Keşir, muhabirlere, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 15
Mayıs'ta Türkiye'nin doğurganlık hızını 1,51 olarak açıkladığını, bu grafiğin
2018'den bu yana hızla inme eğiliminde olduğunu belirtti.
Son açıklanan rakamın oldukça düşük gerçekleştiğine dikkati
çeken Keşir, "1,51 oranla çok zor durumdayız. Nüfusun kendini
yenileyebilmesi, genç olabilmesi için doğurganlık hızının 2,1 olması lazım ve
biz çok altındayız. Yine 1,9 kritik eşik, bu eşiği aştıktan sonra tekrar
yukarıya çıkma potansiyeli çok zorlaşıyor, dünya örnekleri de böyle."
dedi.
Keşir, bu oranla Türkiye'nin ilk kez 1,58'ilk OECD
ortalamasının altında kaldığını bildirerek, şöyle devam etti:
"Yani özetle, nüfusumuz artık gençleşmiyor, yaşlı nüfus
oranımız, toplam nüfusun içinde artmaya başlıyor. Bunun pek çok boyutu var.
Sosyolojik, ekonomik ve çalışma hayatına ilişkin boyutlar. Biz Kadın Kolları
Genel Merkezi olarak, TÜİK'in verileri açıklamasından bu yana, konuyla ilgili
yoğun çalışma içindeyiz. Keza 1 Haziran'da ilk toplantımızı yaptık. Sağlık
boyutuyla ele aldığımız toplantıydı. Akabinde ilan etmiştik, farklı
disiplinlerin bir araya gelerek, beraberinde bu sorunu aşan ülke örneklerini de
göreceğimiz çalıştaya ihtiyaç olduğunu gördük."
Sosyoloji, psikoloji, ekonomi, hukuk, sağlık, çalışma
ekonomisi gibi birçok konuda bakanlık yetkilileri, sivil toplum temsilcileri ve
üniversitelerde konuyu çalışan uzmanlardan oluşan 20-25 kişilik grupla tam gün
süren çalıştay yapacaklarını anlatan Keşir, buradan çıkan raporu Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan'a ve hükümete arz edeceklerini kaydetti.
Keşir, raporda risklerin nasıl bertaraf edileceği ve nüfusun
gençleşmesi yönünde neler yapılabileceği bilgilerinin yer alacağından bahsetti.
Fransa, Macaristan, Almanya ve Rusya'da yapılan çalışmalarla
doğurganlık hızında artış yaşandığına işaret eden Keşir, "O alanı çalışan
arkadaşlar, o ülkelerin örnekleriyle gelecek. Biz okumalarını kısmen yaptık ama
uzmanlardan dinleyelim istiyoruz. Düşme hızı 2018’den bu yana çok hızlı
gidiyor. Birinci amacımız düşme hızını durdurmak. Beraberinde nasıl
yükseltebiliriz, bunu da konuşmak istiyoruz. Toplum psikolojisi, sosyal
psikoloji, ekonomi gibi pek çok şey var. Hepsini uzmanlarından dinleyeceğiz.
'Farklı bakanlıkların yapabileceği neler olabilir, ne tür politikalar
üretilebilir' gibi bir çıktı elde etmeyi bekliyoruz." diye konuştu.
Keşir, çalıştayın sonuç raporlarını ve verilerini, 11 Temmuz
Dünya Nüfus Günü'ne yetiştirmeyi planladıklarına değinerek, "Yeni yapılan
sosyal araştırmalarda, kamuoyu araştırmalarında toplumun yüzde 70'inden fazlası
bu konuyu son derece önemsiyor. Bu konuda aksiyon alınması gerektiğinin,
(doğurganlık hızı) 1,51'lik oranın büyük sorun olduğunun toplum da farkında.
Vatandaşımız bu konuda politika üretmemizi bekliyor." şeklinde konuştu.
AK Parti Genel Merkezi'nde 1 Temmuz'da "Nüfus
Dinamikleri; Riskler, Uluslararası Uygulamalar, Politika Önerileri" adıyla
düzenlenecek çalıştayda, Türkiye'de azalan doğurganlık oranlarının arkasındaki
nedenlerin araştırılması, eğilimi tersine çevirmek için kapsamlı ve
uygulanabilir nüfus politikalarının geliştirilmesi, Türkiye'deki geçmiş ve
mevcut nüfus politikalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi, benzer
sorunlarla karşılaşan diğer ülkelerdeki başarılı nüfus politikalarının analiz
edilmesi, devlet kurumları, akademisyenler ve STK'ler arasında sorunun çözümüne
yönelik işbirliğinin teşvik edilmesi konuları ele alınacak.
Çalıştaya TÜİK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile
ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı,
Diyanet İşleri Başkanlığı, çeşitli üniversite ve enstitüler ile Anne Çocuk
Eğitim Vakfı, Kadın ve Demokrasi Vakfı, Türkiye Araştırmaları Vakfı, Hanımlar
Eğitim ve Kültür Vakfı, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği gibi pek çok
kurum, vakıf ve dernekten üst düzey yetkililer katılacak.