Sönmez: Özel sektör finansman kanallarının açılmasını bekliyor

Sönmez: Özel sektör finansman kanallarının açılmasını bekliyor

HABER MERKEZİ- Türkiye’nin en büyük bağımsız iş dünyası örgütü TÜRKONFED’in Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, işletme sermayesi ihtiyacı giderek artan KOBİ’lerin, başta emtia olmak üzere girdi maliyetlerindeki yükselme ve finansmana erişimdeki sıkıntılar nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Sönmez, “Yüksek enflasyon, yüksek kur ve faiz sarmalında, özel sektörün tedarik ve finansman süreçlerini sürdürülebilir yönetmesi çok daha önemli bir hale geldi. Bizler ülkemiz için çalışan ve değer yaratan iş insanlarıyız. Bu noktada kördüğümü çözecek hamle, özel sektöre, üretim odaklı bir ekonomi için uygun koşullarda finansmana erişim kanallarını açmaktır” dedi.


Anadolu’yu kalkınmanın itici gücü yapacaklarını anlatan Sönmez, 2-3 Aralık tarihlerinde, Türkiye’nin dört bir yanından 350 iş insanı ve kanaat önderinin katılacağı 24. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi’ni Adana’da gerçekleştireceklerini açıkladı.

Çatısı altında 30 federasyon ve 286 dernek üzerinden 50 bini aşkın şirketin bulunduğu Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 29 Mart 2022’de oy birliğiyle seçildiği TÜRKONFED’de dört ayda yapılan çalışmaları, yeni dönem hedeflerini, ‘dijital’, ‘yeşil’ ve ‘toplumsal’ dönüşümü kapsayan 3D vizyonlarını, ekonomideki güncel gelişmeleri ve ‘Türkiye Hayali’ni anlattı. Adana’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Sönmez, hedeflerinin Anadolu’yu kalkınmanın itici gücü yapmak olduğunu söyledi.

Toplantıda dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sönmez, enflasyon ile mücadelenin bilimsel kurallar çerçevesinde önceliklendirilmesinin ve ekonomideki belirsizliklerin kalkmasının gerekliliğine dikkat çekti. Sönmez, “İş dünyamız döviz kuru ve yüksek enflasyondan kaynaklı çifte bir yükü omuzlamış durumda. Özellikle doğal gaz ve elektriğe yıl içinde gelen yüksek zamlar, işletmelerin maliyetlerini ciddi ölçüde etkiliyor. İşletme sermayesi ihtiyacı giderek artan KOBİ’lerimiz, başta emtia olmak üzere girdi maliyetlerindeki yükselme ve finansmana erişimdeki sıkıntılar nedeniyle ciddi zorluklar yaşıyor. Tüm bu zorlu ve olumsuz tabloya rağmen iş dünyamız yatırım inancını kaybetmemiş olsa da bu durumun sürdürülebilir olması için ekonomide istikrarın sağlanmasına, yatırım iklimini güçlendirecek politikalara ihtiyacımız var. Rekabetçilikte sanayi odaklı, üretim odaklı yeni bir hikâye yaratmalıyız” dedi.

‘Üretim maliyetleri ve tedarik’, ‘yüksek enflasyon ve satın alma gücü’, ‘savaşın ihracat pazarlarına etkisi’ ile ‘finansmana erişim ve kur artışı’nın, özel sektörün 2022 yılında karşısına çıkan dört temel sorunu oluşturduğunu hatırlatan Sönmez, şunları söyledi; “Ekonomimizin yaşadığı belirsizliği artırmanın kimseye bir faydası yok. Artık büyümeden ziyade kalkınma odaklı bir ekonomik modele geçmemiz gerektiğine inanıyoruz. Yüksek enflasyonun da bir kalkınma sorunu olduğunu düşünüyoruz.”

“Özel sektör, kalkınmanın destekçisi yani ortağıdır. Hükümetimizin ve ekonomi yönetimimizin özel sektörü ortak olarak görmesi gerekiyor” diyen Sönmez şöyle devam etti; “Dolayısıyla özel sektörün üretimde devamlılık sağlayabilmek adına gerçekleştirdiği stok mantığını, piyasada fiyat yükseltme ve manipülasyon odaklı stokçuluk anlayışından ayırmak ve öyle değerlendirmek daha uygun olacaktır.”

Yüksek enflasyon, yüksek kur ve faiz sarmalında özel sektörün tedarik ve finansman süreçlerini sürdürülebilir yönetmesinin çok daha önemli bir hale geldiğini vurgulayan Sönmez, “Bizler ülkemiz için çalışan ve değer yaratan iş insanlarıyız. Bu noktada kördüğümü çözecek hamlenin, özel sektöre üretim odaklı bir ekonomi için uygun koşullarda finansmana erişim kanallarını açılması olduğunu düşünüyoruz. Böyle dönemlerde tüm kesimler olarak enerjimizi iş birliği ve diyalog kanalları ile finansman kanallarının açık tutulmasına harcamamız gerekiyor. Bunu yapabilirsek sorunlarımızı da hep birlikte ortak akıl ve ortak vizyon ile ekonominin kuralları içinde çözebiliriz” diye konuştu.  

Politika faizi yüzde 14 olsa da ticarette ve bankacılıkta faizlerin yüzde 30-35 olduğunu, rotatif kredilerin ise yüzde 50 bandına yaklaştığını vurgulayan Sönmez, şöyle devam etti; “Döviz kredi maliyetleri dolar ve Euro’da uzun vadelerde yüzde 10’ların üzerine çıktı. KOBİ’lerin krediye erişim kanalları artık kapandı. Bu maliyetlerden alınan kredilerin geri ödenmesinde de sıkıntılar yaşanacaktır. KGF destekli 150 milyar TL’lik paket açıklansa da henüz işleme alınmadığı için işletmelerimizin bu yöndeki beklentileri devam ediyor. Böyle bir dönemde kredi musluklarının bırakın kapanmasını kısılması dahi ekonomide çarkları yavaşlatan bir süreci başlatabilir. Dolayısıyla işletmelerimiz finansmana ne kadar uygun şartlarda ve ne kadar kolay erişebilirse üretime, yatırıma ve istihdama da aynı oranda destek verebilir.”

Ülke risk priminin yüksek olduğunu hatırlatan Sönmez, faiz-kur-enflasyon sarmalından kurtulmanın ve riskleri düşürmenin yolunun hukuktan geçtiğini vurguladı. “Hukuk yoksa ekonomi yok. Adalet yoksa güven yok. Fikir ve ifade özgürlüğü yoksa girişimcilik, yenilik ve gelişme yok. O nedenle enflasyon dahil yapısal sorunlarımızla mücadelenin yolu, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığından geçiyor” diyen Sönmez, şunları ifade etti; “Ekonomi iklimi; üretimi, yatırımı ve istihdamı üç eksende besliyor: Güven, istikrar ve öngörülebilirlik... Halihazırda bu üç eksene en çok hasar veren unsur ülkemizin yatırımcılar nezdindeki risk algısıdır. 850-900 bandında olan CDS, 2008 yılındaki seviyenin üzerinde. Bu durum yatırımcıların iştahını kapatırken, işletmelerimizin de uluslararası fonlara ve kredi imkanlarına yüksek faizler ile ulaşmasına neden oluyor. Para ve maliye politikaları ile yürüyeceğimiz yolu yürüdük. Artık köklü yapısal reformlar ile güven, istikrar ve öngörülebilirliği sağlamamız gerekiyor.”   

TÜRKONFED’in yeni döneminde rotanın daha güçlü şekilde Anadolu olacağını anlatan Sönmez, “Küresel arenadaki zorlukların yanı sıra içeride yapısal sıkıntılar yaşadığımız bu dönemde ülke olarak iki önemli fırsatımız var: Esnek, krizler karşısında bağışıklık sistemi güçlü olan iş dünyamız ve Anadolu’daki üretim gücümüz… Biz yerelden ulusala ve küresele uzanan kalkınma yolunun Anadolu’dan geçtiğine inanıyoruz. Rotamız geçmişte de Anadolu’ydu, yeni dönemde daha da güçlü bir şekilde yine Anadolu olacak. Bu yaklaşımla Anadolu’nun sesini, üretim gücünü, iş yapma kültürünü daha fazla ön plana çıkaracak, iş dünyasının kapasitesini geliştirecek projelere odaklanacağız. Çünkü dünyanın Türkiye’ye, Türkiye’nin ise Anadolu’nun bağrında saklı olan kadim üretim ve dayanışma kültürüne ihtiyacı var” dedi.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER