GAZETTE HUKUK KÖŞESİ

GAZETTE HUKUK KÖŞESİ

13 yıllık evliyim, kendi işimi yapıyorum,eşim çalışmıyor,11 yaşında bir oğlum,5 yaşında bir kızım var.Evlendikten sonra aileden kalan miras yoluyla bir ev bir araba aldım,şu anda eşimle şiddetli geçimsizlik ve kıskançlık sorunumuz var ve boşanmak istiyorum. Dava açtığımda çocuklarımın velayetini alabilir miyim? Miras yoluyla aldığım ev ve araba mal paylaşımına dahil mi?


GAZETTE HUKUK KÖŞESİ

Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesinden sonra, kural olarak evlilik içinde elde edilen malların eşit bir şekilde paylaşımı esasına dayanır. Mal paylaşımı davası,boşanma davası ile birlikte açılamaz. Mal paylaşımı davasının boşanma davası ile aynı anda, fakat ayrı bir dava şeklinde açılması halinde; mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini, mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapar. Yani, önce boşanma davası yargılaması yapılır, boşanma kararı kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası görülmeye başlanır.

Mal rejimi bakımından mevcut Medeni Kanun’unun yürürlük tarihi 01.01.2002’dir. Mal paylaşımı konusunda 01.01.2002 tarihinden önceki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar ile bu tarihten sonraki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar tamamen farklıdır.

  • Birinci Dönem: 01.01.2002 tarihinden önce satın alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa mal ona ait sayılır. Çünkü 01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte olan Medeni Kanun, eşler arasında yasal olarak Mal Ayrılığı Rejiminin geçerli olduğunu kabul etmekteydi.
  • İkinci Dönem (Şimdiki Dönem): 01.01.2002 tarihinden sonra yürürlüğe giren mevcut Medeni Kanun ise malların yarı yarıya paylaşımı esasına dayanan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimini yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir. Yani, eşlerin evlilik içerisinde elde ettiği mallar kural olarak (istisnalara aşağıda değineceğiz) yarı yarıya paylaşılacaktır.

Her iki dönem açısından da temel kural evlenmeden önce alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa onun kişisel malı sayılır ve boşanmada mal paylaşımında hesaba katılmaz.

Boşanmada mal paylaşımının esası evlilik içerisinde elde edilen malların paylaşılmasıdır. Bu nedenle evlilikten önce elde edilen mallar hiçbir surette mal paylaşımına dahil edilemez. Evlilik içerisinde elde edilen malların paylaşımında kural, malların yarı yarıya paylaşımı ise de bu kuralın paylaşım oranını değiştiren bazı uygulama esasları vardır. Boşanma sırasında mallar paylaşılırken ana hatlarıyla şöyle bir prosedür işlemeye başlar:

1- Boşanmada mal paylaşımı yapılırken öncelikle her eş kendi kişisel mallarını geri alır, yani bu mallar paylaşıma dahil edilmez. Kişisel mal sayılan bu mallar şunlardır:

  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
  • Eşlerin üçüncü kişilerden olan manevi tazminat alacakları,
  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına hasredilebilecek eşyalar,
  • Yukarıdaki kişisel mallar yerine geçen değerler (Satış, takas vs. yoluyla kişisel mallar yerine geçen para veya diğer değerler)

Eşler, nelerin kişisel mal sayılacağını evlilik içerisinde sözleşme yaparak kararlaştırabilirler. Eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak bir eşin mesleğini icra ederken kazandığı malvarlığı değerlerini veya bir işletmeden faaliyetinden elde edilen malvarlığı değerleri “kişisel mal” sayılarak boşanma sırasında paylaşım dışında tutulabilir.

2- Her eş kendi kişisel mallarını aldıktan sonra evlilik içerisinde elde edilen “edinilmiş mallar” yarı yarıya paylaşılır. Evlilik içerisinde elde edilen “edinilmiş mallar” kanunda şu şekilde tarif edilmiştir:

  • Çalışmasının karşılığı olan edimler,
  • Yukarıda saydığımız kişisel malların gelirleri (malın kendisi değil, geliri hesaba katılır mesela kişisel malın kira geliri),
  • SGK veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlar (örneğin çalışan eşin iş kazası geçirmesi nedeniyle elde ettiği maddi tazminat),
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Eşlerden birine evlilik birliği içerisinde kalan miras eşin kişisel malvarlığı niteliğinde olacak olup; kalan miras ile alınan araba ve ev, kişisel mal yerine geçen değer olarak kişisel mal olarak değerlendirilip mal paylaşımına dahil edilmeyecektir. Ancak, Medeni Kanun’un

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

şeklindeki 222. maddesi gereğince, eşlerden birinin herhangi bir malın kişisel mal olduğu iddiasında olması halinde bu iddiasını ispat etmek zorunluluğu bulunmamaktadır. Kanun, aksi ispat edilene kadar bir eşin tüm mallarının edinilmiş mal olarak kabul edileceğini hükme bağlamıştır. Evlilik içerisinde elde edilen malların kural olarak kişisel mal değil, edinilmiş mal olduğu kabul edilir. Eşlerden biri evlilik içerisinde elde edilen malın kişisel mal olduğunu ispat edemezse, o mal edinilmiş mal olarak paylaşıma dahil edilir. Bu suretle, evlilik birliği içerisinde alınan ev ve arabanın tamamıyla eşlerden birine ailesinden kalan miras yoluyla kalan kazanım ile elde edilmiş olduğunun ispatı halinde kişisel mal yerine geçen değer niteliğindeki ev ve arabanın mal paylaşımına dahil edilmemesi mümkün bulunmaktadır.

Boşanmış çocukların velayetinin kimde olması gerektiği konusunda temel hareket noktası çocuğun yüksek yararının hangisinde olduğunda yatmaktadır. Hakim çocuğun anneye mi babaya mı bırakılacağına karar verirken çocuğun yüksek yararı ilkesi doğrultusunda hareket eder.

 Hakim bu amaçla 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargı- lama Usullerine Dair Kanun’un 5’inci maddesi hükmü gereğince mahkeme bünyesinde bulunan uzmanlardan görüş alabileceği gibi taraflar da Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293’üncü maddesi kapsamında mahkemeye uzman görüşü sunabilir.

Dosyanın özelliğine göre, psikiyatrist, psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı ve adli tıp uzmanı gibi farklı disiplinlere mensup uzmanlardan görüş alınması gerekli olabilir.

Boşanma ile çocuğun velayetinin anne veya babaya verilmesi hususunda çocuğun yüksek menfaati açısından yapılan değerlendirmelerde dikkate alınan başlıca etkenlerin şu şekilde sıralanması mümkündür;

 • Çocuğun yaşı

• Tarafların çocuğa yönelik geçmiş davranışları

• Tarafların çocuğa bakma açısından uygun özelliklere sahip olması

• Çocuğun alıştığı ortamın korunması

• Varsa kardeşlerin ayrılmaması

 • Çocuğa iyi bir aile ortamı sağlanması

• Çocuğun diğer tarafla kişisel ilişkisinin gözetilecek olması

• Çocuğun görüşü

Dosyaların özelliğine göre bu etkenlerden bir tanesi belirleyici konumda olabileceği gibi birçok etkenin bir arada değerlendirilmesi de gerekebilecektir.

Boşanma davasında velayet ile ilgili verilen kararların kesinliği yoktur. Yani değişen hayat koşullarına göre çocuğun velayetinin tekrar alınması söz konusu olabilir. Örneğin daha önce çalışmadığı için çocuğunun bakımını gerçekleştiremeyecek olan kişi daha sonra maddi imkana sahip olması durumunda velayet değiştirme davası açabilir. Ya da başka bir örnekte, çocuğun yaşının küçük olması nedeniyle anne şefkatine ihtiyaç duyulması nedeniyle çocuğunu annesine bırakan kişi çocuğun yaşının ilerlemesinden sonra velayet değiştirme davası açabilir. Bu ve bunlar gibi bir çok koşul değişikliği velayet değiştirme davası için neden olarak öne sürülebilir.

Velayet değiştirme davası ile ilgili olarak, tıpkı boşanma davasında velayet kararı verildiği gibi esas unsur çocuğun menfaatleridir.

 

DİĞER HABERLER

Bu avcı ava kitapla gidiyor
Bu avcı ava kitapla gidiyor
21 Ocak 2026 Çarşamba