İçme suyuna İnce ayar
Suyun dikkatli kullanılıp korunmasıyla ilgili bir uyarıyı
da, Adana halkının siyaset arenasından tanıyıp sevdiği İşadamı Ercan İnce
yapıyor. Toroslar Su Arıtma Sistemleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan
İnce, insanları bekleyen susuzluk tehlikesinin yanı sıra damacana ve ambalajlı
sulardaki riski dikkat çekti. İnce, “Çatalan suyu, kaynağında son derece temiz
ve sağlıklı bir mineral deposudur. Fakat musluktan akana kadar geçirdiği
yolculukta kirleniyor” diye konuştu.
Bu ekibin görevi sağlıklı su üretmek
GAZETTE - Su, dünyanın birçok bölgesinde hemen hemen her
evde kolaylıkla ulaşılabilen bir içecektir. Diğer içeceklere göre daha ucuz ve
daha kolay bulunabilir olması bizim onun olağanüstü faydalarını göz ardı
etmemize neden olur. Su insan vücudunun fonksiyonlarını düzenli olarak yerine
getirebilmesi için çok önemlidir. Su, vücudumuzda nefes alıp vermek,
vücudumuzun sıcaklık dengesini korumak, nefes alıp verdiğimiz havayı
nemlendirmek, toksinlerin ve zararlı maddelerin vücudumuzdan atılmasını sağlamak
gibi çoğumuzun tahmin ettiğinden daha fazla rol oynar. Adana’da, hiç yağmur
yağmasa 50 yıl yetecek kadar suyumuz var fakat içilebilecek anlamda ne kadar
sağlıklı olduğu tartışılır. Uzmanların açıklamalarına kulak verdiğimizde,
damacanaların da sağlık açısından riskli olduğunu varsayacak olursak, geriye
sadece Su Arıtma Sistemi seçeneği kalıyor. Adanalı’nın siyaset arenasından
tanıdığı simalardan olan İşadamı Ercan İnce, uzun yıllardan bu yana Kanal 1.
Durak’ta bulunan şirketinde, profesyonel anlamda su arıtma sistemleri üzerine
çalışıyor. Kalabalık bir ekiple birçok fabrika, ev ve işletmelerin suyunu
arıtan İnce, mesleği hakkında sorularımızı cevapladı.
Adana’nın içme suyu yeterince sağlıklı mı?
Çatalan suyu, kaynağında son derece temiz ve sağlıklı bir
mineral deposudur. Fakat musluktan akana kadar uzun bir yolculuktan geçiyor.
Sokaklarda ki alt yapı borularından, apartmanların depolarına, apartman
tesisatlardan da, musluğumuza ulaşıyor. Geçtiği borulardaki pas ve kiri de
bünyesine alıp, bunu beraberinde getiriyor. Su iyi bir taşıyıcıdır. Bugün hangi
apartmanın deposuna bakarsanız bakın, tabanında mutlaka kalın bir katman
göreceksiniz. Bundan da, suyun içerisinden partiküller geldiği anlaşılıyor.
Çatalan suyunu kötülediğimiz gibi yanlış bir algı oluşmasın diye üzerine basa
basa söylüyorum. Bu Çatalan suyunun
çıkışından kaynaklı bir durum değildir. Çıktıktan sonra depoları doldurana
kadar meydana gelen bir oluşumdur. Depoların temizlenmemesi, tesisatların eski
olması sağlıksız suyun en büyük sebebidir. Günümüzde, fiziksel,biyolojik,
kimyasal olmak üzere 3 türde arıtma yapılabiliyor. Uyguladığımız sistemle,
suyun içinesindeki partikülleri temizliyor, kötü kokuyu alıyor ve suya karışan
ağır metalleri ayrıştırıyoruz. İnsanlar araçları için benzin alırken güvenilir
ve kaliteli olanları tercih ediyorlar. Bunun yanı sıra yiyeceklerin son tüketim
tarihlerini dikkatle kontrol ediyoruz. Hava kirliliğiden alabildiğince kaçıyor,
oksijenin bol olduğu yerleri tercih ediyoruz. Fakat aynı önemi içtiğimiz suya
vermiyoruz. Oysa su, vücudun taşıdığı değil, vücudu taşıyan en önemli araçtır.
İçeriğinde kimyasal olan suyu, vücut gerekli organlara hemen göndermiyor. Onu
temizliyor, ayrıştırıyor ve öyle gönderiyor. Bu süreçte zaman kaybı olduğu için
insanlar üzerinde halsizlik, bitkinlik, cilt bozukluğu gibi belirtiler ortaya
çıkıyor. Arıtılmış su kullanan insanlar ise daha dinç ve enerjik görünüyor. Ayrıca
temiz suyun bir çok hastalığı tedavi etme özelliği bulunuyor. Örnek verecek
olursak, kan kanserinden tutun, idrar yolları, kalın bağırsak hastalıkları,
kolon kanseri, cilt bozukluklarına birebirdir. İçeriğinde ki oksijen sayesinde
baş ve sırt ağırları olmak üzere bir çok ağrıyı dindirici özelliği vardır. Ne
yazık ki suyu çok önemsemiyoruz. 1998 yılından bu yana sektörün içerisindeyiz
ve ana amacımız insanların duasını almak.
Suyu ayrıştırırken faydalı mineraller de arıtılıyor mu?
Su arıtma sistemleriyle ilgili doğru bilinen bazı
yanlışlar var. Mesela, sistemin suda ki faydalı elementleri de ayrıştırdığı
söyleniyor. Oysa filtreler kalın bağırsak zarından esinlenerek üretilmiştir.
Kalın bağırsak nasıl bir suyu ayrıştırıp kanımıza faydalı elementleriyle
beraber gönderiyorsa, filtreler de aynı görevi görüyor. Kaldı ki su besleyici
bir madde değildir. Taşıyıcı özelliği vardır. Su, hidrojeni ve oksijeni bol bir
sıvıdır. Yanıcı ve yakıcı özelliği sayesinde yediklerimizi sindirdiği gibi
birçok hastalığı da tedavi etmektedir.
Kaynatıp soğutularak elde edilen içme suyu ne kadar
etkili?
Eskiden klorlama olmadığından dolayı dedelerimiz,
ninelerimiz suyun içerisinde ürüyen bakterileri öldürmek için kaynatma yöntemi
uygulardı. Fakat bu da suyun içinde ki faydalı mineralleri de öldürüyordu. Hala
aynı yöntemi uygulayanlar var. Bu sadece beyni kandırmaktır. ‘Ters Osmoz’
sistemiyle arıtılan su, en sağlıklı olandır.
Ters Osmoz Sistemi’nden biraz bahseder misiniz?
Ters Osmoz , Reverse Osmosis teknolojisi, günümüz membran
filtrasyon teknolojilerinin ulaştığı en uç noktadır. Yüksek basınç uygulanan
bir sistemdir. 1950’lerin sonunda Amerikan hükümetinin desteği ile deniz
suyunun tuzdan arındırılması yöntemi olarak geliştirilen Ters Ozmos,
1970’lerden bu yana dünyada ve Türkiye’de endüstriyel ve evsel su filtrasyon
amacına yönelik kullanılmaktadır. Ters Osmoz sisteminin çalışma prensibi, cihaz
içinde bulunan filtreler aracılığı ile gerçekleşmektedir. Su, basınç ile
filtreler üzerindeki gözeneklerden geçmektedir. Bu işlem sırasında suyun
içindeki maddelerin çoğu bu gözeneklerden geçemez ve konsantre su olarak dışarı
atılır. Bu işlem sayesinde daha iyi su kalitesi elde edilir. Ters Osmoz ile
evler, ofisler, kalabalık işyerleri, kahve, lokanta gibi su ihtiyacı olan küçük
ve orta ölçekli işletmelerin düşük kapasitelerde kullanabileceği güvenilir su
kalitesi sağlanır. Tezgahaltı ters osmoz sistemleri saatte 10 litreden 500
litreye kadar su arıtma kapasitesine sahiptirler. İçerdiği TFC membran
sayesinde 0,0001 micron hassasiyetinde arıtma özelliğiyle, çözünmüş katı
maddeleri, kireci, mineralleri, sodyum, bakteri ve küf gibi maddeleri yüzde 98
oranında arındırarak güvenilir içme suyuna dönüştürür. Ters osmoz sistemleri
devrim niteliğinde bir teknolojidir. İlk başlarda gemilerde deniz suyundan içme
suyu elde etmek için kullanılırken günümüzde artık teknolojinin ilerlemesiyle
evlerde de rahatlıkla kullanılır bir hale gelmiştir. İleri bir filtreleme
teknolojisi olan Ters Osmoz sistemlerinin temelini binlerce yıldır bilinen
doğal bir süreç olan Osmoz oluşturur. Osmoz suyun az yoğun ortamdan çok yoğun
ortama emilme sürecidir. Ters osmoz ise bu sürecin basınçla tersine döndürülerek
çok yoğun ortamdan temiz su ayrıştırmak için kullanılmasıdır. Ters Osmoz
süreci, filtre edilmemiş suyun basınç uygulanarak yarı geçirgen zardan
geçirilerek filtrelenmesi işlemi olarak da tanımlanabilir. Tamamen doğal bir
yöntemdir. Ters Osmoz teknolojisinde membran filtre kullanılır. Membran bilim
dünyasında hücre zarı, su arıtma teknolojisinde ise seçici geçirgen ya da
ayırıcı madde anlamına gelir. Yapılan bu işlem sırasında su molekülleri ve bazı
inorganik moleküller membran filtre üzerinde bulunan gözeneklerden
geçebilirken, suyun içindeki zararlı ve kirletici maddelerin çoğu bu
gözeneklerden geçemez ve su konsantre su olarak dışarı atılır. Yapılan bu işlem
diğer filtreleme yöntemlerine göre istenen kapasitede çok daha iyi su kalitesi
elde etmeye olanak verir.
Damacana ve ambalajlanmış sular ne kadar sağlıklı?
Damacana sularının kullanımında temelde 3 risk mevcuttur.
Bunlar damacana pompalarından kaynaklanan bakteri kirliliği, damacana ham
maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik ve üretim sırasında oluşabilecek
kirliliklerdir. Damacanalardaki suyu dışarıdan aldığı hava yardımıyla basan
pompalar, nemli ve havaya açık bir ortam oluşturdukları için her zaman
bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Pompalarda oluşabilecek bakteri biyofilmleri
(kaygan tabaka), hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi
enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. İkinci bir
risk faktörü ise damacanaların ham maddesinden kaynaklanan kimyasal
kirliliktir. Damacana ham maddesi olarak kullanılan kimyasallardan ''fosgen''
adında oldukça zehirli ve savaşlarda kullanılan kimyasal bir gaz ortaya
çıkmaktadır. Bu zehirli kimyasal, yüzeyi yıpranmış ve uzun süre içinde su
bekletilen damacanalardan suya karışabilir. Her damacananın 50 kullanımdan
sonra imha edilmesi gerekiyor. Ne yazık ki imha edilmediği gibi yıllarca
kullanıma sunulabiliyor. Üçüncü risk faktörü ise üreticilerin sağlıksız
koşullarda su üretmesinden kaynaklanıyor. Piyasada satılan damacana sularının
bazıları işlenmiş sulardan, bazıları ise doğal memba sularından oluşmaktadır.
Memba sularının damacanalara doldurulma sırasında oluşabilecek hijyenik olmayan
koşullar bakteriyolojik kirliliğe sebep olacaktır. Ayrıca, suların hangi
şartlarda işlendiği ve ne gibi koşullarda depolanıp son kullanıcıya iletildiği
de tartışmalı bir durumdur. Damacana ile ilgili söylediklerimiz ambalajlanmış
sular için de geçerli. Adana’da, ana caddeler üzerinde yazın 38-40 derece
sıcaklarda yığılmış su satıyorlar. O
suyun serin bir ortamda tutulması lazım.
Güneş görmeyecek, aksi halde bakteri üretir.
Su pahalı bir madde olma yolunda mı ilerliyor?
Dünya’daki 332.5 milyon mil küp suyun yüzde 96’sını tuzlu
su oluşturmakta. Yani kullanabileceğimiz tatlı su, dünya haritasında görünen
maviliklerin yüzde 2,5’lik kısmını oluşturuyor. Bu miktarın da yüzde 70’inin
buzullarda saklı olduğunu göz önünde bulundurursak, sahip olduğumuz toplam
suyun yüzde 1’inden daha az bir miktardaki bu su yaşamımızı sürdürmemiz için
gerekli. Türkiye büyüyen kentleri, artan nüfusu ve gelişen ekonomisi ile “su
fakiri olma” yolunda ilerliyor. TUİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine
göre Türkiye’nin nüfusu 2030 yılında 100 milyon olacak. Şartlar böyle
ilerlediği taktirde kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³/yıl olması
beklenmekte. Günümüzde kişi başına düşen su miktarı 1.519 m³ iken su açısından
fakir bir ülke oluşumuz 2030’da ne kadar zorlanacağımızı da açıklıyor. Bu
nedenle içme sularını çok dikkatli kullanmamız lazım. Onu iyi korumamız
gerekir. Eskiden bir sürü pınarlar vardı, şimdi hepsi kurumaya başladı.
Su arıtma sistemi kurdurmak yüksek maliyetli mi bir iş
mi?
5 kişilik bir ailenin adam başı 2’şer litre su
kullandığını düşünelim. Bu da ailenin günde bir damacana su tükettiği anlamına
geliyor. Ortalama bir damacananı fiyatı
7 lira. Ayda 140 lira, yılda bin 680 lira bir maliyet ortaya çıkar. Bir yılda
vereceği para ile tüketici biz başvurarak evine bir arıtma sistemi kurabilir.
Biz bu işi profesyonel yapıyoruz. Satış sonrası destek çok önemli. 3 ayda bir sistemin
kontrollerini gerçekleştiriyoruz. Teknik
servislerimizle insan sağlığına hizmet ediyoruz ve bunların karşlığında bir
ücret almıyoruz. Sadece malzemelerin değişiminde ücret alyoruz. Ama piyasada
fatura kesmeyen, SSKlı işçi çalıştırmayan ve bir çok firma görünümlü işyeri var.
Adam bir defa satıyor ondan sonra kaybolup gidiyor. Hizmet devamı yok. O
kişinin fiyatıyla bizim verdiğimiz fiyat elbette bir olamaz. Bizim amacımız
para kazanmak değil amaç topluma faydalı olmak. Ben siyaseti de bu anlamda
yaptım, işimi de bu anlamda yapıyorum. Sistem hakkında bilgi almak isteyenler 0
(322) 456 10 50 no’lu telefondan bizlere ulaşabilirler.