Halkın ruh sağlığını koruyorlar
GAZETTE - Güvenlik görevlisi çalıştığı kurumun kendisini,
kurallarını ve çalışanlarını korur. Güvenlik olmadan ne çalışan, ne kurallar,
ne de kurumun kendisi kalır. Bundan da anlaşıldığı üzere, asıl iş güvenlikte başlar.
Güvenliğin en hassas olduğu kurumlar vardır. Bunlara Adana’dan en basit örnek
olarak, Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi gösterilebilir.
Bünyesinde, uyuşturucu bağımlılarının tedavisine yönelik AMATEM merkezi bulunan
hastanede, iş sağlık çalışanlarını ve binayı korumakla bitmiyor. Hastaların da
huzurlu bir şekilde tedavi görmelerini sağlamak şart. Zira iki yıl öncesine
kadar AMATEM önü torbacıdan geçilmiyordu. Kapı civarında gözetleme yaparak,
çıkışlarını takip ettikleri hastalarla iletişim kuran torbacılar, yanlarında
taşıdıkları eroin veya esrar gibi maddelerin satışını yaparak, hem doktorların
hem de bağımlıların mücadelesine balta indiriyordu. Torbacılar, hastane
yönetiminin aldığı sıkı tedbirler ve polisle işbirliği yapan güvenlik
görevlilerin üstün gayretiyle binanın yanından geçemez hale geldi. Birçoğunun
yakalanması üzerine, tedavilerde görülen başarı oranı da yükseldi. Bugünkü
sayfamızı, bu başarıda büyük pay sahibi olan güvenlik ekibinin amiri Mustafa
Turan’a ayırdık. Aynı zamanda Öz-İş Sendikası İl Teşkilat Başkanı olan Mustafa
Turan ile hastane güvenliğinden, özel güvenlikçilerin sorunlarına kadar birçok
konuda sohbette bulunduk.
Hastanede
kaç kişilik bir güvenlik ekibi mevcut?
Şu an 48 personel ile gündüz ve gece vardiyası olmak
üzere 24 saat hizmet veriyoruz. Önceliğimiz, hizmet politikamıza bağlı kalarak,
hastanemize başvuruda bulunan bireylerin ve hastane çalışanlarımızın güvenli
bir ortamda hizmet alıp vermeleridir.
Zor
bir göreviniz var. Yorucu oluyor mu?
İşimizin zor tarafları elbette var. Hastanemize başvuruda
bulunan bireylerin istekleri farklılık gösterebiliyor ve hastaneye ilk adım
attıklarından itibaren işleyiş gereği ilk diyalog kurdukları kişiler hali ile
güvenlik personeli oluyor. Hastanemiz 15 kente bölge hastanesi konumunda hizmet
verdiği için hastane ortamımız bayağı haraketli geçiyor. Göreve başladığımız
andan itibaren zaman nasıl geçiyor anlamıyoruz. İşimizin güzel yanı ise
hastaneden hizmet alan bireyin mutlu bir şekilde buradan ayrılması oluyor. Bunu
gördüğümüz vakit günün bütün yorgunlugu bir anda yok oluyor.
Başarınızın
sırrı nedir?
Bıkkınlık göstermeden fedakar çalışma diyebiliriz.
Başarımızı, ekip halinde, ekip ruhunu yakalayarak çalışmakta buluyorum. Personel
mutlu ise iş o derece keyifli oluyor. Bu sebeple hastane yönetiminden tutun, en
alt kademeye doğru tam bir uyum söz konusu. Uyum olunca da başarı kendiliğinden
geliyor.
Fedakarlığınızın
karşılığını maddi anlamda alıyor musunuz?
Yaptığımız işe kıyasla maaşlarımızın Türkiye şartlarına
göre düşük olduğunu üzülerek söyleyebilirim.
Hükümetimizin bu konu ile alakalı olarak çalışma içerisinde olduğunu
biliyoruz. Örneğin son KHK ile bazı düzenlemelere gidildi. Bu düzenlemeler çerçevesinde
yöneticiye en az ön lisans mesunu olma şartı getirildi. Bu da yönetim altında
kalitenin bir adım daha artması anlamına geliyor. Bunun yanında, hükümetin
sendikal anlamda bizlere haklar vermesi, iş kolunu belirlemesi ve toplu
sözleşmeye hak tanıması, az da olda aldığımız ücrete katkı yaptı. Bu da bizlere
daha bir güven ortamında, işten çıkarılma korkusu olmadan çalışma imkanı verdi.
Hükümetimize inancımız ve güvenimiz tam.
Sendikanın
çalışmaları hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Öz-İş Sendikası’na 2010 yılında üye olduk. Şu an il
yönetimindeyim. Sendikanın yararlarını gördük. İki yıl önce bizlere bazı hakları
almamızda yardımcı oldu. Yanı sıra iş kolumuzunda koruma ve güvenlik olarak
belirlenmesinde bizlere çok değer kattı. Senikanın arkamızda olduğunu bilmek bizlere
ayrıca bir güven kazandırdı. Bahsettiğim gibi sendikada aktif olarak görev
aldık ve bugün etkin bir konuma gelmesinde bizim de emeğimiz oldu. İnşallah
bir daha ki sözleşme döneminde, almış olduğumuz hakların genişleyeceğini
biliyoruz. Buna itimatımız tam.
Hali
hazırda ne gibi sorunlarınız var?
Bizlerin burada temel sıkıntısı bir polis ile aynı işi
yaptığımız halde onlar kadar özlük hakkına sahip olmamamız. Ama başta da
dediğim gibi hükümetimizin bu konu ile alakalı olarak bir çalışması olduğunu
biliyoruz. Bu sebepten hükümetimize güveniyoruz. Bizlerin aldığı ücreti bir
adım daha öne taşıyarak özlük haklarımızı verdikleri zaman bizim için en büyük
çözüm bu olacaktır.
AMATEM’den
bahsedelim. Düne kadar torbacılar cirit atıyordu. Bunları temizlemeniz güç oldu
mu?
AMATEM, özellikle hassasiyet gösterdiğimiz bir birim.
Bizim için çok önemli. Çünkü bağımlılıktan kurtulmaya gelen hastaları
potansiyel müşteri olarak gören torbacı diye tabir etiğimiz kötü niyetli
kişiler, burayı mesken tutmuşlardı. Hastane yönetiminin almış olduğu kararlar
doğrultusunda, İl Emniyet Müdürlüğü’nün de desteğiyle kötü niyetli kişiler
teker teker yakalandı. Şu an satış yapmaya cesaret edemiyorlar. Bırakın satışı,
önünden bile geçemiyorlar. Bunları temizlemek kolay olmadı elbette. Polislere
mukavemet gösteremiyorlardı ancak bizleri çok tehdit ettiler. Resmen
kendilerine gözyummamızı istiyorlardı. Bunu sağlamak için de korku vermeye
çalışıyorlardı. Fakat görevimizi kutsal bildik ve hiç birine papuç bırakmadık.
Şu an yöneticilerimizden, doktorlarımıza, hemşirelerimizden, temizlikçi
personele kadar burada büyük bir aileyiz. Birlikte başarıyoruz.