Adanalı ünlü sanatçı Şimal Cemile Saraç, ülkemizde müzik dünyasında en büyük yanlışlardan birinin her şarkı söyleyen insana 'sanatçı' denilmesinin olduğunu söyledi.
Adanalı ünlü ses sanatçısı ve menajer Şimal Cemile Saraç, Gazette Gazetesi'ne zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Magazin medyasının gündemden düşürmediği ünlü isimler Hülya Avşar ve şarkıcı Hadise hakkında oldukça çarpıcı ve iddialı açıklamalarda bulunan Şimal Cemile Saraç'ın açıklamaları, Hülya Avşar ve Hadise'yi küplere bindirecek cinsten.
HÜLYA AVŞAR VE HADİSE'Yİ YERDEN YERE VURDU
Şu anda, bir ses yarışmasında jüri görevi yürüten Hülya Avşar'ın o koltukta oturmayı haketmediğini anlamak için canlı performansını dinlemenin yeterli olacağını vurgulayan Şimal Cemile Saraç, Hadise içinde ağır konuştu. Saraç, Hadise'nin işi, fiziğiyle götürdüğünü buna magazinin basınının da destek verdiğini belirterek, "Hadise'ye 'kaç oktav sesin var, ne kadar temiz söylüyorsun' diye sormak lazım" dedi.
Kendinizden bahseder misiniz Şimal Cemile Saraç kimdir?
5 şubat 1984 yılında Adana’ da dünyaya geldim. 2 kardeşiz. Babam emekli, annem ev hanımı. Müziğe olan tutkum çok küçük yaşta başladı. O zamanlar bile şimdi de olduğu gibi huysuz olmayan, ne verirsen mutlu olabilen ve zahmetsiz bir bebeklik geçirdim… Tabii ki yaş ilerledikçe, bu özellikleri her şeyden mutlu olabilen özelliği dışında az da olsa değiştim. Okula başlama çağım geldiğinde, ev ortamına fazla alışkın olduğumdan, okula gitmemek için çeşitli bahaneler yaratmaya başladım. Çoğu zaman kendine, okula giderken çamura düşme süsü verdim; ama bu okula gitmemi engelleyemedi.
Müzikle ne zaman tanıştınız?
Ailemde herkes müzikle ilgileniyor. Üç dört yaşındayken çalan her ritme karşılık veriyormuşum. Bu ailemin dikkatini çekmiş. Beni birkaç hoca ile tanıştırmışlar. Sesimin güzel olduğunu keşfeden hocalarım beni şan'a yönlendirdiler. Orta öğretim ve lise döneminde de bu müzik heyecanım devam etti, birçok etkinliğe katılıp çok küçük yaşlarda konserler vermeye başladım.
MÜZİK VAZGEÇİLMEZ OLDU
Artık müzik vazgeçilmez oldu, bulunduğum her ortamda şarkı söylemem istendi bunun yanı sıra gitar eğitimi de almaya başlamıştım. Hocalarım sesimin güzelliğini fark ettiklerinde gitar eğitimimi yarıda bırakıp ses eğitimi dersleri ağırlık kazandı. Bir süre Şan Eğitimi ve nota-solfej eğitimleri aldım. Hocamın desteğiyle kendisinin yapmış olduğu bir müzik programında sunuculuk yapmaya başladım ve sonrasında Adana‘da Çukurova televizyonunda kendim hazırlayıp sunduğum bir sinema programını sunmaya başladım. Birçok ünlü dizi ve sinema oyuncusu ile röportaj yaptım. İstanbul’a gelmek için çok teklifler almıştım ama henüz zamanı değildi, kısmet bu zamanmış.
Zaman zaman müzisyen olan kardeşim Cem Saraç ile birlikte şarkı söyleyip, besteler yapıp videolar kaydettik, internette paylaştık. Çok sevildi , çok paylaşıldı ve çok izlenildi. Müzik adına hep bir şeyler yapmak istedim, çünkü kendimi bulduğum tek yerdi.. .Müzik gerçekten benim hayatımdı...
Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz ?
Müzik yanı sıra magazin dünyasında ünlülerle röportaj yaparak hızlı bir şekilde magazin dünyasına da girmiş olduğumu düşünüyorum. Magazin hayatımda minnettar olduğum ve vefa borcum olan tek insan Oryantal dansın kraliçesi ASENA'dır. Mütevazi kişiliği, hoş sohbeti ve dostça yaklaşımı ile o ilk röportaj heyecanımı üstümden kolayca atmamı sağladı.. Magazin hayatına adım atmamdaki en büyük sebeplerden biri olmuştur. Kendisine minnetarım... Menajerlik, magazin ve basın danışmanlığı aynı zaman da müzik ile de uğraştığım için zaman zaman bazı mekanlarda kardeşim ile sahne alabiliyorum. Bir çok ilde festivaller, konserler düzenledim. Sanatçıların konser vermeleri için uğraştım elimden ne geliyorsa yaptım. Benden konser organizasyonu, festival, etkinlik için sanatçı istenildiğinde her zaman yaparım.
Şu an gelecek projeleri değerlendiriyor ve bir yandan da ünlülerle röportaj yapmaya devam ediyorum. Amacım dinleyicileri memnun edebilecek doğru işlerde bulunmak tek amacım. Samimi duruşum, mükemmeliyetçiliğim ve en önemlisi müziğe ve sevenlerime saygım hep takdir edildi. Her zaman şunu ifade ederim "herkes tarafından sevilen yalancı bir insan olmaktansa sevilmeyen doğru bir insan olmayı tercih ederim"
Menajerliğe ara verecek misiniz?
Müzik ile ilgilenmeyi çok istiyorum. Şarkı söylemeyi çok seviyorum, çok büyük keyif alıyorum bana saatlerce şarkı söyle deseler saatlerce susmadan söyleyebilirim. Piyasa o kadar zor durumda ki şu an da istiyorum ama piyasanın durumundan dolayı acabalarım var. Birçok ünlü isme menajerlik ve basın danışmanlığı yaptım. Şu an da menajerliğini yaptığım bir sanatçı dostum var, ünlülerin bestecisi Burak Öksüzoğlu ile çalışıyorum bir çok ünlü sanatçının hit şarkılarının sahibi Demet akalın, Seda Sayan, Tarık Mengüç, Ebru Polat, Hakan Peker, Davut Güloğlu gibi ünlü isimlerin bestelerini yazan bir insan aynı zamanda yönetmen, besteci, aranjör kendisi önceden mutfaktaydı artık vitrine çıkma zamanı geldi dedi ve Seyhan Müzik etiketi ile "Konu Sen Olunca" adlı yepyeni Single çalışması ile piyasaya çıktı. Onunla beraber koşuşturuyorum bu yolda menajerliği de seviyorum ama ilerde daha iyi tekliflerle karşılaşırsam bende albüm yapmak isterim.
MÜZİK PİYASASINA KÜSMEK İSTEMİYORUM
Artık önüne gelen klip çekiyor kendisine şarkıcı dedirtiyor müziğine bile artık 2-3 milyar parası olan klip yapabiliyor. Sanata ve sanatçıya değer verilmiyor bu piyasada, ben çok üzülüyorum gönül ister ki bu piyasada emek vermiş güzel beste ve şarkılar çıkarmış sanat anlamında o kadar iyi platformda olan insanlar var ki içlerinde dört beş tane kafa isim var. Sadece onlar üzerinde duruluyor. Ben bir televizyoncu olsam organizatör, yapımcı bu piyasada sözüm geçen biri olsam tanınmamış insanları ortaya çıkarmaya çalışırım çünkü görülmeyen bilinmeyen duyulmamış o kadar güzel sesler var ki sadece dört beş sanatçı üzerinden prim yapılmaya çalışılıyor. Bu da bu piyasada gönül vermiş, emek vermiş, saatlerce uykusuz kalıp insanlara bir şeyler sunmaya çalışan müzisyen arkadaşlarımızın gönülleri kırılıyor. Saatlerce uğraşılmış, uykusuz gecelerde yapılmış o emekleri kimse görmezden gelmesin. Korsana hayır demelerini rica ediyorum. Bu şarkılar sizlere ulaşana kadar çok büyük emeklerden geçiyor..
Bunun nedeni ne olabilir?
Bunun nedeni sanatçı her yerde konser verebilir olmasına böylelikle tanınmasına doğal olarak da maddiyata bağlı, paran varsa güçlüsün paran yoksa çok güzel sanat, besteler de yapsan çok yakışıklı, güzelde olsan bu işi biliyor da olsan paran yoksa biri seni keşfedene kadar tanınmak çok zor ya da bir şans gelecek orası da kısmet.
Birçok ses yarışmaları oldu yarışmalar hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Televizyon kanallarında çıkan birçok yarışmadan sonra doğru şarkı söyleme kavramı tartışılır oldu ülkemizde. Fakat neye ve kime göre doğru diye soruyor insan. Yeryüzünün en mükemmel enstrümanını kullanmak ne kadar kolay? Hayatında hiç şan dersi almamış ya da bu zor enstrümanın yapısından zerre kadar haberi olmayan insanlar oturdukları koltuklardan ahkam kesiyorlar.
İşin diğer bir yanı da diva edasıyla sahnelere çıkan ve toplum tarafından kabul görmüş pek çok solist bırakın doğru şarkı söyleyebilmeyi doğru konuşamıyor bile. Bunun en son örneğini Show Tv de yayınlanan ‘ O Ses Türkiye ‘ isimli yarışma programı..
Tamamen ticari kaygılar gözetilerek jüri koltuğuna oturtulan isimlerden acaba hangisinin profesyonel ses eğitmeni olduğunu yıllardır müzik piyasasının içinde bulunmuş birisi olarak düşünüyorum. Çeşitli hayallerle yarışmaya katılan içlerinde ekmeğini şarkı söyleyerek kazanan solistlerinde bulunduğu adayların haklıyken uğradıkları haksız eleştirilere iyi bir dinleyici olarak isyan ettim doğrusu.
Beğenmediğiniz sanatçılar var mı?
Örneğin Hülya Avşar'ın bir ses yarışmasında jüri koltuğunda oturmayı hak etmediğini anlamak için canlı performansını dinlemek yeterli, aynı şekilde Hadise'ye ‘Kaç oktav sesin var?, ne kadar temiz söylüyorsun? Neden Türkiye'de bu işi yapıyorsun ama Türkçeyi hala konuşamıyorsun?' diye acilen birinin sorması lazım... Bunlar dışında yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi de her şarkı söyleyen insana ‘sanatçı’ denilmesi..
BU SESLER NASIL ŞÖHRET OLUYOR HALA ANLAMIŞ DEĞİLİM
Türkiye’de her önüne gelenin şarkıcı ya da şöhret olduğunu ”Mesela Hülya Avşar isimli kadın hep detone. Bence o kadının şarkıcılığı sorgulanmalı para kazanmasının tek nedeni, uzun süredir ünlü olması... Ülkemizde bu süreç öyle işliyor, bazı insanlar parlayıp kayboluyor, bazıları da medyanın marifetiyle parlamasa da var olup gidiyor. Hadise ise yarım yamalak Türkçesi ile şarkı söylemekten aciz, sadece fiziği ile iş yapıyor. Söylediği şarkılar için zaten mükemmel bir ses gerekmediğinden idare ederek kapattığı olay. Hiçbir esprisi olmayan ilginçli şarkıları zaten eski mankenler de söylüyor günümüzün teknolojisi ile. Sıradan bir sesi var düz şarkılar söylüyor iki dans ediyor al sana popstar.
Sanatına hayranlık duyduğum insanlar çok fazla saymakla bitmez ama veliahtı olmak istediğim sanatçılar arasında Sibel Can, Ebru Gündeş ve Niran Ünsal var. Sibel Can Ebru Gündeş ve Niran Ünsal çıplak ses kalitesinin ise üzerine yok!. Düet yapmak istediğim tek sanatçı da HAKAN ALTUN.
Bütün bunlara rağmen mesleğinin zirvesinde hala şan dersleri almaya devam eden Ajda Pekkan'ı, dünya standartlarında ses ve gırtlak ustalığına sahip olan İbrahim Tatlıses’in doğal yeteneğini ve rezonansını hayranlıkla izlemekte ve dinlemekteyiz.
HİÇBİR FİRMA BEDELİNİ ALMADAN SANATÇIYA YATIRIM YAPMIYOR
Son olarak bu işle ben dahil olmak üzere profesyonel ya da amatör olarak ilgilenmeyi düşünen solistlere şu tavsiyelerde bulunabilirim; Şarkı söyleyebilmek çok güzel bir meziyettir fakat geliştirilmeyen her yetenek körelmeye mahkumdur, bunun yanı sıra vasat durumda diyebileceğim seslerin disiplinli ve teknik çalışmalarla geldikleri seviyelere bazen ben bile hayret edebiliyorum.
Seçtiğiniz eğitmenin çok iyi olması gerektiği gibi eğitim sürecini sizin nasıl değerlendirdiğinizde çok önemlidir. Özellikle toplum önünde belirli misyonlara sahip olan solistlerin, özellikle gelecek nesillere örnek olabilmek adına çok daha fazla donanımlı ve eğitimli olması gerekiyor.
Zaman hızla akıyor, her şey değişiyor, her gün yataktan farklı bir ruh haliyle uyanıyoruz, insanlar değişiyor, evren değişiyor. Bu değişime başka sektörlerde olduğu gibi müzik sektörünün de karşı koyması imkansız. Teknoloji çağındayız ve sektörün, devletin ve sanatçının, halkın bu duruma yaklaşımı müdahalesi çok profesyonel olmak zorunda. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu durum hak hukuk çerçevesinde gayet profesyonel ilerliyebiliyorsa bizde neden olamıyor düşünmek lazım.. Doğal olarak artık Unkapanı dönemi kapandı. Hiçbir firma bedelini almadan sanatçıya yatırım yapamıyor.
Olduğunuz yerden memnun musunuz?... Dünyaya yeniden gelseniz desem!...
DÜNYAYA YENİDEN GELSEM YİNE MÜZİKLE UĞRAŞIRIM
Ben değiştim. Bambaşka bir insan oldum. Müzik bana muhteşem bir kariyer ve bilinen bir isim kazandırdı. Bunu hiçbir zaman planlamamıştım, hedefte koymamıştım. Ama işinizi içinize işleyerek yaparsanız başarıda kaçınılmaz oluyormuş. Dünyaya bir kez daha gelsem yine aynı işi yapardım sanırım.
Adanaspor Basketbol takımının bayan As Başkanı olmak nasıl bir duygu?
ERKEK BASKETBOL TAKIMINDA KADIN BİR ASBAŞKAN
2012 yılında düzenlenen Adanaspor Olağan Genel Kurul Toplantısında çok saygı duyduğum büyüğüm ve aynı zamanda kulübümüzün Başkanı Tevriz DURA sayesinde Adanalı olmak ve Adana sporlu olmak bambaşka bir duygu olduğunu ve Adana spor kulübü yönetim kurulu üyesi olarak beni de aralarında görmek istediklerini belirttiler. Bu o kadar gurur verici bir tabloydu ki turuncu-beyaz aşkı bambaşkadır diyerek 5 şubat 2012 yılında doğum günümde imzayı attım. Bu benim için doğum günümde aldığım en güzel hediyeydi... Görev dağılımında Asbaşkan ünvanını bana verdikleri için çok mutluydum. İnsanın hayatında özel hissettiği anlar olur ya işte o anlardan birini yaşıyordum çünkü erkekler basketbol takımında bayan Asbaşkan olarak anılmak çok özel bir duyguydu ve inanılmaz heyecan vericiydi.
Kendimi geliştirmemde emeği geçen takımdaki oyuncular , yönetim kurulu üyeleri ve Adanaspor taraftarları tarafından sevilmek ve saygı görmek o kadar mutluluk verici bir andı ki öncelikle şahsıma ve Genel Kurulumuz’un saygıdeğer üyeleri, değerli büyüklerimin göstermiş olduğu güvenden dolayı hepsine teşekkür ediyorum. Bu onurlu görevi üstlenmiş olmanın gurur ve heyecanını yaşadım.Emeği geçen herkese tekrar teşekkür ederim
*Sosyal ağlarla aranız nasıl? Takipçilerinle birebir ilgilenme gibi fırsatın oluyor mu? Bizlerle bu sosyal ağ hesaplarının adreslerini paylaşır mısın?
Sosyal ağlarla aram fena değil. Fırsat buldukça ilgilenmeye ve sohbet etmeye çalışıyorum.
Takip etmek isteyenler için ;
Twitter.com/saracsimal
facebook.com/simalofficialfanpage
facebook.com/simalofficial adresinden de ulaşabilirler.