Rapora göre, Almanya'daki Müslüman nüfus, ırk ayrımcılığına
ve nefret söylemine en çok maruz kalan dini azınlıkların başında yer alıyor.
Danimarka'nın başkenti Kopenhag'daki Hamed bin Halife
Medeniyet Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Abdulhamid el-Hamdi de AA muhabirine
yaptığı açıklamada, "Almanya'daki Müslümanlar özelinde hazırlanan bu
raporun neredeyse tüm Avrupa'daki benzer durumu yansıttığını" ifade etti.
Aşırı sağ partilerin yükselişi ırkçılığı tetikliyor
Avrupa'da artan "İslamofobi"nin pek çok şekilde kendini
gösterdiğine dikkati çeken Hamdi, "Bir Müslüman; adı, dış görünüşü veya
kökeni nedeniyle ev ve iş bulmakta güçlük çekiyor. Tesettürlü kadınlar, ya
kendilerine yöneltilen söylemler ya da baskı ve taciz yoluyla ırkçılığın hedefi
haline getiriliyor." dedi.
"Çoğu Avrupa ülkesinde Müslümanlara düşmanca bir
yaklaşım benimseyen aşırı sağ partilerin yükselişiyle ırkçılık eskisinden daha
yüksek seviyelere ulaştı." diyen Hamdi, bu yaklaşımın Avrupa'da birçok
siyasi ve sosyal organizasyon tarafından benimsendiğinin altını çizdi.
Hollanda'daki Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders'ı
hatırlatan Hamdi, "Hollanda’daki Müslümanlar, Wilders ve partisi
tarafından sık sık alay konusu ediliyor. Sosyal medya paylaşımlarının çoğunu
taraftarlarını harekete geçirmek ve onları Müslümanlara karşı kışkırtmak için
kullanıyor." diye konuştu.
Hamdi, Wilders'ın, Hollanda'daki Müslümanları kışkırtmak
için Hazreti Muhammed’e hakaret içerikli karikatür yarışması düzenlemeyi
planlayacak kadar saldırılarının dozunu artırdığını, ancak parti üyelerinin can
güvenliğini korumak için son anda bu plandan vazgeçtiğini söyledi.
Mültecilere çifte standart uygulandı
Müslümanların hatırı sayılır bir kesiminin bulundukları
ülkelerde vatandaşlık hakkı elde ettiğini kaydeden Hamdi, "Nefret söylemi,
Avrupalılar arasında ırk ve din temelli uçurumu derinleştiren rekor düzeylere
ulaştı. Bu tehlikeli gelişme, Avrupa ülkelerinde bir arada yaşamı tehdit
ediyor." dedi.
Ukrayna savaşının Avrupalı Müslümanlara yönelik ırkçılığı
gün yüzüne çıkardığını belirten Hamdi, bunun Avrupa medyasının Ukraynalı
mültecilere bakışında görülebildiğini dile getirdi.
Hamdi, şunları söyledi:
"Ne yazık ki Ukraynalı mültecilerin, Avrupalı oldukları
ve Suriye, Irak, Afganistan ve Orta Doğu ülkelerinden gelen mültecilerden tamamen
farklı oldukları kabul edildi. Müslümanlara karşı nefret söylemlerinin
gelişmesinde Avrupalı liderlerin açıklamalarının da payı oldu. Eski Bulgaristan
Başbakanı Kiril Petkov, 'Ukraynalı mülteciler alışık olduğumuz türden
mülteciler değil, onlar Avrupalı, kültürlü ve eğitimli' açıklamasında bulundu.
The Telegraph gazetesi, Ukraynalı mültecilerin medeni olduğunu, Instagram
hesaplarının olduğunu, seçimlerde oy kullandıklarını yazarak Orta Doğu'dan
gelen mültecilere üstü kapalı bir şekilde saldırdı."
Müslümanların başarıları, aşırılık yanlılarını çileden
çıkarıyor
İsveç'te yaşayan Irak asıllı Salwan Momika'nın Kurban
Bayramı'nın birinci günü Stockholm Camisi önünde polis koruması altında
Kur'an-ı Kerim yakmasını, "Müslümanların duygularını provoke etmeyi amaçlayan
başarısız bir girişim" olarak nitelendiren Hamdi, Danimarka, Hollanda ve
daha önce de farklı şekillerde Fransa'da tekrarlanan bu olayların arka planına
ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Bu olayların ortak noktası, İslam düşmanlığı ve başta
Müslümanlar olmak üzere Avrupa'ya göçmen akınını engelleme isteğidir. Bu
kişileri çıldırma ve öfke nöbetine tutulmaya iten şey, camilerin dolup taşması
ve Müslümanların okullarının parmakla gösterilecek derecede başarılı
olmasıdır."
Hamdi, çok sayıda sporcunun ırk, din ve ten renkleri
sebebiyle ırkçı tezahüratlara ve hakaretlere maruz kalması ve bazı Müslüman
sporcularla sözleşme yapılmaması yönünde dilekçelerin imzalanmasıyla İslam
karşıtı bu kampanyanın zirve noktasına ulaştığını, geçen ramazan ayında da bazı
sporcuların antrenman sırasında oruç tutmaları nedeniyle eleştirildiğini
kaydetti.
Avrupa'daki Müslümanların, nefret söylemiyle mücadeledeki
rolüne de değinen Hamdi, İslam dininin, aşırılık yanlıları ve fanatiklerin
söylem ve anlatılarını çürüten medeni görüntüsünü yansıtmaya çalıştıklarını
söyledi.
Verilen tepkiler İsveç hükümetini "özür dilemeye"
zorladı
Hamdi, Müslümanların Kur'an-ı Kerim'in yakılması olayına
verdiği tepkinin bir haykırış olmanın ötesine geçip İsveç hükümetini resmi
olarak özür dilemeye ittiğini savundu.
Kur'an-ı Kerim'e yapılan saygısızlıklarla Müslümanların
tahrik edilmeye ve kanunsuzluk bataklığına sürüklenmeye çalışıldığına değinen
Hamdi, Avrupa'daki Müslümanların, bu saldırılara verdiği "medeni"
tepkinin ve kanun çerçevesi içinde hareket etmelerinin övgüye değer olduğunu
kaydetti.
Başarısız bu girişimlerden sonra ilerleyen günlerde
radikallerin provokasyonlarının dozunu artırabileceği öngörüsünde bulunan
Hamdi, Müslümanları, nefret çığırtkanlarının tuzağına düşmemeye, uyanık olmaya
ve kanun çerçevesinde hareket ederek Avrupa'daki Müslümanların hatasını
kollayanlara fırsat vermemeye çağırdı.