Geçtiğimiz gün
gerçekleşen Mercedes-Fasion Week’te yeni koleksiyonunuz “Onu Alma Beni Al’ı ilk
kez moda severlerle buluşturacaksınız. Koleksiyonun hikâyesini, nasıl
oluştuğunu anlatır mısınız?
Emre Erdemoğlu 2019-2020 Sonbahar-Kış koleksiyonunda
geçmiş, gelecek ve an arasındaki ilişkide, duygu, hayal ve gerçeklikler ekseninde,
aşkın sonsuz gücü ile perçinlenen ‟Onu Alma Beni Al” temasını
vurguluyoruz.
Sezen Aksu'dan ilham alınarak hayata geçirilen
koleksiyonumuz, özellikle aşka olan inancımızın yok olduğu bu süreçte, bizi
bekleyen geleceğe karşı optimist bir tavır takınıyor.
Koleksiyonun bütününde Sezen Aksu şarkıları ve portresi
ilmek ilmek işlenmiştir. Tüm detaylarda Sezen Aksu portresini grafiksel bir
dille yorumlayıp, şarkı sözleri koleksiyona enjekte edilmiştir.
Neden Sezen Aksu
ve onun eserlerini tercih ettiniz?
Aşkı anlatım biçimini seviyorum. Duygusu, hikâyesi hep
çok yüksek. Bunun için inmiş sanki bu topraklara... Görevi bu belli ki. Sezen
çok özel bir kadın. Hiç sevmem diyenin bile bir Sezen şarkısı vardır!
Bu yaz erkeklerin
renkleri neler olacak? Erkekleri nasıl detaylar, renkler bekliyor? Sizin
koleksiyonda neler göreceğiz?
70'ler retro akımının sokak stiliyle birleştirildiği
koleksiyonda, oversize formda kabanlar, print desenli gömlekler, tel kırma
nakışlı ceketler, parçaboya kadife takımlar, uçuşan trençkotlar, lila rengi uzun
el örmesi kemerler koleksiyonda sıkça karşılaştığımız detaylar arasında yer
alıyor.
Deneysel tavırla yaratılan detaylar ile bütünleşen
zamansız klasik yorumlar, geleneksel tavrı yeniden algılama fırsatı veriyor.
Sıcak ve soğuk renklerin bir arada sunulduğu iki kutuplu koleksiyonu daha da
çarpıcı ve eğlenceli hale getiriyor.
‟Street Fashion” anlayışıyla geliştirilen yeni tek
parça ürün nitelikleri ile oyuncu bir kişilik kazandırdığımız takım anlayışı,
bu sezon her zamanki fitlerimizle beraber yeni fit önerilerini de içinde
barındıracak şekilde tasarlandı. Ve geniş çaplı, uzun soluklu bir dinamizmi
Emre Erdemoğlu erkeğine katıyor.
Özel apreli kumaşlardan hazırlanan koleksiyon, İtalyan
stiline yeni bir soluk getirme iddiasını güçlendiriyor.
Farklı fitlerde yüksek bel kesimlerle geliştirdiğimiz
pantolonlar, geniş omuzlu bol siluetli ceketler ve yuvarlatılmış omuzlu
çalışmalar, önerileri ve tasvirleri genişletiyor. Daha genç ve daha çarpıcı
siluet yaratma ustalığına konsantre olduğumuz bu sezonda, özel dikiş
teknikleri yarı terzi işçiliklerle geleceğe dönük iyimser tavrı ortaya
koyuyor.
Emre Erdemoğlu
erkeği nasıl bir karaktere sahip? Kim o?
Yenilikçi, dinamik, elegance... Bu üçünü taşıyor olmanız
gerekiyor her şeyden önce. Yeniliğe açık olan, stiliyle ilham veren, giydiği
ürünün ruhuyla kendi ruhunu öpüştürebilen erkeklerin gardrobuna hitap ediyorum.
Mevcut gardroba sahip, hikâyesi olan karakterleri seviyorum. Daha kolay anlaşıyorum
onlarla.
Koleksiyonlarınızı
nasıl hazırlıyorsunuz? İlham aldığınız şeyler nedir?
Öncelik her zaman hedef kitledir benim için; oluşturduğum
hikâyedeki karakterlerle hedef kitlem arasında bir bağ oluştururum. Bu dengeyi
kurmayı başardıktan sonra, “Concept Board”umu hazırlarım. Hazırladığım sezonun
temasını belirlemeden önce, anahtar kelimelerimi oluştururum. Bunların
anlamlarını, tarihsel boyutundan günümüzdeki yerine kadar araştırmalar yaparım.
Anahtar kelimemin sanata, spora, yaşama etkisini araştırırım. Hikâyemin
içerisine girecek ana ve ara renkleri belirlerim. Konseptimle ilgili
yeterince araştırma yaptıktan sonra ortaya çıkan kimlik yüzümde tebessüm
oluşturup beni heyecanlandırıyorsa bu doğru yolda olduğumu gösteriyor zaten…
İşte bu yüzden bütün koleksiyonlarımın dili oluyor… Söyleyecek birşeyleri,
anlatacakları oluyor… Hikâye tadında oluyor…
Yeni tasarımlar
yaparken aksesuarlara ne kadar yer verirsin? Aksesuarlar senin için ne ifade
ediyor?
Stil sahibi bir erkeğin gardrobunda olmasi gereken en
önemli şeylerin başında aksesuar gelir. Ben aksesuar olmadan hazırladığım
koleksiyonun looklarini asla tamamlayamam. Eksik hissederim. Çok sıradan bir
kombini aksesuarla bambaska bir yere taşıyabilirsiniz. Puzzle gibi düşünün.
Eksik parçayı bulduğunuz zaman resim tamamlanıyor. Aksesuarı koleksiyonla bir bütün
düşünüp bütününe yaydığınız zaman ortaya çok daha idealist, kişilikli
koleksiyonlar çıkıyor.
Türkiye'de yaşayan
erkeklerin stil sahibi olabilmeleri için nelere dikkat etmesi gerekir?
Tavsiyelere ihtiyacımız olduğu ortada.
Aslında bu karın ağrısı sadece Türkiye’de değil tüm Dünya’da
aynı. İnsanlar önce kendi vücudunu tanımalı. Vücut proporsiyonunu, rengini iyi
bilirsen seçimlerin daha kolay oluyor. Moda diye bir şeyi alıp giymek bana
akıllıca gelmiyor. Stilinize uygun şeyler giyerek puan toplarsınız. Üzerinizde
taşıdığınız herhangi bir şeyin ruhunuzla öpüşmesine izin verin. Yer-mekân-zaman
üçlüsüne burada önemli rol oynamakta. Gideceğiniz yeri-zamanı düşünerek
giyinmelisiniz.
Podyumlarda
gördüğümüz tasarımları hayatın içine nasıl uygulayabiliriz?
Parça bütün ilişkisi çok önemli, farklı parçaları
birbiriyle öpüştürdüğünüzde ortaya şahane looklar çıkıyor. Çok avangart
diyebileceğimiz bir parçayı öyle bir kombinle bütünleştirirsiniz ki, yumuşar,
kaybolur... Tat verir... Aslında defilelerde de bu lezzeti çok kıvamında vermek
gerekiyor. Styling yaparken onun dozunu iyi ayarlarsanız koleksiyon
parçalarınızla kimseyi korkutmamış, aksine cesaretlendirmiş oluyorsunuz.
Bu
koleksiyonunuzda unisex kıyafetler de göze çarpıyor. Bu tercihli bir şey mi?
Özellikle yeni kuşakla beraber çok rağbet görmeye başlayan “cinsiyetsizlik
akımı”nı nasıl yorumluyorsunuz?
80'lerde hâkim olan cinsiyet rollerine karşı çıkma ve bir
anlamda bu cinsiyet rollerini "bükme" anlayışını bu aralar çok
düşünüyorum, çünkü o zamanlar yenilikçi ve cesur olan bu fikirler, 2000'li
yılların Y Kuşağı için artık aşılmış bir konu. Y Kuşağı artık her iki cinsin de
istediği gibi davranabileceğini, tek bir uygun "kadın" ve
"erkek" görüntüsünün olmadığını düşünüyor. Artık insanlar sokaklarda
cinsiyet ayrımı gözetmeksizin uzun bir kazak, dar bir tayt veya bol desenli bir
gömlek giyebiliyorlar.
Cinsel kimliğin kıyafetler aracılığıyla belirlenmesine
karşı çıkışı, 21. yüzyılda artık su götürmez bir şekilde haklı bulunuyor. Benim
de koleksiyonlarımda bu kavramı yakalamanız mümkün.
Türkiye’deki erkek
moda, marka ve stil dünyasını nasıl buluyorsun? Neler eksik, neler fazla?
Ben insanların giydikleri kıyafetlerin ruhlarıyla ilişki
içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Kişinin kimliğinden bir iz taşımalı
mutlaka. Bu bazen bir renk, bazen bir doku, bazen bir aksesuar da olabilir.
Sizin kişiliğinizi ele verecek doneler olmalı üzerinizde. Bir başkası gibi
görünmek yerine kendi tarzınızı en modern hale getirmeniz taraftarıyım.
Kostüm seçiminde ten renginiz, anatominiz, ışığınız çok
önemli. Yakışan yakışmayan her şeyi giymememiz gerektiğini düşünüyorum.
Son dönemde birçok
global marka ve moda evi ortak bir stil veya birbirine çok benzer trendler
havuzundan beslenir oldu. Sizce global moda nereye doğru gidiyor? Stil bireyselliği
kaybediyor muyuz?
Maalesef Türk markaları “Copy-Paste”den bir türlü
kurtulamadılar. Farkındaysanız sokaktaki herkes birbirine çok benziyor. Çünkü
alışveriş yaptığınız bütün markalar birbirinden kopyalayarak koleksiyon hazırlıyor.
Durum böyle olunca sokakta sizi heyecanlandıracak, ilham verebilecek birine
rastlamıyorsunuz. Ticari kaygilar çerçevesinde hazırlanan koleksiyonların ruhu
olmuyor. Bir koleksiyon oluştururken önce kimliğini kurgulamanız gerekir.
Sizin kadınınız kim/erkeğiniz kim? Ne yer, ne içer? Nasıl yaşar? Bunlari
cevaplayabildikten sonra koleksiyon hazırlamaya başlayın...
Siz
erkek tasarımı üzerine çalışmalar yapan birisiniz. Erkekler için tasarım yapmak
kadınlar için tasarım yapmaktan farklı mı?
Kesinlikle farklı. Daha eğlenceli. Erkekler inandıkları
kişilere teslim olurlar. Kadınlar başkaları için giyindiği için hata yapma
oranları daha yüksektir. Stilde belli bir yolda gidemezler. Hep değişkendir, çünkü
etrafında çok fazla rakibi vardır. Erkek gerçekten ihtiyaç duyar, satın alır. Bunu
yaparken de teslim olur.
Eskiden
Avrupa ve ABD’deki sahne insanlarında gördüğümüz sıra dışılık bizim sahne
dünyamızda epeydir mevcut. Bu sadece bir şov mu yoksa erkek tasarım dünyasının
yıkılan tabuları mı?
Dünya değişiyor. Artık giysi kodları da değişti. Cinsiyetsiz
koleksiyonlar hazırlanıyor. Erkekler de renk, pırıltı ve feminen detayları
üzerinde taşımaktan çekinmiyor. Daha özgür bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla
tabularda yıkılıyor...
Emre
Erdemoğlu olarak kimleri giydiriyorsun? Kimlerle çalışıyorsun?
Dokuları, tarzları birbirinden çok
ayrı isimlerle çalışıyoruz. Kenan Doğulu, Murat Boz, Gökhan Türkmen, Yalın, Emre
Altuğ, Emre Aydın, Murat Dalkılıç, Keremcem, Mehmet Erdem, Kaan Urgancıoğlu, Mehmet
Günsur, Zeynep Mansur, Simge Sağın, Ayşegül Aldinç, Zuhal Olcay bunlardan
birkaçı. Hepsiyle farklı projeler için bir araya geliyoruz. İşin en keyifli
kısmı stil olarak birbirinden farklı isimlere hitap etmek.