Şimdi asli kurucu iktidara ait olan bu yetkiyi, asli kurucu
iktidarın hiçbir müdahale olmaksızın kullanmasını sağlayan ve bu şekilde
istikrarı inşa eden bir sistem kuruyoruz." dedi. Çelik, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, uzun zamandır 16 Nisan'da yapılacak halk oylamasına ilişkin
çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Etkili ve organize bir çalışma yaptıklarını
anlatan Çelik, "Bütün ilçelerde, bütün sokaklarda, bütün caddelerde etkili
bir çalışma yürütüyoruz. Vatandaşlarımızla cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin
getirileri, sonrasında istikrarın daha kuvvetlenmesi için atılacak adımları,
bunları güçlü bir şekilde paylaşıyoruz." diye konuştu. Çelik,
vatandaşların çok yoğun bir ilgisi olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede
bulundu: "Hem yaptığımız mitingler hem bir araya geldiğimiz insanlarla
sohbetlerimiz hem çeşitli temaslarımız, vatandaşlarımızın 16 Nisan'da güçlü
'evet'i sandıklara vuracağını söylüyor. Esas olan her zaman, Türkiye'nin başarı
hikayesinin arkasında, milli iradenin mührünün sandığa güçlü bir şekilde
vurulması vardır. Milli irade ne kadar güçlenirse, vatandaşın hükümeti kurma
yetkisi, vatandaşın devleti yönetme yetkisi ne kadar güçlenirse, Türkiye'nin
demokrasisi ve ekonomisi büyüyor ve dış dünyadaki gücü artıyor. Vatandaşın gücünün
sandıkta daha etkili olması, sandıktan çıkacak hükümet üzerinde daha etkili
olması, devlet yönetiminde vatandaşın taleplerinin doğru bir yazılıma dönüşmesi
her zaman için Türkiye'nin gücünün ve kuvvetinin esas kaynağıdır."
Türkiye'nin siyasi krizlerden ve sistem krizlerinden çok çektiğini aktaran
Çelik, "Şimdi bu sistemin yapısal krizlerini ortadan kaldıracak, parçalı
iktidar yapılarını ortadan kaldıracak, dolayısıyla halkın iradesinin hükümet ve
devlet üzerinde tam tesisini sağlayacak bir yönetim modeline, bir sistem
değişikliğine geçtiğimizi güçlü bir şekilde vatandaşlarımıza anlatıyoruz.
Bununla da ilgili inşallah güçlü bir netice alacağımızı düşünüyorum."
ifadesini kullandı.
"Asli
kurucu iktidar millettir"
Bakan Çelik,
cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde gensoru önergelerinin kalkıp kalkmayacağına
dair tartışmalar yapıldığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu bahsettiğim sistem, başkanlık sistemlerinde olan bir şey.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde de bu var. Asli kurucu iktidar hükümeti
inşa ettikten sonra, artık o doğrudan onun inşa ettiği hükümet olduğu için
dolaylı olarak Mecliste kurulmadığı için, dolayısıyla herhangi bir şeyin onun
gensoruyla düşürülmesi söz konusu olmuyor. Onun yerine başka denetleme
mekanizmaları var. Şunu herkesin anlaması lazım, bu geçmişteki anayasa
tartışmaları zamanında da yapıldı. Bu ülkede asli kurucu iktidar, millettir.
Milletin bu egemenliğine herhangi bir şekilde birilerinin müdahil olması,
birilerinin bu millet egemenliğini parçalaması bunu parçalı hale getirmesi,
güçsüzleştirilmesi bizim sistemimizin ürettiği yapısal sorunlardır. Şimdi asli
kurucu iktidara ait olan bu yetkiyi, asli kurucu iktidarın hiçbir müdahale
olmaksızın kullanmasını sağlayan ve bu şekilde istikrarı inşa eden bir sistem
kuruyoruz."
"Sistem
değişikliğine geçmemiz lazım"
Geçmişte de
TBMM'nin anayasa yapma yetkisinden bahsedilirken, bazı CHP sözcülerinin
"Meclisin anayasa yapma yetkisi yoktur, buradan anayasa yapacak bir Meclis
çıkması lazım." dediğini aktaran Bakan Çelik, "Biz de o zaman dedik
ki 'Burada meşruiyetin kaynağı millettir, millet bu yetkiyi verir'. Herkes bu
yetkiyi millet adına kullanıyor. Şu meselenin Türkiye'de kabul edilmesi ve
bunun içselleştirilmesi lazım siyasette. Egemenliğin millete ait olması
yetersiz bir ifadedir, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması doğru
bir ifadedir. Egemenlik millete ait oluyor, millet bir hükümet inşa ediyor ama
daha sonra yargı vesayeti, askeri vesayet veya bir takım oligarşik güç odakları
sistem içindeki fay kırıklarını kullanarak milletin inşa ettiği bu egemenliği
parçalıyor, bölüyor, zayıflatıyor. Zaman zaman da askeri darbeler yoluyla ya da
başka yöntemlerle çalıyor. Bizim artık bunu geride bırakan bir sistem
değişikliğine geçmemiz lazım. Türkiye'nin gücü-kuvveti budur." diye
konuştu.
Ömer Çelik,
Türkiye'nin vatandaşın iradesinin hükümete ve devlete güçlü bir şekilde
yansıdığı, bunun bir istikrar ürettiği her durumda inanılmaz ilerlemeler
sağladığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"16
Nisan'dan sonra olan şey, vatandaşın siyasal alanda kurduğu istikrarın sistem
düzeyinde de garanti altına alınmasıdır. Daha önce vatandaş siyasal anlamda bir
istikrar kuruyordu, sandıkta bir istikrar kuruyordu ama daha sonra bu istikrar
ya askeri vesayet yoluyla ya yargı vesayeti yoluyla ya da sistem içindeki fay
kırıkları yoluyla, yapısal kriz alanlarıyla gasbediliyordu. Şimdi yapılan şey
şudur, millet 15 Temmuz darbe girişimine karşı herhangi bir şekilde bir askeri
vesayete, bu eli silahlı Fetullahçı Terör Örgütü üyesi teröristlerin bu ülkede
işgal girişimi oluşturmasına müsaade etmedi. Dolayısıyla bu vesayet alanlarının
artık milletten topyekun bir tepki gördüğünü görüyoruz. Şimdi Türkiye'yi
zayıflatan, önünü kapatan şey mevcut sistemin içinden türeyen krizlerdir,
bunların Türkiye'nin önünü kesmesidir. Dolayısıyla milli iradenin sistemden
kaynaklanan sorunlar sebebiyle zayıflatılmasına bir son vermek lazım. Bu sistem
değişikliği de bunu sağlayacaktır." İBRAHİM ERİKAN - AA