'31 Mart akşamı hedefimize ulaşacağız'

'31 Mart akşamı hedefimize ulaşacağız'

Adalet ve Kalkınma Partisi Adana İl Başkanı Avukat Fikret Yeni, yerel seçimde de yapılması düşünülen Cumhur İttifakı’nın  mevcut sistemle zor olacağını belirterek, “Henüz adı konmamış, kesinleşmemiş, henüz şartlar oluşmamış bir ittifaktan bahsetmek çok doğru olur mu? Teşkilat olarak bizim haddimizi aşma olarak addediyorum” dedi.


'31 Mart akşamı hedefimize ulaşacağız'

“31 MART AKŞAMI HEDEFİMİZE ULAŞACAĞIZ”

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi İnci Gül ve Yönetim Kurulu Başkanı Adem Aköl, AK Parti Adana İl Başkanı Av. Firket Yeni’yi ziyaret etti. Ziyaret esnasında Gazette Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan, Adana’yı, AK belediyecilikle tanıştırmayı hedeflediklerini kaydeden Av. Fikret Yeni, daha önceki yerel seçimde alamadıkları ilçelerde 24 Haziran Genel Seçimlerinde birinci parti çıktıklarını hatırlatarak, “İlçelerimize uygun adayları tespit etmek suretiyle başarılı bir seçim çalışması yaparak, o ilçelerimizde 31 Mart akşamı inşallah hedefe ulaşmak” diye konuştu.

“YEREL SEÇİMLERDE ADAY OLMAYACAĞIM”

Başkan Yeni, “Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna ise, “Ben, bu soruyla çok muhatap oldum. 1 Nisan’da teşkilatın başında kalmayı taahhüt etmiş, teşkilatlarımızın çalışmasına refakat etmeyi kabul etmiş birisi olarak, benim aday olmam nezaketen kabul edilebilir birşey değil. Ama siyasi büyüklerimiz, Genel Merkezi’mizin ortaya koyacağı herhangi bir fikir, tespit, takdirleri olursa da bir teşkilatçı olarak hazırım” şeklinde yanıt verdi.


AK Parti Adana İl Başkanı Av. Yeni:

31 Mart akşamı hedefimize ulaşacağız

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi İnci Gül ve Yönetim Kurulu Başkanı Adem Aköl, Adalet ve Kalkınma Partisi Adana İl Başkanı Avukat Firket Yeni’yi ziyaret etti. AK Parti İl Başkanı Yeni, ziyaret esnasında kamuoyunun merak ettiği sorulara da yanıt verdi.

İşte Fikret Yeni röportajı;

Yerel seçim startı verildi. 24 Haziran Seçimlerinde AK Parti ve MHP Cumhur İttifakı yapmıştı. Yerel Seçimlerde de yapılması gündemde. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

Cumhur İttifakı’nı siyasi bir harekette birliktelik olarak addetmemek lazım. Benim kişisel kanaatim; Cumhur İttifakı, milli bir duruşun arkasında durma. Sayın Cumhurbaşkanımızın duruşu Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli tarafından takdir edildiği için, sayın Cumhurbaşkanımızın duruşunun, sayın Cumhurbaşkanımızın yönetim şeklinin ülkemize gerekliliği noktasında, MHP’nin ‘Evet, bu doğrudur’ demesinden dolayı oluşan bir birliktelik. Ortak en önemli gaye de ülkenin, devletin büyümesi, güçlenmesidir. MHP’de baraj sorunu yokken, aday çıkarmayıp destek vermeleri, ülkenin ihtiyacı olan bir noktada 15 Temmuz gibi hain bir darbe kalkışmasıyla saldırı yapanların, şimdi de ekonomik anlamda ortaya koydukları saldırı karşısında birlik ve beraberliğin varolmasının gerekliliği ile alakalı bir durumdu. Bunu siyasi bir hareketlenme, siyasi bir birliktelik olarak değil de, ülkenin bekası, devletin güçlenmesi için vatandaşların birlik ve beraberliği anlamında algılamak lazım. Cumhur İttifakı vatandaşların bir olması, devlete güç vermesi anlamında lazım. Yerelde, belediyecilik anlamında vs. bunlar bizim işimiz değil. Biz, teşkilatız. Bizim teşkilat olarak içinde bulunduğumuz, mensubu olduğumuz siyasi parti ile vatandaşlarımızın o gönül köprüsünü, o bağı, o hemhal olmayı gerçekleştirme noktasında gayret göstermemiz lazım. Siyasi anlamda birlikteliği noktasında, Genel Merkezi’mizin yetkililerinin açıkladığı bir ittifak varlığı değil, bir ittifakın olabileceği noktasında. Henüz adı konmamış, kesinleşmemiş, henüz şartlar oluşmamış bir ittifaktan bahsetmek çok doğru olur mu? Teşkilat olarak bizim haddimizi aşma olarak addediyorum. Sahada zaten sayın Cumhurbaşkanımızın duruşu, ülke yönetimi noktasındaki o teveccühü AK Parti’nin seçmeninde olduğu kadar diğer siyasi partilerin seçmenlerinde de var. Hatta ve hatta teröre bulaşmamış, terörü desteklemeyen her türlü seçmende, “Cumhurbaşkanımız bu dönemde olmasaydı, ülkemizi yerle yeksan edebilirlerdi” kanaati var. Yerelde zaten CHP ve HDP arasında bir ittifak gerçekleşmiş ama seçmen bunu dinlemez. Yerelde biraz daha spesifik, biraz daha lokal düşünceyle hareket edip, kendisini yönetecek insana ulaşılabilirlilik, birlikte yaşadıkları ilin eksikliklerini, ihtiyaçlarını giderilmesini gönülden sağlayacak insanı isterler. Siyasal açıdan her ilçeye göre değişecek seçmen tercihlerinde çok etkili olacağı düşüncesinde değilim. Çünkü yerelde, adaya göre tercih ortaya konuluyor. Eğer işin ehliyetliğini ortaya koyabilecek, o gönüldaşlığı ortaya koyabilecek bir aday profili değilse, vatandaş gidip oyunu sandıkta kullanırken, biraz daha hizmet bazlı, biraz daha kendi ulaşılabilirliliği noktasında bir kanaate göre karar verir diye düşünüyorum.

Sizin de bildiğiniz gibi belli başlı Büyükşehirlerde ittifak yapılacağı konuşuluyor. İttifak olursa uygulaması nasıl olur?

Mevcut sistemde çok zor. Bir AK Parti üyesi, bir MHP üyesi bir vatandaşa, şu adaya modumod oy vermesi olmaz. Bu adayın kimliği ile bir sonuç ortaya koyacaktır. Genel siyasette ülke menfaati birdir. Şimdi biz şunu söyleyebilir miyiz; vesayet kısmi de olsa devam etsin. Vesayetin tümüne karşıyız. Sayın Cumhurbaşkanımız vesayeti toptan red ediyor. Burada esneklik konulacak bir durum yok. Bunun için genelde İttifakı oluşturmak mümkün. Bunu genel seçimlerde gördük. Yerel seçimde uygulanması noktasında tereddütüm var.

Peki siz, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmayı düşünüyor musunuz?

Ben, bu soruyla çok muhatap oldum. 1 Nisan’da teşkilatın başında kalmayı taahhüt etmiş, teşkilatlarımızın çalışmasına refakat etmeyi kabul etmiş birisi olarak, benim aday olmam nezaketen kabul edilebilir birşey değil. Ben teşkilatçıyım. Aday değilim, aday da olmayacağım. Ama siyasi büyüklerimiz, Genel Merkezi’mizin ortaya koyacağı herhangi bir fikir, tespit, takdirleri olursa da bir teşkilatçı olarak hazırım.

Peki, aday olmasını düşündüğünüz bir isim var mı?

Yok, hayır. Teşkilat olarak bir yere angaje olmak doğru değil. Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır misali... Her yere talipler çıkacak. Bizim bu adaylara aynı mesafede olmamız halinde teşkilata zarar veririz. Hem seçmenimizi, hem kendi insanımızı kaybederiz. Bu çerçevede, biz kesinlikle ve kesinlikle şu kişi aday olsun gibi bir tasarrufumuz yok. Kafamda herhangi bir adayım da yok, bu benim işim de değil.

Büyükşehir’i hizmet noktasında ileriye götürebilecek bir isim var mı?

Yok, biz teşkilatız. Adana, sorunlar yumağı içinde boğuşan bir il olması, çözüme muhtaç çok fazla sorunu olması çerçevesinde gelecek olan belediye başkanımıza ‘Allah yardım etsin’ diye dua ederiz. AK Parti’de görev almış, AK Parti kimliğiyle birçok adayımız vardır bunu yapabilecek. Bireysel anlamda, ‘şu kişi olsun’ diye düşündüğüm hiçbir aday yok.

Adana’yı AK belediyecilikle tanıştıracağınızı söylemiştiniz. Bu seçimde bu hedefinize ulaşabilecek misiniz? İlçelerde sonuç nasıl olacak?

Hedefimiz bu. Mahçubuyetimiz var. Kendimize sözümüz var. Bunu yaparken tabiki noktasal lokal bir siyasetin unsuru olarak ilçe belediyeler de hedefimiz. Aslında yerel seçimlerde alamadığımız bazı ilçelerimizde genel seçimde ciddi oranda oyumuzu artırdık. Biz istiyor ve hedefliyoruz ki, o ilçelerimizde vatandaşlar zaten AK Parti’ye karşı olan teveccühlerini ve güvenlerini ortaya koymuşlar. Biz de vatandaşlarımızın güvenini boşa çıkarmayalım. Vatandaşlarımızın gönlünden geçen, vatandaşlarımızın teveccühüne mahzar olacak, vatandaşlarımıza hizmet gönüllüsü olan belediye başkan adaylarımızı bulalım ve vatandaşlarımızın artık taleplerinde noktayı koyalım. Çünkü şu anda ilçeler AK Parti ile yol yürüme noktasında... 13 ilçemizde çok net bir irade. Bu net iradenin karşılığında bize düşen o ilçelerimize uygun adayları tespit etmek suretiyle başarılı bir seçim çalışması yaparak o ilçelerimizde 31 Mart akşamı inşallah hedefe ulaşmak. O ilçelerimizde eksik olan hizmeti, daha iyi hizmeti, insanca yaşamanın gerektirdiği hizmeti, yaşanabilir ilçelerin tesisi noktasındaki belediyeciliği kurmayı hedefliyoruz. Bu ilçelerimizi kazanıp, nihai hedefimiz olan Büyükşehir’de de böyle bir hedefimiz var. Genel Merkezimizin aday belirleme kriterleri içerisinde, vatandaşlarla yapılmış yüzyüze anketler, vatandaşlarla telefonla yapılmış anketler, kanaat önderlerinin fikirleri ve nihayetinde teşkilatlarımızın fikirlerini alarak, masaya yatırıp, vatandaşın sevdiği ve bildiği, belediye başkanlığı ehliyetine sahip kişiyi tespit etme. Biz de teşkilat olarak, karar mercii Genel Merkezimizi sağlıklı bilgilendirip, saf, yalın, temiz bilgilerle onların alacağı karara katkı koymak istiyoruz. Şu anda yegane hedefimiz bu.

Sizce Adana’nın en büyük sorunu nedir?

Adana’nın en büyük sorunu varolan birliktelik kültürünü, tarihimizden kaynaklanan zenginliğimizi yaşayamamak. Adana’nın güneyine gittiğinizde harikulade doğası, denizi, en verimli tarım arazileri, kuzeyine gittiğinizde harikulade doğası, batısına gittiğinizde Kar sporlarının yapıldığı, doğusuna gittiğinizde çok ciddi kültürel zenginliklerinin olduğu bir şehir olmasına rağmen bir başka yerde olmayacak güzellikte bir şehrin fakirleşmesi gerçekten vebal. 1970’li yılları hatırlarım; filmlere konu olan pamuk ağalarını... Ne oldu da, sanayisinde, tarımında gerileme oldu? Eğer siz yatırımların önünü kapatıyorsanız, istihdamın önünü kapatıyorsunuz. İşsizliğin, mutsuzluğun önünü açıyorsunuz.  Aç insan mutlu olamaz. İstihdam konusunda alanlar yaratmak yerel yönetiminden tutun, bu şehrin bütün dinamiklerin boynunun borcu iken siz yerel yönetimler olarak istihdamı sağlayacak unsurları veya aileleri veya şirketleri, siz onların kaçmasına yol açacak işlemlerle kaçırıyorsanız vebal altındasınız. Bu şehir bu zamana kadar böyle yönetildiği için bu şehirde yatırımlar kaçtı. Ben, bu noktada sayın Valimiz Mahmut Demirtaş’a teşekkür ediyorum. Adana’ya atandığı günden bu yana bir Adanalı gibi Adana’nın hassasiyetleri noktasında çok ciddi ve özverili çalışmalar yapıyor. Sağolsun bizimle uyumlu çalışmalar içerisinde. Yani gelir gelmez geçmişte Türkiye’yi bir yana bırakın dünyada ayakkabıcılık sektöründe söz sahibi olan Adana’mızın sektörün gelişmesi için gerekli altyapıya sahip olmadığından dolayı sektörde kaybedilen o değeri görerek, hemen ayakkabıcılık sektörü ile ilgili çalışma başlattı, önayak oldu. Bizler de kendilerine destek olduk. İşin doğrusu; bizim boynumuzun borcu şu, bu şehirde üretimi artırmak, bu şehirde istihdamı artırmak, bu şehirde kardeşlik duygularının gerekliliği olan birlikte yaşama kültürünü artırma suretiyle şehrimizi hakettiği yere getirmek. Bunun için iktidar partisi olarak bu işlerin çok yakından takipçisi oluyoruz. Şu anda Sarıçam’da Tarım İhtisas OSB’si yapılıyor. Sayın Valimizle beraber bu işin takipçisiyiz. Tarım İhtisas OSB’si açıldığında inşallah 3 bin kişiye iş ve aş imkanı doğacak. Tarımımız daha nitelikli hale gelecek. Tarla balıkçılığı ile ilgili şehrimize net bir kazanç getirecek, ciddi anlamda katma değer ortaya koyacak yatırımla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bu yatırım gerçekleştiğinde şehrimize yılda 500-600 milyon dolarlık bir ekonomik katkı getirecek. Karataş’ın topraksız tarım yapmak suretiyle tarımda girdinin yükseleceği çok ciddi ortamlar hazırlıyoruz Marukatçılar Sitesi ve varsayır gibi... Bizim hedefimiz; Adana gerçekten geçmişte varolan ama şu anda maalesef kaybettiği o güzelliklere tekrar ulaşsın. Bizim derdimiz bu. Bunu yaptığımız zaman huzurlu bir şehrin oluşmasıyla inşallah, huzurlu insanların yaşadığı kültürünü yaşayan, tarihini doya doya yaşayan insanlarının olduğu güzel Adana’mızın inşasını gerçekleştirmiş olacağız.

ABD’nin Türkiye’ye karşı koyduğu tavır sonrası ekonomide yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Cumhurbaşkanımızın, son bir buçuk yıldır ifade ettiği şeyin de gerçekliği ortaya çıktı. Eğer siz milli olarak kendi ihtiyacınız olan üretim kalemlerini, milli üretimle tamamlayamıyorsanız, eğer sizin temel bir sürü madde ithalata dayalı ise ithalatınız ihracatınızdan fazla ise maalesef sizinle alakası olmayan, sizin kurumunuzda basılmayan bir paranın değer artışı dahi sizi etkileyebiliyor. Bu sadece Türkiye’de değil, milli ekonomisini oluşturmamış her ülkede ciddi zarara, ciddi tahribatlara yol açıyor. Baktığınız zaman 15 Temmuz darbe girişimini yaptıranlarla, şu anda ülkemize ekonomik yaptırımlarla zarar vermeye çalışanlarla tabir-i caizse ekonomik darbeyi yapmaya çalışanlar aynı. Hatta daha da evveline gittiğinizde ecdadın canı pahasına mücadele ederek dünya tarihine Çanakkale Destanı diye yazmış olduğu Çanakkale Savaşlarının çıkmasından tutun Kurtuluş Savaşını da geçin, 80 darbesini de geçin, 71 muhtırasını da geçin, 28 Şubat kararlarını da geçin, 17-25 Aralık Emniyet kalkışmasını da geçin, gezi olaylarını da geçin ve nihayetinde 15 Temmuz’da kendi ayakları üzerinde duran, milli duruşu olan, millileşmiş bir ülkenin önünü kesmeye çalışan emin olun şu anda vesayet iradeleri altına almak için ekonomik bize savaş açtılar. Çok şükür ülkemiz, son 15 yılda ticaretinde millileşme noktasında atmış olduğu güçlü ekonomik mekanizması açısından ayakta duruyor ve inşallah bunlar atlatılacak. Dolar 6.300’lerle 6.400 arasında. Bu normal seyrine geri gelecek. Dünyayı dizayn etmeye çalışıp, dünyanın jandarmalığını yapmaya çalışıp bu işin karşılığını 15 Temmuzda nasıl aldılarsa, önümüzdeki süreçte bunun da karşılığını alacaklar. Bunun yolu birlik ve beraberlik içerisinde 15 Temmuzda koyduğumuz o milli duruşu ortaya koymak. Kardeşlik duygusuyla birbirimize omuz vermek. Fedakarlık yapmak. Ama maalesef bunu fırsat görüpte döviz üzerinden para kazanmaya çalışanlar, bunu fırsat görüpte dövizle alışverişi olmayan, kendi imalatını yapan, döviz saldırılarından etkilenmeyen kişilerin bunu fırsata çevirmeye çalışıp, teleye mal koymayan, mallarını stokta tutan veya anlamsız bir şekilde etkinin çok daha üzerinde fiyat alışverişinde meydan vermesini, devlet bunu da takip ediyordur. Bunu yapmak vatan hainliğiyle özdeştir. Vatan olarak biz bu kadar saldırıyla karşı karşıya kalmışken, birlik ve beraberlik içinde hareket etme zorunluluğunu en üst seviyede hissederken bunu yapmak vatan hainliğidir. Bunu yapan kişi, 1915’lerde Çanakkale’de destan yazanlar, ekmeğini yanındaki arkadaşıyla paylaşan, canı pahasına bu Devleti korumaya çalışan, 1920’lerde Kurtuluş Savaşında iki çorabından birisini devlete başka insanlara versin diye veren insanın torunu olamaz, o ecdadın torunu olamaz. Maalesef esnaf ziyaretlerinde, dövizle ilgisi olmayan ekonomik yapılan saldırıların  hiçbir ilgisi olmayan kalemlerde fiyat artışı yapanları devletimiz takip ediyor. Devletimiz gerekli işlemi yapacaktır.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.

 

DİĞER HABERLER