‘Doğru yöntemi hekime sorun’

‘Doğru yöntemi hekime sorun’

Vücut sağlığımızın başlangıç noktası olan ağız ve diş sağlığı, yaşamımız boyunca bizi etkileyen en önemli noktalardan biri. Peki, ağız ve diş sağlığımıza ne kadar önem veriyoruz, yeterince önlem veriyor muyuz? Konuyla ilgili Gazette’ye açıklama yapan Diş Hekimi Uğur Yoldaş, ‘’Günlük bakım için yemeklerden sonra ve yatmadan önce mutlaka günde iki veya üç defa doğru zamanı ayırarak fırçalamak gerekiyor. Doğru fırçalamayı hekiminize sorarak ya da internetten bakarak öğrenebilirsiniz. Yılda iki veya üç defa hekiminize kontrole giderek, kolay kolay problem yaşamadan hayatınıza devam edebilirsiniz’’ dedi.


 

İşte, Diş Hekimi Uğur Yoldaş ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj;

 

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Uğur Yoldaş kimdir?

Ben, Malatya’da doğdum. Neredeyse bütün eğitim hayatımı Adana’da geçirdim. Çukurova Üniversitesi mezunuyum. Eğitim hayatımı tamamladıktan sonra da iş hayatıma başladım. Şu anda da mutlu, mesut, sıkıntısız bir şekilde çalışma hayatıma devam ediyorum. Bir yandan çalışma hayatımı yürütürken, bir yandan da kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Sizin herhangi bir uzmanlık alanınız var mı hocam?

 

Herhangi bir uzmanlık alanım yok. Mesleğe başladıktan sonra sınava başvurup, tek bir alanda çalışmayı tercih etmedim. Daha çok kendimi geliştirerek, dışarıdan kurslar alarak, her hastada üzerine katarak, elimden geldiğince her şeyi tedavi olarak hastalarıma sunmaya çalışıyorum. Tabii uzman hekim gerektiren vakalarda, uzman arkadaşlarımızla beraber çalışıyoruz. Onlardan öğreniyorum. Süreç benim için bu şekilde devam ediyor.

Klinikte uyguladığınız hizmetler nelerdir?

 

Kliniğimizde implanttan tutun da ortodonti tedavisine kadar diş tedavilerinin hepsi uygulanıyor. Tabi bunları uzman hekim arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştiriyoruz ki hastalarımıza daha iyi bir hizmet sağlayalım. Onun dışında dolgu, kanal, endodontik tedaviler, cerrahi tedaviler gibi tedaviler gerçekleştiriyoruz. Tabi çok ileri cerrahi tedaviler olmuyor. Çünkü buranın ona yetkisi yok ama onlarda da hastalarımızı yönlendirerek doğru yerde, doğru şekilde tedavi olmalarını sağlıyoruz.

Ağız ve diş sağlığının genel tanımını nasıl yaparsınız?

 

Hastanın ya da kişinin kendi ağız hijyenini en iyi şekilde fırçalayarak, düzenli kontrollerine giderek, kendini bilerek yapabildiği bir süreç. Kendine ne kadar iyi bakabiliyorsa, aynanın karşısında ne kadar zaman geçiriyorsa doğal olarak hekime başvuruyor. Bir sıkıntı gördüğünde hemen hekime gidiyor. Ben, bunu birçok hastamda gördüm. Bana, ‘’Hocam şu dişimde şu var’’ diyerek gelen de oldu. Kişi kendine bakabiliyorsa herhangi bir problem olmadan çözülebilecek bir süreç yani.   

Ağız ve diş sağlığının hayatımızdaki önemi nedir?

 

Bu, çok derin bir süreç. Eğer siz ağız hijyeninize yeterli bakamazsanız, doğal olarak yediğiniz gıdaları iyi öğütemeyeceksiniz. Bu, midenize daha fazla yük binmesine neden olacak. Ki hayatın stresini de dahil ettiğimiz zaman daha büyük sorunlar yaratmaya başlar. Yani sağlığın ağızdan başladığını da söyleyebiliriz. Eğer ağız hijyeniniz iyi durumdaysa, daha iyi yiyip içebileceksiniz, daha iyi sindireceksiniz. Herhangi bir mide sorunuyla karşılaşmayacak, ona bağlı olarak sıkıntılar yaşamayacaksınız. Yani ağız hijyeni her zaman ilk sağlık diyebiliriz.

Günlük diş bakımımızı nasıl yapmalıyız? Daha beyaz dişlere sahip olmak için nelere dikkat etmeliyiz?

 

Günlük bakım için yemeklerden sonra ve yatmadan önce mutlaka günde iki veya üç defa doğru zamanı ayırarak fırçalamanız gerekiyor. Yani 30 saniye hemen fırçalayıp giderek olmuyor. Doğru fırçalamayı hekiminize sorarak ya da internetten bakarak öğrenebilirsiniz. Doğru zaman aralığında, en az 2-3 dakika fırçalamayı düzenli yaptığınızda, ağrınız veya probleminiz olmazsa bile hekiminize de yılda iki veya üç defa kontrole giderek, çok ciddi problem yaşamadığınız sürece ağız hijyeninde kolay kolay problem yaşamadan hayatınıza devam edebilirsiniz. 

Tedaviye gelen hastalarınızda arasında dişçi fobisi olanlar için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

 

Bunun nedenlerinden bir tanesi de çocukluk döneminde yaşamış olduğu kötü tedavi yöntemi ya da korkutarak, travma oluşturarak yapılan tedaviler, ailesi ya da çevresinin korkutması gibi olaylar var. Genellikle hastalarımızda hep bu çıkıyor ve bunlar ondan dolayı çok korkuyor. Yaş sınırlaması yok. Yani 20 yaşındaki hasta da buradan korkabiliyor, 50 yaşındaki hasta da buradan korkabiliyor. Buradaki yaklaşım da yaşa bağlı olarak farklı olacak. Hastaya süreci anlatarak, işlem sırasında bile ‘’Şunu yapacağım, bunu yapacağım’’ gibi bilgilendirmeler yaparak tedirgin olmasını engelliyoruz. Diş taşı temizliği, küçük basit bir dolgu gibi işlemleri yaparak, hastanın rahatlatılması gerekiyor. Hasta bir şey olmayacağını gördüğü anladığı anda da en basitinden en karmaşığa kadar dental tedaviler uygulanabiliyor. Çocuklarda da yine aynı şekilde yapabiliyoruz. Daha önce mutlaka korkmuştur. İlk tedavisidir, hekimden korkuyordur, ortamdan korkuyordur. Sorunlu bir başlangıç yapmıştır. Biz de anlatarak, ikna ederek, hiçbir şey yapmazsa bile gelip burayı tanıtarak bu süreci tamamlıyoruz. Kendi yeğenlerim bile beni önlüğümle gördüklerinde kapıdan ağlayarak kaçmışlardı. Arada geçen sürede sürekli gelerek, beni tanıyarak, burada neler olduğunu anlattıktan sonra artık koşarak geliyorlar. Ben inanıyorum ki ömürleri boyunca bu koltuktan korkmayacaklar. Hekimi tanıdıklarında ve kendilerine bir şey olmayacağını bildiklerinde bu koltuğa rahatlıkla oturup dental tedavilerini ya da diş sıkıntılarını giderebilecekler.

O zaman hocam sizin her hastaya farklı bir yaklaşımınız var?

 

Tabi. Daha önceden tecrübesi olan hastaya sürecin nasıl işlediğini detaylı olarak anlatmaya gerek yok. Tecrübeli hasta biliyor zaten. Anestezi yapacağım, ağzına su gelecek ve diş çekimi esnasında neler yapacağımı biliyor. Ona sadece, ‘’Şu işlemi yapacağım’’ deyip, başlayabiliyorum. Fakat hiçbir bilgisi olmayan hastaya doğal olarak anlatmanız gerekiyor. Aksi halde daha fazla korkacak, işlem sırasında anlık hareket edecek. Anlık hareket etmesi, bir anda başını çevirmesi, elimi tutmaya çalışması büyük problemlere yol açabilir. Çünkü biz belirli tedavilerde tehlikeli aletlerle çalışıyoruz. Anlık bir refleks ya da başını çevirmesi, istenmedik sorunlara yol açabilir.

Ülke olarak ağız sağlığına verdiğimiz önemi yurtdışıyla kıyasladığımızda ne durumdayız?

 

Aslında coğrafi olarak baktığımızda her bölgede daha farklı bir tedavi ya da daha farklı ağız hijyeni sağlayabiliyorlar. Fakat genel olarak baktığımızda Türkiye’de insanlar ağız hijyenine daha fazla önem göstermeye başladılar artık. Diş hekimlerinin daha fazla olması, diş kliniklerinin daha fazla olması, çok daha rahat ulaşım sağlıyor olmaları, bilgiye ulaşabiliyor olmaları gibi nedenler başta geliyor. Dolayısıyla yavaş yavaş bunun arttığını söyleyebiliriz. Daha iyi bakıyoruz, daha çok özen gösteriyoruz ve daha fazlasını istiyoruz. Hekimde de daha fazlasını istiyoruz artık. Yani temelde tedavim daha estetik olsun, dolgum daha iyi dursun, kaplamam daha güzel dursun diyerekten geliyor hastalar. Dolayısıyla hastalar artık daha iyi bir bilgiye sahipler ve daha fazlası için geliyorlar. Biz de daha fazlasını vermek için geliştiriyoruz kendimizi ki hasta buradan memnun ayrılsın. Bu durum hem estetik açısından hem de sağılığını geri kazanmak açısından daha fazla önem arz ediyor.

Saçın, giyimin, kuşamın trendi oluyor. Özellikle giyimin yaz – kış trendleri oluyor. Baktığımız zaman dişlerde de öyle bir trend var mı?    

Evet, var. Gelen hastalarımızın sosyal medyada, ünlülerde gördükleri veya özellikle araştırıp gelip, ‘’Hocam ben lamina istiyorum’’ gibi talepleri olabiliyor. Hasta artık bilgiyle geliyor. Ya da hasta implant için geldiğinde, ‘’Hocam ben yurtdışına çıkacağım, orada sıkıntı yaşamayayım, herhangi bir problemim olduğunda oradaki hekime gidebileyim’’ diyerekten şu marka gelsin ya da şu implantı yapalım diyebiliyor. Hasta doğal olarak da bakıyor, öğreniyor ve hekimine o şekilde dönüş yapıyor. Bu da birçok alanda olduğu gibi dental alanda da trendlerin olduğunu gösteriyor.

Hastanın bilinçli olması, hekim olarak sizin de işinizi rahatlatıyor öyle değil mi?

Hastamız bir bilgiyle geliyor. Tek sıkıntımız bazen yanlış bilgiyle geliyor olması. Örneğin bir implant tedavisinin çok ağrılı, çok kanlı olduğunu zannetmesi bizim için sıkıntı olabiliyor. Çünkü ona ağrının vesairenin olmadığını anlatmamız, sürecin hemen her adımında onlarla iletişim halinde kalacağımızı söylememiz, hastayı rahatlatıyor. Yanlış bilgiyle, uç bilgiyle geldiği zaman, doğal olarak hastada bir korku oluyor. Bunların hepsi de artısı – eksisi olan bir durum ama her şeyi bilerek gelen bir hasta için evet, tedavi çok daha rahat oluyor.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

 

Hastalarımızın diş hekiminden korkmasına gerek yok. Hekimle iletişim kurabiliyorsanız, hekim size gerekli olanı anlatabiliyorsa, ne yaşayacağınızı anlatıp, sizi rahatlatabiliyorsa korkmanıza gerek yok. Yani hekiminizle iletişim halinde kalırsanız, bütün dental tedavilerinizi gönül rahatlığıyla yaptırabilirsiniz.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER