İletişim
kurabilen ve paylaşımda bulunabilen bir çiftin evlilik yorgunluğu
yaşamasının oldukça zor olduğunu belirten Dr. CANATAR açıklamalarında şu
ifadelere yer verdi; ‘Evlilik hayatında ilk iki
üç yıl çok önemli. Evliliklerin
bitmesine yol açan asıl sebep çiftler arasındaki aşkın bitmesi değil çoğunlukla iletişimin bozulması
ve paylaşımın sona ermesidir. Eşlerden
her ikisinin de çalışıyor olması ve erkeğin eşine ev işlerinde yardımcı
olmaması, çok odalı evler, yazlıklar, farklı televizyon ve bilgisayarlar vs.
çiftleri birbirinden koparıyor ve yalnızlaştırıyor. Bu ise duygusal yönden
kopma ve ayrışmalara neden olabiliyor. Kısaca teknoloji evliliği yoruyor
diyebiliriz. Önlemek için evliliğinize emek ve zaman ayırın, birlikte kaliteli
zaman geçirmeye ve beraber yapabileceğiniz hobiler bulmaya özen gösterin, arkadaş,
komşu ve akraba ziyaretlerinin önemi göz ardı etmeyin. Böylece hem eşinizle aranızdaki
iletişim ve paylaşım artar hem de evliliğiniz sürekli dinamik kalır,
monotonluktan uzaklaşır ve evlilik yorgunluğu çok fazla görülmez. Ayrıca
eşlerin empati kurabilmesi, hoşgörülü ve
eleştirilerinde dikkatli olabilmesi de oldukça önemli. Evliliği yaşayan bir
canlı gibi düşünün. Nasıl ki her canlının ihtiyaçları varsa evliliğinizin de
ihtiyaçları var. Kadın-erkek ilişkisinin öncelikli ihtiyacının şehvet
olduğunu, kadının temel ihtiyacının arzu edilmek, erkeğin temel arzusunun ise ihtiyaç duyulmak olduğunu aklınızdan
çıkarmayın. Erkeklerin görmek, kadınların ise duymak istediği gerçeğini göz ardı etmeden birbirinize
değer verdiğinizi gösterin, baş başa vakit geçirin, cinsel hayatınıza özen
gösterin. Tüm çabanıza rağmen üstesinden
gelemediğiniz bir sorununuz olduğunda da deneyimli bir evlilik terapistinden yardım
almaktan çekinmeyin. Unutmayın ki evlilik terapisi sadece
mutsuz ve çatışmalı çiftlere değil, mutlu bir yaşam için evliliklerine bakım
yapılmasını ve yeniden eski heyecanlarına kavuşmak isteyen çiftlere de yardımcı
olur”