"ADAYLARI HALK BELİRLEMELİ"
Murtaza Sırkıntı, belediye başkan adaylarının da, milletvekili adaylarının da halk tarafından belirlenmesi gerektiğini savunarak, "Gerçek demokrasiye geçiş gerekiyor. Gerçek demokrasiye geçişte, liderin sultasından kurtulmakla olur. Örneğin; 50 kişi AKP’den aday oldu, 70 kişi CHP’den oldu, 50 kişi MHP’den oldu. Halk listeye bakar, isme bakar, kimi seviyorsa onu seçer. Adana’da 14 milletvekili mi gelecek, 14 aday ne kadar yeterli oy almışsa o parlamentoya gider. O zaman halkın iradesi ortaya çıkar" diye konuştu.
"İNŞAATIN ANA MADDESİ ARSADIR"
İnşaat sektörünün genel anlamdaki en bariz sorununun arsa üretimi olduğunu dile getiren Murtaza Sırkıntı, "İnşaatın ana maddesi arsadır. Arsa az önce bahsettiğim gibi üretilmediği zaman haliyle ben bundan 15-20 sene önce yüzde 40-50’yi ana cadde üzerinde 6 iş yeri olacak diye verirdik, şimdi adam 100. Yıl Mahallesi’nin oralara veya daha başka farklı farklı yerlere yüzde 45-50 gibi fiyatlar istiyor. Bundan dolayı oldukça sıkıntı yaşıyoruz" şeklinde konuştu.
"ADANA'YA KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART"
Ünlü müteahhit Sırkıntı, Adana’da inşaat sektörünün şu sıralar kötü durumda olduğuna dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Adana’nın birçok mahalleleri iki araç geçemeyecek kadar dar sokaklarla bir araya gelmiş, hem huzur açısından, hem de çok tehlikeli bir boyut almış durumda. Bir yangın çıksa bir ev diğerini yakıyor, bir suçlu evden eve sıçrayarak gizlenebiliyor. Madem ki yeni yerleşim yerlerine imar verilmiyor, hiç olmazsa bu eski mahalleleri kentsel dönüşüme çevirerek hem asayişi düzeltmiş olurlar, hem şehri düzeltmiş olurlar."
Sırkıntılı Murtaza Bey'den dobra dobra
“Nüverda ile Adana’ya Değer Katanlar”ın bu haftaki konuğu inşaat sektörünün önemli isimlerinden Sırkıntı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murtaza Sırkıntı idi. Türkiye'nin en büyük aşiretlerinden birisi olan Sırkıntı Aşireti'nin mensubu Murtaza Bey, en büyük hobisinin insanlara faydalı olabilmek olduğunu söylüyor. Adana'nın sevilen ve sayılan bir isim olan Sırkıntılı Murtaza Bey, "Birbirimizi seveceğiz, kenetleneceğiz. Yoksa biz safları seyreltirsek aramıza girenler olur, sık tutarsak kimse aramıza giremez" diye hatırlatmada bulunuyor.
Kendinizden bahseder misiniz? Türkiye’nin en büyük aşiretlerinden biri olan Sırkıntı aşiretinin tarihi kimliğini paylaşır mısınız?
1500’lü yıllarda benim dedem Yavuz Sultan Selim’in ordu komutanıdır. 1517 yılında Mercidabık Ridaniye, Çaldıran zaferlerini başarı ile yürüttükten sonra 1517 yılın da Mısır seferine gider orayı da kazandıktan sonra padişahtan müsaade isterler; ‘’Padişahım Çukurova’yı biz Mezopotamya topraklarına benzettik burada kalsak bir mahsuru var mı?’’ derler. Padişahımızda; ‘’Sen kahraman yiğit bir askersin kalabilirsin.’’ diyerek müsaade eder. 1519 yılıdır bizim Adana’ya intikalimiz. Ondan sonra Abdülhamit dönemi başlıyor bu sefer dedemi tekrar göreve çağırıyor diyor ki ‘’siz deneyimli bir komutansınız buyurun askerin başına geçin Çukurova da ki Ermeni, Yahudi ve Hristiyanları buradan çıkaralım.’’ Onu da başarıyla başardıktan sonra dedeme ödül anlamında 280.000 dönüm arazi veriyor Abdülhamit bunu 30 gün uyumuyor ben nasıl yerim devlet malını diye 30 gün uyumuyor ölecek tekrar gidiyor padişahın yanına diyor ki ‘’padişahım beni seviyor musun? Seni çok seviyorum nasıl sevmem bu kadar kahramanlık yapmış bir askersin nasıl sevmem. O zaman şu verdiğin tapuyu al yoksa ben öleceğim.’’ Ben devlet malı yiyemem diyor ama işte sen bu kadar savaş kazandın ben kazandımsa vatanım ve namusum için kazandım diyor. Padişah bakıyor ciddi geri alıyor bu sefer Kayseri Bakırdağı ve İnderesini bize siz Türkmensiniz yaylasız duramazsınız diye orayı yaylalık veriyor. Bizim hala tapumuz orası ailemiz yazın yaylaya göçünce bir kısmı orada kalıyor iklim hoşlarına gidiyor, bir kısmı geri dönüş yapıyor buraya şimdi orada Kayseri Derverli Yahyalı aşağı ve yukarı köyüne de bizim akrabalarımızın birçoğu orada diğer bir kısmı Taşucunda, Çukurca’da bir kısmı Konya da bir kısmı da İstanbul’da. 1570 yılına gelindiğinde dengeler iyi kurulsun diye ailemizin bir kısmını Urfa Sulca’ya devlet diyor gidin oraları asimile edin. Bir kısmını Gaziantep Yavuzeli’ne, bir kısmını Tunceli’nin Bilecik, Nazimiye gibi dört ilçesine, bir kısmını da Erzincan’a gönderiyorlar ve o arada Abdulamit diyor ki aile çok geniş aileyi ikiye ayırın Aşağı Sırkıntı ve Yukarı Sırkıntı olarak ikiye ayrılıyor. Yukarı Sırkıntı bizim köy Aşağı Sırkıntı da İmamoğlu’nun Saygeçit köyü Yusuf Ağa dedemin küçük kardeşi o da oranın ağası. İmamoğlu ve Ceyhan’daki akrabalara o beylik yapıyor Kozan’dakine de o yapıyor. İşte o gündür bu gündür çok şükür daha bizim bugüne kadar bunun kimse ispatını yapamaz adliyede ifade vermiş insanımız yok bizim 300.000 nüfuslu bir aileyiz. Türkiye’deki sesimizi çıkartmıyoruz ama Türkiye’deki en büyük aşiretlerden biriyiz yani. Hiçbir edepsizlik hayasızlık bela şer bizde olmaz kimse de dokunmaz zaten bize.
Ben kendim de işte en son 1964 – 1965 yılına kadar köyümde ilkokul okudum. 1966 yılında da Adana İmam Hatip Lisesine babam yazdırdı. Sonrasında ticari hayata atıldık, memuriyet yapmadım. Arçelik bayiliği yaptım, emlakçılık yaptım, müteahhitlik yapıyorum.
VAR OLAN ARSALAR HAK ETTİĞİ DEĞERİN ÜZERİNDE İSTENİYOR
Adana’da inşaat sektörünün son durumu nedir?
Adana’da inşaat sektörünün son durumu şu anda oldukça kötü durumda çünkü vaktiyle, gelişen Adana’ya göre inşaat alanları açılmadığından var olan arsalar hak ettiği değerin üzerinde isteniyor buna da ehil olmayan müteahhit arkadaşlar talip oluyor dolayısıyla burada oradan ucuz diye ev alanlar ve arsasını o insanlara güvenip veren arsa sahipleri mağdur duruma geliyor. Durum böyle şu anda imara açılamayan bir hayli Adana’nın arazisi var. Bunları bir türlü açmıyorlar hatta bunları açmıyorlar tamam hiç olmazsa bunları kentsel dönüşüm dediğimiz uygulama ile yeniden yapılandırın. Adana’nın birçok mahalleleri artık iki araç geçemeyecek kadar dar sokaklarla bir araya gelmiş, hem huzur açısından oldukça tehlikeli, bir yangın çıksa bir ev diğerini yakıyor, bir suçlu evden eve sıçrayarak gizlenebiliyor. Yani oldukça olumsuz yeni imar açmıyorlarsa hiç olmazsa bu eski mahalleleri kentsel dönüşüme çevirerek hem asayişi düzeltmiş olurlar hem şehri düzeltmiş olurlar.
İNŞAATIN ANA MADDESİ ARSADIR
Sektörün genel anlamdaki en bariz sorunu nedir? Bu soruna ne gibi çözüm öneriniz var?
Sektörün genel anlamdaki en bariz sorunu bir kere kesinlikle arsa üretimi çünkü inşaatın ana maddesi arsadır. Arsa az önce bahsettiğim gibi üretilmediği zaman haliyle ben bundan 15-20 sene önce yüzde 40-50’yi ana cadde üzerinde 6 iş yeri olacak diye verirdik, şimdi adam 100. Yıl Mahallesi’nin oralara veya daha başka farklı farklı yerlere yüzde 45-50 gibi fiyatlar istiyor. Bu açıdan oldukça bizi sıkıntıya sokuyor bunlar.
Emlak ve kira fiyatlarının son yıllarda ki artışının sebepleri nelerdir?
Her şey bir biriyle irtibatlı oldu gibi bunlarda işte yeteri kadar inşaat üretilemeyince dolayısıyla ev kiraları ve emlak fiyatları artıyor. İstenilen seviyede üretim yok ondan dolayı.
Adana’da yapılaşmaya müsait yeni imar alanları açılması noktasında ciddi sıkıntılar var. Bu konuda belediyelerin ve belediye meclislerinin yeteri kadar konuya önem verdiklerini düşünüyor musunuz?
Asla düşünmüyorum. Bende geçmişte belediye başkan vekilliği yaptım ki o konuları çok iyi bilenlerden biriyim. Bir kere ben belediye meclislerinin oluş şekillerine karşıyım. Bir belediye başkanının alacağı maaş 10.000, 5 yılda 600.000 lira gibi bir para alacak ama 2-3 trilyon para harcıyor benden daha mı çok seviyor bu Adana’yı çok mu seviyor vatanını, bence çelişki var burada bunun düzelmesi lazım.
Belediye meclislerinde gündem maddeleri genelde imar ile ilgili konular. Ancak buna rağmen Adana’nın imar ile ilgili sorunları bir türlü çözülemiyor. Sizce bunun sebebi nedir?
Sebebi beklentilerdir. Beklentiler çözülemiyorsa bir yerde hak varsa o çözülür ama haksızlık varsa çözülemez. Onun için beklentilerden dolayı çözülemiyor.
Bunun çözülebilmesi için neler yapılmalı?
Bunun çözülebilmesi için kesinlikle bir kere belediye başkan adaylarının siyasi parti genel merkezleri tarafından değil, halk tarafından seçilmesi lazım. Hangi parti olursa olsun dört, beş tane adayı varsa hepsini halkın önüne koyacak, halk kendini kime yakın görüyorsa, kimi yetenekli ve başarılı buluyorsa ona oy verecek ve onu seçecek. Vatanı ve milleti için çalışan insanı seçecek bunun çaresi o.
“BEKLENTİ VAR ÜMİT YOK”
Seçimlerin yeniden yapılmasıyla birlikte ekonomik anlamda ülke bir takım sıkıntılara girdi. Bu durum sizin sektörünüzü hangi oranda ve boyutta etkiledi?
Sıfıra yakın hemen hemen hiç iş yapamıyoruz. Çünkü beklenti var, ümit yok ve son seçimde çıkan seçmen tablosu da oldukça ürkütücü onun için bizi çok etkiledi.
“SEÇİMLER OLANA KADAR İŞİMİZİN
DURGUN GİDECEĞİNE İNANIYORUZ”
Siyasi istikrar genel manada ülke ekonomisini olumlu yönde etkilediği gibi şüphesiz sizin sektörünüzü de aynı oranda etkiliyor. Seçim sonuçları ile ilgili sizin bu anlamda beklentileriniz ne ölçüde?
Her parti kendine göre parlamentoya milletvekili gönderdi. Hiç biri bir araya gelip hükümeti kuramadılar. Ben istiyorum ki kim kazanacaksa tek başına kazansın, bir başkasına “gel ortak olalım” demeden bir hükümet kurulabilsin. Ben istikrarı burada arıyorum. Seçimler olana kadar işimizin durgun gideceğine inanıyoruz. Ondan sonraki çıkacak parlamentoya milletvekili sayısına göre de ümidimizi ya iyice kıracağız, ya iyice yükselteceğiz.
Ufukta yeni projeniz var mı?
Yeni projelerimiz var. Şu anda Beyazevler Mahallesi’nde 470 dairelik kentsel dönüşüme nasipse yılbaşından sonra başlayacağım. Mithatpaşa Mahallesi’nde 400 dairelik, şu anda var olan sadece belediyenin askıdan indirmesini bekliyorum. Oradaki imar durumunun netleşmesini bekliyorum. Nasipse önümüzde 400 daire Mithatpaşa, 470 dairede Beyazevler Mahallesi’nde yani 870 dairelik bir proje var. İnşallah Allah nasip ederse bunları hayata geçireceğiz.
BENİM EN BÜYÜK HOBİM İNSANLARA FAYDALI OLABİLMEK
Farklı ilgi alanlarınız var mı? Nelerdir?
Kızılay’da görevliyim, Türk Halk Müziği yönetimindeyim, Oğuz Boyları Derneğinin ikinci başkanıyım, Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneğinin ikinci başkanıyım. Halkımla olan her türlü sosyal faaliyetlerin içindeyim. Benim bir tek rozetim var; birlik beraberlik. Irk vardır İslam dininde ırkçılık yoktur. Çünkü ırkları, Allah yaratır ırkçılığı insan. Allahın yarattığı ırkı milleti ne olursa olsun her insan iyidir, her insan güzeldir bizimde en fazla paradan önce barışa ihtiyacımız var. İki söz vardır; ‘’Yurtta sulh cihanda sulh.’’ ve diğeri ‘’Birlikten bereket doğar, ayrışmaktan delalet doğar.’’ Atatürk’ün sözü ve diğeri İmam Gazali hazretlerinin sözüdür. Bunlara uymayan bir millet, millet olmaktan çıkar 75.000.000 insanın ırkı, milleti, inancı, ibadeti ne olursa olsun ben hepsini bir görmek istiyorum. Benim en büyük hobim insanlara faydalı olabilmek.
AKILLI İNSANLAR BİR MUSİBETİN BAŞINA GELMESİNİ BEKLEMEZLER
BAŞKALARININ BAŞINA GELENLERDEN DERS ALIRLAR
Son olarak röportaja eklemek istedikleriniz var mı?
Az önce belediye başkanlarına verdiğim örnek gibi milletvekili 17.000 maaş alıyor istifa veya erken seçim olmazsa 5 yılda 60 ay yapar 60 ayı da 17 ile çarptığın zaman bir trilyon yirmi bin lira yapar. Bu insan milletvekili olunca 2-3 trilyon para harcıyor acaba niye harcarlar bu parayı ben onu merak ediyorum. Bunu nasıl önleyeceğiz? Ben 22 defa yurt dışına gittim, dünyanın birçok önemli yerlerini gezdim eleştirip de karşılığını boş bırakmıyorum. Bunun yolu gerçek demokrasiye geçiş gerçek demokrasi nasıl olur liderin sultasından kurtulmak için, diyelim 50 kişi AKP’den aday oldu, 70 kişi CHP’den oldu, 50 kişi MHP’den oldu hepsini halkın önüne koyarsın listeyi halk isme bakar kimi seviyorsa onu seçer. Adana’da 14 milletvekili mi gelecek o 14 ne kadar yeterli oy almışsa o parlamentoya gider. O zaman gerçek halkın iradesi, Cumhur denilen cumhurun karşılığı halkın iradesi demektir. Demokrasinin karşılığı demokrat demek ahlak demektir. Laiklik kimsenin ırkıyla milletiyle giyim kuşamıyla eleştirilmemesi demektir İslam’da da bu vardır, kimsenin özel hayatını eleştiremezsin sana sorarsa cevap verirsin. Biz bugün maalesef ne demokrasiyi yaşayabiliyoruz ne İslam’ı yaşayabiliyoruz. Ben ille şu demiyorum ya demokrasiyi doğru dürüst yaşayalım ya inancımızı yaşayalım ikisi bir ikisi de güzeldir. Önce bir birimizi seveceğiz, seveceğiz, seveceğiz. İnsan sevdiğine hizmet eder, ülkeyi seveceğiz. Akıllı insanlar bir musibetin başına gelmesini beklemezler başkalarının başına gelenlerden ders alır, işte Ukrayna, işte Irak, işte Suriye bunlar gibi olmayacağımızın garantisi ne garantisi biz birbirimize sahip olacağız. Birbirimizi seveceğiz kenetleneceğiz yoksa biz safları seyreltirsek aramıza girenler olur sık tutarsak kimse aramıza giremez ve demokrasiyle de laiklikle de cumhuriyetle de İslam hiçbir zaman kavgalı değildir birbirinin aynısıdır birbirinden alıntılıdır ama halk bir şey bilmeyince bize bunu yanlış ve kavgalı halinde gösteriyorlar. Ben iyi bir demokratım, iyi bir inançlı kişiyim, iyi bir laikim, iyi bir cumhuriyetçiyim ama bu demek değildir ki ben bir başka memleketin başka bir ülkenin emrinde yaşayacağım onun dediğini yapacağım, benim ilkem başka lehçem başka, kılık kıyafetim, örf ve adetlerim başka ben onun gibi müzik çalmaya mecbur muyum? Onun gibi giyinmeye mecbur muyum? Onun gibi inanmaya mecbur muyum? Yani sen sen olacaksın başkası olmaya çalışma.