İşte Gazette TV’deki keyifli canlı yayın;
Türkiye’nin ve dünyanın en önemli gündemi koronavirüsle
başlayalım istiyorum… Türkiye koronavirüsle nasıl bir mücadele yürütüyor, sizce
başarılı bir şekilde yönetebildi mi?
Koronavirüs, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğal
olarak tüm yaşantımızı etkileyen sürecin parçası oldu. Dünya Sağlık Örgütünün
pandemi ilan etmesiyle birlikte tüm dünya ülkeleri buna karşı önlemelerini almaya
başladılar. Her ülke kendi içerisinde farklı farklı önlemler uygulamaya başlamış
olsa da biz, daha ilk vaka görülmeden önce başlatılan birtakım önlemler, ilk
vaka ve sonrasında hükümetimiz ve Sağlık Bakanlığımızın aldığı önlemler
sayesinde çok şükür diyorum çünkü 70 milyon gibi büyük bir nüfuslu ülke
olmamıza ve örf adetlerimiz, gelenek, göreneklerimiz gereği daha iç içe yaşayan
insanlar olmamıza rağmen gerçekten bu süreci başarılı bir şekilde atlatmaya çalışıyoruz.
Bu süreç, henüz devam ediyor her ne kadar o pik dönemini yaşayıp aşağıya insek
de bu dönemi sağlık sistemimizde herhangi bir problem olmadan atlatmaya çalışıyor
olsak da önlemle almaya devam etmemiz gerekiyor. Normalleşme sürecine girdik;
bu süreçte, sizin vasıtanızla da tüm hemşerilerime de seslenmiş olayım bunu
lütfen eski normale dönmüş gibi düşünmeyin. 3 kural olan; maske, mesafe ve temizlik
kurallarına çok dikkatli şekilde uygulamamız lazım. Bir süre daha o eski normalleri
birtakım tedbirlerle devam ettirmemiz lazım. Son günlerde biraz rehavet olduğunu
hissediyoruz.
Vatandaşlar yeteri kadar duyarlı davranıyor mu?
Vatandaşlarımız gerçekten aslında bakarsanız sürecin ilk
gününden itibaren duyarlı davranıyor. Kurallara uydu ve elinden geleni de
yaptı. Normalleşme sürecinde yaşamı, ekonomiyi ve birtakım şeyleri sonuna kadar
kapatmanız çok mümkün değil. Tüm dünyayla beraber Türkiye de bir normalleşme
sürecine girdi ancak Türkiye bu normalleşme sürecine girerken de önlemlerini
ciddi şekilde alarak, önemseyerek ve kuralları net ortaya koyarak girdi. Burada
vatandaşlarımıza büyük görev düşüyor; kurallara uyacağız, bir süre daha dikkat
edeceğiz, o eski normal günlerimize dönebilmek için bir süre daha dikkatli davranacağız.
Büyükşehir Belediyesindeki Meclis üyeliğinize dönecek
olursak yıllardır bu görevi layıkıyla yürüttüğünüzü düşünüyorum… Sizce geçmiş dönemlerden
bugüne kadar Adana iyi bir hizmet alabiliyor mu?
Adana bizim için değerli, çok kıymetli bir şehir. Biz,
bırakın meclis üyeliğini burada yaşayan bir kişi olarak vatandaşın her türlü
hizmeti almasını çaba sarf ediyoruz ve diliyoruz, arzuluyoruz. Geldiğimiz süreçte
şehirlerde genel hükümet kadar, yereldeki belediyelerin yaptığı hizmet de çok önemli.
Şimdi iktidar ne yapar? Şehre yol yapar, otoban yapar, havalimanı yapar, hastaneler
yapar, adliyeler yapar, stadyumlar yapar. Çok şükür Adana’mıza bütün bu büyük,
önemli hizmetler AK Parti iktidarı döneminde getirildi ve getirilmeye de devam
ediyor. Merkezi bir konumda, önemli bir karayolu ağının önemli bir noktasında
olan bir şehrimiz var ancak görüyoruz ki şehrimiz yıllar yılı geriye gitti
tabii bunda belediye yönetimlerinin ortaya koyduğu başarı, çok önemli bir
kriter. Bu bir birleşimdir, büyük hizmetlerin yanında yerel birtakım hizmetlerin
de başarılı olması lazım ki şehri cazibe merkezi haline getirelim. Ben geçen
dönemde büyükşehir meclis üyesiydim. Geçen dönemde de eleştirdiğimiz konular oldu
eksik gördüğümüz noktalar vardı. Bu dönemde de var bunları sık sık dile getiriyoruz.
Bizler inanın sadece AK Partili meclis üyeleri olarak değil, bu şehirde yaşayan
bir Adanalı olarak, Adana’ya getirilecek hizmetleri önemseyerek ve daha iyi ne yapabiliriz
diye düşünerek çalışma yürütüyoruz. Sadece meclis değil, İl başkanlarımızdan tutun,
mahalle başkanlarımıza kadar partimizin her kademesi bu şehre nasıl bir katkı
sağlayabiliriz bunu çabası içerisinde büyük emek harcıyoruz.
Bugüne baktığımızda Adana’nın hakkettiği gelişmişlik
seviyesini yakalayamamasını nasıl izah ediyorsunuz?
Bunu bir 6 yılda değerlendirmek çok doğru olmaz, daha
geriye gitmek lazım. Adana neydi? Nereden nereye geldi? Nereye gidiyor? Bunları
konuşmamız gerekiyor. Evet, Adana bir tarım şehri, sanayi şehriydi, bir cazibe merkeziydi
ancak özellikle bundan 15-20 yıl öncelerine dönersek yapılan yanlış yatırımlar
özellikle metro gibi Adana’mızı hem maddi anlamda geriye çekerken hem de
hemşerilerimizin yaşam kalitesine çok da bir şey katmadığı için Metro hastaneye
gitmiyor, üniversiteye gitmiyor, havalimanına gitmiyor, otogara gitmiyor bu saydıklarım
çok önemli çünkü ölü doğmuş bir metro var. Ölü doğmuş metroyu bir kenara
atamıyorsunuz çünkü bunun bir borcu var. Bu evet, yerel yönetimlerin omuzuna
yüktür ancak yerel yönetimler sadece aldığı borç rakamıyla özellikle bu dönem büyükşehir
belediye başkanının sürekli borçtan yakınması gibi bir durumla kesinlikle kendisini
önleyemez. Siz, ufak bir şehir değilsiniz, büyük geliri olan şehirsiniz ve
merkezi hükümetten yani devletten aldığınız pay her ille belli orantıda, belli
kurallar çerçevesinde şöyle Adana Cumhuriyet Halk Partili bir belediye diye daha
az pay alıyor değiliz. Yasa neyi gerektiriyorsa herkes eşit derecede alıyor.
Adana’da bundan tabi ki de faydalanıyor ancak siz kaynakları iyi yürütemezseniz,
borcunuzu yönetemezseniz ki bunu geçmiş dönemde de söyledim şimdi söylüyorum,
bir belediye borçlanabilir. Belediye, borçlanıp bunu hizmete, projeye
dönüştürüyorsa, hemşerilerimizin yaşam kalitesine bir artık sağlayabiliyorsa
burada hiçbir sıkıntımız yok ancak parayı alıp nereye gittiği belli olmayan birtakım
cari ödemeler için kullanılıyorsa borcun üzerine borç geliyor ve borç borçla
ödenmez aklımıza geliyor. Biz, Adana’ya nasıl projeler yapabiliyoruz, bu projeyi
yaparken ne kadar maddi kaynağa ihtiyacımız var ve maddi kaynağı nasıl
kullanabiliriz? Bu şehre nasıl katkı yapabileceğimizi konuşmamız gerekiyor. Maalesef
yerel yöneticiler, borcun üzerine borcu ekleyip Adana’ya bir hizmet koymadığı
sürece geldiğimiz noktada Adana evet eski cazibesini yitirmiş olsa da Adana tam
bir cevher, parlatılmayı bekliyor. İyi bir yönetimin elinde Adana o eski
günlerine çok daha ileriye gidebilecek. Adana’nın insanı çok çalışkan, verimli,
candan, iklimi güzel, toprağı verimli, olanakları güzel sadece bunları bir
araya getirip iyi yönetecek bir belediye başkanıyla çok daha güzel yerlere gelecektir.
Siz sık sık bu dönem Büyükşehir Belediyesi’nin proje
yapmadığından yakınıyorsunuz; bunun sebebi nedir?
Bu yakınılacak bir şey değil. Aslına bakacak olursanız
yakınma değil, ben bunu daha çok dile getiriyorum. Bir Meclis Üyesi ve partimin
Grup Başkanvekili olarak, sürekli hizmet yapmayı, proje yapmayı, proje
oluşturup bunu hizmete dönüştürmeyi şiar edinmiş bir partinin yöneticisi olarak
tabii ki projesizlik benim canım acıtıyor. Adana Büyükşehir Başkanının ortaya
koyduğu, yapmayı düşündüğü bir proje dahi yok. Adana’ya katmak istediği katma
değer yok. Kafasında oluşmuş bir proje yok, burada ufuk yok, önümüze açacak bir
hizmet yok. Önce projeleri ortaya bir koysalar… Adana’ya ne yapmak istiyorsunuz?
Bakın, Büyükşehir Belediyeleri sadece temizlik yapmaz, sadece yol yapmaz,
sadece sinekle mücadele etmez çünkü bunları zaten yapmak zorundadır. Bunlar, asli
görevleridir. Biz, bunlarda büyük bir aksaklık yaşıyoruz. Yanında hemşerilerimizin
faydasına olacak, bu şehre katkı sağlayacak herhangi bir projeyi yani bırakın
projeyi bir çivi çakmışlığımız yok. Yol haritamız yok, nereye gideceğimizi
bilmiyoruz. Bizi, bu bize yeter modunda yaşamaya devam ettiriyorlar. Büyükşehir
Belediye Başkanı yönetiminin kadrosunu bu Adana’ya katacakları, katmak istedikleri
projeleri ortaya koyup ufuklarını ortaya koymaları lazım. Biz, hayal
kırıklığına uğradık çünkü zaman çabuk geçiyor bir yılı aşkın bir süre geçti bu
süreçte çok kısır birtakım problemlerle boğuşan bir Büyükşehir Belediye yönetimi
ve bunları da çözemeyen bir Büyükşehir Belediye yönetimiyle karşı karşıyayken herhâlde
bu istediğimiz projeler bizlerde büyük hayal kırıklıkları yaratıyor. Ben başkana
seslendim ‘Projeniz yoksa, böyle bir ufkunuz yoksa bizlerin var, isterseniz
projeleri getiririz uygulayabilirsiniz uygulayamazsınız’ çok da umudum yok.
Adana’ya yapmak istediğimiz çok büyük projeler var.
Yeni dönemde ‘bankamatikçi’ iddiasıyla işten çıkarımların
altında yatan gerçek sizce nedir?
Adana Büyükşehir Belediyesi başkanı seçimden sonra çok
hızlı bir şekilde yaptığı ilk icraatlarından birisi işçi çıkarmak oldu. Genel başkanlarının
namus sözü vermesine rağmen işçi çıkarımları oldu. Kendisinin her yerde ulusal bir
kanalda da dönen videoları var ‘işçi kardeşlerim, çekinmeyin. Biz, hayatımızın
hiçbir döneminde işçi çıkarmadık. Alın teriniz kurumadan maaşlarınızı öderiz’
demesine rağmen daha ilk yaptığı icraat işçi çıkarmak oldu. Bunu yaparken de buna
bir kılıf uydurmak için ne dedi? Bankamatikçiler dedi. Geldiğimiz süreçte
gördük ki, bu belediyede bankamatikçi çalışan varsa onu çıkart, biz de destekçiniz
oluruz. Hatta çıkartmakla da kalmayın haksız yere para aldığı için, suç
duyurusunda bulunup o aldığı paraları geri isteyin dedik. Yapıldı mı? hayır.
Niye yapılmadı? Çünkü böyle bir şey yoktu. Geldik, gördük ki bu çıkarılan işçilerin
tamamı, emeğiyle çalışan, evine ekmek götürme derdinde olan, sabahtan akşama
kadar büyük emek veren işçi kardeşlerimiz. Bu bankamatikçi yalanlarını zaten artık
herkes gördü. O terimi kullanmasındaki kastın bir bahane olduğunu tüm
hemşerilerimiz anladı. Ancak Büyükşehir Belediyesi’nden 3 bin civarında işçi
çıkarıldı. Biz, mecliste işçi kardeşlerimizin haklarını her zaman savunduk,
bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Mahkeme kararıyla geri dönüşü onaylanan
bazı işçi kardeşlerimiz var. Bu bir hukuki süreç, bir üst mahkemeye gidiyorlar
ve ben inanıyorum ki orda da kazanacaklar. Kazandıktan sonra belediye yönetimi
işe başlayıp başlamama konusunda nasıl bir tavır sergileyecek bunu izleyeceğiz ve
işçi kardeşlerimizin belediye içerisindeki haklarını her zaman koruyacağız.
Pandemi sürecinin başlarında Adana Fuar Merkezi ola ki
Adana’da da yayılır düşüncesiyle Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın
direktifiyle Sahra Hastanesi açılacaktı… Bu olayın gerçek iç yüzü nedir?
Büyükşehir Belediye Başkanı en iyi yaptığı işlerden biri
olan popülizm siyasetini bu pandemi döneminde de kullanmak için elinden geleni
yaptı. Biz bu konuda kendisinin söylemleriyle nasıl çeliştiğini, hangi konularda
hemşerilerimizi aldattığını birebir hem gösterdik hem de anlattık. Bunlardan
bir tanesi de Sahra hastanesiydi. İşte bu popülizmi siyaseti amacıyla daha
ortada hiçbir şey yokken sağlık sisteminin nasıl olacağı belli değilken böyle
bir Sahra hastanesi meselesi ortaya attılar. Biz kendilerine sorduğumuzda da
Valilikten veya Sağlık Bakanlığından size böyle bir talep geldi mi diye soru yönelttiğimizde
de ‘Biz hazırlık yapalım, bu konuda siyaset yapmayın’ denildi. Tamam, eyvallah
yapmayalım. Hazırlık yapacaklardı, bu konuda sesimizi kapattık madem böyle bir
dertleri var. Böylesi bir önleme İhtiyacı olmayan bir şehir için bütçe ayırıp
para harcamayı düşünüyordu bunun önüne geçmek için gerekli uyarımızı yaptık.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Televizyon
programında Adana’da bin yataklı Sahra hastanesi yaptılar. Hükümetin 45 günde
yapamadığını yaptılar’ deyince biz böyle bir şey olmadığını biliyorduk, süreci
takip ediyorduk. O gece sosyal medya hesaplarımdan hemşerilerimizi aldatmaya
yönelik siyasi bir popülizm olduğunu söyledim. Ertesi gün İl başkanımız ve
meclis üyesi arkadaşlarımızla gidip yerinde Sahra hastanesini gördüm. Büyükşehir
meclis üyesi olmam sebebiyle içeri de girdim ve oradan bir canlı video çektim. Tüm
Türkiye bunun üzülerek söylüyorum bir yalan olduğunu görmüş oldum. Ortada
bırakın bir Sahra hastanesini, Sahra Çölünü andıran bir ortam bile yoktu. Bildiğiniz
fuar alanın paravanları zaten hazır bir şekilde orada duruyordu içerisine
göstermelik bir yatak koymuşlar ve video çekmişler, boş bölmeler… Kaç tane
bölme var diye sorduğumuzda yaklaşık 200 küsur cevabını aldık bakın, bin bile
değil. O zaman Genel Başkanları çıkıp televizyonda ‘yaptık’ derse biz de
yapılmadığını, bunun bir yalan olduğunu, her konuda olduğu gibi bu konuda da
yalan ve popülizm siyaseti yaptıklarını göstermiş olduk. Ha biz böyle bir şey planlıyoruz
derse amenna ama yaptık derseniz yapılmadığını gösteririz. Bu yalanlarla bu kadar
hemşerimizi kandırmışken çıkıp da ‘bir hata oldu, özür dileriz, biz böyle bir
planlama yapıyorduk, yapıldı diye düşündük. Belediye başkanımız bizi aldatmış’
demeliydi Kılıçdaroğlu. Özür de dilemedi, hepsi savunmaya kalktı. Biz de güldük
geçtik çünkü bizim ortaya koyduğumuz eserler ve hedefler belli. Günü gününe
hedeflerimizi ortaya koyarız, doğru neyse onu söyleriz, dediğimiz zaman
dediğimiz işi yaparız. Hizmeti de siyaseti de biz onlardan iyi biliriz. Çok
şükür ki bu ülkede 20 yıla yakın bir süredir iktidarız.
Aslında Adana’nın en büyük sorunlarından biri de yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte sivrisinek istilası… Adana’nın hemen bütün mahallelerinden bu konuda ciddi anlamda bize şikâyet geliyor. Sivrisinekle mücadeleyi yeterli buluyor musunuz ve buradaki sıkıntı nedir?
Sivrisinekle mücadele, bizim geçtiğimiz senelerde önemli bir gündem maddelerinden biriydi. Hatta sivrisinekle mücadelede harcanacak para olmadığından yakınan Büyükşehir Belediye Başkanı, sivrisinekle mücadeleye harcayacağı paranın kat ve kat fazlasını “Sivrisinekle Mücadele Ediyoruz” afişlerine harcadı ve Adana’yı dar ufuklu bir şehir gibi gelen giden herkese bunu reklamlarla gösterdi. Geçen dönem yaşadık biz bu sıkıntıyı. Büyük sorun çekti hemşerilerimiz. Bahaneleri hazırdı, “seçim dönemine denk geldi”, “yönetim bizde değildi”, “larva dönemi atlandı”, “para yoktu” dendi ama yapılamayan sivrisinekle mücadele reklamlarına çok daha fazla para harcandı. Gerçekten geçen sene hemşerilerimiz zor bir yaz geçirdi. Bu yaz için de biz gerekli uyarıyı mart ayından itibaren yaptık ama yine sivrisinek sorunuyla karşı karşıyayız. Sadece sivrisinek sorunu da değil. Yakanı, karasineği, böceği vs. Gerçekten hemşerilerimizin yıllardır karşı karşıya kalmadığı bir haşarat sorunuyla karşı karşıyayız. Mücadele yaptıklarını söylemelerine rağmen, yapılan mücadelenin “sözde” mücadele olduğunu, aslında görüntü ve popülizm ile ilgili mücadele olduğunu haşarat sorununun giderek büyümesiyle birlikte görmüş oluyoruz. Ben çok üzülüyorum çünkü görünen o ki, biz bu sıkıntıyı bu yaz da yaşayacağız. Her konuda olduğu gibi bu konuda da beceriksiz ve başarısız bir yönetim var. Yıllardır düzgün yapılan bu mücadeleyi düzgün yapamıyor, hemşerilerimizi rezil ediyor.
Geçenlerde sosyal medya hesaplarınızdan bir video yayınladınız. İçinde geçen dönemden başlatılan projelerin yarım bırakılması da vardı. Peki, sizce büyük projeler neden yarım bırakıldı?
Şimdi tabi projelere geldik. Yeni projeler ortaya koyamamaktan dolayı serzenişte bulunurken, geçen dönemin sonlarında başlamış ve Adana için önemli olan birtakım projelerin de olduğu gibi yarım bırakıldığını da görmüş oluyoruz. Bunu ilk geldiğimiz günden beri söylüyoruz. Çünkü 31 Mart akşamı bu projelerin tamamı durduruldu. Yüzde 35’i bitmiş olanı var, yüzde 85’i bitmiş olanı var, yüzde 60’ı bitmiş olanı ve hak ediş kazanılmış olanları var. Buna rağmen bunların hepsi durduruldu ve projeler gerçekten en büyük sorunumuz olan Adana trafiğine önemli neşter vuracak, büyük oranda rahatlatacak projeler. Tabi bunları yapamayan başkandan da yeni proje istememiz biraz ütopya oluyor galiba. Bu konuda üzülüyoruz. Sosyal medya hesaplarımdan da yerlerinde göstermek için gidip çektim. Çünkü bu projelerin bitirilmeleri gerektiğine inanıyorum. Oldukları şekilde hem yük, görüntü kirliliği hem de paranın boş yere kullanımı olmuş oluyor. Bunlar kıymetli, önemli projeler bitirin hizmete açın bari. Yani bu projeler, bir önceki yönetimin projesi diye bunları durduramazsınız. Buna hakkınız yok. Devlette devamlılık esastır. Bu projeler de çok ütopik, çok gereksiz şeyler olsa belki bu kadar üstüne düşmeyiz ama gerçekten Adana için, hemşerilerimiz için önemli projeler. Bakın, birisi köprü. Suları Yavuzlar’a bağlayan köprü. Yani Seyhan ve Yüreğir ilçelerini birbirine bağlayan köprü. Bir tanesi mevcutta olan Girne Köprüsü’nü genişletme çalışması ki E-5 yolu üzerinde. Çok önemli bir arter. Doğu’yu Batı’ya bağlayan, günümüzün İpek Yolu denebilecek bir yolun üstündeki bir köprü. Birisi İlim Yolu Bulvarı. Gelişmekte olan Yüreğir ve Sarıçam bölgelerinin yukarı – aşağı, kuzey – güney aksında çok önemli bir arter. Sarıçam’da üniversitelerin ve stadyumun oraya gidiyor, çevre yoluna kadar ulaşıyor. Bir de bir nevi şehrin merkezi konumuna gelen Türkmenbaşı Bulvarı var. Buradaki trafiği otobana bağlayan bağlantı noktası var. Bu bitti, bunu bitirmemek çok garip. Siz iyi niyetliyseniz, hizmet yapmak istiyorsanız bunları yaparsınız. Sizin amacınız üzüm yemekse çoktan bitirmeniz lazımdı ama bağcıyı dövmek. Amacınız Adanalı hemşerilerimize acı çektirmekse, türlü bahanelerle her şeyi yarım bırakırsınız. Yani ilk konuştuğumuz yen projeleri bırakın, biz yarım kalan işleri bile yapamıyoruz.
Bununla ilgili söylenen şey, “belediyeyi borçlu aldık ve çok ciddi bir borç var.” Öncelikle borç ne kadar ve bu borçtan ötürü mü bir şey yapılamıyor?
Adana Büyükşehir Belediyesi bir günde borçlanmış bir belediye değil. Daha önce de bahsettim. Adana Büyükşehir Belediyesi’nin borcunun büyük bir kısmı metro döneminden gelen bir borç. Geçen dönem de Adana Büyükşehir Belediyesi borçlanmıştır, ben de geçen dönem Belediye Meclis Üyesiydim ve bazı borçlanmaların doğru olmadığını söyleyerek ret oyu kullanmıştım. Ancak Sayın Zeydan Karalar da o dönem Seyhan Belediye Başkanı olarak Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeydi. Benim ve grubumun yanlış olduğunu söyleyerek borçlanmasını istemediği zamanlarda da kendisinin, tüm o borçların altında olumlu imzası vardır. Belediye başkan adayı olmadan borcun ne kadar olduğunu çok iyi bilen birisiydi ve borçlanmalara da onay veren birisiydi. Kendisi ve kadroları Adana Büyükşehir Belediyesi’ni yönetme becerisine sahip değil. Çok üzülerek söylüyorum, Adana’mız bir 5 yılı kaybetmiş durumda. Bir sonraki seçime kadar Adanalı hemşerilerimiz hizmeti unutacaklar gibi görünüyor. Nitekim ilk gördüğümüz işler de bunun habercisi.
Peki, “Büyükşehir belediyesi şu sıralar firmalar katılmadığı için ihaleye çıkamıyor, iş pazarlık usulüyle yapılıyor” gibi iddialar var. Bu doğru mu?
Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu konuları dile getirdim. Yani 21-B ve 21-F ile yapılan ihaleleri dile getirdim. Doğrudan teminler var, 21-B’ler, 21-F’ler var. Doğrudan teminler belirli bir rakama kadar olanı teklif usulüyle yapılıyor. Çok büyük miktarlar geçiyor burada. Diğeri de aslında afet, salgın gibi acil durumlarda kullanılması gereken bir madde. Adana’da bir sel felaketi olmuştu ya ondan daha önce olan bu ihaleleri göz önüne serdik. Katılan firmalar hep bir. En iyisi iki. Hatta bir uzaktan eğitim ihalesi var ki bir firma katılmış, bir firma almış ve alan firma 2 ay önce kurulmuş bir firma. Maalesef Adana Büyükşehir Belediyesi’nde işte bu şekilde paralar çarçur ediliyor. Yani “paramız yok, borcumuz yok” sözleri bir kılıf, bir yalan. Her şeyde olduğu gibi bu bir bahane. Siz zaten sürekli ağlarsanız sürekli “param yok” derseniz evet karşınızdaki insan da sizden çekinir. Çünkü insanlar da bir mal, bir hizmet sunuyor size ve bunun da karşılığını alması lazım. Bu önemli bir şey. Siz bunu zaten kötü yönetiyorsunuz üstüne o şartları düzgün koyarsanız, karşınızdakine parasını alacağına dair birtakım güvenceleri sunarsanız tabi herkes gelir, iş yapmak ister ve ne kadar çok katılım olursa rekabet o kadar fazla olur. Hem hizmet kalitesi daha iyi olur hem de fiyat daha düşük olur. İhaleleri canlı yayınladıklarını söylüyorlar ya, ihaleleri 21-B, 21-F ve başka ihaleleri sorduk ve bunların hiçbiri canlı yayınlanmamış. Çok basit ihaleler canlı yayında yapılıyor. Önemli işlerin hiçbiri canlı yayınlanmıyor. Bu da bir aldatmaca, kandırmaca. Resmen oyun oynanıyor, popülizm yapılıyor ama işin gerçek yüzü öyle değil. Yönetemeyen bir belediye başkanı, yönetilemeyen bir belediye, çarçur edilen paralar, yönetilemeyen bir bütçe var elimizde.
Geçmiş döneme göre içinde bulunduğunuz dönemde işlerin 1/3 oranında maliyetle yaptırıldığı doğru mu?
Evet, birtakım şeylerde bunu başkan söyledi. Bizim sunduğumuz ihalelerden birine “3’te 1 fiyatına yaptırdık” dedi. Ancak 5’te 1 fiyatındaki işi 3’te 1 fiyatına yaptırmış. İşte birtakım siyasi laf oyunlarıyla “3’te 1 fiyatına yaptırdık” dedi. Araştırdığınız zaman aynı iş olmadığını görüyorsunuz. İş, 5’te 1’i kadar iş. Sizin o zaman 5’te 1’i kadar fiyata yaptırmanız lazım. Neden 5’te 1’ine yaptırmadınız? Onu sorarız o zaman biz de. Sadece mecliste, canlı yayında popülizm yapıp kandırmaca. Başka bir şey değil. Hep aynı şeyleri söylüyorum ama popülizm ve hizmetsizlik siyaseti. Başka hiçbir şey yok ortada.