Çocuğunuz artık üniversiteli, siz buna hazır mısınız? - DOÇ. DR. ASLI BUGAY SÖKMEZ

28 Eylül 2018 Cuma 11:07

Çocuğunuz uzun bir eğitim yolculuğunun sonunda önemli bir dönüm noktası olan üniversite hayatına başlıyor. Umut ve heyecanla başladığı bu yolculukta aslında onu birçok zorluk da bekliyor. Peki bu süreçte siz neler hissediyorsunuz ve ona nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Vedalaşma stresine girmeyin ama güzel bir uğurlama yapın: Çok klişe ve gerçek olarak vedalaşmayı birçok kişi sevmez. Çünkü vedalaşma sevdiklerimizi kaybetme korkusunu beraberinde getirir. Bu nedenle bu strese girmeyin. Onunla ilişkinizi güncellediğiniz ve onun yeni halini tanıma cesaretini gösterdiğiniz sürece aranızda ki bağın kopmayacağını unutmayın. Bu nedenle vedalaşmak yerine onu yeni hayatına güzel dileklerle uğurlayın. Güzel bir uğurlama yemeği ile tüm sevdiklerini bir araya getirmek iyi bir başlangıcın kapılarını aralayabilir.

Çocuğunuzun duygularına kulak verin: Yeni hayatına başlarken çocuğunuzun olumlu duygular kadar olumsuz duygulara kapılmasının da normal olduğunu bilin ve onu yatıştırmak ya da yargılamak için değil, anlamak için dinleyin.  Özellikle size kaygı ve korkularını açan bir çocuğa, kendi kaygı ya da öfkenize yenilerek “ama bunu sen istedin “demeyin. Bunun yerine siz de kendi düşünce ve duygularınızı onunla içten bir şekilde paylaşın.  Ne çocuğunuzun ne de kendi duygularınızın önemini azaltın ve ne de bunları görmezden gelmeye çalışın. Sizin için zor da olsa, koşulsuz bir şekilde onun yanına olun.

Bağlı ama bağımlı olmayın: Üniversite yaşamının en önemli işlevlerinden biri de çocuğunuzun bağımsızlığını kazanmasıdır. Sizle ilişkisinde her şeyi size sorması yerine, ona sağlıklı inisiyatifler verin. Her an sizin onayınıza ihtiyaç duyması ilerde iş ve evlilik hayatında da benzer ilişkiler kurmasına ve sorunlar yaşamasına neden olacaktır.

Yeni hayatını görün: Çocuğunuzun yeni hayatını oluşturan şehri, üniversiteyi, ev ya da yurdu mutlaka görmeye çalışın. Eğer gidemiyorsanız bile resimlerini isteyin. Bunu çocuğunuzu kontrol etmek için değil, yaşadığı yeni hayatın onu değiştireceğini, geliştireceğini bilerek onu tanımak ve aranızdaki bağı güncelleyebilmek için yapın.

Odasını değiştirmeyin: Eğer imkânınız varsa en azından ilk dönemin sonuna kadar odasını olduğu gibi tutun. Üniversitenin ilk dönemi sınavlar, yeni arkadaş edinme stresi ve yeni yaşama uyum sorunları nedeniyle zorluklarla geçmektedir. Bu dönemde çocuğunuzun güvenli bir evi ve ona ait bir odası olduğunu bilmesi kendini iyi hissettirecektir. Ona ihtiyaç duyduğunda gelip kalabileceği güvenli bir liman saklayın!

İlişkinizin renk değiştirmesine hazır olun: Çocuğunuz artık üniversite hayatı ile birlikte gelişimsel olarak “beliren yetişkinlik dönemine” geçiş yaptı.  Yani artık karşınızda bir çocuk ya da ergen yerine bir yetişkinin belirmeye başladığını unutmadan ilişkinizi tekrar buna göre düzenlemeye çalışın.  Bu dönemin isminden de anlaşılacağı gibi çocuğunuz artık ergen değil ama henüz tam bir yetişkin de değildir. O yüzden hatalarını, yanlışlarını zaman zaman çocuksu tavırlarını hoşgörü ile karşılayın. Özellikle yeni bir şehre okumaya giden öğrencilerin bazıları tıpkı kreşe başlamanın ilk günleri gibi yeni ortama uyum sürecinin yarattığı kaygı ve endişe nedeniyle kararını sorgulayabilir, hatta aniden evine geri dönmek isteyebilir. Bu durumdayken onun duygu düzenleyicisi olarak siz sakin kalın ve çocuğunuzun kararını sorgulamayıp bir süre bu yeni hayatı deneyimlemesi için cesaretlendirin. Örneğin, ilk kez ailesinden ayrılan kaygısı yüksek olan ve hemen eve geri dönmek isteyen bir çocuğa “tamam bir ay orayı sorgulamadan sadece deneyimle, üniversiteli olmanın ve yeni hayatının keyfini çıkar, kararını ilk ayın sonunda tekrar konuşuruz” diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuz dönülmez bir yola girildiği endişesinden kurtulup daha sağlıklı karar verebilecektir. Ayrıca beliren yetişkin olan çocuğunuzun bu çocuksu davranışlarına şaşırıp “acaba hazır değil mi?” diye düşünmeyin. Bir gecede çocuğunuz hem akademik hayatını, hem öğrenci evi ve yurt yaşamını, beslenmesini ve maddi konuları düzenleme yetisini kavuşup “üniversiteli” olamaz. Tüm bu becerilerin ancak ve ancak tecrübe ve zamanla öğrenilebileceğini unutmayın.

Lisedeki akademik başarıyı beklemeyin: İlk yıl akademik başarının en düşük olduğu dönemdir. Çünkü çocuğunuz hem değişen akademik beklentilere hem de yeni bir sosyo-kültürel yapıya alışmaya çalışırken zorlanması ve başarısının sekteye uğraması olası ve bir o kadar da doğaldır. Bu süreçte ona karşı sabırlı ve anlayışlı olun.

Boş yuva sendromu: Boş yuva sendromu, yalnızlık, yas, amaçsızlık gibi anne-babaların çocukların eğitim, iş ya da ilişkileri yüzünden evden ayrıldıklarında ortaya koydukları semptomların toplamını anlatan bir sendromdur. Ebeveynlerin çoğunun esasında çocukları artık onların bakımına ihtiyaç duymayıp kendi hayatlarını kurmaya başladıklarında mutlu olmaları beklenirken, yönsüzlük, amaçsızlık, kaybolmuşluk ve yalnızlık gibi çok çeşitli duyguları yaşayabilirler. Bu durum özellikle bakım verme işini hayatının tek anlamı olarak tanımlayan ebeveynlerde, evlilikte tatminsizlik yaşayan bireylerde ve tek çocuklu ailelerde daha çok görülmektedir. Çocukları evden ayrılan ebeveynlerde yalnızlık, soyutlanma, kaygı veya panik, aşırı yas, ilgisini kaybetme ve genel bir amaçsızlık görülebilmektedir. Bu tür duygular sekiz haftadan uzun sürdüğünde mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Aksi takdirde evliliklerin tehlikeye girdiği durumlara rastlanabilmektedir.

Affedin/af dileyin ve yeni bir sayfa açın: Çocuğunuzla aşağı yukarı 18-20 yıllık bir ilişkiniz var. Bu süreçte hem siz hem de o değişti. Onu büyütürken iyi anılarınız kadar olumsuz deneyimleriniz de olmuş olabilir. Tüm bu süreçte 100 birim deneyiminiz olduğunu düşündüğünüzde eğer bunun %70 i olumlu ve %30 u olumsuz ise gayet sağlıklı bir ilişkiniz var demektir.  Ama %30’luk olumsuz yaşantılar bile bugünkü mutluluğunuzu gölgeleyebilir, içinizde öfke, kızgınlık ya da pişmanlık yaratabilir.  Şimdi tam da çocuğunuzu yeni hayatına uğurlarken onu kaybetme korkusu duyabilirsiniz.  Karşılıklı hatalar yapılmış, bazen telafisi yapılmadan ve gönül alınmadan olayların üstü örtülmüş olabilir. Çocuğunuz ta ilkokulda iken ve siz de henüz deneyimsiz bir ebeveyn iken yaptığınız hataları tam da bu yeni sürece başlarken arkanızda bırakmanız bu dönemde çok işlevsel olacaktır.  Bunun için yaptığınız hataların sorumluğunu alın, olayları o dönemin koşullarına göre değerlendirin ve çocuğunuzdan öncelikle siz af dileyin. Çünkü ona bu konunda model olması gereken kişi yine sizsiniz. Onun da çocukken ya da ergenlik döneminde yaptığı hataların çocuğunuzun gelişimsel dönemine has bazı nedenlerden kaynaklanabileceğini hatırlayarak onu affedin ve bunu ona söyleyin. Affettiğinizi söylediğiniz konuları da artık geçmişte bırakarak çocuğunuzun yeni bir insan olmasına fırsat verin. Sürekli geçmişte yaptığı hataları hatırlattığınız birinin kendini değiştirmeye cesareti olmaz. Unutmayın ki geçmişi değil ama geçmişe dair algılarınızı değiştirebilirsiniz. Ama bunun için çaba sarf etmeli, gerekiyorsa af dilemeyi ve affetmeyi de bilmelisiniz.

Son olarak, çocuğunuza verdiğiniz emekler ve fedakârlık için kendinizi ve eşinizi tebrik edin. Yapamadıklarınız için kendinizi, eşinizi ve çocuğunuzu suçlamak ile zaman kaybetmek yerine “şimdi ve burada” oluşturabileceğiniz güzel anılara odaklarının ve okul hayatı ile gelen yeni deneyimleri teğet geçmeyin. Herkese keyifli bir akademik dönem dilerim =)

Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez kimdir?

Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez lisans eğitimini Ankara Üniversitesi’nde, doktora eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladı. Florida State Üniversitesi Aile Enstitüsü’nde araştırmacı olarak “sağlıklı romantik ilişkiler” ve “affetme” konularında çalışmalarda bulundu. “Türkiye’de kadına yönelik tutum ve nedenleri” başlıklı araştırması ile Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM) Proje Ödülünü kazandı. Portekiz’de düzenlenen Information Integration Theory and Functional Measurement Konferansı’nda en iyi sunum ödülüne layık görüldü. Ayrıca Aslı Bugay Sökmez ‘in, kayıp ve yas terapisi ve aile ve evlilik terapisi alanlarında uzmanlıkları bulunmaktadır. Şu an ODTÜ Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programında öğretim üyesi olarak görev yapan Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez affetme, ruminasyon, eşli ruminasyon ve okul ikliminin psikolojik etkileri konularında ülkemizde öncü çalışmalar yapmaktadır.  

Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez

ODTÜ Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Koordinatörü

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI