Öncelikle okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Ertuğrul Ay. Adana doğumluyum, Adana çocuğuyum. Bütün
bilgi ve birikimlerimi burada tamamladım. 1994 yılında liseyi bitirdikten sonra
ufak yollu bir gazetecilik deneyimim oldu. İşçi hareketlenmelerinin biraz daha
fazla olduğu, toplumsal hareketlenmelerin biraz daha fazla olduğu bir dönemde
gazetecilik yaptım. 1998 yılında da ekonomik sebeplerden dolayı bırakmak
zorunda kaldım. Evliyim, 4 çocuğum var. O dönemde fotoğrafla tanıştım ve bugüne
kadar süregelen bir süreç yaşadım. Önümüzdeki yıllarda da devam edeceğim.
AFAD ne zaman kuruldu? Vizyonu ve misyonu nedir?
AFAD, 1979 yılında kuruldu. AFAD, Türkiye Fotoğraf Sanatı
Federasyonu (TFSF)’na bağlı. AFAD, fotoğraf derneklerinin en büyüklerinden bir
tanesi. AFAD aynı zamanda federasyonun da kurucu üyesi. Yani bir nevi
federasyonun fikir abiliğini yapıyor. Benim AFAD’la tanışmam da 1994 yılına
dayanıyor. O yıllarda oluşan bir dirsek teması ve sonradan gelişen üyelik
süreci falan derken, aşağı – yukarı bir 15 yıl falan oldu AFAD’la tanışmam.
“Amatör fotoğrafçılık” nedir?
Fotoğrafçılıkta, “profesyonellik” diye bir deyim vardır ama
bizim derneğimizde profesyonellik diye bir şey olmaz. Çünkü biz hiçbir zaman
amatör ruhumuzu kaybetmedik. Tabi amatörlükteki kasıt, biraz da halk ile
özdeşleşmek. Derneğimiz profesyonel bir eğitim kurumu değil, fotoğrafa dair
toplumla iç içe olabileceği, toplumun her kesiminin gelebileceği, her kesimin
buraya gelip bilgi – birikim düzeyini yükselteceği bir yer. Amatör ruhu
yaşatmak dediğimiz olay da bu. Zaten üyelerimizin birçoğu da bu işi gönüllü ve
hobi olarak yapıyor. Hiçbir ticari kaygı gütmüyorlar.
Amatör fotoğrafçılığın genel olarak zorlukları nelerdir?
Aslında amatör fotoğrafçılık zor değil ama kişinin biraz da
ruhuyla, bedeniyle, hayata bakış açısıyla, kendi iç dünyasıyla alakalı bir
durum. Bir şeye baktığınız zaman siz başka, diğer insan başka görür. Hayata
nasıl baktığınızla alakalı. Ama tabi çok kolay da değil. Fotoğraf çekerken
hepimiz birçok şeyi göz önünde bulunduruyoruz ama en önemli şeyi, ışığı gözden
kaçırıyoruz. Işığın gelişi, gidişi, yönü, biçimi fotoğrafa değer katar. Tabi
bunları çoğumuz bilmiyoruz. Işığı daha doğru kullanabilme, fotoğrafı daha
dramatik hale getirebilme, sevinci, hüznü bütün duyguları ışıkla ifade edebilme
şansına sahip olduğunuz zaman, fotoğraf bu noktada zorlaşıyor. Onun haricinde
fotoğraf çekmek kolay.
Geçtiğimiz günlerde bir fotoğraf sergisi açmıştınız. O süreç
nasıl gelişti?
Derneğimizde temel fotoğraf eğitim veriliyor. Daha sonra da
ileri düzey fotoğraf eğitimi veriliyor. Bu eğitimleri alan ve daha sonra üyelik
aşamasına geçen arkadaşların yer aldığı bir eğitim süreciydi bu. Fotografi Işık
Atölyesi adı altında yaklaşık 1,5 yıl sürdü. Eğitimin son 3 – 4 ayında da
fotoğraflar üretmeye başladık. Yani kreatif bir çalışma oldu. Bu serginin
sonucunda da güzel bir sonuç elde etmiş olduk. 75. Yıl Sanat Galerisi’nde
düzenledik ve 19 arkadaşımız katıldı.
Düzenlediğiniz sergide herkesin ayrı bir konusu vardı. O
konuları siz mi seçtiniz, yoksa katılımcı arkadaşlar mı seçti?
Derneğimiz bünyesi altında kurulan her atölyenin farklı bir
amacı var. Bu amaçlar doğrultusunda da hem fotoğrafa dair kendimize bir şeyler
katabilmek için hem de kendimizi geliştirebilmek için bir yaşam süreci
yaşıyoruz. Aynı zamanda toplumdan da uzak değiliz. Toplumsal sorunları hep
beraber yaşıyoruz. Bu konulara değinebilmek için ya arkadaşlarla birlikte ya da
bağımsız olarak karar verebiliyoruz. Ama daha çok karşılıklı istişare sonucu
ortaya çıkan konular belirliyoruz. Yani kişinin yatkınlığıyla mümkün olan bir
şey. Bir dayatma sonucu değil de daha çok fikir ve istişare ederek karar
alıyoruz.
Ayın 18’inde bir serginiz daha olacak. Bu konuda duygu ve
düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Açıkçası biz bu sergiye bu kadar talep, bu kadar ilgi olup
heyecan uyandıracağını tahmin etmiyorduk. Belki tahmin ediyorduk, hesaplama
yapmıştık ama bu kadar etkili olacağını düşünmemiştik. 75. Yıl Sanat
Galerisi’nde bizim süremiz de azdı. 26 Aralık ile 31 Aralık tarihleri
arasındaydı. Sergimiz büyük ilgi görünce, sergiyi 18 Ocak’ta 2 hafta süreyle
daha fazla kişiye ulaşması amacıyla AFAD’da sergileme kararı aldık. Yani bir
nevi serginin ikinci ayağı gibi olacak. Ayrıca bu atölye de Türkiye’de bir ilk
gibi. Bu atölyenin diğer atölyelerden farkı, birçok fotoğrafın daha önceden
planlanıp, hesaplanıp bir kreatif çalışma olması. Kendine özgü farklı
fotoğraflar üretmeye sebep oldu. Bu serginin içeriği, Türkiye’deki diğer
atölyelere yön verecek gibi duruyor. Çünkü hem içeriği hem de sunumuyla farklı
bir sergi oldu.
AFAD, bu fotoğraf sergilerini düzenli olarak yapıyor mu?
Evet, yetkinlik durumuna göre farklı hocalar nezdinde bunu
gerçekleştiriyoruz. AFAD’da atölyeler hiçbir zaman bitmiyor. Kişiler, konular,
içerikler değişiyor ama atölyelerin varlığı sürekli devam ediyor.
AFAD’ın geleceğe projeleri, planları nelerdir?
Hepimizin bu atölyeyi daha ileriye taşıma konusunda
isteklerimiz ve arzularımız var. Fotoğraf işi aslında bireysel yapılması
gereken bir iş ama bu atölyeler varlığıyla da sürdürülebilir bir destek
veriyor.
Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?
Bu sergi, hem teknik anlamında hem içerik hem de verdiği
mesajlar anlamında anlamında güçlü bir sergi. Toplumda değişime – dönüşüme
sebep olacak fikirler üretmeye çalıştık. Bu anlamda da gelişim sürecinde
çorbada tuzumuz olursa bizim için gurur kaynağı. Bundan sonra yapacağımız
çalışmalar için bir vesile olacağını düşünerek böyle bir çalışmayı ortaya
koyduk. Memnunuz, keyifliyiz. Bu sergiyi finale taşıyan arkadaşların gösterdiği
performanslar da inanılmaz derecede keyifli ve zordu. Bu sadece bizim bir
şeyler üretmemiz değil aynı zamanda da atölyemizde yer alan kişilerin
birbirleriyle kaynaşması, yardımlaşması, insanın yaşama tutunmasına dair
umutlara vesile oluyor. Yani hepimiz için hoş ve keyifli bir süreç oldu.