ANAP Genel Başkanı Çelebi, Adana’dan ‘Hayır’ dedi
GAZETTE
- Merkez
Sağ'ın bir dönem öncülüğünü üstlenen, Turgut Özal, Mesut Yılmaz gibi isimlerin
genel başkanlık yaptığı Anavatan Partisi, referandumda 'hayır' oyu vereceğini
açıklamıştı. Buna bağlı olarak saha çalışmaları başlatan Genel Başkan İbrahim
Çelebi, geçen hafta sonu Adana’daydı. İl
binası açılışı sonrası sorularımızı yanıtlayan Çelebi, “Türkiye’nin sorunları
güçlü meclisle çözülür. Ülkemizin gündeminde can alıcı sorun terördür,
ekonomidir. Elbette meclis sisteminde de tıkanmalar, çözümsüzlükler olabilir.
Ancak başkanlık sistemi ile bu ülke hiçbir şeyi çözemeyeceği gibi millet ve
devlet çarkı da parçalanma riski taşıyor. Endişesi içindeyiz” dedi. Çelebi,
ülke gündemi ve ANAP ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye’nin
içinde bulunduğu şu an ki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Türkiye’nin sıkıntıları
had safhada. Ciddi anlamda birliğe-beraberliğe ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz.
Özellikle de sorunlarımızı ortak uzlaşıyla, birlik ve beraberlikle çözme
ihtiyacı hissederken, bir referandum dayatılması geldi. Biz referandumun
zamanlamasına son derece karşıyız. Askerimizin Suriye’deki mücaledesi dururken,
terörün şehre inmişken, ekonomik sıkıntıları tavan yaptığı bir zamanda,
referanduma gidilmesi çok yanlış. Ekonomik anlamda işin içinden çıkılamaz bir süreç
var. Herhalde ülkeyi yönetenler bunu tam idrak edememişler ki, toplumun bu
kadar ayrıştığı sıkıntılı bir dönemde, bu ayrışmayı derinleştirecek bir referandum
sürecine sürüklendik. Ülke, bunca sorunları varken, 16 Nisan’daki referanduma kilitlendi.
Getirilen önerinin dayanaksız, içinin boş olduğunu görüyoruz. Bu işin sadece
bir referanduma, bir evet-hayıra, bir partiye veya bir kişiye bağlı
kalmaksızın, Türkiye gündeminin anormal derecede meşgul edildiğini,
oyalandığını söylüyoruz.
Anavatan
Partisi teşkilatları referandumda hangi tercihi yapacak?
Yapılan 18 maddelik değişimin Türkiye’nin şu anki hiçbir
durumuna çözüm getirmeyeceğine inanıyoruz.
Bunu sadece evet-hayır meselesine dönüştürülmesine de taraftar
değiliz. Biz daha iyi tartışılarak, ortak uzlaşıya dayandırılarak çözülmesinden
yanaydık ama bir oldu bittiye getirildi. TBMM’de yaşanan süreci çok sıkıntılı
görüyoruz. Adeta vatandaştan kaçırılırcasına bir şeyler yapıldı. Keşke burada
daha büyük kesimlerle uzlaşı sağlansaydı. Bu iş sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin
ciddi çalışmasıyla yapılmalıydı. Biliyorsunuz, anayasalar toplumun yaşama
metnidir. Burada bir ortak uzlaşı aranması lazımdı. Hep söylüyoruz; Sayın Cumhurbaşkanımızın
muhtarlar toplantısı 20 televizyonda verilirken, toplumun tamamını ilgilendiren
bir anayasanın hiç bir televizyonda verilmeden adeta sanki yangından mal
kaçırır gibi meclisten geçirilerek vatandaşın önüne getirilmesi kabul edilir
değil. Vatandaş da buna hazırlıksız. Neyin ne olduğunu bilmiyor. Bu işi sadece
evet-hayıra indirgiyorlar. Sayın Başbakanın da, getirilen önerileri savunmak
yerine, ‘PKK, FETÖ hayır diyor biz buna evet diyoruz’ demesini doğru bir
yaklaşım olarak görmüyoruz. Vatandaşı sadece tercihlere zorlamanın büyük bir
haksızlık olduğuna inanıyoruz. Millet zaten her türlü yaşam tarzından dolayı
tartışılır hale getirildi. Olaylar, mezhepler üzerinden tartışmaya inecek kadar
seviyesizleşti ve biz Anavatan Partisi olarak buna karşıyız. Bu işin toplumun
tamamını ilgilendirdiğini düşünüyoruz. Bu referanduma birinci itiraz sebebimiz,
zamanlamasının çok kötü yapıldığıdır. Tartışılmadan, ciddi bir çalışma
yapılmadan getirildi. İkincisi de Türkiye’deki yönetimin bir kişiye teslim
edilmesi. Bu Tayyip Erdoğan da olabilir başkası da olabilir. Her kim olursa
olsun bu çok yanlış. Hesap verebilirlik yok, denge fren sistemi gözetilmemi.
Şimdi bu başkanlık sistemi de değil, ne sistemi olduğu da belli değil. Ucube
bir sistem. Bize en çok eleştiri şurdan geliyor; ‘Sizin kurucu genel başkanınız
da başkanlığa razıydı siz neden razı değilsiniz?’ deniyor. Biz başkanlık
sistemine karşıyız demedik ki. Şehirleri gezdiğimizde, bize mikrofon
uzatıldığında başkanlık sistemini tartışmaktan yanayız ama bu hem bir başkanlık
sistemi değil. Hem de tartışılmadan, vatandaşın önüne patlamaya hazır bir bomba
olarak konuldu. Bu referandumun Türkiye’deki görüş ayrılıklarını daha da derinleştirmesinden
endişe ediyoruz. Biz Anavatan Partisi olarak da bu işin önüne geçmek istiyoruz.
Yani insanların ayrışmasını istemiyoruz. Evet veren kardeşimiz bizim için
kutsaldır. Hayır verenler de demokratik bir şekilde düşüncesini sandığa
yansıtmış olacak. Fakat bu getirilen tasarının Türkiye’ye hiçbir faydasının
olmadığını düşünüyoruz ve referandumdan geçmemesi için Anavatan Partisi olarak
tüm gücümüzle uğraşacağız.
Hayır
çıkması halinde ülkenin kaosa gideceği söyleniyor, siz ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle ona katılmıyorum. O bir algı yönetme yöntemi.
Onu söyleyenleri de esefle kınıyorum. Çok yanlış yapıyorlar. Türkiye’nin
birliğini-dirliğini hiç bir zaman bozamadılar. 15 Temmuz’da da bozamadılar. 15
Temmuz bir kalkışmaydı, Türkiye’yi kaosa ve iç savaşa sürükleme projesiydi ama
halkımız ordunun ve devletin içerisindeki vatansever vatandaşlarımız sayesinde
bu oyun bozuldu Şimdi de bunu bozacağız. Bunlar yanlış şeyler. Ateşle
oynuyorlar. Türkiye’de iç savaş çıkartmaya kimsenin gücü yetmez. Evet de çıksa
hayır da çıksa beklentileri boşa çıkartacağız. Öyle bir iç savaş, kaos
beklemiyoruz ama Türkiye’de bu referandum dayatması geçmezse Türkiye daha
rahatlar. Demokrasi her kesimin ulaşasileceği materyal haline gelir. Ben
Türkiye’nin referandum dayatmasından kurtulduğu zaman daha da normalleşeceğine,
her şeyin daha da oturacağına inanıyorum.
Çok kısa bir zamanda da, inşallah bu referandumla milletin hakemliğine
tekrar gideriz. Yaptığımız araştırmalara
görereferandum vatandaştan olur not
almayacak. Çünkü vatandaşlarımız bilinçili insanlardan oluşuyor. AK Parti’ye oy
veren vatandaşlarımızla da görüşüyoruz. Bu öneriye destek veren yok.
Anavatan
Partisi bir kapanma sürecine girmişti, şimdi aktif siyasete yeniden dönüyor.
Hedefleriniz nelerdir?
Birleşme süreci yaşadık. Şu an seçime katılabilen 10
partiden biriyiz. Hedefimiz ilk seçimde parlemontaya girmek. İnşallah iktidar
oluruz. Hedefimiz büyük. Geçmişte yaşadığımız büyük acıları biliyoruz. Anavatan
Partisi’nin Turgut Özal ile olan siyaset felsefesine tekrar döndük. Bütün ayrılıkları
birleştiren bir partiyiz. Ayrışmanın hiçbir tarafında olmayacağız. Türkiye
tahterevalli siyasetine götürülmeye çalışılıyor. Biz bu oyunları da bozacağız.
Anavatan Partisi bundan sonraki süreçte Türkiye’nin çözümü olacak. Her türlü
görevi yapabilecek, ciddi bir kadromuz var. Hedefimiz; ilk seçimde de bu ülkeyi
yönetmek.
AK Parti’ye
geçişler olmuştu, dönenler var mı?
İsim vermeyim ama onlardan geri dönenler de var. Özal ile
çalışanların hepsi bizim istişare kurulumuzda. Başkanlık divanımız var. Eski,
tecrübeli büyüklerimizle de bir araya geliyoruz, meseleleri tartışıyoruz.
Terör
ve ekonomiye yönelik çözüm önerileriniz var mı?
Zaten terörü tetikleyen en büyük etkenlerden birisi
uluslararası ilişkilerdir. Son zamanlarda uluslararası ilişkilerimizi o kadar
rencide ettik ki, terörü tetikleyen unsurlar, Türkiye’den hesap sorar vaziyete
geldiler ve taşeronlar, kullanarak terör örgütleri vasıtasıyla bizden bu işin
rövanşını almak istiyorlar. Bizim zaten yanlış yaptığımız Suriye politikasının
çok ağır bedelini ödüyoruz. PKK ile yapılan yanlış politikalar, terörü
şehirlere getirdi ve ciddi oranda şehitlerimiz oldu. Bunlar yetmezmiş gibi
islami terör örgütleri Türkiye’yi bir üs haline getirdiler ve önemli bedeller
ödedik. Bizi yöneten hükümetin yaptığı hataların bedelini vatandaşlarımız
ödüyor. Biz Anavatan Partisi olarak Türkiye’yi yüksek gerilim hattından
kurtaracağız. Yüksek gerilim hattından çıkardıktan sonra Türkiye’yi
normalleştireceğiz. Gazi Musfa Kemal Atatürk’ün hedeflediği, muasır
medeniyetler seviyesi dediğimiz kurucu genel başkanımızın da bize nasihat
olarak Avrupa Birliği hedefini koyması, yol
haritamız olacak. Biz sorunlarımızı daha da uygar dünya hedefine ulaşarak
aşabileceğimizin kanısındayız. Yoksa biz yönümüzü Ortadoğu’ya döndüğümüz zaman
başımıza neler geldiğini gördük. Biz Türkiye’de sorunların tartışılarak çözüleceği
gerçek bir ortam yarattğımız zaman, sorunlar çok rahat son bulabilir. Türkiye
genç bir vücuda sahip. Gerçek sorunların çözümüne odaklanırsak, çözemeyeceğimiz
hiçbir problem yok. Türkiye’de müthiş bir kaynak adaletsizliği var, çok ciddi
bir israf var. Bunlar ortadan kaldırılmalı. Yapılan tüm olumsuzlukları
eleştirdiğimizde, önümüze sadece yapılan köprülerle yollar getiriliyor. Bunların
da Türkiye için dünya ölçeklerine göre çok pahalı olduğunu görüyoruz. Yapılan
en ufak iyi şeyleri savunan ama kendilerinden kaynaklanan olumsuzlukları kabul
etmeyen hükümetten Türkiye bir an evvel kurtulmalı. Bu referendumda Adanalı
hemşehrilerimiz, şalvarını giyecekler ve ‘yeter’ diyecekler. Bu iş böyle devam
etmez. Şer sandığımız referandum hayırlara vesili olacak. Şok dalgasından sonra
Türkiye hızla normalleşecek.
Eklemek
istediğiniz başka bir şey var mı?
Türkiye çok ciddi terör ve ekonomi sıkıntısı çekiyor.
Komşularımızla olan uluslararası ilişkilerimizde ciddi problemlerimiz var.
Haziran ayında doların, euronun 5 TL’yi geçeceği söyleniyor. Böyle bir durumda
iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütüyle vatandaşlarımızın sorununu
çözmek yerine, böyle bir tartışmanın gündeme getirilmesini son derece
yakışıksız buluyoruz. Doğru bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Getirilen önerileri
incelediğimiz zaman, vatandaşın sorunlarını çözecek hiçbir madde yok. Sadece
bir kişiye teslim edilen büyük bir yetki gaspı var. Türkiye’yi çok zorlu
mecraya götürecek olan uyguluma için milletimizi bilinçlendirmeye çalışacağız.
Bunda da başarılı olacağımıza inanıyorum. Bu referandumdan bu maddeler
kesinlikle geçmez. Biz de geçmemesi için her türlü mücadeleyi vereceğiz.