Barut: 17 Nisan’da Cumhuriyeti tekrar
ilan edeceğiz
GAZETTE- Cumhuriyet Halk Partisi Adana İl Başkanı Ayhan
Barut’a, siyaset üzerine bir sohbet gerçekleştirmek amacıyla ziyarette
bulunduk. Referandum sürecine girdiğimiz bugünlerde, sohbetin genel konusu da
haliyle evet-hayır üzerinden oldu. Barut, “Hayır” tercihi yapacak vatandaşların
“Evet”çileri ikiye katlayacağını iddia ederek, “Buna rağmen rehavete kapılmadan
istediğimiz sonucu garantilemek için çalışmaya fedakarlıkla devam edeceğiz”
dedi.
Türkiye’deki
siyaset nasıl ilerliyor?
Türkiye’de son günlerde siyaset yerini başkanlık
rejiminin değişmesine bıraktı. Son 3-4 aydır ülke gündemini başkanlık sistemi
meşgul ediyor. Şu an referandum sürecine girdik. TBMM’nin yaptığı yanlışı 16
Nisan’da halk düzeltecektir. Aslında referandum dışında konuşulması gereken
önemli konular da var. Terörün kana bulamasıyla sonuçlanan, yanlış
politikalarla yürütülen dış siyaset ve her gün onlarca esnafın kepenk indirdiği
ekonomik kriz bunlardan bazıları. Bunları konuşmak gerekirken, hükümet 15
yıldır yaptığı gibi milletimizi algı sistemiyle yönetmeye çalışıyor. ‘Başka şeyler
konuşulmasın bunlar konuşulsun’ diye çabaları var. Ana muhalefet partisi olarak, bu değinilmeyen
konulara da değinmemiz, gündeme getirmemiz gerekiyor. Başkanlık sistemi ekonomik
anlamda kesinlikle bir iyileştirme getirmeyecek. Şu an zaten ekonomi kötü,
dolar aldı başını gitti. Hal böyle olunca yurt dışından getirilen malların
hepsi zamlandı. Dolayısıyla tüketilen mallara da zam olarak yansıdı. Belki
vatandaşın cebinde dolar olmayabilir. ‘Benim dolarım yok, banane’ demesinler.
Çünkü o doların artışı bize dolaylı zamlar olarak yansıyor. Referanduma elbette
önem gösterilecek ama hükümetin yapması gereken işlemler devam ediyor. Ekonomi
konusunda, gerekse diğer konularda çözülmesi gereken sorunlar var. 16 Nisan’da
yapılacak referandum, cumhuriyet tarihinin en önemli seçimidir. Üstelik bu daha
önce yapılan referandumlardan da önemli. Bu aynı zamanda Cumhuriyet Halk
Partisi ve AK Partisi arasında olan bir yarış da değil. Bu Türkiye
Cumhuriyeti’nin geleceğinin oylanması gereken referandumdur. Adalet ve Kalkınma
Partisi bizi ne kadar tuzağa çekmeye çalışırsa çalışsın, biz o tuzağa
düşmeyeceğiz. Biz referandum çalışmasını parti bazında değil, partiler üstü
çalışma modeli yaratarak devam ediyoruz. Cumhuriyetin devam etmesini isteyen,
partimize gönül vermiş, parti üyelerimiz ve yurtsever vatandaşlarımız, sivil
toplum örgütlerimizle evet -hayır bandında kampanyamızı yürütüyoruz. Getirilmek
istenen model ‘hayır’ denilmesi gereken bir model. Tabloyu gayet iyi görüyorum.
Hayır oyu önde gidiyor. Geçmiş dönemlerde yapılan ‘evet’ kazanacak yönündeki algılar
bu sefer işe yaramayacak. Biz sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiğimizde,
‘hayır’ yönündeki halkalarımızı genişleterek yolumuza devam ediyoruz. 1923
yılında Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı saltanatından bir Türkiye Cumhuriyeti
yaratmış, insanlarımıza birey olma hakkı, kadınlarımıza seçme seçilme hakkı
tanımış. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyerek o dönemde padişahta
olan yetkiyi halka vermiştir. Dolayısıyla bu dönemde insanlar yazıyor, sosyal
medyadan okuyorlar. Neyin ne olduğunu görüyorlar. Tek adamlığa geçit verilmeyeceğini,
mecliste 339 tane milletvekiliyle geçmiş olan paketin halktan geri döneceğini
biliyoruz, Adana’da yüzde 60’ın üstünde hayır tahminimiz var. Adana demokrat
bir şehirdir. Daha önceki referandumlarda da Adana’dan demokratik sonuçlar
çıkmıştır. Bu dönem diğer dönemlerden daha önemli daha koordineli bir çalışma
var. Cumhuriyetin çocukları olarak, 17 Nisan sabahı Türkiye’de cumhuriyeti
tekrar ilan edeceğiz.
Yerel
seçimlerde CHP’nin fikir ayrılıkları yaşadığını gördük, referandum sürecinde de
parti içinde belirsizlikler yaşanıyor mu?
Cumhuriyet Halk Partisi’nin partiye gönül vermiş bütün
üyeleri tam bir blok halinde ‘hayır’ çalışması yapıyor. Yapılan anketlerde ‘hayır’ı
düşünmeyen ama ikna olabilecek yüzde 2 ile yüzde 3 arasında bir kesimin olduğu
belirtiliyor. Biz kararsız kalanlara da neden ‘hayır’ denmesi gerektiğini
anlatarak bilgilendirmeye çalışıyoruz. Çok büyük bir partiyiz. Çok düşük
oranlarda farklı düşünenler ya da kararsız olanlar olabilir. Biz onları da ikna
edebileceğimizi düşünüyoruz. AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 25 gibi bir kesiminin
‘hayır’ diyeceğini biliyoruz. Bunu düşündüğümüzde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin
tamamına yakınının ’hayır’ demesi bekleniyor ki zaten öyle de olacaktır...
Yolumuz Mustafa Kemal’in yolu. Bu yolun demokrasiden, cumhuriyetten, laiklikten
geçtiğini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle de kurulmuş demokratik Türkiye
Cumhuriyeti’nin yaşamasından yana olan partinin bireyleri olduğu için
dolayısıyla hepimizin bu çizgide hareket etmesi lazım. Bu bir memleket meselesi.
Sadece bizim partimizin değil, ülke bireylerinin meselesidir. Onların ‘evet’i
anlatacak hiçbir nedenleri yok. Sadece iftira mahiyetinde, koro halinde
ağızlarından CHP’yi terör örgütleriyle eşleştirip bunun üzerinden siyaset
yapmaya çalışıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’ne atılan çamurlarla terörün tozu
bile bulaşmaz. Zamanında kimlerin FETÖ ile kimlerin el ele gezdiğini, PKK
konusunda kimlerin mahkeme kapısında beklediğini herkes biliyor. CHP her zaman
terörün her türlüsüne karşı olduğunu beyan etmiştir. Her zaman teröre karşı
durduk, durmaya da devam edeceğiz. ‘Evet’i bizlere leke atarak savunmaya
çalışıyorlar ama ‘hayır’ için yüzlerce sorun var. ‘Hayır’ demezsen tek adamlık
gelecek, ülkenin ekonomisi bozulacak, yasama-yürütme-yargı tek elde toplanacak.
Bununla ilgili yüzlerce şey anlatabiliriz. Yeni gelen sistemde başkana bir şey
olursa yerine vekalet verecek, seçilmemiş kişiler atanacak. İstediğini başkan
yardımcısı yapabilecek ve yardımcılar da başkan kadar asıl yetkiyle donatılacak.
Dolayısıyla referandumdan hayır çıkarsa meclisi, başbakanı korumuş olacağız ama
‘evet’ denilirse ülke tek adamın elinde yönetilecek.
Milliyetçi
Hareket Partililere ne mesaj vermek istersiniz?
Bu partiyi gönül vermiş üyelerin ne kadar milliyetçi
olduğunu ne kadar yurtsever olduğunu görüyoruz. Bu nedenle Milliyetçi Hareket
Partili dostlarımız gerekeni yapacaklardır. Bu ülkeden yana, her zaman olduğu
gibi bu referandum sürecinde de sağduyulu davranacaklardır. MHP tabanının,
genel başkanlarının düşündüğü gibi düşünmediklerini de biliyoruz ve zaten de
doğru yaptıklarını biliyoruz. Atatürk’ü Başbuğ olarak gören partililerin
gerekeni yapacaklarını görüyoruz.
Sizce
CHP iktidarı ne zaman gerçekleşecek?
Öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki, CHP Türkiye’de
demokrasinin de Cumhuriyetin de hak ve özgürlüklerin de teminatı olan tek
partidir. CHP Türkiye’nin kurucu partisidir. Yani Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran
partidir. Büyük Önderimiz Atatürk’ün partisidir. 93 yıldır var olan tek
partidir. CHP iktidarda olmasa bile CHP iktidardaymış kadar güçlüdür. Bu, 15
Temmuz darbe girişimi sonrasında bir kez daha toplumun tüm kesimleri tarafından
görülmüştür. Bugün CHP olmasaydı, Türkiye olumsuz anlamda çok daha farklı bir
noktada olurdu. Ama CHP yarın iktidar olursa Türkiye önümüzdeki yıllarda çağdaş
medeniyetler hedefi doğrultusunda çok çok farklı bir noktaya gidecektir.
İnanıyorum ki, CHP ilk genel seçimlerde iktidar olacaktır. 7 Haziran seçimleri
sonrasında yaşananları biliyorsunuz. Cumhurbaşkanı CHP’ye hükümeti kurma görevi
vermemek için elinden geleni yaptı. Hükümeti kurma görevi verilseydi, 7
Hazirandan bu yana meydana gelen olumsuzlukların hiçbiri olmayacaktı. Çünkü
CHP, ”Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”
şiarıyla, toplumsal barışı sağlamak, halkın refahını artırmak, gençlere
mutlu yarınlar bırakmak için politikalar üretip, kişileri farklılıkları
nedeniyle ötekileştirmeyip, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir anlayışa
sahip tek partidir. Biz de Adana il Örgütü olarak partimizi yerelde ve genelde
iktidara taşımak için sorumluluklarımızın gereğini yerine getirmek için canla
başla çalışıyoruz.
Teşkilatlanma
yönünde Adana’da bir eksiklik hissediyor musunuz?
CHP şu an aklınıza gelebilecek her yerde.
Milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla, il ve ilçe örgütleriyle, kadın ve
gençlik kollarıyla birlikte sadece Adana’da değil, başı sıkışan, bir derdi olan
kim varsa CHP orada. Adana’da iki alanda eksikliğimiz vardı. Daha doğrusu ihmal
edilmiş iki alan vardı. Birisi kırsal ve varoşlar diğeri de sivil toplum
örgütleri. Biz bu iki alandaki eksikliği de şu an tamamlıyoruz. Sivil toplum
kuruluşlarıyla olan bağımız her geçen gün güçleniyor. Emek, özgürlük
mücadelesinde ortak mücadele yürütüyoruz. Kırsal ve varoşlarda da halkımızla
buluşarak bu eksikliğimizi gideriyoruz ve şimdiden bu çalışmaların olumlu geri
dönüşlerini alıyoruz.”
Sizin
gözünüzde OHAL nasıl ilerliyor?
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında tüm siyasi
partilerin darbeye karşı birleştiği bir ortamda olağanüstü hal uygulaması
parlamenter sistemi yok saymaktır. CHP olarak darbeye ve darbe girişiminde
bulunan paralel yapıya yönelik atılacak her adıma, alınacak her karara,
çıkarılacak her yasaya destek olacağımızı ilan ettik. Ancak biliyorsunuz OHAL
ilanıyla hükümet çıkarmak istediği yasaları artık TBMM gündemine getirmeden
Kanun Hükmünde Kararnameyle istediği şekilde çıkarıyor. Bu, 78 milyon insanın
oyuyla seçilen halk iradesini de rafa kaldırmaktır. Bu nedenle darbelere de
OHAL’e de karşıyız. Türkiye’nin OHAL’e değil uzlaşıya ihtiyacı var. Bir an önce
OHAL uygulaması sonlandırılmalı ve normalleşme süreci başlamalı.