Hititlerin önemli şehirlerinden Şapinuva'da 1990 yılında
başlayan arkeolojik kazılar, Hitit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi
Arkeoloji Bölümü'nden Doktor Öğretim Üyesi Önder İpek başkanlığında, Türk Tarih
Kurumu Başkanlığı finansal desteğiyle sürüyor.
Farklı üniversitelerden akademisyenlerin yer aldığı kazı
ekibi, binlerce yıllık geçmişe sahip alanda tarihin izini sürüyor.
Kazı Başkanı İpek, Hitit döneminde bölgede kurak iklime
uygun tarım yapıldığını ve buna bağlı hububat depolarının oluşturulduğunu
söyledi.
Hititlerin diğer önemli kentleri Hattuşa ve Alacahöyük'te de
daha önce silolar bulunduğunu belirten İpek, "2022'den itibaren
yürüttüğümüz çalışmada bu yapının bir silo olabileceğine dair kanaatlerimiz
arttı. Teknik çalışmalar bu alanın gerçekten bir silo mu yoksa başka bir
işlevinin olup olmadığını bize verecek." dedi.
Şapinuva'daki silo olduğu değerlendirilen yapının yaklaşık
150 ton saklama kapasitesine sahip olduğunu dile getiren İpek, bu tür siloların
kralın halka karşı gücünü göstermesi, ayrıca kıtlık dönemleri için buğday
saklanması açısından sona derece önemli yapılar olduğunu vurguladı.
Şapinuva'nın M.Ö. 14'üncü yüzyılda bir dönem başkent olarak
kullanıldığını hatırlatan İpek, buradaki Ağılönü bölgesindeki iki siloya ek
olarak yeni bir silo bulunmasının o dönem ne kadar önemli bir şehir olduğunu
ortaya koyduğunu vurguladı.
Boğazköy ve Alacahöyük'teki silolarla benzerlik gösteriyor
Şapinuva'daki arkeolojik kazılara 15 yıldır katılan Hitit
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Semih
Gerçek ise silo olduğunu değerlendirdikleri yapının toprak oyularak
oluşturulduğunu aktardı.
Önemli bir keşif yaptıklarına değinen Gerçek, "10
metreye 5,5 metre ölçülerinde, 3 metre derinliğindeki bir yapı. 55 metrekare
alana ve 165 metreküplük boyuta sahip. Burayı kazarken iki çivi yazılı tablet
ve yanmış kerpiç parçaları bulduk. Bunların bu yapıyla ilgisinin olmadığını,
dolgu malzemesi olarak kullanıldığını gördük." diye konuştu.
Yapının zemininde çapraz şekilde dizilmiş taşların kesiştiği
bir çukur bulunduğunu anlatan Gerçek, "Bu çukura doğru bir eğim var. Bunun
suyla, nemle ilgili olduğunu düşünmekteyiz. Bunu Anadolu'daki diğer Hitit
örnekleriyle değerlendirdiğimizde Alacahöyük ve Boğazkale'deki örneklerini göz
önüne aldığımızda bir silo ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmekteyiz. Bu sene
çalışmalarını yeni tamamladık, tabana yeni ulaştık. Çeşitli karbon analizleri
yapacağız, aynı zamanda taban toprağından ve özellikle orta kısmından aldığımız
toprağın eleme çalışmalarını yapıyoruz. Herhangi bir tahıl parçası elimize
geçerse, bu konudaki fikirlerimizi destekleyecek ve Ortaköy'de Ağılönü'nden
sonra ikinci bir silo olarak karşımıza çıkacak." ifadelerini kullandı.
Silonun 150 ton tahılla doldurulduğu tahmin ediliyor
Şapinuva'daki yapının Boğazköy ve Alacahöyük'teki silolarla
yapı açısından benzerlik gösterdiğine dikkati çeken Gerçek, şunları kaydetti:
"Boğazköy ve Alacahöyük'teki silolar ana toprak
içerisine oyulmuş ya da tabanları taşla kaplı ama Ortaköy'deki silo olarak
düşündüğümüz alanın tabanı taşla kaplı değil, tamamıyla ana toprak. Ana
toprağın içine oyulması sadece siloda görünmüyor, biz bunu aynı zamanda kurban
çukurlarında, işlik yapılarında, çöp çukurlarında da görüyoruz. Bu tamamıyla
Ortaköy'e özel bir durum. Hesapladığımızda eğer çalıştığımız alan bir silo ise
ki bütün göstergeler onu gösteriyor, bu alanın yaklaşık 150 ton buğday, arpa ya
da mercimekle doldurulduğunu göstermekte. Bu da Hitit ekonomisinde ne denli
büyük öneme sahip olduğunun ve şehrin zenginliğini gösteriyor. Bu yapı,
Şapinuva'da bulduğumuz en büyük silo yapısı."