Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz; Aslı Bugay Sökmez kimdir?
“ODTÜ Kuzey Kıbrıs kampüsü Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık Bölüm Koordinatörüyüm. Aynı zamanda aile evlilik danışmanıyım. Türkiye’de affetme konusunu ilk bilimsel olarak çalışan kişilerden biriyim. Bunun dışında ruminasyon yani tekrar eden olumsuz düşüncelerle ilgili ve okul iklimiyle ilgili Tübitak projeleri ve diğer çeşitli alanlarda çalışmalarımı sürdürüyorum.”
20 milyona yakın öğrenci karne aldı. Her eve bir karne geliyor diyebiliriz.Buna karşın Türkiye neden karne stresi altında kalıyor?..
“Çünkü değerlendirilmek, gerçekleri görmek bize zor geliyor. Aileler genellikle bu sürece hazır değil. Çocuklarını doğru takip etmeyi bilmeyen, çocuklarını tanımayan aileler karnede zayıf notu görünce stres oluyorlar. Oysa çocuğunuzu tanıyorsanız bu stres yerine daha çok çözüm odaklı olmanız gerekiyor. Ailelerin yarı yıl tatilini iyi değerlendirmeleri gerekirken olumsuz etkileri üzerlerinden halan atamadıklarını görüyorum.”
Kötü karne getiren öğrencilerin aileleri,nasılbir tutum sergilemeli ?
“Her anne babanın hayali çocuğum yüksek not alsın, başarılı olsun, çevresinde sevilen biri olsun şeklindedir. Bunlarla ilgili çok yüksek bir beklenti içinde olan anne babaların çocuklarına yaptıkları baskılara hak vermiyorum. Kötü bir not gördükleri zaman velilerin beklentileriyle uyuşmadığı için hayal kırıklığına uğramaları çok olağan bir durum. Fakat bunlar sonucunda verdikleri tepki önemli, bu hayal kırıklığıyla nasıl baş edilebilir onu konuşmalılar. İlk olarak sakin olup eğitim sürecinin uzun bir yol olduğunu hatırlamalı ve hemen umutsuzluğa kapılmamaları gerekmektedir.Bundan sonra çocuklarıyla konuşurken onları yargılamadan dinlemeyi öğrenmeliler. ’Senden bir şey olmaz’ ya da ‘karnen çok iyi’ demek yerine ‘bu karneyi nasıl değerlendiriyorsun?’ diyerek duygu ve düşüncelerini sormalıyız.”
İyi karne getiren çocukların ailelerinin tutumu nasıl olmalı peki?
“Kesinlikle ödül vermemeliler. Ödül verildiği zaman çocuk başarısının kendi için değil de ailesini mutlu etmek için yaptığını düşünür. Çabasını takdir etsinler. Aslan oğlum, çalışkan kızım gibi hitaplardan uzak dursunlar. Çünkü böyle sözler duydukları zaman daha fazla çabalaması ve çalışması gerektiğini öğrenemiyor. Okul hayatında bir şekilde bu sözlerle geçirseler de işe başladıkları zaman zeki olsalar da çabalamadan bazı işleri sürdürebilmeleri mümkün değil. Yani bu yüzden ödüllendirmeyin, çabasını takdir edin ve bu durumu nasıl başardığını ona betimleyin.”
Karne heyecanını strese dönüştürmemek için öğretmen, öğrenci ve ailelere düşen görevler nelerdir?
“Bunun tılsımı kıyaslamadan geçiyor. Buna ilk yol açan ne yazık ki öğretmenler.Yurt dışında etik olarak herkesin notları açıklanmaz. Öğretmen en yüksek ve en düşük not isim vermeden söylenir. Bunun sebebi ise geri bildirim vermektir. Bizim sistemizde ise kıyaslayarak motive etmeye çalışılıyor. Bazı öğrencilerde bu yöntem işe yarıyor olsa da, çoğu öğrencide işe yaramıyor. Yüksek notları gördükçe hedefe çok uzak olduğunu düşünüyor. Böylelikle de özyeterliliği düşüyor.”
Gelişmiş ülkelerdeki öğrencilerde de, bizim gibi karne stresi var mı?
“Stres daha düşük. Dediğim gibi bu süreci değerlendirme amaçlı değil de betimleme aracı olarak kullanıyorlar. Bizim karnelerde daha çok notlar yazarken onların karnesinde ise daha çok öğrencinin dönem içindeki davranışı,tutumu hakkında bilgiler yer alır.Türkiye’de karne sistemi başarı ve zekanın bir temeli olarak görülüyor, fakat bu çok dar bir değerlendirmedir.”
Millli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk’un ders sayısı ve saatlerinin azaltılacağına yönelik açıklamasını öğrenci psikolojisi açısından nasıl yorumluyorsunuz? Yeni uygulama karne stresini azaltabilir mi?
“Sayın Bakanımızın bu açıklaması beni gerçekten çok mutlu etti. Onun bu alanlarda yaptığı girişimleri ben gerçekten çok beğenerek takip ediyorum, umarım uygulamaya geçecek.Ders sayıları azaltılıp, Finlandiya’daki gibi uygulamalı sisteme geçilirse, eğitimde birçok sorunun çözüleceğine inanıyorum. Böylelikle sonuca değil sürece bakmış oluruz.”
Yeni uygulama çocuklarımızın eğitimi açısından olumlu gelişmeleri sağlar mı ? Daha mutlu bir beyin, daha verimli olur mu?
“Kesinlikle. Eğitim sistemini ve öğretmenleri çok rahatlatacağını düşünüyorum. Çok uzun saatli dersler yerine daha kısa, daha proje odaklı dersler olursa, eğitim sisteminin çok büyük değişimler yaratacağını düşünüyorum. Şuanki eğitim sistemi çocuklarımıza merak ettirmek, yerine ezberlettiriyor.Öğrenmek yerine, ezberlenmesi bekleniyor çocuklardan. Biz ne zamanki mantığını ve işlevini öğretirsek o çocukta bilgi kalıcı olur.”
Karne stresi yaşanmaması için öğretmen öğrenci ve ailelere tavsiyeniz nelerdir?
“Öğretmen, okul ve veli arasında iş birliği çok önemli. Özel okullar yaygınlaştıkça veliler ben elimden geleni yaptım diye düşünüyor.Unuttukları şey takip etmemek oluyor. Takip etmeyip gözlemlemedikleri için karne sürpriz oluyor. Okuldan gelen çocuğunuzla oturup konuşmuyorsanız ve göz kontağı kurmuyorsanız o çocuk bir süre sonra sizi dinlememeye başlıcaktır.Hangi işi yaptığınızın önemi yok ; önceliğiniz çocuklarınız, aileniz olmalıdır. Suçlu aramak yerine çözüm aranmalıdır. Bir an için suçlamak çare olsa da, ilerleyen zamanlar için fayda getirmez. ”
Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
“Şuanda tatil süreci var. Bu süreç aileler için olumlu yada olumsuz bir başlangıç olabilir ne olursa olsun bu anların tekrarlanmayacağını düşünüp keyfini çıkarsınlar. Bu günler geri gelmeyecek o yüzden kıymetini bilmelerini tavsiye ediyorum.”