"KOMİSYON
DAHA ÇOK TOPLANMALI"
TBMM
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, uzun bir süreden sonra Su Ürünleri
Kanunu'nda öngörülen değişiklik teklifini görüşmek üzere toplandı. Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yapılan toplantıya, komisyon üyelerinin yanı
sıra Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratlarıyla, akademik camia ve meslek
örgütleri temsilcileri katıldı. Toplantıda söz alan Komisyon Üyesi ve CHP Adana
Milletvekili Ayhan Barut, ilk olarak komisyonun daha sık toplanmasını
isteyerek, "Komisyonumuzla bu dönemde daha çok birlikte olmayı umuyor ve
ülke tarımımızın içinde bulunduğu sorun ve sıkıntıların aşılması,
üreticilerimizin çiftçilerimizin desteklenmesi için verdiğimiz tekliflerin
görüşülerek kanunlaşmasına yönelik görev ve sorumluluğumuzu yerine getirelim
istiyorum" dedi.
"CUMHURİYET
TARİHİNDE BİR İLKİ (!) BAŞARDILAR"
2002
yılından bu yana ülkeyi tek başına yöneten AK Parti iktidarı döneminde Tarım ve
Orman Bakanlığı'nda 8 ayrı bakanın görev aldığını aktaran Ayhan Barut, şöyle
devam etti:
"Bakanların
uzmanlık alanlarına baktığımızda, aralarında iktisatçı var, mimar var, İslam
Enstitüsü Mezunu var, Genel Cerrahi Uzmanı var, işletme mezunu var, ama ne
yazık ki ziraat mühendisi, gıda ya da su ürünleri mühendisi yok. Bakanlık yapan
bu isimler dönemlerinde yeni bir tarım politikası, yeni bir destekleme modeli
uygulamaya kalkmış ve ülke tarımının bugünkü sonuca varmasına neden
olmuşlardır. Bu süreçlerde bakanlığın bütçesi düşürülmüştür, tarımın 2002
yılında gayri safi yurtiçi hasıladaki yüzde 10'luk payı, 2019'un ilk yarısında
yüzde 3.5'a kadar gerilemiştir. ÇKS'ye kayıtlı çiftçi sayısı 2003 yılında 2.8
milyon iken, 2017'de 2.1 milyona düşmüştür. 2002'de 4.5 milyar lira olan çiftçi
borcu bugün 110 milyar liranın üzerindedir. Mazot, gübre, ilaç fiyatları yüzde
100 – 200 oranında sürekli artarken pamuk fiyatları 4.5 liradan 3 liraya
gerilemiş, desteklemeler yetersiz kalmış, narenciye ise 1.5 – 2 liradan 60
kuruşa inmiştir. Ekim alanları bu dönemde Cumhuriyet tarihinde ilk defa 20
milyon hektar alanın altına inerek 19 milyon hektara gerilemiştir. Maalesef
ülke tarımımız çökmüş, üreticimiz perişan haldedir. Ülkemizin içinde bulunduğu
derin ekonomik ve siyasi kriz ile komşu ülkelerde cereyan eden olaylar her
alanda olduğu gibi tarımsal alanda da bizi olumsuz etkilemiştir. Üreticimiz
Ortadoğu ülkelerindeki pazarını kaybetmiş, Rusya başta olmak üzere kimi ülkeler
ise pek çok ürünümüzü şu ya da bu gerekçelerle iade etmiştir."
"AKLINIZI
BAŞINIZA ALIN"
Tarımda
yaşanan tüm olumsuzlukları bertaraf etmesi gereken makamın Tarım ve Orman
Bakanlığı olduğuna dikkat çeken Ayhan Barut, şöyle konuştu:
"Uygulamalara
baktığımızda bakanlığın böyle bir sorumlulukla hareket ettiğini maalesef
söyleyemeyiz. Çünkü bakanlığın daha bu güne kadar, tarımsal kaynaklarımızın
korunmasını sağlayacak, üreticilerimizin çıkarlarını gözetecek, gıda
güvencesinden, halkımızın gıda güvenliğinden hiçbir nedenle ödün vermeyecek,
ithalata dayalı politikalardan vazgeçerek, ülkemizin gıdada kendine
yeterliliğini sağlayacak, tarımsal üretimin her alanında çok boyutlu demokratik
planlamayı ilke edinecek, ülkemizin ekolojisiyle, toplumsal ve kültürel
yapısıyla uyumlu teknik ve teknolojiler geliştirilip ve yaygın olarak kullanılmasını
sağlayabilecek, tarımın en önemli paydaşları genç beyinlerimiz ziraat
mühendislerini, veteriner hekimleri, gıda mühendislerini, su ürünleri
mühendislerini ve teknik kadroyu sektöre kazandıracak tek bir projesini ve
planlamasını görmedik. Bırakın görmeyi verdikleri sözleri bile tutmamakta ısrar
ediyorlar. Aksine neler görüyor, nelere şahit oluyoruz? 'Milli Tarım Projesi'
adı altında ülke tarımının topyekün özelleşmesini ve ulusal uluslararası
kartellere teslimiyetçi, ardından üreten çiftçinin köylünün ürününe verilecek
desteklemelerden nasıl kurtulmanın yollarının arandığı, tam ithalatçı bir
yönetim anlayışı görmekteyiz. AKP hükümetlerinin 2006 yılında çıkardığı Tarım
Kanunu 21'nci maddeden doğan çiftçilerin alacağı her geçen yıl katlanarak
artmaktadır. Kanun 'Tarıma bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi milli hasılanın
yüzde birinden az olamaz' diyor. Peki kanun uygulanıyor mu? Hayır. Kanundan
doğan çiftçinin bugün ki alacağı 151 milyar Türk Lirası'nın üzerindedir.
Şimdi ne yapılıyor arkadaşlar. Çiftçimizle,
üreticimizle alay eden yeni bir destekleme sistemi üretilmeye çalışılıyor. Bu
sistemle, üreticinin en büyük girdisi olan mazot ve gübre desteklenmeyecek,
destekleme sistemi 4 kategoriye ayrılacak, çiftçi puanlama yöntemi ile
oyalanacak. Daha fazla ah almaktan vazgeçin. Bu milletin efendisinin çiftçi
olduğunu unutmayın. Dönün aynaya kendinizle dalga geçin. Saçma sapan işlerle
meşgul olan kimse gittiği yol, yol değil. Ne demek puan sistemi?
Çiftçi üniversite sınavına mı giriyor, KPSS'ye
mi giriyor da puanlayıp sıralayacaksınız. Aklınızı başınıza alın!"
"TARIMSAL
ALANDA DA SAVRULUYORUZ"
CHP
Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 'Ülkemiz yönetilmiyor, savruluyor' tespitini
paylaşan Ayhan Barut, şunları kaydetti:
"İşte
tarımsal alanda da yönetilmiyor savruluyoruz. Ayrıca, toplumumuz
tarafından yaşanarak görüldü ki dayatılan bu yönetim sistemi de bize yaramadı.
Her alanda tepe taklak oluyoruz. Atanmışlar seçilmişlerin önüne yönetici olarak
geçirildi. Ve topluma karşı sorumlu hiçbir pozisyonları yok. Bakınız Komisyon
Başkanımız tarımın içinden gelen meslektaşımız, ama Bakan tarımdan bihaber ve
atanmış bir kişi. Böyle olur mu? Hal böyle iken; Milli iradeyi temsil eden biz
milletvekillerinin de ne soruları ne görüşleri ne de çiftçimiz üreticimiz adına
ilettiğimiz talepler karşılık buluyor. Çünkü Tarım ve Orman Bakanı tarımla
yakından uzaktan ilgisi olmayan, hobileri arasında dahi tarıma dair bir unsur
bulunmayan bir kişi. Hani Nasreddin Hoca'nın sözü var ya 'Damdan düşenin
halinden ancak damdan düşen anlar' diye. Sayın Bakan damdan düşen değil
ki tarımın, çiftçinin, üreticinin halinden anlasın. Sayın Bakan 14 Kasım'da et
için 'Üretim çok arttı ama tüketime yetişmiyor, bir yıl et ithaline gerek yok'
deyip, 5 ay sonra Sırbistan'dan et ithal eden kişidir. 'Ülkenin refahı artmış
ki tüketim 6 kilodan 15 kiloya çıkmış' diyecek kadar yukarıdan bakıyor. İşe
alımlarda 'Mülakat yok, KPSS sıralamasına göre alınacak' deyip, sonra adayların
mülakatla baş başa kaldığı gerçeğini yaşatıyor. Kendisinden önceki Bakan
Fakıbaba'nın 10 bin 551 kadro sözü verdiği Ziraat Mühendislerini ve tarımın
diğer meslek gruplarını görmüyor. Ülkemizin akciğerleri ormanlarımız yanıyor,
kül oluyor, o uçakların yağ kaçırdığını sıkılmadan çıkıp ifade edebiliyor.
Sudan'dan kiralanan tarım arazilerini büyük bir hünermiş gibi haftalarca gezip
gelip anlatabiliyor. Oysa gelse Çukurova'ya, gitse Konya'ya ülkemizde ekilip
biçilecek ne verimli araziler var görecek ama işine gelmiyor. Ülkemiz tarımı ve
hayvancılığı mazottan yeme, gübreden ilaca, tohumdan elektriğe, nakliyeden
pazara, yani tarladan sofraya her halkada büyük bir fiyat artışı altında
ezilmektedir. Üretici üretemiyor, desteklenmiyor, ürettiğinden kazanamıyor,
tüketici kaliteli ve ucuza alamıyor."
"FAHRİ
SU ÜRÜNLERİ GÖREVLİSİ NE DEMEK?"
Komisyonda
görüşülen Su Ürünleri Kanunu'na ilişkin eleştiri, görüş ve önerilerini dile
getiren Ayhan Barut, şunları vurguladı:
"Balık ve diğer deniz ürünlerinin sağlıklı
beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu alanı düzenleyen kanunumuz 1971
yılında çıkarılmış ve yürürlükte olan Su Ürünleri Kanunu'dur. Mevcut kanunun
yetersiz kaldığı sektörümüzün tüm paydaşları tarafından dile getirilen ve
değişimine büyük destek verdikleri bir gerçektir. Bu kadar önemli bir konuyla
ilgili yasa değişikliği teklifi bizlere geldiğinde, alanında uzman akademik ve
meslek örgütlerine ulaştığımda, onlardan görüş alınmadığını, çalışmayı
duyduklarını ve basından takip ettiklerini öğrendim. Dolayısıyla onlardan
edindiğim bilgiler ışığında şunları ifade etmek isterim. Bu konuda ilk
çalışmayı İstanbul Sarıyer Belediye Başkanımız sayın Şükrü Genç gerçekleştirdi.
21 Ağustos 2019 tarihinde düzenlediği bir 'Balıkçılık Çalıştayı' ile sektöre
ilişkin tüm konuları işlemiş ve taraflarla çok güzel bir görüş alış verişinde
bulunmuştur. Sarıyer Belediyemizin Çalıştay Raporunda kaynakların yönetimi
kapsamında ele alınması gereken hususlar, sektörel sorunlar, kooperatiflerin
sorunları, pazarlamada yaşanan çok önemli sorunlar ve denetim konusunda çok önemli
tespit ve öneriler yer almıştır. Burada getirilen teklifte de bazı
beklentilerin karşılanıyor olmasına rağmen, bazı düzenlemelerin de yanlış
olduğu görünmektedir. Teklifte öngörülen ruhsat tezkerelerinin veya izinlerin
verilmesinde zamanın belirlenmemesi bir eksikliktir. Yine teklifte kiralamada
yöntem ve teknik şartların süreleri ve yıllık bedelleri Tarım ve Orman
Bakanlığı tarafından belirleniyor ve yine bakanlık eliyle kiraya veriliyor. Bu
doğru değildir. Burada kiralamalar Kamu İhale Kanunu esaslarına göre
yapılmalıdır. Aksi durumda her kiralamada bir şaibe aranacaktır. Teklifte asla
kabul edemeyeceğimiz bir düzenleme ise 'Fahri Su Ürünleri Görevlisi'
görevlendirilme isteğidir. Ülkemizde binlerce alanında uzman, eğitimli Su
Bilimleri ve Mühendisleri, Su Ürünleri Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi
Mühendisleri işsiz duracak, biz birilerini fahri olarak bu alanda
görevlendireceğiz. Bu talep ve düzenleme kesinlikle çıkarılmalıdır. Bu teklifin
içerisinde genel olarak ne su ürünleri kooperatifleri ne de su ürünleri meslek
grupları yoktur. Kıyıya çıkış noktasından denetimlere ve pazarlama noktalarına
kadar meslek örgütlerinin ve alanında yetkili Su Bilimleri ve Mühendisleri, Su
Ürünleri Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerinin yer alması sağlanmalıdır.
Bu değişiklik kapsamında 1380 sayılı kanunda ve ileride kanuna dayalı olarak
çıkarılacak Tüzük ve Yönetmeliklerde Su Bilimleri ve Mühendisleri, Su Ürünleri
Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerinin yetkilendirilmesi ile
yıllardır bu meslek mensuplarının uğradığı mağduriyetin giderilmesi yönünde bir
katkımız olsun."