Çok çalışmam lazım anne! - HALİL İBRAHİM ERTİK

28 Eylül 2018 Cuma 11:06

Ebeveyn ve öğretmenlerin, öğrencinin başarılı olması için beklentisi hatta zorlama cihetinde isteği, öğrencinin "derslerine çok çalışmak" yönündedir. İstek çok çalışmak olunca başarısızlık söz konusu olduğunda, "az çalışmak” “yeterince çalışmamak" kusuru ortaya çıkarılmaktadır. Oysa gerekli olan "çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak “etkili çalışmaktır.

Verimli ve etkili ders çalışma, öğrencinin kapasitesine, ilgi ve algı yollarına bağlıdır. Sorumluluk sahibi olmaya, olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan durumlar ve alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Bu arada “öğrencinin kapasitesi ya da kavrayabilme yeteneği ve süresi” deyince bütün veliler tabi anne baba olarak yetersiz kapasite teşhisini hemen kabullenmeyebilir. Kavrayabilme yeteneği çocuktan çocuğa farklılık göstermesi gayet doğaldır.

Bir örnek vermek gerekirse, bir masanın üstünde birçok tabak, çatal-bıçak, tuzluk v.s malzeme olsun. Bunları diğer masaya taşıması için iki öğrenci seçelim. Biri elinin-kolunun aldığı kadar alıp diğer masaya götürüyor. Tekrar tekrar bu işlemi birden çok kez yapıyor. Diğer öğrenci ise bir büyükçe tepsi getiriyor, masadakilerin tamamını tepsiye alıp diğer masaya götürüyor. İkisi de aynı işi yapıyor. Fakat birinci öğrenci bu iş ile daha uzun süre meşgul oluyor. Şimdi “birinci öğrenci daha çok çalıştı, daha başarılı oldu” diyebilir miyiz? Peki “ikinci öğrenci daha kısa sürede bitirdi daha az çalıştı” diyebilir miyiz? Kapasiteyi buradaki tepsiye benzetebiliriz. Birinci öğrencinin tepsisi olmaması suç değil. Konuyu kavrayabilmesi için biraz daha fazla tekrar yapması gerekecektir. Başkasının çocuğu daha kısa sürede kavrıyor diye çocuğunuzun daha başarısız olacağı endişesine kapılmak yersiz olacaktır.

Etkili ve verimli bir ders çalışma için her öğrenciye özel “Yaşam Programı” gerekmektedir. İçerisinde yemeğin, uykunun, eğlencenin, seyahatin, bireysel ihtiyaçların olduğu bir yaşam programı. Saati şahsen ben benimsemiyorum. Hatta dakikaya gülüyorum. “sabah 7:30 kalkış, 7:40 kahvaltı, 8:10 – 9:30 Matematik…” vesaire vesaire. Yani sabah mutfakta tüp bitmiş olsa program şaşacak. Gün içerisinde yapması gereken ders, ödev ve hazırlık yükümlülüğünü belirten, “bugün” kavramını ben, daha çok sorumluluk kazandıracak bir zaman dilimi olarak algılıyorum. Sabah kalkınca göreceği derslere sadece merak uyandırıcı küçük bir hazırlık, lavabo, forma giyme ve kahvaltı için yetecek zaman kadar önce uyanmalı çocuk.

Okuldan gelince gördüğü derslerin tekrarı ve o gün ki yapması gerekenleri sıralayan bir program. Cezalı olmalı. Sorumluluk Cezası. Diğer bir şekliyle “üçüncü gün yok” cezası.. Nasıl bir ceza bu? Cevap vereyim hemen: Bugün yapması gerekeni yapmadı, ya da eksik yaptı. Yapmadığı kadar bir gün sonraya ekleme yapmaktır bu ceza. Bir sonraki gün bir önceki günün borcunu ödemek ağır gelecektir. “Yarına bırakmayayım, ötelemeyeyim” sorumluluğunun oluşması için de daha sonraki güne asla bırakmaması için anne ve baba olarak özveri göstererek yönlendirmeniz, “bak kendi geleceğinden bir gün kredi kullandın. Bu krediyi geri ödemen gerekiyor. Üçüncü günkü görevlerinle önceki iki günlük görevlerin birleştirirsen altından kalkamazsın” gibi telkinlerle iki günlük programını bitirip, “üçüncü gün yok” demelisiniz. Onları, yönlendirirken “Zor”un tanımı ile yönlendirmenizi pekiştiriniz.

Zor: Zamanında yapmamız gerekip de, yapmadığımız kolay şeylerin birikmesiyle oluşur. Örnek veriniz; anne, iki bardağı yıkayıp kaldırmazsa üstüne tabaklar gelir, üstüne tencereler, başka bardaklar gelir. İşte zor olan budur.

Kolay ve neşeli bir program çok önemlidir. Öğretmenlerinin ve ebeveynin takip etmesi daha da önemlidir.  Hem öğrenci hem öğretmen ve ebeveyn açısından etkili bir takip ile ilgili yıllar önce öğretmen arkadaşlarımdan, öğrencilerin derslerin muhasebesini tutmalarını istemiştim. Nedir dersin muhasebesini tutmak? Anlatayım.

Çok yıl önce bir gün bir öğrencinin yanına gittim.

-Cebinde kaç liran var yavrum? diye sordum.

-12 milyon liram var öğretmenim dedi. (o zaman paradan altı sıfır atılmamıştı tabi)

-Sabah gelirken kaç liran vardı? Dedim

-20 milyon liram vardı. Dedi.

8 milyon lirayı ne yaptığını sorunca işte 2 ini şuna, 3 ünü buna diye açıkladı.

Ben içeri geçip ajandama bunları not aldım. Bir hafta sonra aynı çocuğun yanına ajandamla gidip:

-Yavrum geçen hafta Çarşamba günü bana 8 milyon lira harcadığını söylemiştin. Kantinden neler almıştın söyler misin?

Tabi ki çocuk hatırlamadığını söyledi. Birlikte banka oturduk ve ajandamın o günkü sayfasını açtım. Tek tek inceledik.

Şimdi sana başka bir soru sorayım. Geçen hafta matematik dersinde neler oldu. Yani neler oldu dan kastım, ne işlendi, ne soruldu, ne anladın, ne anlamadın.. dersten sonra ne kadar soru çözerek konuyu pekiştirdin... bu çözdüğün sorulardan kaç yanlışın vardı, konu anlatımlarından bakıp tekrar bu yanlışlardan eleyebildin mi. Bu şekilde de eleyemediklerini öğretmenine getirip çözmesini istedin mi.. bir anda söyleyemedi tabiî ki. Fakat geç de olsa söylediklerinin tam olmadığını o da biliyordu.  Ve “bugün” kavramı o gün çıktı. Biz o gün Dersin Muhasebesini tutmaya başladık. Ve yıllarca, ilkokuldan üniversiteye hatta KPSS adayı öğrencilerle birlikte dersin muhasebesini tuttuk.

Üzerinde günü ve tarihi gösteren bir ajandası olsun istedim öğrencinin.. Ajandanın ilk sayfasında haftalık programı olsun. Her güne ait sayfanın yarısına, ajandanın başındaki programdan beslenerek o gün yapacaklarını yazsın. Sayfanın diğer yarısına da yaptıklarını yazsın. Gelir ve gider yani yapacakları ile yaptıkları birbirini sıfırlıyor ise bir gün sonraya aktarılacak bir kasa yok. Fakat eksikleri var ise yukarıda program cezalı olsun diyerek bahsettiğim paragraftaki gibi eksikler, bir sonraki sayfanın yani günün yarısına yazacağı yapılacaklar kısmına eklensin. Çocuğun bir ajandaya dersin muhasebesi ile ilgili yazma süresi en fazla üç dakika. Ama kendisinde kalma süresi bir ömür. Yıllar sonra bile kendisinde sürekli tebessüm hali kılacak, anılarla dolu her yıl bir ajanda.

İşte bu ajandanın ilk sayfasına yazacağı program etkili, verimli ve neşeli olduktan sonra başarı kaçınılmaz olacaktır. Bütün bunları destekleyecek, etkili bir çalışma alışkanlığı için öncelikli amaç belirlemek gerekir. Ve çalışmalar bu amaca yönelik olmalıdır. Günlük plan yani ajandanın ilk yarısı belirlenmezse birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışılması gerektiğinde hangisinden işe başlanmalı sorunu ortaya çıkacaktır. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışma durumunda, derslerden her birinin yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine öğrencinin kendini tümüyle vermesini engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine geçmesine neden olacaktır.

İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.

Ders çalışma öncesinde ve/veya sırasında çalışmayı az-çok-pek çok etkileyecek olan, yorgunluk, uykusuzluk, korku, öfke, kaygı, heyecan, endişe, aile içi sıkıntılar, ağrı, sızı, açlık, aşırı tokluk, rahatsız edici sıcak veya soğuk fiziki şartlar, acele etme, araç ve gereçlerde eksiklik gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir. Zorlamanın bir anlamı yok. İsteksiz ya da huzursuz bir ortamda ya da durumda çalışma masasının başında boşuna zaman geçirmeye zaten çalışma demiyorduk. Varsın bu sıkıntıların giderileceği ânı beklesin. Gün biterse kredi borcu yarına sarkacak çünkü.

Günlük uyguladığı, tekrarını ve muhasebesini hatta zaman ilerledikçe muhakemesini yaptığı yaşam programı içinde yer alan ders çalışma dışında kalan zamanlarda kaliteli tembellik yapsınlar çocuklarımız. Yaz tatilinde alıştığı elektronik oyunlar, bilgi ve bilim temelli oyunlara dönüşebilir okul günlerinde. Lavaboda uzun zaman geçiriyorsa klozette otururken İngilizce speaking dersleri dinleyebilir mesela. Kitap okumayı serviste ya da toplu taşıma araçlarında yapabilir okul yolunda.. Yemek masasında önüne koyduğunuz servis altlığı Türkiye fiziki haritası ya da madenler, göller, akarsular haritası olabilir mesela. Bu anlamdaki hamleleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

Çocuğunuza çok çalış diyerek yapacağınız şey, o na çokça “çok çalış” demek olacaktır. Önemli olan çocuğunuzun çok çalışmam lazım anne! Demesi. Onun çok kavramı ile sizin çok kavramınız aynı olmayabilir. Dolayısıyla notlarını alan tekrarlarını yapan, eksik ve fazlalarını bilen hatta yukarıda ki tavsiyeleri uygulayıp dersin muhasebesini tutan, kendine ve çevresine eksiklerini bildiren bir öğrencinin başarısını şimdiden alkışlayın derim.

Halil İbrahim ERTİK

Altıneller Okulları Genel Koordinatörü

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI