İşte Büyüköztürk ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli
röportaj;
Çalışmalar hakkında
genel bir değerlendirme alabilir miyiz?
Türkiye’de artık değişim şart. 20 küsur yıllık iktidarın
artık değişmesi lazım. Gerek Türkiye içerisindeki adaletsizlik, enflasyon,
hayat pahalılığı, işsizlik insanların bir yerde yeter dediği seviyeye geldi.
Tabi bir ülkenin ekonomide de rahatlaması için aynı zamanda dış ve ticari
ilişkilerin de güzel olması gerekiyor.
Dışarıda güven eksikliği olduğu için bu konuda da yatırım çekemiyorsunuz.
Öyle bir yere girdik ki dar boğazdayız. Bu ne zamana kadar sürecek? Bu ülkenin
şu anki tüm imkânları geçmişten kalan miras ve onu yediler. Geriye hiçbir şey
kalmadı. Bunun için güven sağlayacak bir iktidar şart. Bu da değişim ile olacak
bir şey. Ben inanıyorum ki artık vatandaşımız bunu görecek. Ekonomistlerimizin
her zaman dediği bir şey var. Ekonominin sihirli anahtarı yoktur. Ekonominin
güveni var diyorlar. Güveni sağlarsanız ekonominiz düzelir. Bu güveni de
maalesef iktidar sağlayamadığı için, bu güvenden uzaklaştığı için vatandaş da
daha sağlam düşünüp güven sağlayacak bir iktidarın önünü açacağına inanıyorum.
Sahaya baktığımız
zaman Milet İttifakın şansını ne kadar görüyorsunuz?
Çok iyi görüyorum. İnanın zaten anketlerde yapılıyor.
Anketlerde görüyoruz. Millet ittifakının hem Cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de
meclisteki aritmetikte oranının çok iyi olacağını gözlemliyoruz. Herkes
çevresine dönüp sorsa inanıyorum ki 5 sene önceki seçimlere nazaran 10 kişi ise
çevreniz en azından 3-5 kişinin fikrini değiştirdiğini fark ediyorsunuz. Onda
üç ise yüzde otuz demektir. Bu da önemli bir rakam.
İttifaktan bağımsız
olarak İYİ Parti’nin oy oranı nasıl?
İYİ Parti’nin oyu şu kadar demek için erken tabi ama biz
oran olarak yüzde 17-18’i aşmak istiyoruz. Adana’da da bir ön seçim yapıyoruz. Demokrasiyi
elimizden geldiğince tesis etmeye çalışıyoruz. Temayül de olsa demokratik bir
yönteme başvurdu sayın genel başkanımız. Sandık kondu. Üyelerimiz oy
verecekler. Bu demokrasiyi hem parti içerisinde içselleştirmeye çalışıyor genel
başkanımız hem de inşallah iktidar olunca tüm Türkiye’de meseleleri ortak
akılla yürütecek bir iktidar anlayışı sağlamak istiyor. Ortak akıl ülkeyi daha
güzel yönetecek.
Adana’da aday
adaylığı süreci nasıl ilerliyor?
Dediğim gibi partimizde aday adaylığı bitince bir ön seçim
olacak. 2 Nisan’da üç bölgede olacak. Sandık üyelerimizin önüne konacak. Arkadaşlarımız bir tercih yapacak. Tercihin
neticesini göreceğiz inşallah. Tabi bu Ankara nezdinde de
değerlendirilecek. Neticede aday adayı
arkadaşlarımız öncelikle üyelerimizle birlikte olacaklar. Onlar için vakit
ayıracaklar. Üyelerimizin kanaati alınmış olacak. Daha sonra bu durum sandığa
yansıyacak.
Geçtiğimiz günlerde
diğer İl Başkanı adayı Hakan Şaşmaz’ı da başdanışman olarak atadınız. Süreç
nasıl oldu?
Hakan Bey ile seçimden sonra oturup konuştuk. Hayırlı olsun
demek için ziyaretimize geldi. Hakan Bey’e sizinle çalışmak istiyoruz dedim.
Sevdiğimiz bir insansın. Genç bir insansın. İnanıyorum ki birlikte çalışmamız
sadece senin ve benim açımdan değil tüm Adana ve İYİ Parti açısından olumlu
algılanacaktır. Birlik ve beraberliğin sağlanması İYİ Parti’ye katkı
sağlayacaktır. Tamam abi dedi.
Başdanışman olur musun dedim. Olurum dedi. Abi-kardeş görevi beraber yürütmeye
çalışıyoruz. Neticede güzel insan. Hakan’ı da bu anlamda takdir ediyorum. Gurur
yapmadı. Adana için birlikte olalım dedi.
Ben de memnuniyet duydum bu inceliğinden dolayı. İnşallah tüm Türkiye’de
bu birliği sağlarız.
Yavuz Ağıralioğlu’nun
son dönemde yaptığı açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kendisi şahsi bir görüş belirtmiştir. Saygı duyuyoruz.
Herkesin kendi görüşü vardır. Doğrularla ilgili şöyle bir şey düşünürüm hep.
Herkesin bir doğrusu vardır. Herkesin bu doğrusu, aileden aldığı eğitim, okuldan
aldığı eğitim, ideali, inancı, fikri, siyasi partisi, sosyal hayatı, ekonomik
durumu vs. kendisine bir doğru çerçevesi hazırlıyor. Herkesin bu doğrusuna
saygı duymak lazım. Aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Birbirimize saygı
duyarsak toplumda barışı sağlayabiliriz. Sayın Genel Başkanın açıklamalarına
gelecek olursak görüş ayrılıkları doğaldır. Sayın Genel Başkanımız kendi
doğrusunu iletti. Anketlerde yüksek oy alan isimler üzerinde bir önerisi oldu.
Bu öneri ittifakta yer alan 5 parti lideri tarafından kabul görmedi. Sayın
Genel Başkan aslında masadan kalkmadı. Bu ifade yanlış. Hatta masanın sonunda ortak
uzlaşı ile aday belirleyeceğiz diye bir metin imzaladı. Sonra müthiş bir
bombardımana tutulduk. İYİ Parti olarak sanki masadan kalkmışız gibi. Bu süreç
bizi bunalttı açıkçası. İnanın ben bir twit attım. Sayın Genel Başkanımızın
söylediği şey daha fazla kazanacak aday kimse o aday olsun şeklindeydi. Bu
kadar saldıracak ne var? Dedim. Hoş olmayan trol tepkileri gördüm. Bunların
bırakılması lazım. Siyasi partiler olarak da siyasi partilere gönül veren
insanlar olarak da her zaman nezaket göstermeliyiz. Sifon hadisesini yazan beyefendiyi affetmem
mümkün değil. Biz ona hakaret edemez miydik? Ama bunu kendimize yakıştırmadık.
Herkes kendine yakışanı yapar. Sonra ne oldu? Ortak akıl bir araya geldi.
Tekrar görüşmeler sağlandı. Görüşmelerde sayın genel başkanın önerisi, sayın
Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı teklifi kabul
gördü. Sayın İmamoğlu ile Yavaş’ın Türkiye’de ki karşılığını siz benden daha
iyi biliyorsunuz. 2 güçlü insan Cumhurbaşkanlığını yönetecek.
Son olarak eklemek
istedikleriniz var mı?
Şimdi İYİ Parti olarak gerçekten biz meşakkatli bir yoldan
geldik. Sancılı bir süreçten geçtik. Nelere maruz kalmadık. Tehditler,
hakaretler, partinin kurulmaması için mücadeleler vs. birçok şeyi atlattık. Sağ
olsun sayın genel başkanımız vatandaş tarafından karşılığı olan biri. Onun için
biz hep onun yanında ve arkasında yer aldık. Elimizden gelen gayreti sarf ettik
ve o sürece girdik. Önümüze çıkan engelleri aşa aşa meclise de girdik. Hatta
sayın genel başkanımız değişmez denilen Cumhurbaşkanlığı için öncelikle yerel
yönetimlerin değişmesi gerektiğini söyledi.
Bunun içi de teklif Sayın Akşener’e, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından
iletildi. Gelin yerel seçimlerde ittifak
yapalım denildi. Sonrasında değişmez
denilen İstanbul değişti, değişmez denilen Ankara değişti. Değişmez denilen
Cumhurbaşkanlığı konusunda algıları yıkmak adına önemli bir mesafe kaydedildi.
Sayın genel başkanımızın güzel bir stratejisi neticesinde oluşan tablo bu oldu.
İnşallah değişimin devamı gelecek.