Genellikle 35-40 yaşlarından sonra üst göz
kapağında oluşan sarkma, göz altında torbalanma ve kırışıklıkların kişiye
yorgun, üzgün ve düşünceli bir hava verdiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı
Opr. Dr. Cüneyt Karaarslan, “Bazen üst göz kapaklarının ileri derecede sarkması
göz kapaklarını açmakta zorluk yaratabilir. Alt göz kapaklarında oluşan
torbalanmalar çoğunlukla kalıtımsaldır ve ilerleyen yaşla belirgin hale
gelirler” diye konuştu.
Göz kapağı estetiğinin kişiye daha genç ve
dinamik bakışlar kazandırdığını ifade eden Opr. Dr. Cüneyt Karaarslan, “Göz
kapağı estetiğinde (blefaroplasti) sadece göz kapaklarını değerlendirmek
yeterli olmaz. Göz kapakları yaşlanmayla birlikte, bazen kalıtsal olarak daha
genç yaşlarda yada gözlerin fazla yorulmasına bağlı olarak torbalanabilir ya da
bollaşabilir. Bazen torbalanma olmadan sadece deride sarkma vardır. Göz kapağı
estetiği ya da blefaroplasti, göz kapağına uygulanan estetik cerrahi girişimdir.
Bu girişimde, alt ve üst göz kapaklarından fazla yağ dokusu, deri ve kas
fazlalıkları ile birlikte çıkarılır. Ancak çıkarılan doku miktarının çok iyi
planlanması gerekir” ifadelerini kullandı.
Göz kapağı cerrahisinin lokal anestezi altında
hafif bir sakinleştirici ile yapıldığını kaydeden Opr. Dr. Karaarslan, “Her
cerrahi girişimden sonra az veya çok görülebilen bir iz (skar) kalır. Önemli
olan bu izin çok ince ve belirsiz olmasıdır. Göz kapakları ise hemen hemen
vücudun en az iz kalan bölgelerindendir. Girişimin kesileri üst ve alt göz
kapaklarının doğal kıvrım çizgilerine yerleştirilerek, 1mm altında yatay olarak
yapılır. Bu nedenle iz fark edilmez. Üst göz kapağında ise göz açıkken üstte
oluşan doğal kıvrıma rastlatılır. Bu nedenle göz açıkken üstteki iz görünmez
ancak uyurken çok yakından fark edilebilir. Önceleri pembe renkte olan ameliyat
izi zamanla beyazlaşır veya normal ten rengine dönüşür” şeklinde konuştu.