İşte www.gazette.com.tr ve Gazette TV | YouTube hesabında canlı yayınlanan o program;
Sizi yakından tanıyabilir miyiz? Ekrem Aslan kimdir?
Öncelikle nazik davetiniz için, yaşadığımız bu önemli günlerde şahsımı davet edip, değerli izleyicilerimizle beni buluşturduğunuz için çok teşekkür ederim. Yaklaşık 1 ay önce ‘’asrın felaketi’’ diye nitelendirilen depremi yaşadık. Yaşadığımız bu deprem esnasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Berat; affın anlamı, aynı zamanda da Ramazan’ın müjdecisi. Bu vesileyle tüm İslam aleminin Berat Kandil’ini kutluyorum.
1988 Gaziantep doğumluyum. 2005 yılından itibaren de Adana’da ikamet etmekteyim. Öğrenci olarak geldiğim bu kentte Çukurova Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanlığı, akabinde Kent Konseyi Gençlik Meclisi Başkanlığı ve Adana Büyükşehir Başkanlığı’nda mühendis kadrosunda devam eden devlet memurluğuyla devam eden yaklaşık bir 22 yıllık süreç var. Gençlik Meclisi Başkanlığının akabinde Adana Kent Konseyi Genel Sekreterliği görevini 9 yıl boyunca yürüttüm. 2019’daki yerel seçimler sonrası Adana Kent Konseyindeki görevimden ayrıldım. Aynı yıl Türkiye’de yaklaşık 200 Kent Konseyi Meclisinin üyesi olduğu bir birliğimiz var, bu birliğin de 10. dönem başkanlığını yürüttüm. 2020 yılından bu yana da Türkiye Kent Konseyleri Birliği’nin Etik Kurulu Üyesi olarak da görevimi ifa etmekteyim. Bunun yanı sıra Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği fakültesinde doktora eğitimim de devam etmekte. Çeşitli STK’larda da yönetim kurulu üyeliğime de devam ediyorum.
6 Şubat’ta başlayan ve ‘’asrın felaketi’’ olarak nitelendirilen depremlerle ilgili görüşleriniz nelerdir? Depremlerin merkezi Kahramanmaraş’tı ama 11 ilimiz etkilendi. Bu depremleri Adana olarak biz de yaşadık.
Depremi Adana’da da büyük bir şekilde hissettik. Panik havasıyla gerçekleşen bir depremdi. Sonrasında ne kadar büyük bir deprem olduğunu çevremizden gördük. Bu depremlerin büyüklüğünü zamanla öğrendik. Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’a nazaran Adana’da depremin etkisini çok da görmedik ama yaklaşık 480 civarında vatandaşımızı kaybettik. Bunun etkisiyle beraber de diğer kentlerimizde daha büyük felaketler yaşandığını gözlemledik. Depremden sonraki hareketliliğin de birtakım sıkıntılara neden olabileceğini gözlemledik. AFAD olmak üzere devletimizin değerli kurumları ve yetkililerimiz ilk andan itibaren deprem bölgesine doğru ciddi bir yönelim söz konusu oldu. Bunun yanı sıra STK’larımız, Kent Konseylerimiz, o bölgedeki vatandaşlarımızın yarasını sarma konusunda ciddi bir dayanışma örneği gösterdiler. Devlet – millet el ele bu yaraları sarmak için ciddi bir mücadele verildi. Bu felaket, bize birtakım önlemlerin alınması gerektiğini, felaket sonrasında özellikle toplumsal bilinç ve farkındalığın oluşması gerektiğini vurguladı. Ülkemiz asırlar boyunca çok deprem yaşamış ama maalesef yaşanan depremin acısı, bir sonraki deprem yaşanana kadar unutulmuş. Maalesef toplumsal hafızamız çok zayıf kalmış. Aslında uzmanlarımız bu konuda çok fazla uyarıda bulundu. Devletimiz de geçtiğimiz yılın Kasım ayında bir tatbikat gerçekleştirmişti. Tabii gerçekleştirilen bu tatbikata uyan vatandaşlarımız da oldu bu esnada. Depremin ilk gününde Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay bölgesine yaptığımız ziyaretlerde gördük ki, uzmanların verdiği bilgiler deprem esnasında canların hayatta kalmasını gösterdi. Kasım ayında yapılan tatbikat sonrasında da özellikle sosyal medyada kutuplaşmadan kaynaklı zamanla oluşan kinin de alaycı tavırlarını gördük. Bu söylemlerin de vatandaşlarımızın yanlış yönlendirilmesi noktasında da ciddi sıkıntılar olduğunu gördük. O noktada devlet büyüklerimizin, bilim insanlarımızın, yerelde kanaat önderlerimizin, yerel yönetim liderlerimizin toplumu bilinçlendirme konusunda ciddi bir çalışma yapması, toplumun da bu konulara daha duyarlı olması ve riayet etmesi gerekiyor. Bundan sonraki süreçte devletimizin tüm paydaşlarına çok ciddi görevler düşüyor. Bu felaketin bir daha yaşanmaması için, kentlerimizin hazır ve dirençli olması için ciddi çalışmalar yapılmalı.
Ülkemiz genelinde ve Adana özelinde yerel yönetimlerin depreme karşı pek de hazır olmadıklarını gözlemledik. Siz, bu konuda neler söylersiniz?
Deprem konusunda birinci ana görev, ikinci kuvvet olarak yerel yönetimleri görmemiz lazım. Şehirlerin deprem sonrasına hazırlıklı olması noktasında yerel yönetimlere büyük iş düşüyor. Bilim insanı rahmetli Ahmet Mete Işıkara’nın, ‘’İnsanları deprem değil, tedbirsizlik öldürür’’ sözü vardı. Yani bütün doğal afetlere karşı tedbir almalıyız. Mesela kuraklık, iklim değişikliği gibi konular da ciddi bir sorun. Yerel yönetimler de bu sorunlar için topyekûn bir strateji geliştirmeli. Yaşadığımız depremde de merkezi hükümet – yerel hükümet diye bir ayrışma gördük. Bu ayrıştırmalar olmamalı. Özellikle riskli alanların dönüştürülmesi, kentsel dönüşüm gibi alanlarda belediyelerin iktidarla beraber çalışmalarını yürütmesi gerekir. 2013 yılında devlet tarafından Hatay’da birçok yerin riskli bölge ilan edilmesinin ardından birtakım sivil inisiyatifler orada kentsel dönüşümü, rantsal dönüşüm olarak algılayıp, kamuoyuna deklare ederek bu kentsel dönüşümün önüne geçmişlerdi. Bunun faturası da maalesef o bölgede çok ağır oldu. Aslında burada ana sorunların başında o bölgedeki birtakım sivil inisiyatiflerin halkı manipüle etmesi, yanlış yönlendirmesi sebep olmuştur. Burada devletin milletine, milletin de devletine güvenmesi noktasında kentsel dönüşümlerin de hızlı bir şekilde yapılması gerekiyor. Bugün, maalesef imar rantı dediğimiz bir durum söz konusu. İmar rantından ziyade toplumun bütün bireylerinin yaşanabilir kentlerde, yaşanabilir şekilde oluşmasını sağlamalıyız.
Ne yazık ki yaşadığımız bu büyük yıkımın en büyük sebebinin imar sorunu olduğunu söyleyebilir miyiz?
Diyebiliriz tabi. 1970’li yıllardan itibaren kent olgusu güçlendi. Kentte de yüksek yoğunluklu, yüksek katlı yapılar oluştuğunu gördük. Bu olgu da birtakım müteahhitlerde, birtakım yerel yöneticilerde hızlı kazanma hırsı, maddi hırsa sebep oldu. Hırstan kaynaklı durum da maalesef vatandaşlarımıza olumsuz olarak geri döndü. Çok sayıda yüksek yoğunluklu apartmanlarda yaşayan çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetti. Aslında bunun sakıncasını pandemi döneminde de gördük ama dersini almadık. Kentlerde üst üste yüksek yoğunluklu yerleşimlerde Kovid-19 salgınının bulaşıklığı daha fazla oldu. Gelinen noktada 3 yılda kentlerdeki yoğunluk arttı. Ülkemizin yüzde 42’si deprem bölgesi. Dolayısıyla direkt olarak 30 milyon insanımız etkileniyor. Ağırlıklı olarak İstanbul’da beklenilen bir deprem var. Allah muhafaza böyle bir şey yaşarsak; daha ağır bir yara, daha ağır bir hasar alabiliriz. Yerel yönetimlerde de kentsel dönüşüme hızlı bir şekilde girilmesi lazım.
2015 yılında Adana Kent Konseyi olarak, ‘’Afet Eylem Planı ve Senaryoları’’ başlıklı bir çalışma yapmıştınız zaten. Bu soruya da cevap vererek ilerlersek, daha iyi olur.
Evet, 2006 yılında konseyin değerli yöneticileri, Adana Afet Eylem Planı hazırlamışlardı. Biz de onu baz alarak 2015 yılında bir inceleme gerçekleştirdik. Bu inceleme kapsamında, Adana’da kentsel dönüşümün hızlı bir şekilde yapılmasını ve yapılacak kentsel dönüşümün de belirli bir noktada odaklanmaması gerektiğini vurgulamıştık. O dönemde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Sözlü dahil dönemin beş belediye başkanının katıldığı ve üç gün süren bir Kentsel Dönüşüm Zirvesi gerçekleştirmiştik. Tabii Kent Konseylerinin en önemli vurgusu da kentin temel haklarını, hukukunu korumaktır. Kentin hakkının hukukunun korunması noktasında kentsel dönüşümün parsel bazında değil, ada bazında yapılması gerekiyor. TOKİ baz alınarak dayanıklı ve dirençli binalar yapılmalı. Ada bazında da sosyal donatıların yüksek olduğu, yüksek binaların olmadığı bir kentsel dönüşüm olmalı. Şu an için yeni bir felaket söz konusu oldu. Bundan sonra bahsettiğimiz o dirençli şehirlere geçmek için topyekûn bir mücadele ve bilinçlendirme çalışması yapmak gerekir. Burada yerel yönetimler itici güçtür. Deprem sonrası dayanışmadan ziyade o dayanışmayı da anlamlı kılacak bir deprem esnasında dirençli binalar yapmalıyız.
Programın tamamını www.gazette.com.tr ve Gazette TV | YouTube hesabından izleyebilirsiniz.