Hakkari’de üç sene önce başlayan yolculuklarında epey yol kat eden Hakkarili kadın girişimciler Sevda Keskin ve Özlem Atay, Adana’da Vali Mahmut Demirtaş’ı da makamında ziyaret ederek çalışmalarını anlattılar.
“Amacımız önyargıları bitirmek”
Adana’nın tanınmış iş kadınlarından Uğur Yaldız Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Filiz Yaldız’ın mentorlüğünde gerçekleştirmeyi planladıkları ortak projelerden bahseden Sevda Keskin ve Özlem Atay, Türkiye’nin Doğu’su ile Batı’sı arasında önyargılardan örülmüş bir duvar olduğunu söyleyerek, “Amacımız aradaki bu duvarı yıkarak, Batı’daki kadınlara Doğu’da kadın girişimciler olduğunu ve başarılı da olduklarını göstermektir” dediler.
Kendilerine Adana’daki ziyaretleri sırasında eşlik eden Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’e iade-i ziyarette bulunan Keskin ve Atay, sorularımızı yanıtladı.

İşte Hakkari’de başladıkları yolculuğu Türkiye’nin dört yanına ulaştırıp, kadınları cesaretlendirmeyi amaçlayan Sevda Keskin ve Özlem Atay ile gerçekleştirdiğimiz röportajın satırbaşları:
Türkiye’de kadın olmak zor, kadın girişimci olmak zor. Doğu ile Batı arasında da bir duvar var. Doğu’da kadın girişimci olmanın zorluklarından bahseder misiniz?
Sevda Keskin: Hem coğrafi açıdan, hem ekonomik açıdan, hem de imkânların kısıtlılığı açısından Doğu’da kadın girişimci olmak hakikaten zor. Batı’ya göre zor…
Aslında bölgemizde girişimciliğe pozitif bir yaklaşım var. Biz kadın olarak bölgemizde çok fazla bir ayrımcılık gördük diyemeyiz. Batı’daki kadın girişimcilerin Doğu’ya gelip, Doğu’daki kadın girişimcilerin yaşadıkları zorlukları, imkânsızlıklarını ve imkansızlıklar içinde kat ettikleri yolu, geldikleri noktayı görmelerini çok isteriz, amacımız da zaten bu.
“Hakkâri hiç bilmedikleri bir yer…”
Adana’ya gelmemize vesile olan Filiz Yaldız’dır. Biz Filiz Hanım’la üç yıl önce tanıştık. Denizli’de gerçekleştirilen bir kadın girişimciler zirvesinde bir araya geldik. Üç yıl boyunca iletişimimizi hiç kesmedik. O toplantılarda bile önyargı çok fazla. Özellikle Hakkârili olmamız, Hakkârili kadın girişimci olmanın yarattığı bir önyargı var insanlar üzerinde. Yüzümüze karşı bile söyleyebiliyorlardı bu önyargılarını… “Biz Hakkâri’den geldik” deyince, “Hakkâri’den mi geldiniz? Hakkâri’de yaşamıyorsunuz herhalde” gibi tepkilerle karşılaştık. “Neden böyle düşünüyorsunuz, bu önyargı niye?” diye sorunca, “Biz sizi başı kapalı, ayağı şalvarlı diye düşünüyorduk” deniliyor. Öyle bir şey yok, hakikaten bizim bölgemizin kültüründe de böyle bir durum yok. Doğu’da Hakkâri yöresi kadın hakkındaki bu konuları aşmış durumda. Tabii muhakkak insanlarda bir önyargı oluşuyor. Neden oluyor bu? Hem terör bölgesi olmamız nedeniyle bizler de çok farklı lanse edilebiliyoruz. Çünkü hiç bilmedikleri bir yer Hakkâri. Bu durum insanlar üzerinde farklı bir yaklaşıma sebebiyet verebiliyor.
Dediğim gibi; Filiz Hanım’la tekrar bir araya gelmemiz, üç yıl sonra yine Hakkâri’de hazırladığımız bir programa katılımıyla gerçekleşti. Programımız aynı zamanda 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü’ne de denk getirildi. Tiyatro ekibiyle birlikte Ümmüye Koçak da programımıza katıldı. Bu vesileyle Filiz Yaldız’ı da Kadın Girişimciler Kurulu’na Onursal Üye yaptık. Bu gelişmeler bizde de olumlu etkiler yaratıyor.
“Birçok kadına örnek olduk”
Çalışmalarınız hem bölgenizdeki diğer kadınları motive ediyor, hem de Doğu ile Batı arasındaki duvarı yıkıyor diyebilir miyiz?
Sevda Keskin: Kesinlikle! Biz iş yerimizi üç yıl önce açtık. Üç yıl içerisinde ne değişti diye soracak olursanız; gerçekten de kadınların yaklaşımı, bakış açısı çok farklılaştı. Kurul Başkanı olmamın da etkisiyle kadınlar gelip bize nasıl bir yol izlediğimizi, hangi zorluklarla karşılaştık, nasıl cesaret edip böyle bir işe girişebildik diye soruyorlar. Günde belki beş-altı kadın yanımıza uğrayıp, bilgi almak istiyor. “Biz de iş yeri açmak istiyoruz, biz de yapmak istiyoruz fakat cesaretimiz yok. İnsanlar bize nasıl bakar?” tedirginlikleri vardı ancak bizimle birlikte bunlar aşıldı. Birçok kadına da örnek olduk.
Sizin girişimlerinizden sonra Hakkâri’de başka kadınlar da hayallerini gerçeğe taşıdı sizden cesaret alarak? Kadın girişimcilere ait başka iş yerleri de açıldı mı?
Bizden sonra tabii ki başka cesaret edenler de oldu.
Ben iş yerimi ilk başta butik pastacılık üzerine açtım. Butik pastacılık üzerine 8-9 ay kadar bir eğitim aldıktan sonra bu işe giriştim. Hakkâri’de butik pasta talebinde potansiyel biraz düşük olduğundan Özlem Atay’la aldığımız ortak kararla iş alanımızı yöresel yemek üzerine çevirdik. İşlerimiz çok da iyi gitti, çok güzel tepkiler aldık. Açıkçası biz bunu beklemiyorduk.
“Bölge mutfağını Türkiye’ye tanıtıyoruz”
Hakkâri dışından lokantanıza yöresel yemekleri tatmaya gelenler oluyor mu?
Sevda Keskin: Özellikle yöresel yemek alanını seçme sebebimiz, dışarıdan gelen misafirlerimizi yöremizin kültürüyle ağırlamaktı. Hakkâri bölgesinin çok zengin bir yemek kültürü var. Hakkâri’ye dışarıdan gelenlerin gerçek anlamda Hakkâri’ye özgü tatları bulabileceği yöresel bir mekân oluşturduk. Başarılı da olduk… Üç yıldır işlerimiz çok iyi gidiyor. Çok olumlu tepkiler alıyoruz.
Destek de görüyoruz. Valimizin bize desteği çok fazla oldu. Yine Filiz Yaldız vesilesiyle Sayın Kaymakamımızın da desteğini gördük.
“400 kadına girişimci sertifikası aldırdık”
Başlangıçta size inanmayanlar oldu mu?
Özlem Atay: Başlangıçta yaşadığımız tek olumsuzluk “Kadın olarak yapabilir misiniz? Bu işin altından kalkabilir misiniz?” önyargısı oldu. Ama biz işimizde başarılı olup, bu önyargıda bulunanların da desteğini alabildik.
Sevda Keskin: Bu sıkıntının sebebi de aslında yemek yapmak ile yemek satmak arasında fark olmasıydı. Yemek yapabiliyorsunuz ama satabilecek misin düşüncesi biraz da… Başarıyı yakalayarak kadınlara da ulaştık. Hakkâri’deki 400 kadına girişimcilik belgesi aldırdık. 2000 kişinin girişimcilik belgesi almasına vesile olduk, 400’ü kadındı. TOBB Hakkâri Kadın Girişimciler Kurulu olarak gerçekleştirdiğimiz projelerle oldu bu. Eğitimleri de bizzat takip ettik. Çok iyi yerlerden iyi eğitimciler getirdik girişim konusunda… Kadınlarımızın bu eğitimlere katılmalarını sağladık. Yine Kurul olarak yaptığımız farklı projelerde kadın istihdamına ağırlık verdik. TOBB’un öngördüğü bütün toplantılara katılımı elimizden geldiğince gerçekleştirdik. Bizim amacımız tamamiyle Hakkâri kadınına karşı Batı’daki kadınların önyargılarını kırmaktır. Doğu’da da kadın girişimciliğinin var olduğunu göstermeye çalıştık. Başarılı olduk mu, olduk… En güzel örneğini bugün Adana’da olmakla yaşıyoruz. Filiz Yaldız da desteğini hiçbir zaman esirgemedi. Bu bizim için büyük bir motivasyon kaynağı ve heyecandır. Ayrıca hakikaten yapabilirliğimizi gösterdi bize.
Sırada Çukurca mutfağı var
Hedeflediğiniz noktaya ne kadar yakınsınız ya da ne kadar uzaksınız?
Özlem Atay: Hedeflediğimiz noktaya ulaştık diyebilirim. İlk başta bu işe giriştiğimizde bu “bıktırmaların” dışında bizim kendimize inancımız vardı. “Biz yaparız, başarırız” diyebiliyorduk. Kendimize olan güvenimizle gerçekten de başardık. Aldığımız olumlu tepkilerden de bunu anlayabiliyoruz. İleride gerçekleştireceğimiz projelerle de hedefimize yaklaştığımıza, hattâ ulaştığımıza da inanıyorum. Çukurca’da hayata geçireceğimiz proje ile Çukurca yöresinin gastronomisi üzerine bir araştırma yapacağız. Çukurca’daki eski taş evler restore edilerek Çukurca mutfağını tanıtacak, yaşatacak restaurant açılacak. Bir de yemek kitabı çıkarılacak. Aynı zamanda paketleme tesisi de kuruluyor. Bu tesislerin işletmesi de inşallah bize, kadın girişimcilere ait olacak. Bunu da başaracağımıza inanıyorum… Çok zengin bir mutfağımız, yemek kültürümüz var. Yeterince tanıtılmadığını düşünüyorum. İki yıl içerisinde kendi çabalarımızla mutfağımızı tanıtmayı başardık. Aldığımız olumlu tepkilerin yanı sıra “Bugüne kadar neden geç kalınmış?” sorusunu da sordurduk. Türkiye’nin Doğu’su ve Batı’sı arasındaki duvarı yıkmaya az kaldı…
“Mutfağımızı Dünya’ya tanıtacağız”
Bir sonraki hedefiniz Dünya olabilir mi?
Özlem Atay: Olabilir, neden olmasın? Biz inanıyoruz, zaten çıraklık merkezimizde de bunun üzerine projelerimiz var. Yemek kültürümüzü Dünya’ya tanıtmayı isteriz. Kendi aramızda da bu amacımızdan bahsediyoruz.
Sevda Keskin: Biz her zaman şuna inanıyoruz; bir bölgede kadın güçlenirse, toplum güçlenir… O bölgenin ekonomisi güçlenir. Asıl hedefimiz ve asıl sloganımız da budur. Ve inanıyoruz ki; evet, Batı ve Doğu’yu birleştireceğimiz gibi, Türkiye ve Dünya’yı da birleştireceğiz.
Hakkari’de Kadın Kooperatifi kuruldu
Hakkari’de kurduğunuz Kadın Kooperatifi’nde gerçekleştirdiğiniz faaliyetler nelerdir?
Sevda Keskin: Hakkari’de Tarım Bakanlığı’nın onayladığı bir proje kapsamında Kadın Girişimciler Kurulu olarak Kadın Kooperatifi projesine katkı sunduk. Üyelerimizle birlikte seracılık üzerine eğitim almalarını sağladık. Eğitimin ardından İzmir’e teknik gezi düzenledik. Beraber birçok kooperatif ve seraları gezdik. Akabinde Hakkari’de seralarımızı kurduk. Şimdi bu seralarda süs bitkileri yetişiyor, aynı zamanda sebze yetiştiriciliğine de başlanacak. Seraların kuruluşunun ardından kadınlarımızla birlikte kooperatif kurduk. Kadınlar bu kooperatif içinde ürünlerini üretiyorlar. Ürünlerin içinde bal, kilim, süs bitkileri, sebzeler, en önemlisi şifalı bitkiler var. Yurt içi ve yurt dışına satış yapmayı hedefliyoruz ilerleyen dönemlerde.
Özlem Atay: Dağlarımızda çok fazla şifalı otlarımız var kendiliğinden yetişen. Paketleme tesisi özellikle bu şifalı otların paketlemesi üzerine kurulacak.
“Şifalı otlarımızı herkese ulaştıracağız”
Hakkari’den hangi otlar yetişiyor?
Özlem Atay: Dağ kekiğimiz var, yöresel yemeklerde kullandığımız otlarımız var. Bu otlar özellikle bahar aylarında çıkar ve herkes kendi damak tadına göre salamurasını yapar veya kurutur. Her zaman bulunan bitkiler değil bunlar. Bu yüzden, bu bitkileri herkese ulaştırmak adına bir tesis kurulacak. Kenger var, uşkun var dağ muzu da derler. Şifa niyetine derler… Mesela otlu peynirimiz var. Uşkunun kökü şeker hastalığının tedavisinde kullanılır.
Otlu peyniri yine bu şifalı otlar ile yaparlar. Van’da, özellikle Hakkari’de otlu peynir yapılır. Peynirler toprak altında bidonlarda bekletilir, yazın çıkarılarak yenir. Yine yoğurdumuz da aynı şekilde, bidonlara kurulur ve toprak altında aylarca bekletilerek yoğurt çıkarma zamanında çıkarılarak kullanılır. Katkı maddesiz uzun ömürlü besinlerdir bunlar. Biz bölgemizin bu lezzetlerini tanıtmak istiyoruz…