Kızılay’ın
hilali Adana’da daha gür parlıyor
GAZETTE - Türk
Kızılay’ı Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı, Türkiye’nin deprem kuşağında, Adana’nın
da fay hatları üzerinde yer aldığını hatırlatarak, “Depremin nerede ne zaman
olacağını bilemeyiz. Bilim insanlarımız yaptıkları çalışmalar ile oluşan deprem
potansiyeli ile ilgili bilgiler veriyor. Marmara’da her an deprem olabileceği
gibi, aynı durum Adana’da da her an yaşanabilir” dedi. Bu nedenle, çok işlevli
kullanılabilecek afet parklarının yapılması gerektiğini her platformda dile
getirdiklerini belirten Saygılı, “Olağan koşullarda bu parklar halkın
dinlenmesi, eğlenmesi spor gibi etkinlikleri için kullanılırken, afet anında ve
sonrasında su, hijyen, beslenme, barınma, iletişim, enerji gibi ihtiyaçların
karşılanması için alt yapı hazırlığı olacak şekilde adeta küçük bir kriz
yönetim merkezi olarak inşa edilmeli. Mahalle aralarına yapılan her park bir
gün afet olursa kullanılacak alan gözüyle dizayn edilmeli” ifadelerini
kullandı. “Deprem öldürmez, ancak depreme dayanıklı şekilde inşa edilmemiş,
uygun araziye inşa edilmemiş yapılar depremde can alır” diyen Saygılı, “Sevdiklerimizle
mutlu bir yuvamız olsun diye düşünerek para verip aldığımız yuvalarımız var.
Biz vatandaş olarak aldığımız yapıların prosedürlere uygun olup olmadığını,
yapı denetimlerinin yapılıp yapılmadığını elbette ki sorgulamalıyız.
Belediyelerimiz de bu konularda yüksek düzeyde hassasiyet göstermeli. Çünkü söz
konusu olan can güvenliği” şeklinde konuştu. Ramazan Saygılı, Kızılay’ın bölge
afet merkezleri ve şube depolarında, afet durumlarında kullanılacak
malzemelerin hazır bekletildiğini ifade etti., Kızılay’ın deprem konusunda
ücretsiz seminerler düzenlediğine de dikkat çeken Saygılı, “Şubemize ulaşılarak
konu ile ilgili bilgi alınabilir. Unutmayalım ki bilmediğimiz şey bizi
korkutur. Depreme hazırlıklı olmak en önemlisi” dedi. Saygılı, Kızılay’ın çalışmaları
hakkında gazetemizin sorularını cevapladı.
Adana’da, vatandaşların kan bağışı
konusunda hassasiyeti ne durumda?
Türk
Kızılay’ı milletimizin bağrından çıkmış bir ulu çınar ve iyiliğin amiral
gemidir. İçinde doğduğu medeniyetin, iyilik yürüyüşü hareketinin önce gücü
konumundadır. Bizde Adana’da, ihtiyacı olanların yarasına merhem olmaya
çalışıyoruz. Kan ihtiyacı konusunda da yapmış olduğumuz çağrılara
vatandaşlarımız yoğun karşılık verdi. Önceki yıllarda olduğu gibi geçen yılda
da,191 bin 252 üneti kan ile Türkiye genelinde en fazla bağış yapılan il olarak
şampiyonluğu kazandık. Bu bağlamda, Adana’nın kan kardeşleri, üzerlerine düşen
görevi yapmış oldular. Bu başarıda emeği geçen Sayın Valimize ve medya
organlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Her bir çağrımızı onların vesilesiyle
daha rahatça ulaştırır hale geliyoruz. Bunu yaparken hem kent merkezinde, hem
ilçeler kapsamında ulaşmadığımız ilçe veya kasaba bırakmadık. Hastanelerden
gelen talepleri koşar adımlarla yerine getirdik. İnanıyoruz ki, iyilik bulaşıcı
bir şeydir. Biz kendimizi iyilik çiftçisi olarak görüyoruz. İyilik çiftçiliğini
toplumun her katmanına yayarsak, her anlamda bu karşılık buluyor. Olduğumuz
yerde, sosyal yardımlarımızı her yere ulaştırmaya özen gösteriyoruz.
Deprem konusunda ciddi uyarı ve
çalışmalarınız var. Biraz bahseder misiniz?
Adana ciddi
bir deprem bölgesi. Yarın deprem gelmeden önce toplumsal bilincimizin artması
yönünde çalışmalar yürütüyoruz. Başka okullar olmak üzere ciddi şekilde deprem
ve afetlerden korunma yöntemleri ile ilgili eğitimler veriyoruz. İş dünyası ve
kamu kurumlarının toplantılarına katılarak, insanlarımızı bilinçlendirmek
konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Depreme hazır durumdayız. Adana’ya bu
vesile ile bir çağrımız olacak. Yerel yöneticilerimiz, kesinlikle afet parkları
kurulması hususunda hassasiyet göstermeliler. Olası bir afet durumunda halkın
toplanacağı, kriz merkezlerinin oluşacağı, aşevlerini kurabileceğimiz düzenli
ve tedbirli parklar olmalı. Normal zamanlarda park olarak halka hizmet verirken,
alt yapısı afetlere göre uyarlanmalı. Gelişmiş ülkelerde böyleyken, Türkiye’nin
önemli bir kenti Adana’da bu büyük bir eksikliktir. Afet parkları her mahallede
mutlaka nüfus kapasitesine göre bulunmalı. Yapı stokları konusunda da bir
çağrımız var. Halkımız büyük paralar ödeyip modern tabutlar edinmek yerine
deprem yönünde sağlam binalarda yaşamayı tercih etmeliler. Her yıl binlerce kişiye "yapısal
tehlikeler, yapısal olmayan tehlikeler ve depremde güvenli davranışlar"
alt başlıklarıyla depreme hazırlığı anlatıyoruz. Adana'nın deprem bölgesi
olması nedeniyle önem verdiğimiz bu eğitimleri şubemize ulaşarak herkes talep
edebilir. Basit şekilde eşyalarımızı evimizin içinde doğru yerleştirirsek olası
deprem anında can kayıplarını ve yaralanmaları azaltmış oluruz. Olası depremin
yol açacağı hasar konusunda en büyük sorumluluk resmi makamlardadır. Yapılan
binaların ruhsatlandırılması aşaması hassasiyet noktasıdır. Eski binalar
üzerinde gerekli denetlemeler yapılmalı, depremde sıkıntı yaratacak olan
binalar için kentsel dönüşüm öncelikli olmalı. Ayrıca her aile, kendi içinde ve
komşularıyla bir afet planı hazırlamalı. Bu plan, apartmanlarda oturanlar için
apartman yönetimi tarafından oluşturulabilir.
İlk yardım konusunda toplumu
bilinçlendirme çalışmalarınız nasıl ilerliyor?
Bununla
ilgili çeşitli eğitimlerimiz var. Olası kaza veya durumlara karşı, her bir
bireyin ilk yardım eğitimiyle müdahale etmesi gerektiği kanısındayız.
Yanıbaşında kalp krizi geçiren birine ilk yardımda bulunması açısından bu
eğitimler çok gerekli. Toplumsal
sorumluluk bizlere, toplumun bütün katmanlarına ulaşmayı emrediyor. Bizler de
bu emri uygulamaya çalışıyoruz.
Kızılay’dan kan almak ücrete mi tabi?
Kan veren
kişilerden aldığımız kanları analiz ediyoruz. Eğer bir sorunla karşılaşırsak,
doktorlarımız kan veren kişiyi arayıp hastalık hakkında bilgilendirme yapıyor.
Problem yoksa da bağışçımızın adına bir fidan dikildiği bilgisini
ulaştırıyoruz. Hastaneler, kan ihtiyaçları olduğunda bizden online talepte
bulunurlar. Bizler de, hasta yakını veya hasta ile hiç bir teması olmadan kanı
hastaneye ulaştırırız. Hastadan veya yakınlarından kesinlikle para alınması söz
konusu değildir.
Suriyeli mültecilere yönelik
çalışmalarınız nasıl ilerliyor?
Suriye’den
Türkiye’ye gelen ve Suriye’de yaşam mücadelesi veren ihtiyaç sahiplerine insani
yardımlarımızı sürdürüyoruz. Son olarak “Görmezden Gelmeyin” sloganıyla
uygulamaya koyduğumuz kampanyada, hayırseverler ile savaş mağdurları arasında
köprü olmaya çalıştık. Türkiye’de ülkelerini terk eden 2 milyon 190 bin
Suriyeli bulunuyor. Gücünü hayırsevelerin desteğinden alan Tük Kızılayı,
Suriyeli misafirlerin her türlü ihtiyacını karşılıyor. Türk Kızılay’ı olarak
ülkemizde geçici süreyle uluslararası koruma altında misafir edilen Suriyeli
kardeşlerimizin barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını, ibadet çadırları,
sosyal faaliyet çadırları, psikososyal destek faaliyetleri gibi sosyal
ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ayrıca sınırda bulunan Suriyelilere yardım
ulaştırmak amacıyla sınır yardım faaliyetlerini de gerçekleştiriyoruz. Türk
Kızılay’ının sahip olduğu insani yardım gücünü arttıralım. Onlara bir battaniye,
kap kap yemek, bir çift ayakkabı ve dost şefkati sunulmasının yolunu birlikte
açalım.
Kök hücre bağışı kampanyalarınız devam
ediyor mu?
Omurilik
zedelenmeleri, doğum felci, Parkinson hastalığı, beyin travması ve bazı kanser
türlerinin tedavisinde başarıyla uygulanan kök hücre yönteminin
yaygınlaştırılması için yürüttüğümüz kök hücre bağış kampanyalarında da,
toplumdan önemli karşılık bulduk. Kök hücre bağışçılarından üç tüp kan
alıyoruz. Bu kanlar Ankara’daki labotuvarlarda analiz ediliyor ve kök hücre
ulusal veri ağına yükleniyor. Yapılan bağışın hastayla uyuşması halinde de kök
hücre nakilleri gerçekleştiriliyor. Adana’da bu kampanya kapsamında 7 hastamız
kök hücre nakliyle hayata tutundu. Umarım, daha çok hastamızın sağlığına
kavuşmasına vesile oluruz.