"Kırım Tatarlarının tarihi yurdu olan Kırım
yarımadası 27 Şubat 2014 günü ikinci kez Rusya tarafından işgal edilmiştir.
1783 yılındaki ilk işgal sonrasında Rus baskısı altında büyük zulümler gören
Kırım Tatarlarının yüz binlercesi Osmanlı topraklarına zorunlu göçe mahkûm
edilmiştir. 18 Mayıs 1944 tarihinde Ural, Sibirya ve Orta Asya çöllerine
topyekûn Sürgüne gönderilen ve sürgün esnasında nüfusunun yarısı Rus devleti
tarafından katledilen Kırım Tatarları, 2014 yılının ilk aylarında bir kez daha
Rus dikta idaresi ile baş başa kalmıştır.
Son 25 yıldır
tarihi topraklarına dönerek Kırım’ı yeniden vatan yapmak, yıkılan camilerini,
mezarlarını, okullarını imar ve ihya etmek için barışçı bir mücadele yürüten
Kırım Tatarlarına yönelik Rus baskıları bu son işgalden sonra gün be gün
artarak devam etmiştir.
Geçen 9 ay
zarfında Kırım’ın kahraman evladı, Türk dünyasının büyük lideri, dünyaca meşhur
insan hakları savunucusu Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun, vatanı Kırım’a
girişinin yasaklanması ile başlayan baskılar Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı
Refat Çubar’a getirilen yasaklama ile devam etmiş, önde gelen Kırım Tatar
liderlerinin evleri basılmış, kanunsuz sorgulamalar yapılmıştır.
Kırım’daki
Sözde Kırım idaresi Kırım Tatar halkının liderlerine yönelik bu baskılarla
yetinmemiş, sade Kırım Tatar vatandaşlarının evlerine baskınlar yaparak baskı
ve yıldırma faaliyetlerini bütün Kırım Tatar toplumuna yaymışlardır.
İşgalden bu
yana 19 Kırımlı genç kaçırılmıştır. 3 Mart 2014 tarihinde kaçırılan Reşat
Ametov’un işkence edildiği açıkça anlaşılan çesedi 15 Mart 2014 tarihinde boş
bir arsada bulunmuştur. Kevlez şehrinde 29 Eylül 2014 tarihinde kaybolan 25 yaşındaki
Edem Asanov’un cesedi 6 Ekim 2014 tarihinde bulunmuştur. Edem Asanov’un intihar
ettiğine dair açıklamalar ailesine yaptırılmıştır.
Kırım’daki
kanunsuz Rus güçleri Kırım Tatarları tarafından kurulan camilere, Kur’an
kurslarına da baskınlar yaparak girmiş ve manevi değerlerimize de hakaret
etmeye başlamışlardır.
17 Eylül 2014
tarihi itibarı ile Kırım Tatar halkının en yüksek icra organı olan ve üyeleri
demokratik seçimlerle göreve gelmiş Kırım Tatar Millî Meclisi’nin binası da Rus
idaresine bağlı silahlı güçlerce basılarak mühürlenmiş ve Meclis binasında
bulunan belgeler ve bilgisayarlara el konulmuştur.
Tarihî
gerçeklerin ışığı altında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de Rusya’nın
yayılmacı siyasetine karşı vakit geçirmeksizin ciddi yaptırımlar başlatması,
ileride doğması çok muhtemel sorunların bugünden bertaraf edilmesine yardımcı
olacaktır.
Bu itibarla,
aziz Türk Milleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti’ne çağrımız; her türlü uluslararası
kuralları göz ardı eden, 21. yüzyılda hala komşularının toprak bütünlüğüne
saygı göstermeyen, insan haklarını hiçe sayan, saldırgan ve despot Putin’e
karşı medeni dünya ile birlikte ortak tavır alınmasıdır.
Bu yılın
başlarında Kırım’ı işgal eden ve Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı teröristleri
silahlandırarak dünya barışını tehdit eden Rusya Federasyonu Devlet Başkanı
Putin’in Ankara ziyareti esnasında; bütün bu gelişmeleri bir kez daha
hatırlamak ve hatırlatmak gerekmektedir.
Kırım’ın işgali
ile birlikte Putin, işgalci askerlerin kendi askerleri olduğunu inkâr ederek
sürekli yalan söylemiş dolayısıyla hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır.
Bugün dünyayı
felakete sürüklemekte en ufak bir tereddüt etmeyen, hiçbir hakkı ve hukuku
tanımayan, söyledikleri ile yaptıkları yüzde yüz farklı olan, sözüne
güvenilmeyeceği Kırım’ın işgali ile ortaya çıkan Putin’e inanmamak aklın ve
yaşananların gereğidir.
Türk milleti,
kendi kardeşlerini yıllarca katletmiş zulüm erbabı bir anlayışın bugünkü temsilcisinin
şirin görünme çabalarına kanmayacaktır".