Adana’nın önde gelen ve dürüstlüğüyle itibarlı markası olan Kaymak ailesinin siyasetteki vitrini Zeynel Abidin Kaymak, kendi vizyonundan memleketini değerlendirdi. Kaymak, gazetemize yaptığı açıklamada Adana’nın en büyük eksikliğini lobisizlik olarak vurgularken, “Ne yazık ki birlik ruhumuz yok. Geri kalmışlığın en büyük sebebi budur” diye konuştu.
BİRLİK RUHUYLA KAYSERİ OLDULAR
Üniversite öğrenimini Kayseri’de gören ve aktif siyasete orada başlayan Zeynel Abidin Kaymak, Kayseri Kent Konseyi’nin Gençlik Meclisi Başkanlığı görevini yürütürken yapmış olduğu bir çağrıyı hatırlatarak, “Gelin hep birlikte yuvarlak masada bir araya gelelim. Kentin ve gençlerin sorunlarını tartışalım dedim. Farklı siyasi partiler ve görüşteki insanlar bir araya geldi. Kayseri, birlik ruhuyla Kayseri oldu. Şu an Adana’yı geçtiler. Çünkü Ankara ve İstanbul’da güçlü bir lobileri var” dedi.
DIŞARIDAN GELEN ADANA’YA HAYRAN
Kaymak, şunları söyledi; “Kayseri modelini çok iyi lanse eden sadece Kayseri’de değil, farklı ülke ve şehirlerde gördüğüm birlik ruhu ne yazık ki Adana’da mevcut değil. Görüşümüz, duruşumuz ne olursa olsun, gelin hep birlikte ortak hareket ederek Adana’yı bir yerlere taşıyalım. Yurtdışı veya şehirdışından gelen misafirlerimin neredeyse tamamı, Adana’ya hayran kalıyorlar. ‘Sizde ki bu nimetler keşke bizde de olsa’ diye iç çekiyorlar. Bir numara olmamamız için engel yok.”
GAZETTE – Siyasete başladığında henüz 20 yaşında genç bir üniversite öğrencisiydi. Eğitim gördüğü memleket olan Kayseri’ye önemli hizmetlerde bulundu. Çalışkanlığı ve becerileriyle dikkat çekti. “Gelin hep birlikte yuvarlak masada bir araya gelelim. Kentin ve gençlerin sorunlarını tartışalım” çağrısı Kayseri’de büyük
ses getirdi. Farklı siyasi görüş ve birbirine zıt kutupta ki insanlar kayıtsız
kalmayıp tek çatı altında toplandı. Sürekli gelip gittiği memleketi Adana’ya
geçen yıl bir ofis açtı ve işadamı kimliğiyle kamouyonun en sevdiği isimlerden
biri olmayı başardı. Yabancı değil.
Dürüstlüğü ve güvenilirliğiyle tanınan Kaymak ailesinin bir üyesi. Merhum
Muhammet Kaymak ve Hamdi Kaymak’ın yeğeni. Zeynel Abidin Kaymak, Adana’nın en
önemli eksikliğini, lobisizlik olarak belirledi. Gazetemizin sorularını
yanıtlayan Kaymak, Kayseri’dekine benzer bir çağrı yaparak, “Farklı ülke ve
şehirlerde gördüğüm birlik ruhu ne yazık ki Adana’da mevcut değil. Görüşümüz,
duruşumuz ne olursa olsun, gelin hep birlikte ortak hareket ederek Adana’yı bir
yerlere taşıyalım” dedi.
Zeynel Abidin Kaymak kimdir,
tanıyabilir miyiz?
Libya’da 1981
yılında dünyaya geldim. Evli ve bir çocuk babasıyım. 1980 yılında, Türk
müteahhitlerin ektin olduğunu bir dönemde, aile fertlerimizin Libya’da inşaat
şirketleri vardı. Dolayısıyla Libya’da dünyaya geldim. İlkokulu orada
tamamladım. Daha sonra işlerimizi Suudi Arabistan’a kaydırmamız nedeniyle
ortaokulu Medine’de bitirdim. Ardından Adana’ya döndük. Liseyi eğitimimi de Anadolu
İmam Hatip Lisesi’nde aldım. Ürdün Üniversitesi, Arapça Diller Yüksekokulu’nda
eğitim hayatıma devam ettim. Daha sonra tekrar Türkiye’ye döndüm ve Erciyes
Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandım ve başarıyla bitirdim. İkinci
üniversite olarak Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni okudum ve burayı
da başarıyla tamamladım. İyi derecede, Arapça ve İngilizce biliyorum.
Siyasete ne zaman ve nasıl başladınız?
Siyasete 2000
yılında, Erciyes Üniversitesi’nde okurken Liberal Demokrat Parti’de başladım.
LDP’de Kayseri Gençlik Kolları’nın Yürütme Kurulu üyeliği görevinde bulundum.
Aynı zamanda Genel Merkez delegesiydim. Bir süre sonra Adalet ve Kalkınma
Partisi kuruldu. AK Parti ilk mitingini Kayseri’de gerçekleştirmişti. Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan o zaman siyasi yasaklıydı ancak burada bir konuşma
yapmıştı. Bende dinleyiciler arasındaydım. O mitingden sonra AK Parti saflarına
katıldım. Kısıtlı imkanlarla, geniş kitlelere ulaşmayı başaran Kökbir Eğitim ve
Kültür Derneği’ni kurdum. Bu da birçok siyasinin dikkatini çekti. Çalışmalarımızı
dosya haline getirip dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan’a ilettik. Kayseri’de bir çok kuruluş, potansiyelimizden
faydalanmak adına çalışmalarına bizi de dahil etti. Kayseri Kent Konseyi’nin
Gençlik Meclisi Başkanlığı görevi teklif edildi ve seçimle buranın kurucu
başkanlığını yaptım. O dönem, “Gelin hep birlikte yuvarlak masada bir araya
gelelim. Kentin ve gençlerin sorunlarını tartışalım” diye bir çağrım oldu. Bu
çok ses getirdi. Farklı görüşteki birçok siyasi parti, kurum vu kuruluşlar bir
araya geldi. Bu birlikteliği de bir platformda topladık. Gençlik ve Spor
Bakanlığı’nın projelerine katkı sağlamak adına 32 proje verdik. Bu da
Türkiye’nin farklı kentlerinde uygulandı. AK Parti Gençlik Kolları üyeliğine
seçildim. Gençlik Kolları İl Başkan yardımcılığı ve genel merkez delegeliği
yaptım. Ardından il yönetim kurulu üyeliğine seçildim. İki dönem üst üste bu
görevimi devam ettirdim. Geçen seçimlerde AK Parti’den milletvekili aday adayıydım.
İş hayatına ne zaman atıldınız?
Henüz 20
yaşlarında, üniversite öğrencisiyken aktif iş hayatına atıldım. Kayseri
Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir şirketin ihracaat bölümünde
part-time çalışıyordum. Ardından daha büyük bir firmaya transfer oldum. Hatta o
firmanın ihraccat ayağını ilk ben kurdum. Böylece, kendimi iyice iş hayatının
içinde buldum. Kayseri’de bir ortağımla çelik kapı fabrikası kurdum. Yanı sıra
mobilya imalatı yapan bir tesisimiz de var. ZAK Grup adı altında Adana’ya da
bir ofis açarak memleketime dönüş yaptım. Genelde müteahhitlerle çalışıyoruz.
Ayrıca perakende satışlarımız da oluyor. Mağazamız Adana’da birinci yılını
doldurmak üzere. Adana’da İlim Yayma Cemiyeti, AGİAD, ASKON, Dış Ekonomik
İlişkiler Kurulu (DEİK) ve MÜSİAD yönetim kurulu üyesiyim.
Aktif siyasete dönmeye düşünüyor
musunuz?
Ticari
faaliyetlere ağırlık vermiş durumdayız. Suudi Arabistan’ın Medine kentinde bir
şirket kurdum. Otel tefrişatı ve ithalat ihracaat ile ilgili çalışmalarımız
var. İstanbullu balıkçı bir firma ile beraber Moritanya’da balıkçılık
yapıyoruz. Çelik kapı üzerine, Cezayir, Türkmenistan, Senegal, Gana, İran,
Suudi Arabistan, Bulgaristan ve Libya’ya ciddi manada ihracaat
gerçekleştiriyoruz. Üretimimizin yüzde 60’ını dış ülkelere gerçekleştiriyoruz.
Birikimimizi biraz da memleketimiz Adana’ya yansıtmak istedik. Bu amaçla
çalışıyoruz.
Adana’nın ekonomisini nasıl görüyorsunuz?
Bizim
sektörde doların etkisi çok yüksek. Malzeme alışverişini dolarla
gerçekleştiriyoruz. Adana’dan bağımsız bir takım durağanlıklar var. Ama bu Adana
veya Türk ekonomisinden ziyade uluslararasını ilgilendiriyor. Bizim ihracaat
yaptığımız ülkelerdeki ekonomik sıkıntılar buraya yansıyor. Hükümetimiz son
dönemde yaptığı müdahalerle, piyasalar ciddi manada özellikle son bir aydır
rahatladı. Devam eden istikrar 16 nisanda başkanlıkla taçlanırsa, her şey daha
güzel olur diye düşünüyorum. Lokal müdahalelerle ülkenin ne kadar kalkındığı
malum. Başkanlık sistemi, ekonomi dahil bütün sorunlara kökten çözüm
getirecektir. Ekonomide para, istikrarı sever. Referandumdan ‘Evet’ sonucu
çıkması durumunda yabancı yatırımcıların ilgisi artacaktır. Bu da hem
piyasaları, hem de işadamı rahatlatacaktır.
Dünyanın ve Türkiye’nin birçok yerini
gezmiş biri gözüyle baktığınızda, Adana’nın ne gibi eksikleri olduğunu
söyleyebilirsiniz?
‘Kayseri
Modeli’ olarak bilinen bir kavram var. Kayserililer bunu çok iyi lanse ettiler.
Mesela Kayserililer’in, İstanbul ve Ankara’da etkin bir lobileri bulunuyor. Bunlar
önce kendi aralarında birliği sağladılar. İşadamları, spor camiası,
siyasetçiler, eğitimciler... Hepsi bir araya gelerek Kayseri için ne
yapılabileceğini konuştular. Bende bu sürece canlı şahit oldum. Bunu, parti ve
düşünce ayrımı gözetmeksizin gerçekleştirdiler. Maalesef Adana’da bu yok. Adana
lobisinden önce Adanalı’nın irade göstermesi lazım. Farklı ülke ve şehirlerde
gördüğüm birlik ruhu ne yazık ki Adana’da mevcut değil. Bugün Erciyes
Üniversitesi tıpla önemli bir adım attığı zaman, buluşu bütün dünyada
biliniyor. İlik nakliyle bunu gördük. Yapılan her başarılı işin önüne
Kayseri’yi mutlaka koyuyorlar. Adana da kurumsal bir kimlik kazanmalı
düşünüyorum. Yurtdışı veya şehirdışından gelen misafirlerimin neredeyse tamamı,
Adana’ya hayran kalıyorlar. ‘Sizde ki bu nimetler keşke bizde de olsa’ diye iç
çekiyorlar. Denize yakınlık, şehrin içinden nehrin geçmesi, bir tarafta
Toroslar ve her türlü tarıma elverişli arazileri, başka memleketleri mest
ediyor. Adana’nın Türkiye’nin bir numarası olmaması için bir neden yok.