Doç. Dr. Nevzat Can Şener: Prostat kanserinde erken tanı önemli

Doç. Dr. Nevzat Can Şener: Prostat kanserinde erken tanı önemli

Moderatörlüğünü Serkan Uçar’ın yaptığı, ‘’Bir Tebessüm’’ canlı yayın programının geçen haftaki konuğu Medline Adana Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Can Şener oldu. Gazette TV YouTube hesabında canlı yayınlanan programda prostat kanseri konuşuldu.

Programda Serkan Uçar’ın sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Şener, ‘’Her kanserde olduğu gibi prostat kanserinde de erken teşhis çok önemli. Erken tanı koyduktan sonra tedavi edebiliriz. Tedaviyle prostat kanserini yenmek, kemoterapiye gerek kalmadan ameliyatla ya da ışın tedavisiyle mümkün olabiliyor’’ dedi.  

 

İşte Gazette TV YouTube hesabında canlı yayınlanan o keyifli röportaj;

 

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Doç. Dr. Nevzat Can Şener kimdir?

Ben Tarsus doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Özel Tarsus Amerikan Koleji’nde okudum. Sonrasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Daha sonra Ankara Dışkapı Hastanesi’nde üroloji uzmanlığımı aldım. Ardından Adana Numune Hastanesi ve Adana Şehir Hastanesinde çalıştım. Şu anda da Özel Medline Hastanesi’nde çalışıyorum. Üroonkolojiyle ilgili Bakırköy Sadi Konuk Hastanesinde ve Amerika’da Johns Hopkins Hastanesinde eğitim aldım. Ürolojik kanserler özel ilgi alanım, daha çok bu tarz hastalıklarla ilgileniyorum.

Sizler kendi içinizde de bir branşlaşmaya gidiyorsunuz değil mi?

 

Aslında resmi bir branşlaşma yok ama bu tip branşlarda kendi alanınızda uzmanlaşmak daha uygun oluyor. Çünkü bir doktorun bir sürü ameliyat yapmasındansa kendi alanında uzmanlaşması hem bilgilerini toplaması açısından hem de hastalara yaklaşımı açısından daha uygun oluyor. Hastalar açısından ise işin uzmanıyla karşılaşmak çok daha yüz güldürücü sonuçlara neden oluyor.

İnsanların genel olarak özellikle merak ettiği PSA diye bir test var. Nedir bu PSA testi ve neden yaptırmalıyız PSA testini?

 

PSA’yı biz prostat kanserinin tarama testi olarak yapıyoruz. Prostat kanseri de biz erkeklerin baş belası ve erkeklerde en sık görülen kanser türü. Aile hikayesi olanlarda 45 yaşın üzerinde, aile hikayesi olmayanlarda ise 50 yaşın üzerinde mutlaka yılda bir defa PSA testi yapmamız gerekiyor. PSA, prostattan salgılanan bir enzim. Aslında prostat kanserini belirtmiyor ama PSA yüksek olduğu zaman biz prostat kanserinden şüpheleniyoruz ve bu sayede de PSA yüksekliğinde belki biyopsi alabiliriz, sonrasında da prostat kanseri için tarama testlerimize devam etmemiz için bize bir ön belirteç olarak kullanıyoruz.

Peki, yüksekliğiyle ilgili antibiyotik kullanımı söz konusu mu?

 

Antibiyotik kullanımı, uzun süre yapılan bir yöntemdi. PSA yükseldiği zaman prostat iltihabına bağlı olduğu düşünülürdü, antibiyotik verilirdi ve PSA’nın düşmesi beklenirdi. Fakat son yapılan çalışmalarda artık bunların çok önerilmediği, hastanın ciddi yanma ve enfeksiyon şikayetleri yoksa bunların yapılmasının bir anlamı olmadığı söyleniyor.

Peki, prostatlarda biyopsi yapılmalı mı?

Biyopsi, eğer doktorunuz öneriyorsa mutlaka yaptırılmalı. Çünkü prostat kanserinden şüphelendiğiniz zaman, herhangi bir tanı testiyle prostat kanserini bilemezsiniz. Yani bir ultrason yaparak, PSA’nın yüksekliğine bakarak ya da MR çekerek prostat kanserini tespit etmeniz mümkün değil. Bunlar ancak size yardımcı olabilir. PSA yükseldiği zaman her durumda olmasa da genelde öncelikle MR çekilmesini istiyoruz. MR’da herhangi bir şüpheli görüntü varsa biyopsi aldığımız durumlar oluyor ama doktorunuz biyopsiyi öneriyorsa mutlaka yaptırmanız gerekiyor.

MR dediniz. Bir de MR Füzyon Biyopsisi diye bir şey var. MR Füzyon Biyopsisi nedir?

 

Prostat kanserinden aldığımız biyopsi, diğer organlardan aldığımız biyopsilere çok benzemiyor. Meme biyopsisi, troid biyopsisi ya da kolondan yaptığımız şeyler genelde ultrason yaparız, orada bir kitle görünür ve oradan bir nodül alınarak biyopsi yapılır. Fakat prostat böyle değil. PSA yüksek olduğu zaman biz ultrasonda giriyoruz, prostattan on iki tane parça alıyoruz. Bunlar rastgele yerlerden değil, prostat kanserinin belli başlı yoğunlaştığı alanlar var, oradan yapıyoruz. MR bize bunu sunuyor. MR çektiğiniz zaman oradaki kitleyi görüyorsunuz, o kitleden MR eşliğinde füzyon biyopsisi yapıyoruz. MR görüntülerini ultrasona yüklüyoruz, ultrason bize MR görüntülerini gösteriyor. MR ile ultrasonu birleştiriyoruz, füzyon yapmış oluyoruz ve ultrason eşliğinde MR görüntüsünden biyopsi alıyoruz. Yani MR Füzyon Biyopsisi bu. Çok güzel ve çok ciddi bir teknik bu.

Prostat kanseri tedavi edilebiliyor mu?

Tabi edilebiliyor. Öncelikle her kanserde olduğu gibi prostat kanserinde de erken teşhis çok önemli. Erken tanı koyduktan sonra tedavi edebiliriz ve tedaviyle prostat kanserini yenmek kemoterapiye kalmadan ameliyatla ya da ışın tedavisiyle mümkün olabiliyor.

Bir izleyicimiz sormuş ve çok da merak ediyormuş. Genç yaşta prostat olunur mu?

Hastalar bize, ‘’Ben prostatım’’ diye gelir, şikayetlerini söyler ve ‘’Bu şikayetlerim var, ben de prostat kanseri olabilir mi?’’ diye sorar. Ya da elinde tahliller gelir, ‘’Ben prostat kanseriyim, bana tanısı konulmuş ama benim hiçbir şikâyetim yok. Ben nasıl prostat kanseri oldum?’’ diye sorar. Şimdi burada bir kafa karışıklığı var. Prostat dediğiniz şey, her erkekte olan bir organ. Doğuştan erkeklerin hepsinde var ve belirli bir yaştan sonra ergenlikle beraber büyümeye başlıyor ve ilerleyen yaşlarda şikayetler yapabiliyor bize. Prostatın iki bölgesi var. Bir tanesi bizim BPH dediğimiz; prostatın iyi huylu hastalığıdır. Bunu sağlayan dokusu ayrıdır, prostat kanserine sebep olan yeri ayrıdır. Prostat kanserine sebep olan yeri, prostatın genellikle idrar yollarıyla bağlantılı olmayan yerleridir ve prostat kanserinin olmasıyla idrar şikayetlerinin olmasının bir alakası yoktur. İdrar şikayetleri; iyi huylu prostat büyümesinin semptomudur. Genç yaştaki hastamızın prostatı mutlaka vardır ama genç yaşta prostat büyümesi olmaz. 45 yaşın altında pek prostat büyümesi bekleyemeyiz. O semptomlar daha çok prostat iltihabına ya da idrar yollarındaki darlığa bağlı semptomlar olabilir.

Laparoskopi denilen bir ameliyat türü var. Nedir bu laparoskopi? Avantajı nedir?

Prostat ameliyatı dediğiniz şey, aslında hastanın cildini açarak prostatı dışarı çıkarmak. Biz buna radikal prostatektomi diyoruz. Radikal prostatektomi, yıllardır açık şekilde yapılan bir ameliyat. Laparoskopi dediğimiz ameliyat da kapalı ameliyat. Kapalı ameliyat da cildi açmadan yapılan bir ameliyat türü. Cildi ve cilt altındaki dokuları kesmeden yapılan bir şey. Yani cildi ve kasları açmıyoruz ama aynı ameliyatı yapıyoruz. Bunun avantajlarından biri; ameliyatı birkaç tane delikten yaptığımız için içeriye kamera ve birkaç tane ince alet yerleştiriyoruz. Yani açık ameliyatı 60 santimlik bir mesafeden yaparken, kapalı ameliyatı 2 – 3 santimlik mesafeden yapabiliyoruz.

Hocam yine en çok merak edilen konulardan biri de Robotik Cerrahi. Robotik Cerrahi ne demek, nasıl yapılıyor ve avantajları var mı?

 

Aslında bu ameliyatları radikal prostatektomi ameliyatları üzerinde ikiye ayırmak lazım. Prostatı bir portakala benzetmek mümkün. Portakalın dışını bırakıp, içini çıkardığınız zaman bu iyi huylu prostat ameliyatı oluyor. Eğer portakalı kabuğuyla çıkarırsanız, bu radikal prostatektomi ameliyatı oluyor. Nasıl yaptığınız önemli değil. Açık yapabilirsiniz, laparoskopik yapabilirsiniz, robotik yapabilirsiniz. Bunu açık ya da kapalı diye ayırabiliriz. Çünkü robotik dediğiniz şey, robot yardımıyla yapılan laparoskopik cerrahi. Yani o da bir laparoskopi. Laparoskopi, vücuda göbeğin altından beş tane ya da altı tane trokalle (küçük delikler) içeriye kamera ve çalışma ekipmanlarını yerleştiriyorsunuz. Bunları ben eğer ellerimle, bir kişi yardımıyla yaparsam laparoskopi oluyor. Eğer ben bu ameliyatı robot yardımıyla yaparsam robotik laparoskopi oluyor ve robotik cerrahi oluyor. Bunun da açık ameliyata göre avantajları; kanamanın çok daha az olması. İkincisi; bizim prostat kanserinde en büyük sıkıntımız idrar kaçırma ve sertleşme problemi. Biz bunları çok sık görüyoruz. Ameliyatı ne kadar yakından ve ne kadar ince yapabilirsek, bizim için o kadar avantajı oluyor. Özellikle robot ve laparoskopinin ameliyattan sonra idrar kaçırma ve sertleşme probleminde daha olumlu olduğunu söyleyen yayınlar mevcut. Bu yönden bizim avantajlarımız oluyor.

Peki, hocam prostat kanserinde metastaz durumunda ameliyat öneriliyor mu?

Genel bilgi olarak; eğer bir hastada hastalık metastaz yaptıysa, ameliyat etmemek gerekir. Çünkü hastaya bir faydası olmaz. Belli durumlar hariç. Biz prostat kanserinde lef nodlarını çıkardığımız zaman Lenf nodu metastazlarını da ameliyat edebiliyoruz. Seçilmiş hastalarda, özellikle genç hastalarda Oligometastaz dediğimiz bir terim var. Oligometastaz, az metastazdır. Yani bir ya da iki metastazı olan bir hastada prostatı alıp, oralara da eğer tedavi yapabilirsek, hastanın sağ kalım avantajı olabilir. Fakat bunu hastayla iyi konuşmanız gerekiyor. Fakat dediğim gibi metastatik hastalarda ameliyat kural olarak çok önerilmiyor.

Yine çok sorulan sorulardan bir tanesi de idrarda kanama. İdrarda kanama olunca ne yapmamız lazım hocam?

 

İdrarda kanama, PSA gibi bizim için çok alarm verici bir durumdur. İdrarda kanama olduğu zaman mutlaka bir üroloji doktoruna gitmeniz gerekiyor. İyi huylu sebeplere bağlı olabilir ama önemli olan o değil. Yani taşa bağlı olabilir, prostata bağlı olabilir ama idrarda kanamanın 50 yaş üstü en sık sebebi mesane kanseridir. Mesane kanseri de idrarda kanama olduğu zaman kolaylıkla tespit edilebilen ve ilk evrelerinde kolaylıkla tedavi edilebilen bir hastalıktır ama geciktirildiği zaman çok ciddi yan etkilere sebep olabilir ve sonrasında yapılması gereken ameliyatlar çok daha komplike bir hale gelebilir.

 

Mesane kanserini daha detaylı açıklar mısınız hocam. Bir de mesane kanserinde de biyopsi alınıyor mu?

 

Biyopsi, parça alıp patolojiye göndermek ve o hastalığın ne olduğunu göstermek demek. Yani prostat kanserinde PSA yüksek ve ben onun kanser olduğunu biliyorum ama biyopsi bana kanser olduğunu göstermeden ben o tanıyı koyamam. Mesanede biyopsi almıyoruz. Mesanede idrarda kanamayla gelen hastada bir ultrason yaptık, tomografi çektik ve diyelim ki mesanenin içinde 1,5 santimlik bir kitle gördük. İçeriye girip, parçayı alıp, patolojiye gönderip, sonucunu bekleyip ameliyat edebiliriz ama onun yerine içeriye giriyoruz, gözümüzle o kitleyi görüp kazıyoruz. Kazıdığımız zaman aynı anda biyopsisini de tedavisini de yapmış oluyoruz. Mesane turu dediğimiz yöntem de bu. İdrar yolundan girip kazıma işlemine mesane turu deniyor.

Peki, hocam bu mesane turu işleminden sonra ne yapmamız gerekiyor?

Patolojiyi bekliyoruz, patolojiden sonra mesane tümörünün öncelikle ilk yapılan turda yüzde 75-80’i yüzeyel dediğimiz mesane kanseri. Yüzeyel mesane kanseri de üst tabakaları yüzeyel tabakalar, daha derin kas tabakaları da derin tabakalar. Bu eski bir tanımlama ama çok daha akılda kalıcı ve hastaların daha rahat anlayabileceği bir tanım olduğu için bu şekilde anlatmayı ben çok seviyorum. Yüzeyel mesane kanserlerinde tedavimiz tur ameliyatı ve sonrasında tüm dünyada kullanılan verem aşısının zayıflatılmış halini içeriye sonda ile veriyoruz. Vücut bununla savaşıyor. Savaştığı zaman da mesane kanseriyle de savaşıyor ve çok ciddi başarılar elde ediyoruz. Yani normalde bilinen kanserle çok farklı tedavileri var. Kontroller, tedbirler ve işinin ehli bir doktor tarafından takibi ve tedavisi çok önemli.

Bu da çok merak edilen konular arasında. Mesane alındıktan sonra hasta rahatlıkla idrarını yapabilecek mi?

 

Yüzeyel ve derin diye anlattığım mesane kanserlerinde eğer kanser derinlere inmişse ya da yüzeyel olup da kapalı ameliyatla temizlenemeyecek hale geldiyse, mesaneyi almamız gerekiyor. Mesaneyi, prostatı, idrar yollarını alıyoruz idrar kanalları boşta kalıyor. Orada bağırsaktan bir mesane yapmamız gerekiyor. Ya rezervuar yapıp, o rezervuarı karından dışarıya veriyoruz ya da hastayla konuşup hasta uyumunu sağladığımız zaman bağırsaktan bir mesane oluşturuyoruz, onu da normal idrar yoluna bağlıyoruz. Yani hasta aynı şekilde ameliyat öncesindeki gibi idrarını yapabiliyor. Bu da bir ameliyat seçeneği. 

Programın tamamını Gazette TV YouTube hesabından izleyebilirsiniz.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER