Sayın Kurt
öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt ben.
Devlet tiyatrolarında oyuncu ve rejisör olarak yaklaşık 30 yıldır
çalışmaktayım. İlk görev yerim Adana Devlet Tiyatrosu olup burada 10 yıl
müdürlük yaptım. Yine Adana Devlet Tiyatrosu'nda pek çok oyunda görev aldım ve Adana
Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda oyunlar yönettim. Üniversitenin
Tiyatro Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştım. Adana'da 1998 yılında
Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Festivalini başlattık ve yaklaşık 20
yıldır devam etmekte olup 27 Mart tarihinde de 21’incisini gerçekleştireceğiz.
2004 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’na tayin oldum. Sonrasında ise 2007-2008
sezonunda Devlet Tiyatroları’nda baş rejisör olarak görev yaptım. 2013-2014
yılında Devlet Tiyatroları’nda Genel Müdürlük görevinde bulunup kısa bir süre
aradan sonra 2018 yılının başında tekrar Devlet Tiyatrolarına Genel Müdürlük
görevine atandım. Çalışmalarımız devam etmekte olup 2018-2019 sezonunda da çok
büyük bir projeye imza attık. Devlet Opera Balemizin ‘Troya’ adlı eserinde de
oyuncu olarak görev almaktayım. Akabinde de 2002-2003 sezonunda Adana Devlet
Tiyatrosu'nda yaptığımız Moliere'in Cimri adlı oyununda da şuan oyuncu olarak
çalışmaktayım. Sezon başında yine stüdyo sahnemizde genç oyuncularla 'Çökme
Tehlikesi Var' ve 'Ezilmiş Petunyalar Olayı' adlı iki tane kısa oyun yönettim
ve şuanda o da gösterimde hatta bu oyunlar, Adana'da Sabancı Oda Tiyatrosu'nun
açılışını gerçekleştirecek.
Dünya ile mukayese
edildiğinde Türkiye'de tiyatronun bugün geldiği nokta nerededir?
Ülkemiz büyük ve gelişmekte olan bir ülke. Tiyatro da
yaygınlaşmasını sürdürüyor. Yaklaşık 12 bölgemizde yerleşik tiyatromuz olup 11
bölgemizde de turne sahnelerimiz var. Yaklaşık 23 bölgede 65 sahnede
çalışmalarımız devam etmektedir. Hem tiyatro sanatı gelişmekte hem de tiyatroya
ilgi artmaktadır. Hatta son dönemde bu sezon, Devlet Tiyatrosu’na 3 tane sahne
kazandırılmış durumda. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteği ile Bornova
Kültür Sanat Merkezi Bozkurt Kuluç Sahnesi’ni açtık. Yine İzmir Karşıyaka'da
Devlet Tiyatromuzun 2. sahnesi hayata geçti. Adana'da da Sabancı Oda Tiyatrosu
ile birlikte bu sezon Devlet Tiyatrolarına 3 yeni sahne kazandırmış olduk. Şunu
rahatlıkla söyleyebilirim ki hem ülkemizdeki büyük illerde hem de ilçelerinde
Devlet Tiyatrosu'nun gitmediği, turneler düzenlemediği, elinin uzanmadığı yer
neredeyse kalmadı. Gelişmekte olan, büyüyen ve yaygınlaşan bir tiyatromuz var.
Bununla beraber %100 doluluk oranı ile oynadığımız bir sezonumuz var ve
seyircinin de büyük bir ilgisi var. Yani dünya ile kıyasladığımız zaman
Türkiye, hiç de dünyadan aşağı kalır bir alanda değildir. Bunun için oldukça
memnunum.
Türk seyircisi en
çok hangi tür yapıtları tercih ediyor?
Aslında fark etmiyor. Hem çocuk oyunlarımız hem gençlik
oyunlarımız hem de büyük oyunlarımız var. Dünya klasiklerine karşın yerli
yazarlarımıza karşı da büyük bir ilgi var. Yakın zamanda Devlet Tiyatroları’nda
ilk defa oynayan kadın yazarlarımızın eserlerini kadın yönetmenlerimiz
sahneledi. Sonrasında da klasik oyunları Ankara seyircisi ile buluşturduk. Yani
Türkiye halkının yerli oyunlara da yabancı oyunlara da büyük bir ilgisi var
diyebilirim. Ama tabii bizim öncelikli hedeflerimizden bir tanesi, kendi yerli
yazarlarımızın gelişmesini sağlamak ve yerli yazarlarımıza repertuvarlarımızda
daha fazla yer vermektir. Ve bu sene hedef koyarken yaklaşık %70 repertuvarımızın
yerli yazarlarımızdan oluşmasına özen gösteriyoruz. Bu sayıya da sezon
bitiminde ulaşmış olacağız.
Türkiye genelinde
tercih edilen oyunlar aynı mıdır yoksa bölgesel farklılıklar var mıdır?
Tabii her bölgenin kendine has bir yapısı var. Mesela
Erzurum'da yaptığımız bir oyunu İstanbul'da rahatlıkla sahneleyebiliyoruz.
İstanbul'da yaptığımız bir oyunu da Erzurum'da
sahneleyebiliyoruz. Bölgesel farklılıklardan ziyade seyirci, oyunlarımızın
kalitesine önem veriyor. Doğu-Batı fark etmiyor bizim için. Her iki tarafta da
seyircilerimiz oldukça fazla.
Peki, Adanadaki
tiyatro seyircisini nasıl tanımlarsınız?
Adana'nın kültür ve sanata her zaman bir ilgisi vardı.
O yüzden Adana'nın tiyatroya ilgisi had safhadadır. Onlara daha fazla yeni
sahneler kazandırmak için uğraşıyoruz. Devlet Tiyatrosu'nun yaklaşık 360
kişilik bir salonu var. Yeni sahne ile beraber bu sayıyı 500'e çıkardık.
Önümüzdeki Ekim ayından itibaren her akşam 500 kişiyi Devlet Tiyatrosu'nda
ağırlayabileceğiz. Adana'da uluslararası bir festivalin de olması, Adana'nın
kültür ve sanata ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir zaten.
Tiyatro Festivali
için neler söylemek istersiniz?
Festivale oldukça yoğun bir ilgi var. İlk günden,
festivalin son gününe kadar olan biletlerimiz çok erken tükendi. Hatta sabah
bilet almak için gece çadır kuranlar bile olmuştu. Geçenlerde gazetelere de bir
olay yansıdı. 26 saatin sonunda bilete ulaşanlar oldu. İyiki de bu festivali
yaptık diyorum. Rahmetli Sakıp Sabancı'nın büyük bir emeği ve katkısı var.
Ondan sonra gelen Sabancı ailesinin de emeği göz ardı edilemez. Hepsine buradan
teşekkürlerimi sunuyorum.
Türkiye Devlet Tiyatroları olarak yapmayı planladığınız
ses getirecek projeleriniz var mıdır?
Pek çok projelerimiz var. Festivallerin yanı sıra,
Ankara buluşması adı altında yaptığımız yerli oyunlar, klasik oyunlar, antik
oyunlar ve müzikaller gibi hem yurt içinde hem yurt dışında oldukça geniş
yelpazeli projelerimiz var. Bu yıl Rusya-Türkiye, Türkiye-Rusya yılı. Bunun
için hazırlıklarımız var. Devlet Tiyatrosu’nun projeleri tükenmez. O yüzden biz
istiyoruz ki yapacağımız projeler hem seyirci ile buluşsun hem de kurumumuza
iyi bir geri dönüş olsun. Umut ediyorum ki yararlı nice projelerle seyirci ile
bulaşacağız.
Tiyatro
oyunculuğuna talep ne durumdadır?
Türkiye genelinde oyunculuk bölümleri oldukça fazla
olup oyunculuğa da talep oldukça fazladır. Ülkemizin her bölgesinden pek çok
oyunculuk bölümünden mezun öğrencilerimiz var. Ama önemli olan Devlet Tiyatrosu
olarak onlara istihdam sağlamaktır. Ve bunun için elimizden geleni yapıyoruz ve
yapmaya da devam edeceğiz.
Son olarak eklemek
istedikleriniz var mıdır Sayın Kurt?
Öncelikle bu nazik ziyaretiniz için teşekkür ediyorum.
Ümit ediyorum sanat severler de bu röportajımıza ve sayenizde dile getirdiğimiz
kültür ve sanata dair sunduğumuz bilgilere de ilgi gösterirler.