Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürü İsa Sansar, bir kentin güçlü olması için yerel basının da güçlü olması gerektiğine dikkat çekti. Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi İnci Gül’ü, Pazarlama ve Satış Uzmanı Yardımcısı Ebru Afacan’la birlikte ziyaret eden Sansar, Anadolu Ajansı’nın çalışmaları hakkında bilgi verdi. Sansar, güçlü bir Türkiye için Anadolu Ajansı’nın da güçlü olması gerektiğini belirtirken, hedeflerinin dünyada 5 büyük ajans arasına girmek olduğunu vurguladı.
Sansar, kurum olarak yerel basının da güçlendirilmesi için çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Yerel basını gerçekten güçlendirmemiz gerekiyor, bu bizimde borcumuz. Onun için değişik çalışmalar yürütülüyor. Mesela Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yaşayan biri için Diyarbakır’da bomba patlaması önemli olmayabilir. Ama Tufanbeyli’de doğup Hollan’da da yaşayan biri için Tufanbeyli’de olan en küçük bir olay bile kendini ilgilendirir” dedi
Adana’nın yerel basın açısından çok önemli bir kent olduğuna dikkat çeken AA Bölge Müdürü İsa Sansar, “Adana basın alanında çok etkin” dedi. Sansar, bazı ulusal gazetelerin baskı merkezlerinin de Adana’da bulunmasının bu önemi daha da arttırdığını belirtti.
ŞEHİR KÜLTÜRÜ
Adana’nın aynı zamanda ‘şehir kültürü’ olan bir kent konumunda bulunduğunu dile getiren Sansar, “Çukurova bir kültür merkezidir. Adana’nın güçlü olması için de güçlü bir basına ihtiyacı var. Yerel basını da güçlü Adana’nın. Sizler de bu güce güç katıyorsunuz. Yaşadığımız yere olan sorumluluğumuzu yerine getirme açısından bizleri uyardığınızda oluyor iyi de oluyor. Biz de Anadolu Ajansı olarak sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. İnşallah sizde bizde başarılı oluruz” diye konuştu.
Anadolu Ajansı’nın önümüzdeki süreçteki projeleri ile yerel basına nasıl bir destek sağlayacağı yönündeki soruya, Bölge Müdürü Sansar şöyle yanıt verdi:
TÜRKİYE’NİN SESİNİ DÜNYAYA DUYURUYORUZ
“Anadolu Ajansı son iki yıl içerisinde Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk’ün yönetimi ile birlikte Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır. Anadolu Ajans’ının kuruluşu 6 Nisan 1920. Normal bir tarih olarak değerlendirmemek gerekiyor. Çünkü 23 Nisan’dan 17 gün önce kuruldu. Anadolu Ajansı Cumhuriyetten üç yıl önce kuruldu. Bizim o dönemdeki kuruluş amacımız o dönemdeki şartlarda kurtuluş mücadelesini tüm kamuoyuna dünyaya duyurabilmek. Burada da büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörüsü çok önemli. Bir mücadeleye başlamadan önce enformasyonun ne kadar önemli olduğunu Anadolu Ajansı’nı kurarak değindi. Bir mücadele başlamamış daha o zamanlar fikirler yönetimler devam ediyor. Anadolu Ajansı kuruluyor ve biz o dönem 6 Nisan 1920‘de Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu olarak Anadolu Ajansı kuruluyor bu mücadeleyi at sırtında katır sırtında Anadolu’da duyuruyor. Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracak dediler. Bir dönem Fransızca yapılmış ama genelde Türkçeydi. Şu anda biz 7 dilde yayın yapıyoruz. Bizim sesimizi duyurmamız sadece Türkçeyle olmuyor. Bizim Anadolu Ajansı olarak hedefimiz dünyadaki 5 büyük ajans arasında yer almak. Agence France Presse, Reuters, Associated Presse bizim amacımız bunların içinde yer almak. Bu amaçla tek dil kullanmak etkin olmuyor. Sadece kamuoyunuza hitap etmiş oluyorsunuz.
YEREL BASINI GÜÇLENDİRMEMİZ GEREKİYOR
Biz 7 dilde Arapça, Fransızca, Kürtçe daha birçok dilde yayın yapıyoruz. Özellikle Arapça yayınlarımız son dönemde Mısır’daki Suriye’deki sorunlar da bizi yakından ilgilendiriyor. Yani Halep’te mesela bomba patladığı zaman biz ne yapıyorduk. Reuters’in muhabiri haberi alıyor, İngiltere’ye gönderiyor. 2 saat sonra onların yayın ilkeleri doğrultusunda dünyaya duyuruluyor. Dünya basını, Türkiye’de o şekilde öğreniyor. Urfa’dan Halep 15 dakika sürüyor. Arapça konuşulan bütün bölgelerde biz etkiniz. Avrupa’da, Rusya’da da aynı şekilde ofislerimiz var. Güçlü bir Türkiye için Ajansın da güçlü olması lazım. Son 2 yıl içerisinde Anadolu Ajansı çok iyi. Eleştirel bazda da çıktığı oluyor o ayrı. Yoğun bir şekilde adından söz ettiriyor. Biz yerel basını güçlendirmek adına bir dönem de çalışma yapmıştık. Yerel basını gerçekten güçlendirmemiz gerekiyor, bu bizimde borcumuz. Onun için değişik çalışmalar yürütülüyor. Mesela Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yaşayan biri için Diyarbakır’da bomba patlaması önemli olmayabilir. Ama Tufanbeyli’de doğup Hollan’da da yaşayan biri için Tufanbeyli’de olan en küçük bir olay bile kendini ilgilendirir. Siyasetçiler özellikle kendi bölgelerinde yapılan olayları görmek istiyor. Bizim geçtiğimiz haber iki dakika sonra Cumhurbaşkanının karşısında, bizim bir sorumluluğumuz var.
HABERİN DOĞRULUNU ARAŞTIRMADAN YAYINLAMIYORUZ
Biz bir haberi yaparken dikkat ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde yaşanan Gizem olayı çok üzücü bir durum. Normalde çocuk haberlerini ayrı veriyoruz ama intihar haberini falan geçmiyoruz. Çünkü onun topluma bir faydası yok. Gizem toplumsal bir itibar uyandırdı. Geçenlerde baktım sosyal medyada Gizem diye küçük bir kızın fotoğrafını koymuşlar. Bizim haberlerimiz mahkemelerde kanıt olarak kullanılabiliyor. İnsanlardan duyuyoruz örneğin Anadolu Ajansı bu haberi geçtiyse doğrudur gibisinden biz sorumluluğumuzu bilerek çalışıyoruz. Biz zamanla yarışıyoruz, yanlış bilgi vermek istemiyoruz. Çok görüyoruz son dakika diye bir haber veriyorlar. İşte şu kişi hayatını kaybetti diye. Doktor çıkıp açıklama yapıyor ölmedi diye. Biz bir haberin doğruluğunu araştırıp öyle dünyaya duyuruyoruz. Bizim haberlerimiz için halk Anadolu Ajansı geçtiyse doğrudur diyor. Bizim yanlış bir haber verme lüksümüz yok. Çünkü bizim yanlış geçtiğimiz haber birçok gazetede yanlış çıkıyor, sadece bir gazetede değil. Çünkü abonemiz çok. Biz bazen haberleri geç veriyoruz sırf o haber doğru olsun diye doğruluğunu araştırıyoruz. Yanlış haber gerçekten sıkıntı olabilir. Son dönemde Adana’da yerel basında etkiniz. Son zamanlarda baktığım zaman bölge müdürlüğü olarak Hatay, Osmaniye, Mersin gibi yerlerde Suriye haberleri de yoğun çünkü orada olan durumlar bizleri etkiliyor. Yerel basında daha da etkin olmak için uğraş içindeyiz. Sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız”