SANAT HUZUR VE HOŞGÖRÜNÜN KAYNAĞIDIR
GAZETTE – Babası boş zamanlarında resim yapmayı
severdi. En büyük arzusu ise emekli
olduktan sonra kendini tamamen bu sanata adamaktı. Ancak kaderi tarafından
biçilen ömrü bunu gerçekleştirmeye yetmedi. Lise yıllarında onun izinden
yürüyen Sevinç Kökenler, babasından aldığı alt yapıyla kendini geliştirdi ve
Adana’nın sayılı ressamları arasına girmeyi başardı. Açtığı sanat atölyesi ile
sevinçlerini, hayallerini ve hayatı tuvale yansıtmaya devam eden ve ressam
olmak isteyenlere de yardımcı olan
Kökenler ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Öncelikle
sizi tanıyabilir miyiz?
Yıllardır Adana sanat camiasında emek veriyorum. Resmin
dışında 3 yıl seramikle de uğraştım. Benim için sanatın her dalı, içinde duygu
yoğunluğu olan insanların dışa vurmasını sağlayan araçtır. Uzun zamandır bunu resimle sağlamaya
çalışıyorum. Ayrıca 6 yıldır amatörce şiir yazıyor, sahnelerde okuyorum. Adana’da ki bütün sanatsal olayları
takip ediyorum. Sanatın ve sporun iyileştiriciliğine inanıyorum. Tüm insanlar
keşke bir hobi olarak da olsa sanatın bir dalıyla uğraşsa. Son 7 yıldır kendi atölyemde, insanlara kendi
sanatımı icra etmenin dışında sanat sevgisini de aşılamaya çalışıyorum.
İnsanlar birbirinin hayatını kolaylaştırmaya çalışsın zorlaştırmaya değil. Resim
konusunda alaylıyım. Paksoy Kız Lisesi’ni bitirdim. Babam çok güzel resim
yapardı ve emekli olunca hep resim yapmayı hayal ederdi. Çok genç yaşta vefat
etti ve ben onun üzerine resim yapamaya başladım. Bu resim hobisi biraz daha
kendimi babama yakın hissedeyim duygusuyla oldu. İyi ki de oldu. Babam bana bir
hazine sandığı bıraktı ve gitti. Hayat
gerçekten çok zor, bu hayatın zorluklarını insan biraz da olsa sanatla
giderebiliyor. Resim benim yaşama şeklim oldu. Hobim mesleğe dönüştü. Hayatımı
da buradan kazanıyorum. Öğrenci yetiştiriyorum. Ben burada ticaret yapmıyorum,
amaç para değil. Ama yine de insanın asgarisinden hayatını sürdürmesi gerekir
ve paraya da ihtiyacı var. Burada aslında amaç kaç insan kazanırım, kaç insana
faydalı olurum mücadelesi. Resim yapmak
harika bir duygu. Birçok şeyi
unutturuyor insana. Tabi bu duyguları hissetmek için sadece resim olmayabilir.
Müzik de olabilir, sporun bir dalı da olabilir.
Her şeyin ilacı sevgidir. 1986’da bu sevgiyi derinden hissettiğimde,
Mustafa Dulda gibi değerli bir hocadan ders aldım. 4 yıl atölyesinde devam
ettim. Kültür Bakanlığı’ndan sertifikam var. Adana Ressamlar Derneği’nin
yönetimindeyim. Üniversitelerin çok değerli hocalarından, hem üyelerimiz hem de
kendim için ders aldım. Belediyenin bize vermiş olduğu Mimar Sinan Kültür Parkı’nın
içinde atölyemiz vardı. Üniversite hocalarıyla dönem dönem atölye çalışmaları
yaptık. Mustafa Okan, Muzaffer Tire gibi hocalarımızdan ders aldık. 2-3 yıl
onlardan ders alarak kendimi biraz daha sanatımda geliştirme de fırsat buldum.
Şimdi kendi atölyemde çalışıyorum.
Şu
an kaç öğrenciniz bulunuyor?
2010’dan bu yana atölyemdeyim. Yaklaşık 10 öğrencim var.
Bu değişebiliyor da. 15-20 olabiliyor. 8’e düşebiliyor. Her yaştan öğrenciyle
çalıştım. 70 yaşında da var, 7 yaşında da öğrencim var.
Adana’daki
insanların sanata bakış açısı nasıl?
Cevabı zor bir soru. Çocuklar sanata daha çok ilgi duyuyorlar.
Çocukların içinde sanata karşı daha çok sevgi var. Bunu gözlemlerime dayanarak
söylüyorum. Çünkü atölyemin önünden geçen çocukların yüzde doksanı buraya
gülümseyerek bakıyorlar. Ben inanıyorum ki onların doğasında sanat sevgisi var.
Ama büyüdükçe çevrenin faktörü, eğitim
faktörü ve en bilinçli ebeveyn faktörü bile içlerindeki sanat sevgisini yok
ediyor. Toplum sanata karşı bilinçsiz. Yetişkin insanların yüzde doksanı burayı
görmeden geçiyor. Böyle bir durum var. İnsanların doğasında sanat sevgisi var
aslında ama sanatın bir şekilde eğitimini almış, sanatla izleyici olarak bile
temas etmemişler. İnsanlar sanatsız kalarak tamamen köreltilmiş, ağacın dallarının
budanması gibi budanmışsa, ruhsal huzuru bir türlü bulamazlar diye düşünüyorum.
Ne yazık ki İnsanlar atölyeme girmeye korkuyorlar. Sebebi ise resim pahalıdır
korkusu. Maalesef ki bunu bilinçaltına yer edinmiş insanlar.
Peki
resim icra edilmesi pahalı bir sanat mı?
Ben herkesin ekonomik açıdan alabileceği düzeydeki
resimleri satıyorum. Resim kursları da o kadar yüksek ücret ödemesi yapılan
dersler içermiyor. Resmi pahalı sanan insanlar maalesef benden korkuyor.
Aslında ben de onlardan korkuyordum. İnsanlar buraya ilgi duyuyor. Birazcık da
olsa resme ilgileri var. Onlara doğru yaklaşırsam resim alacabilecek. İnsanlar daha sıradan ve vasat yerleri daha
kolay girebiliyor. Buraya hayranlık duysa bile giremiyor.
İnsanlar
evlerine resim olarak koyabilecek aksesuarlar günümüzde çoğalmış durumda. Bu
durum sizi nasıl etkiledi?
Çok amatör ve resme yeni başladığım dönemlerde bile resim
sattığım olmuştur. Çok değilse bile tek tük senede 2-3 resim sattığım olmuştur.
Şimdiler de hiç satmıyorum denilebilir. Senede bir-iki resim satmak hiç
satmamaktır. Bence bunda teknolojinin de
çok etkisi var. Çünkü artık her şey çok kolaylaştı. En beğendiğin ressamın
resmi, teknoloji sayesinde tuvale yansıtılıyor, hem de kanvas fiyatına. Biz
kanvas fiyatına resim veremeyiz. Bir tuval parasıyla, en beğendiği ressamın
tablosuna sahip olabiliyorlar. Teknoloji bizi çok vurdu. Teknoloji yüzünden
sanatta da çok kirlenme var. Herkes kısa sürede resim yapabiliyor. Çünkü yine
teknoloji var. Tuvale resmi yansıtıyorlar ve birazda teknik resim bilginiz
varsa kısa sürede resim yapıyorsunuz. Bence teknolojinin sanata çok olumsuz
etkileri var. Teknolojinin güzellikleri de var ama gerçek sanata olumsuz
etkileri var diye düşünüyorum.
Adana’da
ressam yetişiyor mu?
Ben Ressamlar Derneği’nin yönetimindeyim. İkinci başkanıyım. 130 üyemiz var. Adana’nın nüfusu 2
milyondan fazla. Ressam yetişip yetişmediğini bu rakamlardan
anlayabiliriz.
Şimdiye
kadar kaç kişisel serginiz oldu?
6 kişisel sergim oldu. Aslında her an kişisel sergi
açacak kadar çok resmim var. Atölyeyi açtığımdan beri öğrencilerimle karma
sergi açıyorum. Her yıl bir ya da iki kere. Ama kendi kişisel sergimi
açmıyorum. Çünkü bu sanattaki kirlilik beni çok yıprattı, enerjim yok. Sergi
açmak masraf isteyen bir olay. Ama resim sergisi açmak biz sanatla uğraşan
insanlar için gerekli bir şey. Orada bir resetliyorsunuz kendinizi, bir yerde
durup tekrar başlıyorsunuz. İnsanlardan olumlu ya da olumsuz eleştiri
alıyorsunuz. Resim sergisi açmak iyi bir şey. Sizi daha farklı bir boyuta
taşıyor.
Buraya
gelen öğrencileriniz resimle ilgili hedefleri var mı? Zaman geçirmek için mi
yoksa gerçek bir ressam olmak için mi geliyorlar?
Resim sanatını öğrenmek istiyorlar. Zaten burası bir
ticarethane değil. Olumsuz elektrik aldığım insanlarla bir işi
yürütemiyoruz. Buraya gelen insan resim
yaparak hayatlarını güzelleştirmek, güzel vakit geçirmek mantığıyla hareket
ediyor benim gibi. Atölyem terapi gibi. Resim sanatını öğrenmek istiyorlar,
burada çok güzel vakit geçirdiklerini söylüyorlar, mutlu oluyorlar. Benim
olmadığım kadar mutlular.
Ailenizin
sanata, resme bakış açıları nasıl?
Ben eşimden ayrıyım. Eşim benim desteklerdi. Eğer
desteklemese olmazdı. Buraya gelen bayan öğrencilerime eşlerinin destekleyip
desteklemediğini soruyorum. Çünkü eş desteklemezse yürümez bir şey. Moral çok
önemlidir resim sanatında. Kızımın
kardeşi yok ve bunu kardeş gibi gördü.
Ben 4 yaşına kadar bire bir ben bakımıyla ilgilendim. Anaokuluna gönderdikten sonra tekrar resim
yapmaya başladım. Bir şekilde işimi kuma gördü kendisine. Hala kıskançlıkları
var. Yer yer beğendiklerini takdir ettiğini söyler ama hala resim yapmaktan
hoşlanmıyor.
Son
olarak eklemek istedikleriniz var mı?
İnsanlar ya izleyici olarak ya da filen kendileri
uğraşarak hayatlarına sanatı alsınlar. İnsanlar birbirlerinin hayatlarını
kolaylaştırsınlar. Bu da durup dururken olmuyor. Öncelikle ruhlarını
güzelleştirmeleri gerekiyor, sonra da birbirlerinin hayatına daha hoşgörülü
yaklaşmalı. İnsanlar farklı görüşlerde olsalar bile birbirlerini
dinlemelidirler.