Meral
Sayın, kitabında sanat kurumları, yeme içme kültürü, Adana’nın birkaç meşhur
yemeği, eski sinemaları, ünlüleri, tarihi yapıtlarından seçkilerden tutun da,
edebiyatı, mizahı gibi içinde pek çok değeri farklı bir anlatımla sunuyor. Yazar
Sayın, tamamı kuşe baskı ve renkli olarak basılan kitabın, sadece Adanalılar
tarafından değil, Adana dışından gelen ve Adana’yı hiç bilmeyen insanların bile
keyifle okuyacaklarını ve güzel şehir Adana’yı daha iyi tanıyacaklarına gönülden
inandığını söyledi.
Sayın,
“Sanatçı gözüyle Adana’nın unutulan ya da unutulmaya yüz tutan değerlerini
ortaya çıkartmak benim için bir zevk oldu. Adana’nın saygın işadamlarından
Sayın Halil Avcı’ya kitaba sponsor olarak gelecek kuşaklara güzel bir miras
bırakılmasına katkıda bulunduğu için ne kadar teşekkür etsem azdır. Ayrıca
kitabın arka kapak yazısını yazan “Portakal Çiçeği Karnavalı”nın yaratıcısı Sayın
Ali Haydar Bozkurt’a da buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Yazar
Meral Sayın, GAZETTE'den Nüverda Bacaksızlar ile kitabı ve Adana üzerine
keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.
Neden Adana? daha önceki kitaplarınızda da
Adana’yı işlemişsiniz ama bu kez daha detaylı ve daha kapsamlı bir Adana
işlendi?
Her
zaman şunu söyledim, Adanalı değilim ama 26-27 yıldır Adana’da yaşıyorum. İki
yıl önce Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasından emekli oldum. Ama benim Adana’ya
bir vefa borcum var ve bunu her zaman her yerde onurla ve gururla da
söylüyorum. Çünkü insanın yaşadığı topraklara ihanet etmemesi gerektiğine
inanıyorum. Bu nedenle Adana’nın bende bıraktığı çok büyük izler var,
güzellikler var Adana’nın insanlarını tanıdım ben ve bunlar bende bir birikim
oluşturdu.
Size göre kitabınızda en çok okunması gereken
bölüm hangisi, hangi sayfayı çok beğenerek yazdınız. Eminim ki isteyerek ve beğenerek
yazdınız. Ama en çok okurları cezbedecek sayfa hangisidir?
Kitabımın içindeki her harf benim için çok
kıymetli. Ama illa ki soruyorsanız o Adana’nın çercilerini, Sakıp Sabancı’nın
anılarını, yaklaşık doksan küsur yıldır kurulduğu günden bu yana hala o ruhunu
kaybetmeden yayınlayan Yeni Adana Gazetesini, Varda köprüsünü, demir köprüyü
yazmak beni çok mutlu etti. Ayrıca sayın Halil Avcı Beyefendi kitabıma sponsor olduğunda
bizden bir ricada bulundu, dedi ki Meral hanım madem böyle anıları, eski
tarihleri koymuşsunuz sizden Bosnalı Konağını da koymanızı rica ediyorum.
“Çünkü burada benim herhangi bir katkı almaksızın Adana’ya bir şey kazandırmak
adına Bosnalı Konağını yeniden restore ettim. Bu konuyu da kitabınıza alırsanız
çok mutlu olurum” dedi. Bizde sevinerek kabul ettik. Çünkü bunlar Adana’ya
kazandırılmış güzel değerler, o değerlere de sahip çıkmak gerekiyor. Adana’nın
o güzel insanlarını, unutulmaya yüz tutmuş değerlerini yeniden gündeme taşımak
çalışmama keyif verdi. Umarım okurlarımız da okudukça aynı keyif alacaklardır.
Söylediklerinizden şunu anlayabilir miyiz;
Adana’yı tek bir kelime ile ya da bir cümle ile tarif edemeyiz. Siz Adana’yı
tarif etmek isterseniz nasıl bir Adana görüyorsunuz?
Bir
kere Adana ikliminden dolayı sıcak bir şehir. İnsanı bir başka sıcak. “Gel bize gidelim”dir Adana. Paran yoksa gel
bende var beraber eğlenelim, yemek yiyeceksek beraber yiyelim, bunların
toplamıdır aslında Adana. Adana güzeldir, insanları sevecendir, güzel şehrin
güzel insanlarına ben de bir nebze katkıda bulunduysam ne mutlu bana. Ama
Adana’yı dünyanın neresine giderseniz gidin hep arıyorsunuz, hep özlüyorsunuz
ve hep içinizde bir sızı oluyor ah keşke Adana’ya dönsem diye. Adana’nın en
güzel tarafı Adana’ya geri dönmek.
Siz Adanalı değilsiniz. Ancak Adanalı olmadan Adana’yı çok seviyorsunuz. Sizce
Adana’nın yaşayanları etkileyen tılsımı mı var?
Adana’nın
kendi büyüsü var. Eğer farkındaysanız o büyü sizi içine alıyor zaten ve sizi
büyütüyor geliştiriyor aslında. Siz o zaman bu şehir için bir şeyler yapmak
zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Ya yazar oluyorsunuz, ya şair oluyorsunuz,
ya müzisyen oluyorsunuz, ya besteci oluyorsunuz. Ama bir şey oluyorsunuz,
yapıyorsunuz. Bu şehrin en güzel özelliği de bu bence. Dışarıdaki insanlar
sorarlar neden bu kadar çok ünlü, yazar, şair, besteci Adana’dan çıkmıştır.
Adana’nın kendi topraklarından, havasındaki büyüden kaynaklanıyor. Hangi taşı kaldırırsanız
bir Adana daha çıkıyorsa bu şehir sizi büyüten ve geliştiren bir şehirdir. Onun
için illa Adanalı olmak gerekmiyor, yaşadığınız şehre seven gözlerle bakmanız
gerekiyor.
İstatistiklere baktığımız zaman Adana
ekonomide de olsun nüfusta da olsun gerilemeye başladı çok ciddi anlamda. Bunu
neye bağlıyorsunuz?
Adana’ya
sahip çıkmamaktan kaynaklanıyor. Bu kitabı yazarken insanlarla çok sayıda
röportaj yaptım, onlarla konuştum. Hemen herkes bana şunu söyledi “Adanalı
Adana’ya sahip çıkmaz, dışarıdan gelen Adana’ya sahip çıktığı için belki bu
şehir bugün ayakta.” Bu her zaman söyleniyor. Adana’da biraz parası olan
parasını İstanbul’da harcıyor, İstanbul’a yatırım yapıyor. Bunun en basit
örneği Sabancı ailesidir. Sabancı ailesinin bir özelliği de şudur; hala bizim
orkestramızın ve Uluslar arası Tiyatro Festivalinin doğal sponsorudur. Bu
sevindirici bir olay, Adana için bir şeyler yapıyorlar ben inanıyorum. Ama
Adana’dan sadece Sabancı ailesi değil diğer büyük ailelerinde İstanbul’a
göçleriyle, Adana’ya yatırım yapılsa Adana her açıdan büyüyecek, hem de sanayi
açısından büyüyecek ve bu tabiî ki de beraberinde sanatsal, kültürel ve
ekonomik açıdan büyümeyi de beraberinde getirecek. Mesela kültürel ve ekonomik anlamda
gelişmesinde Portakal Çiçeği Karnavalının Adana’ya kattığı çok büyük bir değer
var. Bu sene üçüncüsü yapılıyor, Ali Haydar Bozkurt Adanalı olduğu için
İstanbul’da yaşıyor şu an ama Adana’ya gerçekten çok değer verip, sahip çıkıp
bu karnavalı artık uluslar arası bir platforma taşıyorlar, ben buradan da
kendilerini kutluyorum. Ama dediğim gibi Adanalıların ilk önce Adana’ya sahip
çıkması gerekiyor, taşına toprağına sahip çıkması gerekiyor. Bunu hangi şehre
giderseniz o şehrin taşına toprağına yine o şehrin insanının sahip çıkması
gerekiyor. Çünkü ülke böyle kalkınır, o zaman şehirde böyle kalkınır. Bu
aslında zincirin halkalarıdır. Bizde artık “banane”cilik ve bencillik bir yaşam
biçimi almış başını gidiyor. Toplum bencilleşiyor çünkü teknoloji o kadar ilerideki
ve o teknolojiye ulaşmak için insanlar çaba serf ediyor ve o teknolojiyi
kullanırken de tamamen insani duygularını yitiriyor.
Müzisyensiniz fakat şu an, kitaplar
yazıyorsunuz. Yazarken ilhamı nereden alıyorsunuz?
İlk
kitabım olan “Evde Yokuz” un çıkış noktası çok enteresandır. Trafik kazası
geçirdim o nedenle kolumda çok ciddi hasarlar olduğu için sıkıntım vardı, işe
de gidemiyorum. Oturdum başımdan geçen kaza hikâyesinden başladım ve ardı
ardına hikayeler akmaya başladı ve yazarlık serüvenim böyle başladı. Daha
öncede ufak tefek yazılar yazardım ama o kazadan sonra bu hobi değil işim oldu.
Kitap başımdan geçen ve bana anlatılan yaşanmış hikâyelerdir. O kitap da çok
keyifli oldu, hatta o tamamen kara mizah. Ortaya çok güzel bir kara mizah
kitabı çıktı. Hatta çok tutuldu bu kitabım. TÜYAP Kitap Fuarında imza günüm
oldu. O da çok keyifliydi. Ama dediğim gibi son iki kitabım “Portakal Çiçeği
Kokusunda Adana Sofrası”yla ve “Portakal Çiçeği Kokan Şehir Adana “ tamamen
Adana’yı anlatmak için yazılmıştır.
Eşinizde yazar ve desteğini ciddi anlamda
alıyorsunuzdur o zaman?
Evet aslında
biz birbirimize çok destek oluyoruz. Eşimde bir kitap yazdı ve onunda
çalışmasında payım vardır. Şunu hiç anlamıyorum, iki genç insanın karşılıklı
oturup birbirinin gözlerinin içine bakarak gelecekleri ile ilgili sohbet etmesi
gerekirken ellerinde telefonlarla oyun ve mesaj atmalarını doğru bulmuyorum. Biz
eşimle sadece üretmeye dayalı bir yaşam biçimini benimsedik. İkimizde kitap
yazdık, imza günlerimiz, söyleşilerimiz oldu ve bu bizi çok mutlu etti. Bunlar
bizi çok iyi şekilde motive etti, besledi. Üretmeye yönelik çok güzel şeyler
için bizi kamçıladı. Son iki kitabımda eşimin katkısı çok büyüktür. Hatta ilk
kitabımın taslağını eşime okuttuğumda, benden habersiz gidip bastırıyor yılbaşı
hediyesi olarak. Ben bütün gençlerin böyle bir evlilik yapmalarını diliyorum.
Peki, Adana’nın geleceğini nasıl
görüyorsunuz?
Eğer Adanalı
gerçekten Adana’ya sahip çıkarsa, herkes elini biraz taşın altına koyarsa Adana
bugün toprağıyla, ürünleriyle, sanayisiyle, kültürel alt yapısı ile pek çok
şehri geride bırakabilecek bir potansiyele çok çok fazlasıyla sahip. Ama
gerçekten Adanalının önce kesinlikle sahip çıkması gerekiyor şehrine. Bizim
kitap yazmamız, sizin gazete çıkarmanız değil herkesin bir şeyler yapması
gerekiyor ki o zaman hep beraber burada yaşayan Adana halkı olarak herkesin
birlikte büyütmesi gerekiyor. Adana bence çiçek gibi bir şehir ve o çiçeği
soldurmamak gerekir.
Son olarak eklemek istedikleriniz?
Ben
Adana’yı gerçekten seviyorum. Dünyanın neresine gidersem gideyim ben Adanalıyım
diye tanışıyorum herkesle ve bunu söylemekten de gurur duyuyorum.
Ayrıca
Adana’ya kazandırmış olduğunuz genç ve dinamik gazetenize başarılar diler, daha
nice güzel haberlerde ve röportajlarda buluşmak ümidiyle kitabıma ve bana
göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim.
İMZA GÜNLERİ
Meral
Sayın’ın “Portakal Çiçeği Karnavalı”
etkinliklerindeki imza günleri şöyle
3 Nisan 2015 saat: 16.00’da BEYMEN Mağazası
4 Nisan 2015 saat 16.00’dan itibaren
Türk Amerikan Ve Uluslararası Kültür
Ve Yardımlaşma Derneği
Şinasi Paşa
Cad. Tobacco önü
5 Nisan 2015 saat 15.00 den itibaren PASTABAHÇESİ
Süleyman
Demirel Bulvarında imza günlerine katılacak.