Davanın sonucunda çocukları yakan yangının devam ettiğinin ortaya çıktığını kaydeden Bulut, şöyle devam etti:
“Asıl suçlular hem mahkemede yoktu hem de adil yargılanmadılar. Kim asıl suçlu? Fakir aileleri o yurtlara mahkûm edenler. Bilimsel, laik eğitime zarar vermeye çalışan, kurucu değerleri engellemek adına o gün Aladağ’da devlet yurdunu kapatıp, bu çocukları cemaat yurduna mahkûm edenler. Bu çocuklar uygulanan eğitim politikalarıyla, uygulanmayan denetimlerle, görmezden gelmelerle, göz yummalarla yaşamdan koparılmıştır. Ancak halkın vicdanında bu mahkemeler devam edecek.
6 yıl önce bu yangın sonrası Türkiye’de ne değişti diye bakarsanız hiçbir şey değişmedi. Soma’da, Çorlu tren faciasında, Gezi davasında aynı şekilde. Türkiye’de adalet zayıfladıkça suçlular güçleniyor. Adalet öldükçe bu mahkemelerden vicdanlı, hukuki hiçbir karar çıkmıyor. Ancak mücadeleye devam edeceğiz.”
İktidarın köy okullarını kapatarak, yurt açmayarak, açılan yurtları kapatarak, çocukları cemaat ve tarikat yurtlarına mahkûm ettiklerini kaydeden Bulut, yaşanan faciada denetimsizliğin, öğrencilerin eğitim ve barınma ihtiyaçlarının dernek ve cemaatlere havale eden siyasi sorumluların başrolde olduğunu kaydetti. Bulut, “Aileler, 6 yıl sonra burada adalet istediklerini, suçluların cezalandırılması gerektiğini ifade etti. Gezi davasında ne kadar ceza verseniz de İstanbul Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu’na, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na linç girişiminde bulunanlara ödül gibi ceza verseniz de bu ülkede adalet ve hukuk da onun mücadelesini verecek olan Cumhuriyet Halk Partisi var olmaya devam edecek” dedi.