbir üniversiteyi görmeye gerek duymazlar, tercih etmeye çabucak karar verirler ve o meslekle ilgili özellikle de olumsuz bilgilere kulaklarını tıkarlar. Meslekle ya da Description: Image result for öfkeli öğrenciüniversite tercihleri ile ilgili olası bir eleştiriyi kendileri eleştirilmiş gibi hissedebilirler bu nedenle de tercihleri üzerine bilgi almayı ya da yorum yapılmasını istemezler. Fen ağırlı mezun olan öğrencinin aniden TM’den bir tercih yapmaya karar vermesi(örn. Mühendislikten hukuğa yönelmesi) ve bu tercihi üzerine konuşulmasını şiddetle reddetmesi, bu konu açıldığında öfkeli ve tepkisel cevaplar vermesi buna örnek olabilir. Yeni başlayan romantik  bir ilişki, rol model alınan bir arkadaşın ya da öğretmenin önerisi ve bazen de aileyi kızdırmak için de böyle tepkisel kararlar verilebiliyor. Çünkü öğrenci bu kararı ile aniden tüm ailenin tepkisini ve buna bağlı olarak ilgisini kazanmış oluyor. . Bu tür öğrencilerle aile ve öğretmelerin düşünce üzerinden tartışması sadece çatışmak ile sonuçlanacaktır. Bunun yerine izlenecek en iyi yol, öğrenciye ulaşmak için bilgi vermek yerine bilgi almaya çalışmaktır. Öğrenciyle “bana bu tercihini biraz anlatır mısın?”, “Tercih ettiğin üniversitenin olumlu yanları neler benimle paylaşır mısın?”, “ bu mesleği seçmek sana ne hissettiriyor?”, “Tercih etmek istediğin bu üniversiteyi nasıl hayal ediyorsun?” şeklindeki sorularla iletişim başlatılabilir. Bu tür  yargılamadan uzak sorular sormak ve öğrencinin nasıl hissettiğini anlamaya çalışmak öğrencide güven oluşturmak için önemlidir. Güven ilişkisi kurulduktan sonra eğer öğrenci hazır olursa bu tercihinin diğer yanları neler olabilir üzerine bilgi verilebilir.
  2. Sezgisel. Birey seçenekler içinden en iyisini (daha iyi sonuç vereni) planlayarak ya da adımları takip ederek değil, yalnızca tecrübeden ve görmüş geçirmişlikten faydalanarak sezgisel olarak tespit edebilir. Bu tür karar vericiler bireysel hedeflerini çabucak belirlerler ve daha fazla bilgi yerine deneyimlerini ve doğru karar verme yeteneklerini kullanırlar. Bu stile sahip karar vericiler az bilgi ile yetinirler. Bireyin geçmiş deneyimlerini ve iç sesini göz önünde bulundurması sağlıdır, ancak karar almada tek ölçü bunlar olmamalıdır. Çünkü özellikle de geçmiş deneyimler günümüzde hızla değişen koşullara uymayabilir. Bilgileri güncellemek ve daha fazla bilgi kaynağına ulaşmak daha doğru tercih yapmaya yardımcı olacaktır. Örneğin yeni bir isimle açılan bir bölümü, piyasa ve çalışma koşullarını araştırmadan tercih etmek. Ya da piyasa araştırması yapmaksızın telefon alacak birisinin daha önce kullandığı marka telefonun bir üst modeline yönelmesi örnek gösterilebilir. Oysa, başka markalarda daha ileri teknoloji daha ucuza da sunuluyor olabilir. Yani bu kişinin az bilgi nedeniyle yanılma payı olasıdır. Bu öğrencilerin daha çok bilgi kaynağından faydalanarak sezgileri ile bilgiyi harmanlaması daha sağlıklı tercihte bulunmalarına fırsat verecektir.
  3. Uysal. Bu tür karar vericiler kişisel stilleri veya sosyal normları nedeniyle kendileri adına başkalarının karar vermesine izin verirler. Başkalarının topladığı verilere güvenirler. Bu öğrencilerin tercih döneminde öğretmenlerinin ya da arkadaşlarının etkisinde kalma olasılıkları çok yüksektir. Kendileri üniversiteler ya da meslekler hakkında bilgi toplamak yerine başkalarının sözüne güvenerek hareket ederler, bu da yanılma olasılıklarını artırır. Örneğin “ Ayşe avukatların ayda 20 bin TL kazandığını öğrenmiş” ya da “ fizik öğretmenimiz mühendisliklerin artık öldüğünü söyledi” gibi tek kaynaktan gelen bilgiyi olduğu gibi doğru kabul edip ona göre karar verebilirler. Ayrıca uysal öğrencilerin aileleri de “biz tıp istiyoruz” gibi öğrencinin meslek tercihini aile tercihi olarak söyleme eğilimindedirler. Çünkü öğrenci ailenin ya da öğretmenlerin tercihini sorgusuzca doğru kabul etmektedir. Bu öğrencilerin daha çok bilgiye ulaşmaları özendirilmelidir. Ayrıca, bu öğrenciler kendileri hakkında başkalarının görüşlerine kendi görüşlerinden daha çok önem verirler. Örneğin, öğrenci “ben doktor olmak istiyorum ama sınıf öğretmenim bu mesleğin bana uygun olmadığını, mühendisliği  daha kolay yapacağımı söyledi” diyip istemeden öğretmenin tercihine uyabilir. Bu öğrencilere gerektiğinde psikolojik danışman gibi uzmanlardan görüş almanın önemli olduğu ama son kararı verecek kişinin kendisi olması gerektiği aktarılmalıdır. Yoksa öğrenci mutlu olacağı mesleği seçemeyebilir.
  4. Erteleyici. Bu stilde bireyler bir karar verilmesi gerektiğini kabul ederler, ancak korku, veri yokluğu veya güdülenme eksikliği nedeniyle karar vermeyi sürekli ertelerler. Bu stile sahip karar vericiler veri toplamaya veya kullanmaya hazır değildir. Erteleyiciler genellikle tercihi son güne bırakacaklardır. Bunu önlemenin en sağlıklı yolu aile ve öğretmenlerin öğrenciyi bilgi kaynaklarına ulaşmaya özendirmesi, motive etmesi ve eğer gerekirse ona bu süreçte eşlik etmesidir. Erteleyicilerin büyük bir kısmı bu tercihin çok önemli ve tüm yaşamlarını etkileyeceğini düşündüklerinde korkudan da hareketsiz kalırlar. Bu nedenle bu tür korku yaşayan bir öğrenciye bu tercihin değişmez olmadığı, mesleğin de üniversitenin eğer gerekirse zorlukları olmasına rağmen değişiklik yapılabileceği vurgulanmalıdır. Yatay ve dikey geçişlerden bahsetmek öğrencileri bu noktada rahatlatabilir.
  5. Kaderci. Bireyler yaşamdaki olaylar üzerinde kontrolleri olmadığını kabul ederler ve dış güçlerin etkisi altında olduklarını düşünürler. Bu stile sahip karar vericiler bilgi edinmeye veya bilgileri kullanmaya hazır değildir. Kadercileri, hayatlarının kontrollerinin ellerinde olmadığı fikri kısa süreli rahatlatacaktır ama uzun dönemde kadercilik onları umutsuzluğa ve isteksizliğe de sürükleyebilir. Çünkü kendi tercihlerimizi daha çok benimseriz ve bu bize mutluluk verir. Hem kahve hem de çay içmeyi seven birini düşünün. Bu kişi normalde ikisini de içmekten mutluluk duysa da cafede çay sipariş edip garson kahve getirdiğinde ya kahveyi geri gönderecek ya da kahveyi daha az bir mutlulukta içecektir. En küçük ve telafisi olan tercihlerimiz bile bizim kontrolümüzden çıkınca mutluluğumuza gölge düşerken, meslek tercihinde kontrolün bizde olmadığı fikri hayatın bir noktasında büyük hayal kırıklığı ve pişmanlığa neden olabilir. Bu yüzden de seçenekler hakkında bilgi almak ve imkan varken seçme şansını kullanmak önemlidir.
  6. Adeta felç olan. Bu stilde bireyler bir karar verilmesi gerektiğini kabul ederler, ancak sürecin veya sonuçlarının çok korkutucu olduğunu düşündükleri için karar verme yönünde adım atamazlar. Hemen yukarıda özetlenen diğer iki stile sahip karar vericiler gibi bunlar da veri toplamak veya kullanmaya hazır değildirler. Gerçekten de çok veriye (bilgiye) sahip olmaları onları olması gerekenden daha da çok çekingen yapacaktır. Bu tam da gözüne ışık tutulmuş tavşanın donup kalması gibidir. Bu noktada öğrenciler bazen tamamen bu duygudan kurtulma isteğiyle hiç tercih yapmayıp tercih yapmayı gelecek yıla da bırakmak isteyebilirler. Burada öğrencinin duyguları üzerine konuşmak, hemen karar vermesi için baskı yapmak yerine bilgi edinmek için adım atmasına rehberlik etmek gerekir. Bu noktada aileler yerine üniversitede okuyan rol model olacak abi-ablalarla biraraya gelmek öğrencinin sorularını daha rahat sormasına yardımcı olabilir. Yani lütfen çocuğunuzun gözüne ışık tutmayınız!

Anlaşılıyor ki öğrenciler kendi değer ve öz-yetkinlikleri hakkında değişik inanç düzeylerine ve karar-verme stillerine sahipler. Öğrencilerin kendi karar verme stilini fark etmesi tercih döneminde çok faydalı olacaktır. Bu noktada “sıkıntılı”, “tepkisel” ve “adete felç olan” olarak adlandırılan karar verme stiline sahip öğrencilere psikolojik danışma yardımı alarak planlı karar verme stilinin öğretilmesi daha sağlıklı tercihte bulunmalarına yardımcı olacaktır.

Karar verme stili üzerinde kültürel etkiler bulunduğu bilinmektedir. Örneğin çoğu Batı ülkesinde olduğu gibi bireyselci kültürlerde çoğu aile çocuklarına adım-adım uygulanan planlı karar verme yaklaşımını öğreterek, kendilerine fayda sağlaycak sonuç getirmesine yönelik olarak bilinçli karar verme olasılıklarını artırmayı amaçlarlar.  Diğer taraftan kısmen bizim ülkemizin de dahil olabileceği kollektif toplumlarda ise ailelerinin veya işbirliği içinde olduğu grubun (okulunun, öğretmenlerinin) refahını ön planda tutup, kendi bireysel hedef ve çıkarlarını ikinci dereceye atan karar vericileri değerli bulunmaktadır. Mesela, öğrenci sırf öğretmenlerini ya da okulunu hayal kırıklığına uğratmamak için kendi istemediği halde onların beklentisine uygun meslek ya da üniversite tercihinde bulunabilmektedir. Günümüzde yaygın olarak mühendislik isteyen öğrenciler tıbba, PDR isteyen öğrenciler ise hukuk bölümüne yönlendirilmektedir. Bu nedenle tercih döneminde görev yapacak olan psikolojik danışmanların alınan kararların neden ve nasıl alındığı üzerinde kültürel etkilerin olduğunu ve bu kültürel farklılıkların dikkate alınması gerektiğinin farkında olması gerekmektedir.

Günümüzde birçok meslek grubunun meslek danışmanlığı hizmeti verdiği görülmektedir. Ama şu da bir gerçek ki diğer kişisel yardım meslekleri olan psikoloji, sosyal hizmetler ya da psikiyatristlerden farklı olarak PDR mezunları lisans eğitiminde aldıkları “mesleki rehberlik ve kariyer danışmanlığı” dersleri nedeniyle tercih danışmanlığını yapabilecek en iyi donanıma sahip tek meslek gurubudur. Bu nedenle lütfen çocuğunuzun geleceği ile ilgili danışırken danıştığınız uzmanın daha önce hiç kariyer danışmanlığı dersi aldı mı? bu alanda uygulamaları oldu mu? diye bilgi alın. Herkese sağlıklı bir tercih dönemi dilerim.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI