Sanal alemin son fenomeni: Hataylı Ferdi
GAZETTE -
Çukurova’nın pamuk tarlalarında ırgatken, ondaki yeteneği ilk çalışma
arkadaşları keşfetti. Ağır iş yükü altında ekmek parası mücadelesi verirken o
kadar içten şarkılar söylüyordu ki, her dinleyen mutlaka kendinden bir şeyler
buluyordu. Gerçek adı Hasan Göleş olmasına rağmen sesinin Ferdi Tayfur’a olan
benzerliği nedeniyle ona Hataylı Ferdi yakıştırması yapılıyordu. Yine ırgat
arkadaşları tarafından düğün salonlarında şarkı söylettirilen Hataylı Ferdi,
kendi çapında bir hayran kitlesine ulaştıktan sonra bestelerini iki albümde
topladı. Para bulamadığı için klip çekip televizyon kanallarında yayınlatamayan
Hataylı Ferdi, hayran kitlesine Youtube sayesinde ulaştı. Sanatçının
fotoğraflarından derlenip hazırlanan amatör video, arabesk ve halk müziği
sevenler tarafından 100 binden fazla paylaşıldı müzik serüvenini
Gazette okurları için paylaştı.
HATAYLI FERDİ KİMDİR, TANIYABİLİR MİYİZ?
Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 1965 yılında dünyaya geldim.
Asıl adım Hasan Göleş’tir. 1973 yılında ben 8 yaşındayken ailece Adana’ya göç
ettik. İlkokul 3’üncü sınıf öğrencisiyken babam vefat edince okulu bırakmak
zorunda kaldım. İlkokulu daha sonra dışardan bitirdim. 15 kardeşiz. Babam iki
evliydi. Bu nedenle ailemiz genişti. Fakat babamız öldükten sonra ağabeylerimiz
bize sahip çıkmadı. Aynı ana ve babadan olma 5 kardeş çalışmak zorundaydık.
İnşaatlarda çalıştım, tatlı ve simit sattım. Pamuk tarlalarında ırgatlık ve
hamallık yaptım. O dönem Ferdi Tayfur’un şarkıları yeni çıkmıştı. Onun
şarkıları bana ilham kaynağı oldu. Çalışırken bir yandan da şarkı söylerdim.
Ses tonum Ferdi Tayfur’a benzediğinden bana Hataylı Ferdi demeye başladılar. Şu
an evliyim ve üç çocuk babasıyım.
MÜZİK HAYATINIZA PAMUK TARLALARINDA MI BAŞLADINIZ?
Evet. 1978 yılında Ferdi Tayfur çok popülerdi. Çalıştığım
pamuk tarlasında onun şarkıları çalınırdı. Bende herkes kadar bu usta sanatçıyı
çok severdim. Bir gün onun gibi olma hayalim vardı. Pamuk topladığım veya
hamallık yaptığım sıralarda onun şarkılarını söylerdim. Sesim Ferdi Tayfur’un
şarkılarına yatkın olduğundan kendime has hayran kitlem bile vardı. Diğer
ırgatlar, şarkı söylemem için istekte bulunurlardı. Çevremdeki insanların da
cesaret vermesiyle, beste yapmaya karar verdim. Boş kaldığım zamanlarda şarkı
sözü yazar ve müziğini hazırlardım. Daha sonra bunları yine pamuk tarlasında
görücüye çıkarırdım. Dinleyenler çok beğenirdi. Hatta beni alıp düğün salonlarına
şarkı söyleyeme götürenler olurdu.
İLK BESTENİZ HANGİSİYDİ VE NELERDEN ETKİLENEREK SÖZLERİNİ
YAZMIŞTINIZ?
Kardeşimin kayınbabası yatalak hasta olmuştu. Kendisini
ziyarete gittiğimde, iyi günlerinde melek gibi tanıdığım hanımının, ona karşı
vurdumduymaz davrandığını farkettim. Bu da beni derinden etkiledi. Bir gün köyün merasında otururken, elime
kağıdı kalemi alıp düşüncelere dalmaya başladım. Ve şu satılar ardı ardına
gelmeye başladı. Ömrümü tükettin benim/saçımı ak ettin benim/ benim sana bu
emeklerim/gözüne dizine dursun…Bu benim söz ve müziği bana ait olan ilk
eserimdi. Çok da beğenildi. Genelde bütün bestelerimi yaşanmış olaylar ve
duygular üzerinden hazırladım.
KAÇ BESTENİZ VE ALBÜMÜNÜZ VAR?
Beste yapmak kolay bir iş değil. Özen ve emek ister. Bende
ince eleyip sık dokuyan biri olduğumdan bütün bestelerimi titizlik ve sabırla
hazırladım. O nedenle beste sayım şu an 40 civarında. Bunun yanı sıra 60’a
yakın da şiirim var. Halen de yazmaya devam ediyorum. Albümlerimde kendi
eserlerimi kullandım. Farklı sanatçılar bestemi istedi ancak hiç birine
vermedim. Amatör tarzda 10’a yakın, profesyonel olarak da iki albümüm
bulunuyor. Son albümüm ‘Et tırnaktan ayrılır mı?’ geçen ay piyasa çıktı.
SİZCE YAZMAK İÇİN NE LAZIM?
Bir şey vardır mutlaka. Birisini görürsünüz duygulanır
yazarsınız ya da kendiniz hissedersiniz yaşarsınız bir kısmını. Mutlaka bir
başlangıcı vardır. Her şarkı da dolu dolu bir insanın hayatı değildir. Bu
mümkün değil. Düşünün ben onlarca şarkı yazdım; onlarca kere aşık mı oldum
yani? Bu bir hayal ürünüdür belki o hayali yaşatabiliyorsanız bir başlangıcı
alıp odur zaten. Yoksa her şarkı yaşanacak diye bir şey yok. Bir de şarkılarda,
romanlarda ve filmlerde bir abartı vardır. Aşklar şarkılardaki kadar derin
değildir bence. Şarkılarda daha büyük abartı vardır.
FERDİ TAYFUR’DAN ESİNLENDİNİZ VE ONU ÖRNEK ALARAK MÜZİĞE
BAŞLADINIZ. PEKİ ONUNLA TANIŞTINIZ MI?
Onun bütün filmlerini ağlayarak izlediğim oldu. Bütün
şarkılarını ezbere bildiğim söyleyebilirim. Bence Türkiye’nin gelmiş geçmiş en
büyük sanatçısı Ferdi Tayfur’dur. Ne yazık ki onu hayatım boyunca hiç görmedim.
Adana’da konser verirdi fakat bilet fiyatları iki yövmiyeme denk geliyordu.
Yani param yetmiyordu. Kendisiyle tanışmayı çok istedim fakat kısmet olmadı.
Umarım bundan sonra bu dileğim gerçekleşir.
ARABESK VE HALK MÜZİĞİ TARZINDA ESERLER VE ALBÜMLER
HAZIRLIYORSUNUZ. ARABESK MÜZİK TÜKENME NOKTASINDA DEĞİL Mİ SİZCE?
Yıllar geçtikçe müziğin rengi de değişti tabi. Arabesk
müzik bitiyor dendi fakat ne arabesk bitti ne de Ferdi Tayfur'a olan ilgi.
Hatta bugünlerde hangi gazeteyi ya da dergiyi açsanız, karşınıza çıkacak kadar
göz önündedir Ferdi Tayfur. Tayfur’un yanı sıra Müslüm Gürses ve Orhan Gencebay
gibi sanatçılar bir daha yetişmedi.
Ancak bizler arabeske gönül vermiş sanatçılar olarak bu kültürü devam
ettirmek için kaliteli müzikler ve eserler ortaya çıkarıyoruz. Tanıtım
yetersizliği nedeniyle geniş kitlelere ulaşamıyor olmasak da, elimizden geleni
yapıyoruz.
ADANA’DA SANATÇI OLMANIN NE GİBİ ZORLUĞU VAR?
Bu işi icra etmek Adana’da gerçekten çok. Önceleri sanata
ve sanatçıya büyük önem verilirdi. Şöyle bakacak olursak Adana’dan çok sanatçı
çıkıyor. Hepsi Adanalı olmasa bile buranın toprağına basıp suyunu içmeyen
sanatçı olmuyor. Adana’nın bu özelliği olmasına rağmen sanatçılarına değer
vermediği kati bir gerçek. Klip çekeceğim sponsor bulamıyorum. Şarkılarım
Adana, Malatya, Hatay ve Mersin’de radyolarda çalıyor ve büyük ilgi görüyor.
Ancak ne yazık ki klip için yeterli parayı bulamadığımdan tanıtımda yetersiz
kalıyoruz.
MÜZİKTEN KAZANDIĞINIZ PARA AİLENİZİ GEÇİNDİRMEYE YETERLİ
OLUYOR MU?
Elbette olmuyor. Biz müziğe gönül vermiş insanlarız. Bu
zamana kadar 1 lira bile kazanmadım. Hep benden götürdü. Bir seyahat firmasında
uzun yol şoförlüğü yaparak geçimimi sağlıyorum. Buradan kazandığım parayı bile
çocuklarımın boğazından kısıp müziğe yatırdığım oluyor. Bestelerime ilgi
gösteriliyor ancak dediğim gibi sponsor bulmakta güçlük çekiyoruz. İşin aslına bakacak olursanız, bu zaman kadar
bir sponsor dahi bulamadım. Kimse müziğe yatırım yapmak istemiyor. Kimse
sanatçısına sahip çıkmıyor.
TÜRKİYE’DEKİ MÜZİK PİYASASI OLMASI GEREKEN YERDE Mİ?
Daha gidecek yolu var. Telif hakları konusunda ise
gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Bu içler acısı bir şey. Telif hakları
Türkiye’de daha yüzde 5’ler seviyesinde dünya ile kıyasladığımızda. İnşallah
daha ileriye gider. Bu gelişmişliği veya geride kalmışlığı sanata da adapte
edebiliriz tabii. Kültürümüz de sanatımız da onca zenginliğine rağmen geride
kalmış denebilir.