Bulut, ekonominin düzelmesi için yapılması gereken ilk
şeyin mevcut iktidarın gitmesi olduğunu söyledi.
İktidarın kaldığı müddetçe, ekonomik sorunları çözme
şansının olmadığını, sistemin işlemediğini, kaosa ve siyasi buhranlara açık
olduğunu kaydeden Bulut, bakanların ve yöneticilerin de görevleri olduğunu
ancak yolsuzluk yapsa dahi sorumlulukları olmadığını bildirdi. Dönemin Ticaret
Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendi bakanlığına dezenfektan satmasını hatırlatan
Bulut, tek sorumlu kişinin Cumhurbaşkanı olduğunu ancak denetleyen bir sistem
olmadığı için sorumluluğunun sadece sandık olduğunu ifade etti.
AK Parti iktidarında mental bir yoğunluk olduğunu
kaydeden Bulut, şöyle devam etti:
“Sadece geçmiş yirmi yıl için de söylemiyorum, özellikle
son beş yılda bu iktidarın çarpık yönetimi, yönetememesi yöneticiler içerisinde
bir mental yorgunluğa vesile oldu. O yüzden de sorunların çözümü için
birincisi, bu sorunun varlığını kabul edeceksin, "Böyle bir sorun varmış,
hadi bu sorunu çözelim." diyeceksin. Örneğin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Vedat Bilgin "Enflasyonda düşme eğilimi devam ederse asgari ücrette
yeniden değerlendirmeye gerek duyulmaz, şu an gündemimizde değil." diyor.
Siz bunu neye göre belirliyorsunuz? TÜİK'e göre mi? Hani "Tayyip'i üzmeyen
istatistik kurumunun verilerine göre mi? Ya, size hiç sormazlar mı "Ey,
Vedat Bilgin, hiç çarşıya, pazara gitmediniz mi, hiç market gezmediniz
mi?"
Ramazan ayındayız, "on bir ayın sultanı"
deniliyor, on bir ayın sultanında orucunu vatandaş neyle açar? Hurmayla.
Hurmaya bakıyorsunuz, hurmanın kilosu olmuş 210 TL; zeytinle açar desek zeytin
2 katına çıkmış. Ramazan ayında olduğumuzun en önemli göstergesi de pidedir,
pide tam 2 katına çıkmış; gramajı düşürülmüş, 330 gramdan 300 grama düşürülmüş,
5 lirayken 10 lira olmuş. Böylesi bir zamanda Vedat Bilgin "Biz zam
yapmayacağız." diyor ama seçim başladığında arka arkaya zamlar geliyor.
Vatandaş da diyor ki: "Keşke her ay seçim olsa." İşte, emekliye
yapılan iyileştirmeler ortada.
Bu meselenin özü enflasyonu durdurmaktır. Enflasyon bu
hâlde olduğu müddetçe de gelir adaletsizliği artmaya devam edecek, fakirler
daha fakir, zenginler daha zengin olacak, saray şürekâsının içindeyseniz
zenginliğiniz katbekat artar. Rahmetli
Demirel enflasyona ilişkin demiş ki
Bu enflasyonu durdurmadığınız müddetçe bu yoksulluk
bitmez. Türkiye'de yaşayan vatandaşlara gelir, giderleri açısından bakıldığında
-elektrik, kira fiyatları ortada- Afrika'da yaşayan ülkelerdeki vatandaş gibi. Ancak
saray ve şürekasına baktığınızda, altındaki Mercedeslerine, Audilerine
baktığınızda sanki Almanya'da yaşıyor ya da Hermes çantalarına baktığınızda
Fransa'daki gibi yaşıyor. Türkiye, saraylarla, uçan saray, yazlık saraylarla
itibar kazanmaz, vatandaşın mutluluğuyla itibar kazanır diyorum.”