Çam: Sinema, Adana’da her yerdeydi

Çam: Sinema, Adana’da her yerdeydi

Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Aydın Çam, Gazette’ye sinema tarihi ve Adana sinemasının yıllar içinde nasıl evirildiğini anlattı. Gazette Gazetesi muhabirlerinden Ramazan İlın’a konuşan Doç. Dr. Çam, ‘’1940’lar ve 1950'lerde Adana’da üç veya dört kapalı sinema salonu ve en az 30 veya 35'in üzerinde açık hava sineması faaliyet gösteriyordu. Bir şehirde çok erken bir zamanda bu kadar yüksek sinema salonu olması çok önemli. 1960-1980'ler döneminde Yeşilçam'ın zirvede olduğu dönemde ise Adana'da aynı anda 100'ün üzerinde sinema salonu faaliyet gösteriyordu. Sinema, Adana’da her yerdeydi’’ dedi.


İşte Doç. Dr. Aydın Çam ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj;

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Aydın Çam kimdir?

Ben, Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Aydın Çam. 2013 yılından beri Adana'da yaşıyorum. 2016-2017 döneminden itibaren Adana Sinema Tarihi ile ilgili çalışmalar gerçekleştiriyoruz. İletişim Fakültesinin Radyo Televizyon ve Sinema bölümündeki meslektaşlarımla, lisans ve yüksek lisans öğrencilerimizle beraber Adana bölgesindeki sinema tarihi üzerine çalışıyoruz. Sadece Adana bölgesel değil, Çukurova bölgesinin sinema tarihi ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Sinema Tarihini; sinema mekanları, o zamanki insan halkının özelliklerini, yaşam şartlarını, geçmişteki sinema seyircilerinin sinema deneyimlerini içeren akademik çalışmalar yapıyoruz.

Peki, sinema nedir?

Sinemanın tanımını yaparken tek bir tanım ile anlatmak çok kolay değildir. Çünkü sinema çok farklı boyutlara sahiptir. Bunlar; kültürel boyutu, fenomenlik ve popürlerlik boyutu, ticari boyutu, eğlence boyutu, bununla beraber özellikler bazı ülkelerin bazı dönemleri için propaganda boyutu, eğitici boyutu, arşivleme ve belgeleme boyutları vardır. Dolayısıyla çok farklı öğelerle değerlendirebileceğimiz bir materyaldir. Bu yüzden sinema hakkında tek bir tanım yapılamaz. Bizim çalışmalarımızda sinema; özellikle insanların zamanlarını geçirdikleri, şehirle veya yaşadıkları yerle ilişki kurabilecekleri, toplumsal ilişkilerin olacağı bir ortam yaratan, bir medya ve iletişim aracı olarak sinema çalışmalarımızı değerlendiriyoruz. İnsanların topluca seyrettikleri filmler, bu filmlerin onların hayatına olan etkileri, kültürleri ve biçimleri gibi farklı bağlamlarda, sosyolojik ve kültürel hakkında çalışmalar yapmaya çalışıyoruz.

Adana Sinemasının tarihini anlatır mısınız?

Sinema ilk günlerinden itibaren Adana'da ve Çukurova bölgesinde sinemacılık faaliyetleri yapılmaya başlanmış. 1900'lü yılların başında seyyar sinemacılar bu bölgede filmler göstermişler. 1910'luların Balkan savaşları devam ederken, örneğin Adana'da faaliyette bulunan 2 sinema salonu vardı. Çok yakın zamanda yaptığımız arşiv tarama çalışmalarında gördüğümüz sonuç şudur; 1940-1950'lerde Adana şehrinde 3 veya 4 kapalı sinema salonu ve en az 30 veya 35'in üzerinde açık hava sineması faaliyet gösteriyordu. Bir şehirde çok erken bir zamanda bu kadar yüksek sinema salonu olması çok önemli. 1960-1980'ler döneminde Yeşilçam'ın zirvede olduğu dönemde ise Adana'da aynı anda 100'ün üzerinde sinema salonu faaliyet gösteriyor.  Bunların yaklaşık 35'i kadar salon sineması ve 75'i kadar da açık hava sinemasıdır. Adana'da sinema her yerdeydi. Şehrin en küçük mahallelerinde, her sokakta ve diğer yerlerde bir sinema salonu olan bir durumdan bahsediyoruz. Çünkü bunun nedeni sinemaya karşı çok yoğun bir istek ve talep vardı. Bir de yüksek talebin karşılanması için sinemanın ekonomi boyutu vardır. Bir film Adana'da gösterilirse ve tutarsa sadece Adana'daki izleyicilerden filmin maliyeti çıkmış oluyor. Adana ve Çukurova bölgesinde yaptığı büyük gişe filmi kurtarıyor ve maliyeti çıkmış oluyor. Adana'da gişe yapan film, Türkiye'nin geri kalan bölgelerindeki satışlarda yapımcılar için büyük ölçüde kara ulaşılıyor. Sinema filmleri 1970'lilerde bölge işletmeciliğinden diğer yerlere dağıtılıyor. Dağıtım sistemi adı altında, özellikle Türkiye'deki pek çok film üretim biçimini de belirleyen bir sistemdir. Adana'da güney bölgesi ve 21 şehirden oluşan bir sinema dağıtım bölgesidir. Adana'dan sağa doğu sınırına ilerleyen, kuzeyde Erzincan'ı kapsayan, daha da batıda Antalya'yı da içine alan 21 şehirlik bir güney sinema bölgesinin merkezinde de Adana vardır. Dolayısıyla bu bölgede büyük oranda film dağıtan şehir Adana oluyor. Adana'da 19060-1970'lerde, 90'a kadar yapım şirketi faaliyet gösteriyordu. Adana'da gişe yapan film, diğer 20 şehre satılıyordu. Adana o zamanlar sinema ekonomisinin merkezinde bulunuyordu. Bizim yaptığımız çalışmalardan çıkardığımız sonuç, Türkiye'de özellikle Yeşilçam Sineması döneminde yapılan neredeyse her 4 filmden 3'ü Adana'dan ve güney bölgesindeki diğer şehirlerden elde edilen gelir ile desteklenmiş oluyor. Adana çok büyük oranda sinemamızı besliyor. Bu sebeple Adana sineması tarihi çok önemli bir meseledir.

Adana'daki sinema salonlarından bahseder misiniz?

Adana'nın sinema tarihi olarak çok değerli olan sinema salonları vardır. Bunların ilki Teras Sinemasıdır. Çalışmalarımızdan elde ettiğimiz sonuçlara göre, 1917 veya 1918 yıllarında faaliyet gösteren ve 1912 yıllara kadar geçmişe dayanan, günümüzdeki Kurtuluş caddesinde yer alan ve Adana'nın bilinen en eski sinema salonu Teras Sinemasıdır. Çok önemli bir tarihe sahiptir. Bununla beraber yine erken dönemde Adana'da faaliyet gösteren 1930'larda Asri Sineması, Elhamra Sineması, Tan Sineması ve Ünal Sinemaları o dönemde faaliyet gösteren önemli sinemalardır. Ömer Sabancı'nın 1940'larda açtığı Erciyes Sineması da faaliyet gösteriyordu.  Bunlar kapalı salon sinema salonlarıdır. Sinema tarihi olarak açık hava sinemaları mutlaka anmak gerekir. Bunlardan biri de Halk Sinemasıdır. Halk Sineması Yılmaz Güney'in "Umut" adlı filminde de reklam tabelalarının kartlarını gördüğümüz Halk Sinemasıdır. Halk Sineması, 2400 kişilik kapasitesiyle çok büyük bir açık hava sinemasıdır. Bunun yanında Sular Sineması, Bahar Sineması ve Köşk Sinemaları çok önemli yer tutar. Sinemalar 1980'lerden sonra sinema salonları giderek sayısal olarak düşmeye başlıyor. Bu duruma rağmen şehirde faaliyet gösteren Sun Sineması gibi Galeria Sineması ve Metro Sineması gibi sinemalar bugün hala seyirciler tarafından çok hatırlanan ve çok değerli bulunan sinemalardı. Pandemi döneminde kaybettiğimiz ve kapanan Arı Sineması, son adı ile Ariplex Sineması. Yine de Adana'nın çok önemli sinemaları bugün hala faaliyet gösteriyorlar. Metropol Sineması, Avşar Sineması Cinemapink Sineması ve Maximum Sinemaları günümüzün son dönemlerinde faaliyet gösteren önemli sinema salonlarıdır.

Sinema'nın Adana insanının üzerinde nasıl bir etkisi oldu? Özellikle kadınların hayatına sinema girdikten sonra kadınlara nasıl bir etki yarattığını anlatır mısınız?

Dünya'da ve Türkiye'de olduğu gibi her ülkenin ve şehrin dinamikleri vardır. İnsanların o şehirde geçirdikleri zaman, şehri kullanma dinamikleri de birbirinden çok farklıdır. Bu durumun sebeplerinin başında iklim geliyor. İklimler insanların davranışlarını etkiler. Örneğin Adana'nın yaz ayları çok yüksek sıcaklıklarda olması insanları evde olmasını veya yazları yaylara geçirmelerini neden oluyor. Adana insanı yaz mevsiminde geceleri dışarı çıkarlar. Örneğin İstanbul'da sinemalara gitmek daha kolaydır. Çünkü daha çok seçenek vardır. İstanbul için başka kültür, İzmir için başka kültür ve Adana için başka kültür var. Her şehrin kendine has özgü dinamikleri vardır. Adana'da erkekler tarihsel olarak zaten hep dışarıda olduğunu görüyoruz. Bu durum sadece Adana'ya özgü bir şey değildir. Anadolu erkeklerinde bu bir gelenek ve kültürden kaynaklanıyor. Bu şekilde erkekler bir şekilde buluşup sohbet edip sosyalleşme imkanları bulabiliyorlar. Kadınlarda ise durum farklıdır. Kadınlar, daha çok mahalle de, evlerde ve kapalı mekanlarda birbirleriyle sosyalleştiklerini görüyoruz. Sinemanın çıkması ile bu durum çok değişti. 1960-1970'li yıllarda kadınların lehine çok şey değiştirdi. Sinema o dönemde kadınlar için dışarı çıkmak, başka insanlarla bir araya gelmek ve şehir hayatına dahil olmak kadınlar için çok önemliydi. O zamanlar da kadınların dışarı çıkmak için bir gerekçeleri vardı. Sinema herkes tarafından kabul edilen ve görülen bir gerekçe ve sebeptir. Kadınlar daha çok kendi mahallelerindeki sinemalara gitmeyi daha çok tercih ediyorlar. Genç kızlar için sinemaya gitmek özgürleştirici bir boyutu oluyor. Genç kızlar için sinemaya gitmek çok önemlidir. Çünkü sinema da arkadaşları veya sevgilileri ile iletişim kurmak ve sosyalleşmek anlamında çok değerliydi. Genç kızlar için meşru bir gerekçeydi. 1980'li yıllardan itibaren bu durumun değiştiğini görüyoruz. Özellikle televizyonun icadı ve her yere yayılması sinemaya ilgiyi azalttığını görüyoruz. Bu durum kadınların tekrar eve dönemlerine sebep oldu. Kadınların sosyalleşmenin ortadan kalkacağını gösteriyor. Bugüne gediğimizde daha parçalanmış ve atomize olmuş olan bir seyir deneyiminden bahsedebiliriz. Ev içinde herkesin kendi monitöründe, cep telefonundan ya da bilgisayarından film izledikleri ve giderek parçalanmış olan bir seyre geldiğimizi söyleyebiliriz.  Artık sinema evlerde düşüncesinin çok haklılık payı olan bir şeydir. Dışarıya gitmek yok. Bugün içinde sinema artık evlerde demek doğru olacaktır. Bunun haklı bir tarafı var. Eğer amaç film izlemek ise bunu izlediğiniz yer pekte önemli olmayabiliyor. Seyirci, film ile buluşmak isterlerse bir şekilde bir yol buluyorlar. Seyirci filmi cep telefonundan, bilgisayarından, televizyondan ve dijital platformlarda izleyebilir. Eğer bir kişinin film izlemeye dair bir niyeti varsa izlenilen yer çok fark etmeyebiliyor ama sinema salonunda diğer seyircilerle bir arada film izlemekte başka bir deneyim olur. Sinema salonlarında doğal olarak amaç film izlemek oluyor. Sinema salonları topluca film izleme deneyimi sağlıyor ve arkadaşlarla veya sevgililerle film izleme deneyimi de sağlıyor. Bunlardan dolayı film izlemekten bağımsız olarak sinema salonlarını sinemaya gitmenin kültürel boyutlarını oluşturuyor. Asıl yitirdiğimiz şey bu oluyor aslında. Sinema salonlarında diğer insanlarla bir araya gelmek, topluca film izlemek ve filmin duygusunu topluca yaşamak gibi deneyimleri bitirmiş oluyoruz. Yoksa tek başınıza film izlediğinizde yine film izlemiş oluyorsunuz. Sinema da film izlerken farklı duygularda oluyorsunuz. Film çok duygulu sahnelerde beraber perdeye kızmak, öfkelenmek, beraber gülmek, birlikte ağlamak. Bu duygudaşlık meselesi, topluluk deneyimi, film izlemeyi başka bir boyuta taşıyor. Kaybettiğimiz ve yitirdiğimiz kısım bu aslında, toplu seyir deneyimde topluluk boyutunu yitirmiş oluyoruz.

Pandeminin sinema salonlarına etkisi nasıl oldu?

Adana sineması hakkında bahsetmek gerekiyor. Adana'da 6 sinema kompleksi vardı. Pandemiden hemen önce 2019 yılında 6 sinema kompleksinde toplamda 42 perde vardı. Adana'da aslında fena olmayan bir şeydi. Geçmişle kıyaslanamayacak kadar düşük ama fena olmayan bir durum vardı. Pandemi döneminde bütün sinemalar topluca kapatıldı. Pandemiden sonra hiç açılmayan sinema salonları da oldu. Adana için 6 sinema kompleksinin sadece 3'ü ilk açılanlar oldu. Diğer 3'ü ise beklemeyi tercih ettiler. Önce seyircinin durumunu görmeyi tercih ettiler. Bekleyip ticari olarak bir şeyler görmek istediler. Seyircinin tepkisini ölçmek için beklemişler. Beklemeyi tercih eden sinema komplekslerinden biri de açıldı ama diğer ikisi Cinens ve Ariplex Sinema komplekslerin tamamen kapandı. Bu iki kompleksi Kovid döneminde yitirmiş olduk. Adana'da 6 sinema kompleksten 4'e düştük. Perde sayısı olarak da 70'ten 25 perdeye düştük. Adana sinemaları bu rakamlarla devam ediyorlar. Adana için baya ciddi bir düşüş ve Türkiye'de de benzer bir durum söz konusudur. Sinema salonları hakkında genel ve detaylı istatistikleri 2023 yılında TÜİK açıklayacak ve oradan daha iyi sonuçlar gelecektir. Seyircinin salgın korkusuyla bir arada bulunmasına dair çekincelerinin olması gayet anlaşılır. Özellikle de salgının getirdiği mekanlara kısıtlama getirilmesi de anlaşılır bir durum. Seyircinin bir kısmı sinemaya gitme konusunda kararsız kesim ise salgını öne sürerek salona gitmemesi ve daha güvenli ve konforlu evlerinde olmayı tercih ettiler. Sinema da film izlemeyi tercih eden kesimi de salgın uzak tuttuğu görülüyor. Önümüzdeki yıl bu konuların hakkında kesin sayılarla konuşabiliriz. Şu anda güncel Adana, İstanbul, İzmir, Ankara ve diğer şehirlerde vizyonda neler varsa izlenmeye devam ediliyor. Pandemiden önce de alternatif sinema örneklerini Adana sinemalarında görüyorduk. Az sayıda da olsa görüyorduk. Altın Koza Film Festivali seyirciyi içine katacak yeni etkinlikler yapacak. Bu da sinemaya katkısının olacağını gösteriyor. Adana Sineması zaman geçtikçe daha iyi seviyelere gelecektir.

Dijital platformların ortaya çıkması ve yaygınlaşmasından sonra sinemaya nasıl bir etkisi oldu?

Dijital platformlar sinemayı yok etmeye çalışıyor demek ve böyle bir şeytani anlam yüklemek çok doğru değil. Bu konuda da elimizde çok veri ve bilgi yok. Bence dijital platformlar, sinema seyircisinden çok ya da az televizyon seyircisini etkiliyor. Türkiye’de durum bu. Televizyon da düzenli yayınlar yapan kanalların dizi ve şov seyircisini dijital platformlar alıyor. Bu konu ile ilgili somut kanıtlar için çalışma yapmak gerekiyor. Bence sinema kadar aslında televizyon kanallarını da etkileyen bir durum var. Dijital platformlar ile sinema arasında karışık bir ilişki var. İki tarafta birbirini besleyen konumdalar. Bazen sinema da vizyona girmeyen filmleri dijital platformlarda ve dijital platformlar desteği ile yapılmış filmlerin belli bir süre sonra sinemalarda olması karşılıklı bir ilişki içerisinde olduğunu açıklar. Pandemi döneminde sinema maliyet yönünden zarara uğradı. Bu kötü dönemde sinemayı destekleyen iki önemli aktör oldu. Türkiye’de bunlardan birisi de kültür ve turizm bakanlığımızın sinema emekçilerine verdiği destektir. Film yapımcılarına ve sinema işletmecisine verdiği çok önemli bir destektir. Diğer taraftan ikinci büyük desteği dijital platformlar verdi. Dijital platformlar set çalışanlarına, sendikacılara ve yapımcılara verdiği büyük destektir. Sinema salonları kapalıyken yönetmenlere verdiği destekler sayesinde film üretimi sürekli devam etti. Bu yüzden dijital platformlar sinemanın yararına olduğunu görebiliriz. Zararından çok faydası var. Sinemayı dijital platformlar, CD veya DVD gibi araçlar etkilemedi. En çok sinema seyircisini etkileyen televizyonun çıkışı oldu. 2023’deki araştırmalar bize en doğrusunu gösterecektir. Bu konulara ek olarak, bir zamanlar televizyonda yayınlanan diziler çok popülerdi ve her zaman hayatın içindeydi. İster erkeklere hitap etsin ister kadınlara hitap eden diziler olsun ve bu diziler televizyonda ve sosyal medyalar da çok konuşulan dizilerdi. Günümüze geldiğimizde televizyon dizileri için ne söylüyorsak dijital platformlardaki diziler içinde aynısını söyleyebiliriz. Dijital platformlardaki diziler daha akıcı, daha çok görsel şölen vaat ediyor, sansür yok ve en önemlisi dizi süreleri kısa bu etkenler seyirciyi televizyonun başından alıp telefonlara, tabletlere ve tekrar televizyon başlarına geçirdiler ama televizyon başındakiler de dijital platformları izlemeyi tercih ettiler. Dijital platformlar sinemanın düşmanı değil, dostu olarak görebiliriz. Dijital platformların düşmanı televizyondur diyebiliriz. Bu durumda yine televizyon izleyicisi devam edecektir. Geleneksel izleyici profili ne olursa olsun televizyon izlemekten vazgeçmeyecektir. Dijital platformlar geleneksel seyirci dışındaki televizyon izleyicilerini dönüştürüyor. Herkes zamanla değişir ve dönüşür. İnsanların zamanla iletişimi, alışkanlıkları, kültürleri ve etkileşimleri değişiyor. Dolayısıyla da seyirci de değişiyor. Yeni kuşaklar değişimlerle geliyor.

Sinema sanat için midir yoksa ticari için midir?

Sinema hem sanat içindir hem de ticari içindir. Biri olmadan diğeri olmaz. Sanat sineması da olacak ticari sinema da olacak. Bunlar birbirlerini çok besleyen ve zenginleştiren şeylerdir. Dolayısıyla çok net bir şekilde birini reddetmek veya sadece birini seçip asıl sinema budur diye kabul etmemek lazım. Bu iki sinemada birbirlerini hep desteklerler. Tıpkı şey gibi yumurta mı tavuktan çıkar yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar gibi birbirlerinden ayrılmaz şeylerdir.

Adana Sineması ile ilgili devam eden veya gelecek çalışmalarınız nelerdir?

Üniversite olarak hala devam eden çalışmalarımız var. Adana sinema mirası adında bir projemiz var. Adana'nın 120 yıllık sinema tarihini araştırdığımız ve buna dair etkinlikler yaptığımız bir proje var. Ayrıca Adana'nın Çukurova bölgesinin ve bizim Türkiye Sinema Tarihi için önemli ile ilgili uluslararası araştırmalar ve çalışmalarımız da var. Önümüzdeki dönemde bu çalışmalara devam edeceğiz.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER