Kökenler ile hayalleri tuvale yansıtmak

Kökenler ile hayalleri tuvale yansıtmak

Adanalı Ressam Sevinç Kökenler, babasından aldığı temel eğitimle sürdürdüğü sanat hayatı hakkında sorularımızı yanıtladı. Sanatın birleştirici gücüne inanan Kökenler, “Sadece resim değil sanatın bütün dalları insanlara huzur ve hoşgörü sağlar” diyor. Kökenler, her şeyin ilacının sevgi olduğunu ve insanların bu ilacı yalnızca sanatta bulabileceğini ilave ediyor.


Kökenler ile hayalleri tuvale yansıtmak

SANAT HUZUR VE HOŞGÖRÜNÜN KAYNAĞIDIR

GAZETTE – Babası boş zamanlarında resim yapmayı severdi.  En büyük arzusu ise emekli olduktan sonra kendini tamamen bu sanata adamaktı. Ancak kaderi tarafından biçilen ömrü bunu gerçekleştirmeye yetmedi. Lise yıllarında onun izinden yürüyen Sevinç Kökenler, babasından aldığı alt yapıyla kendini geliştirdi ve Adana’nın sayılı ressamları arasına girmeyi başardı. Açtığı sanat atölyesi ile sevinçlerini, hayallerini ve hayatı tuvale yansıtmaya devam eden ve ressam olmak isteyenlere de  yardımcı olan Kökenler ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Yıllardır Adana sanat camiasında emek veriyorum. Resmin dışında 3 yıl seramikle de uğraştım. Benim için sanatın her dalı, içinde duygu yoğunluğu olan insanların dışa vurmasını sağlayan araçtır.  Uzun zamandır bunu resimle sağlamaya çalışıyorum. Ayrıca 6 yıldır amatörce şiir yazıyor, sahnelerde  okuyorum. Adana’da ki bütün sanatsal olayları takip ediyorum. Sanatın ve sporun iyileştiriciliğine inanıyorum. Tüm insanlar keşke bir hobi olarak da olsa sanatın bir dalıyla uğraşsa.  Son 7 yıldır kendi atölyemde, insanlara kendi sanatımı icra etmenin dışında sanat sevgisini de aşılamaya çalışıyorum. İnsanlar birbirinin hayatını kolaylaştırmaya çalışsın zorlaştırmaya değil. Resim konusunda alaylıyım. Paksoy Kız Lisesi’ni bitirdim. Babam çok güzel resim yapardı ve emekli olunca hep resim yapmayı hayal ederdi. Çok genç yaşta vefat etti ve ben onun üzerine resim yapamaya başladım. Bu resim hobisi biraz daha kendimi babama yakın hissedeyim duygusuyla oldu. İyi ki de oldu. Babam bana bir hazine sandığı bıraktı ve gitti.  Hayat gerçekten çok zor, bu hayatın zorluklarını insan biraz da olsa sanatla giderebiliyor. Resim benim yaşama şeklim oldu. Hobim mesleğe dönüştü. Hayatımı da buradan kazanıyorum. Öğrenci yetiştiriyorum. Ben burada ticaret yapmıyorum, amaç para değil. Ama yine de insanın asgarisinden hayatını sürdürmesi gerekir ve paraya da ihtiyacı var. Burada aslında amaç kaç insan kazanırım, kaç insana faydalı olurum mücadelesi.  Resim yapmak harika bir duygu.  Birçok şeyi unutturuyor insana. Tabi bu duyguları hissetmek için sadece resim olmayabilir. Müzik de olabilir, sporun bir dalı da olabilir.  Her şeyin ilacı sevgidir. 1986’da bu sevgiyi derinden hissettiğimde, Mustafa Dulda gibi değerli bir hocadan ders aldım. 4 yıl atölyesinde devam ettim. Kültür Bakanlığı’ndan sertifikam var. Adana Ressamlar Derneği’nin yönetimindeyim. Üniversitelerin çok değerli hocalarından, hem üyelerimiz hem de kendim için ders aldım. Belediyenin bize vermiş olduğu Mimar Sinan Kültür Parkı’nın içinde atölyemiz vardı. Üniversite hocalarıyla dönem dönem atölye çalışmaları yaptık. Mustafa Okan, Muzaffer Tire gibi hocalarımızdan ders aldık. 2-3 yıl onlardan ders alarak kendimi biraz daha sanatımda geliştirme de fırsat buldum. Şimdi kendi atölyemde çalışıyorum.

Şu an kaç öğrenciniz bulunuyor?

2010’dan bu yana atölyemdeyim. Yaklaşık 10 öğrencim var. Bu değişebiliyor da. 15-20 olabiliyor. 8’e düşebiliyor. Her yaştan öğrenciyle çalıştım. 70 yaşında da var, 7 yaşında da öğrencim var.

Adana’daki insanların sanata bakış açısı nasıl?

Cevabı zor bir soru. Çocuklar sanata daha çok ilgi duyuyorlar. Çocukların içinde sanata karşı daha çok sevgi var. Bunu gözlemlerime dayanarak söylüyorum. Çünkü atölyemin önünden geçen çocukların yüzde doksanı buraya gülümseyerek bakıyorlar. Ben inanıyorum ki onların doğasında sanat sevgisi var.  Ama büyüdükçe çevrenin faktörü, eğitim faktörü ve en bilinçli ebeveyn faktörü bile içlerindeki sanat sevgisini yok ediyor. Toplum sanata karşı bilinçsiz. Yetişkin insanların yüzde doksanı burayı görmeden geçiyor. Böyle bir durum var. İnsanların doğasında sanat sevgisi var aslında ama sanatın bir şekilde eğitimini almış, sanatla izleyici olarak bile temas etmemişler. İnsanlar sanatsız kalarak  tamamen köreltilmiş, ağacın dallarının budanması gibi budanmışsa, ruhsal huzuru bir türlü bulamazlar diye düşünüyorum. Ne yazık ki İnsanlar atölyeme girmeye korkuyorlar. Sebebi ise resim pahalıdır korkusu. Maalesef ki bunu bilinçaltına yer edinmiş insanlar.

Peki resim icra edilmesi pahalı bir sanat mı?

Ben herkesin ekonomik açıdan alabileceği düzeydeki resimleri satıyorum. Resim kursları da o kadar yüksek ücret ödemesi yapılan dersler içermiyor. Resmi pahalı sanan insanlar maalesef benden korkuyor. Aslında ben de onlardan korkuyordum. İnsanlar buraya ilgi duyuyor. Birazcık da olsa resme ilgileri var. Onlara doğru yaklaşırsam resim alacabilecek.  İnsanlar daha sıradan ve vasat yerleri daha kolay girebiliyor. Buraya hayranlık duysa bile giremiyor.

İnsanlar evlerine resim olarak koyabilecek aksesuarlar günümüzde çoğalmış durumda. Bu durum sizi nasıl etkiledi?

Çok amatör ve resme yeni başladığım dönemlerde bile resim sattığım olmuştur. Çok değilse bile tek tük senede 2-3 resim sattığım olmuştur. Şimdiler de hiç satmıyorum denilebilir. Senede bir-iki resim satmak hiç satmamaktır.  Bence bunda teknolojinin de çok etkisi var. Çünkü artık her şey çok kolaylaştı. En beğendiğin ressamın resmi, teknoloji sayesinde tuvale yansıtılıyor, hem de kanvas fiyatına. Biz kanvas fiyatına resim veremeyiz. Bir tuval parasıyla, en beğendiği ressamın tablosuna sahip olabiliyorlar. Teknoloji bizi çok vurdu. Teknoloji yüzünden sanatta da çok kirlenme var. Herkes kısa sürede resim yapabiliyor. Çünkü yine teknoloji var. Tuvale resmi yansıtıyorlar ve birazda teknik resim bilginiz varsa kısa sürede resim yapıyorsunuz. Bence teknolojinin sanata çok olumsuz etkileri var. Teknolojinin güzellikleri de var ama gerçek sanata olumsuz etkileri var diye düşünüyorum.

Adana’da ressam yetişiyor mu?

Ben Ressamlar Derneği’nin yönetimindeyim. İkinci  başkanıyım. 130 üyemiz var. Adana’nın nüfusu 2 milyondan fazla. Ressam yetişip yetişmediğini bu rakamlardan anlayabiliriz. 

Şimdiye kadar kaç kişisel serginiz oldu?

6 kişisel sergim oldu. Aslında her an kişisel sergi açacak kadar çok resmim var. Atölyeyi açtığımdan beri öğrencilerimle karma sergi açıyorum. Her yıl bir ya da iki kere. Ama kendi kişisel sergimi açmıyorum. Çünkü bu sanattaki kirlilik beni çok yıprattı, enerjim yok. Sergi açmak masraf isteyen bir olay. Ama resim sergisi açmak biz sanatla uğraşan insanlar için gerekli bir şey. Orada bir resetliyorsunuz kendinizi, bir yerde durup tekrar başlıyorsunuz. İnsanlardan olumlu ya da olumsuz eleştiri alıyorsunuz. Resim sergisi açmak iyi bir şey. Sizi daha farklı bir boyuta taşıyor.

Buraya gelen öğrencileriniz resimle ilgili hedefleri var mı? Zaman geçirmek için mi yoksa gerçek bir ressam olmak için mi geliyorlar?

Resim sanatını öğrenmek istiyorlar. Zaten burası bir ticarethane değil. Olumsuz elektrik aldığım insanlarla bir işi yürütemiyoruz.  Buraya gelen insan resim yaparak hayatlarını güzelleştirmek, güzel vakit geçirmek mantığıyla hareket ediyor benim gibi. Atölyem terapi gibi. Resim sanatını öğrenmek istiyorlar, burada çok güzel vakit geçirdiklerini söylüyorlar, mutlu oluyorlar. Benim olmadığım kadar mutlular.

Ailenizin sanata, resme bakış açıları nasıl?

Ben eşimden ayrıyım. Eşim benim desteklerdi. Eğer desteklemese olmazdı. Buraya gelen bayan öğrencilerime eşlerinin destekleyip desteklemediğini soruyorum. Çünkü eş desteklemezse yürümez bir şey. Moral çok önemlidir resim sanatında.  Kızımın kardeşi yok ve bunu kardeş gibi gördü.  Ben 4 yaşına kadar bire bir ben bakımıyla ilgilendim.  Anaokuluna gönderdikten sonra tekrar resim yapmaya başladım. Bir şekilde işimi kuma gördü kendisine. Hala kıskançlıkları var. Yer yer beğendiklerini takdir ettiğini söyler ama hala resim yapmaktan hoşlanmıyor.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

İnsanlar ya izleyici olarak ya da filen kendileri uğraşarak hayatlarına sanatı alsınlar. İnsanlar birbirlerinin hayatlarını kolaylaştırsınlar. Bu da durup dururken olmuyor. Öncelikle ruhlarını güzelleştirmeleri gerekiyor, sonra da birbirlerinin hayatına daha hoşgörülü yaklaşmalı. İnsanlar farklı görüşlerde olsalar bile birbirlerini dinlemelidirler. 

 

DİĞER HABERLER