Korkut Ata Üniversitesi
bünyesinde geçen yıl kurulan Celil Atasever Oyuncak Müzesi, barındırdığı 3
binden fazla oyuncakla geçmişi gelecekle buluşturuyor. Çocuklar kadar
büyüklerin de ilgi gösterdiği müzede en eskisi 1890'lı yıllardan kalma binlerce
oyuncak, ziyaretçilerini 100 yıl öncesine götürüyor. Ağırlıklı olarak demir,
teneke ve plastik kullanılarak yapılan oyuncaklar, o yılların teknolojisini
gözler önüne seriyor. Zamana meydan okuyarak günümüze kadar ulaşan ve müzede
sergilenen oyuncaklar arasında, özellikle kız çocukları için dikiş makinesi,
ütü gibi ev eşyalarının yanı sıra araba, otobüs ve motosikletlerin de oyuncak
tasarımları bulunuyor. Celil Atasever Oyuncak Müzesi'ni kuran ve müzeye adını
da veren Korkut Ata Üniversitesi Osmaniye Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi
Bölümü Öğretim Görevlisi Celil Atasever, oyuncak toplamaya 15 yıl önce
başladığını söyledi. İlk olarak antika eşya koleksiyonu yapmaya başladığını
ancak daha sonra oyuncaklara olan merakının onu bu alana yönlendirdiğini dile
getiren Atasever, "İlk oyuncak toplamaya başladığımda işim kolaydı. Ancak
2005 yılında Sunay Akın'ın İstanbul'da oyuncak müzesi açmasıyla antika
niteliğinde oyuncak bulmak giderek zorlaştı. Daha öncede oyuncakla ilgili
sergiler açmıştım ancak en nitelikli ve kapsamlı olanı burası." dedi.
Sergilenen
oyuncakların tarihlerinin 100 yıl önceye dayandığını ifade eden Atasever, şöyle
devam etti:
"Benim
çocukluğum yani 1980'li yıllardan başlayarak geriye ne kadar gidebilirsek o
tarihteki oyuncaklar var. Örneğin 1800'lü yıllarda kullanılan oyuncaklarımız
var. Yerli ve yabancı oyuncaklar var ama biz yerli oyuncaklara daha çok ağırlık
verdik. Şu an 3 bine yakın oyuncağımız sergileniyor. Sayı konusunda bir
hedefimiz yok. Nereye kadar götürebilirsek o kadar genişletmeyi
düşünüyoruz."
Atasever,
müzeye çocuklardan daha çok büyüklerin ilgi gösterdiğine işaret ederek
"Müzemizi kurulduğu günden bugüne yerli ve yabancı 50 binden fazla kişi
ziyaret etti. Bunların içinde okullar ve öğrenciler de var ancak küçüklerden
çok büyükler daha fazla ilgi gösteriyor çünkü buraya gelerek çocukluk anılarını
tazelemek, o günlere geri gitmek insanlara iyi geliyor, mutlu oluyorlar. Kendi
çocuklarına da çocukken oynadıkları oyuncakları gösterip o yılları
anlatıyorlar. Müzemiz aslında içindeki çocuğu yaşatanların müzesi
diyebiliriz." değerlendirmesini yaptı.
Oyuncaklar
toplum hayatı hakkında bilgi veriyor
Oyuncağın
sadece çocukların oynadığı bir nesne olmadığına değinen Atasever, şöyle
konuştu: "Oyuncaklar bize yapıldığı ülkenin toplum hayatı hakkında
bilgiler veriyor. Mesela 1960'lı 70'lı yıllarda oynanan polis ve itfaiye arabaları
o yıllarda gerçek hayatta kullanılanların aynısı. Ayrıca oyuncakların ne tarz
malzemeyle yapıldığı o ülkenin sanayisi hakkında da bilgi veriyor. Teneke mi,
plastik mi, pelüş mü bunlar önemli detaylar. Ayrıca kullanılan materyal ve
mekanizmalar, gelişmişliğimizi de göz önüne seriyor. Biz de çoğunlukla
geleneksel oyuncaklar revaçta. Bunlar bizim kültürümüze ait şeyler. Ayrıca
buraya gelen büyükler, 'Bu oyuncaktan bende de vardı' diyerek geçmişe bir
yolculuk yapıp duygulanabiliyor. Bu da güzel bir şey."
Oyuncak deyip
geçmemek gerek
Halk arasında
oyuncağın basit nesneler olarak görüldüğünü ancak bunun çok yanlış olduğunu
vurgulayan Atasever, "Halk arasında basit görülen şeylere 'çocuk oyuncağı'
bile denir ve önemli görülmez. Oyuncak bir çocuğun her şeyi. Çocuğun
hayallerini geliştiren, yaratıcılığını ortaya çıkaran bir araç. Ülkemizin ve
bizim geleceğimiz olan çocuklarımız için oyuncak bu nedenle son derece
önemli." görüşünü kaydetti. MUZAFFER ÇAĞLIYANER-AA