Dede:Adana göç veren bir kent

Dede:Adana göç veren bir kent

Türkiye İstastik Kurumu Adana Bölge Müdürü Orhan Deha Dede, Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün Metro RTV’de hazırlayıp sunduğu Gündem programına konuk oldu.


Dede:Adana göç veren bir kent

Orhan Deha Dede, Adana’da 2 milyon 216 bin kişinin yaşadığını hatırlatarak, “Adana’nın yarısı erkek, yarısı kadın. 1 milyon 107 bin kadın, 1 milyon 108 bin erkek olan bir nüfusa sahibiz. Nüfus yoğunluğumuz, kilometrekareye düşen Türkiye’de yüzde 5 iken, Adana’da yüzde 59 biraz kalabalık bir şehiriz. Düz bir ovaya sahip bir şehir olmamıza rağmen, yaşanılan yer fazla açılmadığı için hep aynı yerde toplanmışız. Örnek vermek gerekirse; Seyhan, Çukurova, biraz Yüreğir. Yani herkes merkezde yaşıyor. Bunu da yerel yönetimlerimizin biraz düşünmesi lazım. Çünkü yüzde 59 Adana gibi bir memlekete çok fazla bir rakam” dedi.

Son yıllarda Adana’nın göç verdiğine dikkat çeken Dede, “Adana hakkında belki de yanlış bilinen bir mevzu da ‘’göç mevzusu’’. Hani hep deriz ya ‘’Adana hep göç alan bir kent’’ diye ama rakamlar tam tersini söylüyor. Adana göç veren bir kent. 2017 yılında Adana’da 13 bin kişi dışarıya gitmiş. Gelen ve giden ‘’nitelikli göç’’ önemli. Buradan giden eğitimli ve donanımlı bir göçün yerine, tam tersi eğitimsiz ve donanımsız gelen bir göç belki rakamsal anlamda bir şey fark ettirmiyor. Nüfusumuz genç. Adana nüfusundaki 0-24 yaş grubundaki yaş nüfusumuz 909 bin kişi. Yani hemen hemen her 10 kişiden 4’ü genç” diye konuştu.


Okuyucularımızın sizi daha yakından tanıyabilmeleri için kendinizden bahseder misiniz?

1978 yılında Ankara’da doğdum. Bütün öğrenim hayatımı ve yaşamımı Ankara’da geçirdikten sonra askerlik vb. sebeplerden dolayı Ankara’dan ayrıldım. 2004 yılından bu yanada Adana’da ikamet etmekteyim. Artık soranlarada Adanalıyım diyorum. 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldum. Şu anda da Türkiye İstatistik Kurumu’nun Bölge Müdürü olarak görev yapmaktayım.  Evliyim, iki çocuk babasıyım.


Türkiye İstatistik Kurumu ne zaman kuruldu, elinizde bu tarihten önce veri var mı?

Türkiye İstatistik Kurumu, adını 2005 yılında aldı. Ama tabi istatistik geçmişi ülkemizde evvele dayanmakta. Aslında ilk istatistiki çalışmalar İlanlı ve Selçuklu devletlerine dayanıyor. Çok basit bağlamda araştırmalar yapılmış. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu zamanında da 1389 yılında defterhaneler kuruluyor.  Asıl mali kayıtlar tutulmaya çalışılıyor. Tabi çok basit bir nizamda. Daha sonra 1831 yılında II. Mahmud döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk defa düzenli nüfus sayımı gerçekleştiriliyor. Aslında kamu anlamında ilk istatistiki çalışma bu oluyor. Üç kıtada hüküm süren bir padişahlık, birçok dinden birçok ırktan insan var, devletin çeşitli gelir kaynakları var ve bunların hepsinin kayıt altına alınmasına ihtiyaç duyuyorlar. Bu bağlamda da ufak tefek çalışmalar yapılıyor. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün himayesinde 1926 yılında Başbakanlığa bağlı olarak Merkezi İstatistik Komitesi kuruluyor. Ve bundan sonra da çeşitli isimler alıyoruz. En sonda da 2005 yılında Türkiye İstatistik Kurumu adı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz.


Türkiye İstatistik Kurumu nedir? Yapılanması nasıldır? Ne iş yapar?

TÜİK, Başbakanlığa bağlı bir kurumdur. Bakanlıkların artmasıyla ve değişmesiyle bu yılın başına kadar Kalkınma Bakanlığı’na bağlıydık. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geldikten sonrada şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapan bir kamu kuruluşuyuz. Merkezimiz Ankara’da 81 ili kapsayacak şekilde 26 bölgeye bölünmüş durumdayız. Bazı bölgelerimizde 4-5 tane il, Ankara, İzmir, İstanbul gibi bölgelerimizde de tek il var. Adana Bölge Müdürlüğü’müz, Adana ve Mersin illerinden sorumlu. Buradaki kıstasımız nüfus, coğrafi şartlar, iklim vb. olmak üzere 26 bölgede 81 ilde ve 81 ilin de en ücra yerlerinde bile görev yapacak şekilde yapılanmış vaziyetteyiz. Bizim temel görevimiz; Ülkenin ihtiyaç duyduğu noktalarda bilgi toplamak, istatistik üretmek ve bunları dağıtmak. Vizyonumuz; uluslararası standartlarda, kullanıcı odaklı, sürdürülebilir bir istatistik sistemi oluşturmak. Avrupa Birliği’ne bağlı EUROSTAT bünyesinde görev yapmaktayız. Bütün istatistikler, derlemeler, yayınlar, çalışmalar onların standartlarında yapılıyor. Yani Paris’te bir istatistik nasıl yapılıyorsa Şırnak’ta da aynı şekilde yapılıyor.


Makro bir bakışla, temel veride Türkiye’nin rakamları, göstergeleri nelerdir?

Bu ay işsizlik rakamını açıkladık. Bir önceki aya, geçen seneye göre güzel bir rakam. Geçtiğimiz sene işsizlik rakamı 10.9’du. Çift hanedeydi. Özellikle hükümetimizin gösterdiği çabalarla, istihdam  seferberliği, şu an istihdam +2 adı altındaki seferberlikler sayesinde artık işsizlik oranımız tek hanelerde. Şu an 9.7 oranında oldu. Diğer bir makro ekonomik gösterge olarak büyüme. İstatistik olarak sıfır mümkün değil ama tabi 5 düzeyi bir ülke için en optimal düzeydir. Büyüme hızımız, büyüme rakamlarımız çok iyi. Geçtiğimiz yıl, yıl bazında 7.4 büyüdü Türkiye. Ama şu anda dövizdeki kurlar, ülkemize dışarıdan yapılan ekonomik saldırılardan dolayı belki geçen yıl ki rakamları tutturamayız ama yine de bir 5’ler civarında bir büyüme oranını yakalayacağımızı düşünüyorum.  Bir makro ekonomik göstergemizde enflasyon. Bizleri, vatandaş olarak belki de en çok etkileyen göstergemiz enflasyon. En son açıkladığımız rakam 15.85. Biraz yüksek bir rakama sahibiz. Ama tabi bunun da temel nedeninde kur yatıyor. İlerleyen aylarda da belki birkaç puan daha artış olabilir. Ama 2019 yılı itibariyle de enflasyon oranlarında hızlı bir düşüş sürecine gireceğimizi, hemen 1 yıl içerisinde olamasa bile 2-3 sene içerisinde tekrar tek haneli rakamları göreceğimizi düşünüyorum.


Adana’nın nüfus, sağlık, eğitim, yaşam gibi göstergeleri nelerdir?

2 milyon 216 bin vatandaşımızın yaşadığı Adana’mızın kabaca yarısı erkek, yarısı kadın. 1 milyon 107 bin kadın, 1 milyon 108 bin erkek olan bir nüfusa sahibiz. Nüfus yoğunluğumuz (Kilometrekareye düşen insan sayısı), Türkiye’de yüzde 5 iken Adana’da yüzde 59 biraz kalabalık bir şehiriz. Düz bir ovaya sahip bir şehir olmamıza rağmen, yaşanılan yer fazla açılmadığı için hep aynı yerde toplanmışız. Örnek vermek gerekirse; Seyhan, Çukurova, biraz Yüreğir. Yani herkes merkezde yaşıyor. Bunu da yerel yönetimlerimizin biraz düşünmesi lazım. Çünkü yüzde 59 Adana gibi bir memlekete çok fazla bir rakam. Bursa, Gaziantep gibi daha dağlık taşlık bölgelerde normaldir ama Adana düzlük bir coğrafi yapıya sahip. Adana hakkında belki de yanlış bilinen bir mevzu da ‘’göç mevzusu’’. Hani hep deriz ya ‘’Adana hep göç alan bir kent’’ diye ama rakamlar tam tersini söylüyor. Adana göç veren bir kent. 2017 yılında Adana’da 13 bin kişi dışarıya gitmiş. Gelen ve giden ‘’nitelikli göç’’ önemli. Buradan giden eğitimli ve donanımlı bir göçün yerine, tam tersi eğitimsiz ve donanımsız gelen bir göç belki rakamsal anlamda bir şey fark ettirmiyor ama sosyal anlamda çok fark ettiriyor. Nüfusumuz genç. Adana nüfusundaki 0-24 yaş grubundaki yaş nüfusumuz 909 bin kişi. Yani hemen hemen her 10 kişiden 4’ü genç. Yani genç nüfusumuz Türkiye’nin altında. Yaşlı nüfusumuz da yine Türkiye’nin altında. Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus %8 iken, bu sayı Adana’da %7 oranında. Bu da güzel bir rakam Adana için.


Sahada personeliniz ne gibi sorunlarla karşılaşıyor ve bunları nasıl aşıyor. Ankete katılmak istemeyenlere herhangi bir yaptırım var mı?

Adana Bölge Müdürlüğü olarak yaklaşık olarak 120 tane personelimiz var. Bir ayağı hep dışarıda olan bir kurumuz. Çünkü biz bilgiyi dışarıdan derlemek zorundayız. Devlet memurluğu açısından tersine bir işlem yapmış oluyor. Diğer kamu kuruluşlarında vatandaş gider işini halleder, bizde ise biz gidip vatandaşın kapısını çalıyoruz. Genel olarak gittiğimiz zaman, vatandaş şaşırıyor. Ama bazıları gerçekten bize çok yardımcı oluyor. 3 tane aracımız ve 60 tane anketörümüz var. Bunlar hiç durmaz, belli bir rota, dahilinde sürekli hareket halindedirler. Anketörlerimiz de her gün alanda bir iş iştigal ederler ve biz alanda ‘doğru bilgi‘ toplarız. Doğru bilgiyi almak için çabalarız ve doğru bilgiyi vermek de vatandaşın “vatandaşlık görevi“ diye bakıyoruz. Bunu da vermesi için kanuni bir zorunluluğu var. Ankete katılmama, cevap vermeme, kabul etmeme gibi durumlarda bizim idari para cezamız var. Ama bizim niyetimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olduğu için hiçbir zaman al o zaman sana ceza demiyoruz. Mutlaka önce ikna etmeye çalışıyoruz. Bu anketin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bazen bir çalışmada bir hanenin vereceği cevap 15q20 bin haneyi temsil ettiği için cevap almak bizim için çok önemli. O cevabı alana kadar, sizi ikna edebilmek iççin biz bir çaba sarf ediyoruz. Kapınıza bazen iki-üç kere geliyoruz ve buna rağmen hala aynıysa bir uyarı yazısıyla uyarıyoruz. En son para cezasını uyguluyoruz. İşyerleri çalışmalarında para cezası 5 bin 500 TL kadar. Hane çalışmalarında ise 2 bin 500 TL kadar para cezası uyguluyoruz. Biz hiçbir zaman cezai yaptırımlarımızı bir tehdit unsuru olarak kullanmıyoruz. En son her şey bittikten sonra kullandığımız bir yöntem. Çünkü asıl amacımız bilgi toplamak.


Verileriniz hangi amaçla ve kimler tarafından kullanılıyor?

Verilerimiz en çok politikacılar tarafından kullanılıyor. En çok bakanlıklara faydalı oluyor rakamlarımız. Çünkü verdiğimiz rakamlar hayati öneme haiz olabilir. Mesela 2-3 Eylül‘de açıklayacağımız enflasyon rakamları. Piyasa bunu bekliyor. Türkiye‘de “ne oluyor“un ya da nabzı biz ölçüyoruz. Enflasyon, işsizlik, ithalat-ihracat vb. bunların hepsini biz ölçüyoruz. İnternet sayfamıza girdiğiniz zaman yayınladığımız bütün verilere erişebilirsiniz. Detaylı, güzel bir sayfamız var. Değir taraftan sanayi, hizmet sektörü vb. kullanıcılar bizim verilerimizi kullanırlar. Diğer taraftan siz medya mensupları. Bizim rakamlarımızla iştigal ediyorsunuz. Onları haberleştirip, yayımlıyorsunuz. Bizim de vazgeçilmezimizsiniz. Biz datayı oluştururuz, yayınlarız ama bu sadece bizim sayfamız üzerinden olur. Ama bunu vatandaşlara yayan organ medyadır. Onlar olmazsa bizim rakamlarımız havada kalır. Bu bağlamda da başta siz olmak üzere, bütün medya mensuplarına teşekkür ediyorum. En çok 25-34 yaş ortalamasındaki insanlar bizim verilerimizi kullanıyorlar. Bir de TÜİK Çocuk sayfamız var.  Amacımız eğitimi küçükken vermektir. İstatistik alışkanlığını biz çocukluktan itibaren yaymaya çalışıyoruz ki ilerleyen zamanlarda istatistiğin önemini kabul etsin. Adana bölge müdürlüğü olarak kaynağımız özellikle üniversite görevlilerine sınırsız açık. Görevini ve ne yapmak istediğini söylüyor ve biz onlara ham datamızı açıyoruz. Bizim kurum binamızda onlar için ayrılmış bilgisayarlar ve yerler var. Gelip orada çalışmalarını yapabiliyorlar.


İnci Gül – Ama çok şanslıyız. 2001 krizinde dolar çok ciddi bir şekilde bizi etkilemişti ama şu anda etkileyeceğini pek düşünmüyorum çünkü gereken önlemler alınıyor.

Buna şöyle bir yorumda bulunabilirim. TÜİK Bölge Müdürü olarak değil, Ekonomist geçmişimle cevaplayabilirim. Evet, 2001 krizinin bir kısmında öğrenci, bir kısmında da iş hayatındaydım ve yaşadık hepsini gördük. 2001 Krizi global anlamda bir krizdi. Bizi etkilediği gibi Yeni Zelanda‘yı da etkiledi. Ama şu andaki konjonktür Türkiye üzerine yapılan bir oyun ve ekonomik savaş. Bakan Albayrak‘ın açıklamaları vardı. Ekonomiyle, iktisatla açıklanamayacak seviyeler var şu anda.  Anlamsız, manasız. Dolar 7 TL. Neye göre, kime göre. Nasıl 7 TL oldu. Merkez Bankası‘nın da çok yerinde olan müdahaleleri var. Gerçekten yapıcı olarak müdahale etti. İnşallah 5 seviyelerine geri gelecek.


İnci Gül- Türk halkının da zekâsıyla oynuyorlar sanki.

Zekâsıyla oynanacak bir toplum da değiliz. Söz konusu vatan olduğu zaman gerisi teferruattır lafından yola çıkaracak, siyasi görüşümüz ne olursa olsun bizim canımıza, malımıza bir tehdit olduğu zaman hepimiz bir olalım diyoruz. Bizi diğer ırklardan, diğer ülkelerden ayıran en büyük özelliğimiz bu.


Topladığınız bu rakamları sadece derleyip bir rakam içerisinde mi yayınlıyorsunuz yoksa vatandaşın anlayabileceği bir sadeliğe mi getiriyorsunuz?

26 bölge, 81 ilde biz binlerce anket yapıyoruz. En basit örnekle biz bir salçanın fiyatını 5-6 tane marketten derliyoruz. Bunun gibi rakamlar üst üste biniyor ve tek bir rakam için bir sürü adımdan geçiyor. Ve en son tek bir rakam oluyor. Mesela enflasyon 15.3 gibi. Türkiye İstatistik Kurumu olarak bunu açıklamam lazım ki vatandaşın kafasında soru işareti kalmasın.

 

DİĞER HABERLER

Bu avcı ava kitapla gidiyor
Bu avcı ava kitapla gidiyor
21 Ocak 2026 Çarşamba