KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: KKTC’yi korumak bizlerin görevi

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: KKTC’yi korumak bizlerin görevi

Gazette TV, önemli bir konuk ağırladı. Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül ile Biz Bize”de, canlı yayında soruları yanıtladı, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tarsus Tarihi Kırkkaşık Bedesteninde yapılan canlı yayında konuşan Tatar, tarihten bu yana Kıbrıs üzerinde oyunlar oynandığını ve hala da oynandığına söyledi.

Eşitlik temelinde Ada’da iki devletli bir çözümden yana olduklarını anlatan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ancak Avrupa Birliği’nin, özellikle de Yunanistan’ın, Kıbrıs’ı, 13. Ada olarak görmesinin asala kabul edilemeyeceğine dikkat çekti. Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’den Ege Denizi’ne kadar 2 bin kilometrelik kıyısı bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Tatar, bu açıdan Kıbrıs’ın Türkiye’nin de güvenliği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

İşte, Cumhurbaşkanı Tatar’ın çarpıcı açıklamalarından satış başları şöyle:

Dokuz aydır görev yapıyorsunuz göreve geldiğinizden bugüne kadar hiç kimsenin daha önce hiçbir cumhurbaşkanın cesaret edemediği şeyleri konuşuyorsunuz. Bununla ilgili nasıl karşılanıyorsunuz?

Benim siyasetim iki devlet çünkü daha önceleri her ne kadar da kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş o da gönlünde iki devlet olsaydı da o zaman dünyadaki beklenti bu federasyon görüşmelerinin devam etmesi. Çünkü öyle bir anlayış vardı ve sayın Rauf Denktaş defalarca söylemesine rağmen hala federasyon görüşmelerinin devamı şeklinde genel bir beklenti vardı ve oraya göre tabi eşitlik temelinde bir anlaşma için iki ayrı devlet fakat o devletlerin egemenliği söz konusu değildi. O zaman yapılan o konuşmalarla egemen değilse o zaman iki devlet esas itibariyle belediye hizmetleri verebilecek yapıda esas yetkili yukarıdaki merkezi devlet yukarıdaki merkezi devletin de Rumlar tarafından yönetilmesiyle çünkü Avrupa birliği içerisinde Yunanlıların orada olmasıyla güç onlarda olacaktı. Böyle olduğunda tamamiyle yetki Rumlara geçip uzun vadeyle Türkiye’nin de Kıbrıs’tan çekilmesiyle Türkler orada yalnızlığa daha sonra yok oluşluğa giderlerdi. Bu oyun böyle oynandı, böyle bir tezgah ve esas itibariyle Kıbrıs daha da büyük bir oyun Türkiye Cumhuriyetine değil Türkiye Cumhuriyetinin 1571 Osmanlı devirleri Kıbrıs’ta bağları vardır. 1571’de Osmanlı 70 bin şehit verip Kıbrıs’ı aldı. Kıbrıs’ı Türkiye 1878 yılına kadar yönetti. 1. Dünya Savaşından sonra kiraladığı Kıbrıs’ı İngiltere gasp etti. Bir bakıma Osmanlı onun devamı olan Türkiye’nin elinden aldı ve o günden bu güne Kıbrıs’ta bu mücadele devam etmektedir. Kıbrıs’taki bizler yani Osmanlı torunları büyük bir mücadele vermekteyiz. Biz ne İngiliz’e ne Rum’a onların bütün emperyalist bütün baskı ve bir takım soykırım ve diğer hareketlerine maruz kalmak suretiyle hep direndik hep kahramanlık ve büyük destansı mücadele verdik. Ama her zaman Türkiye’nin desteği ile bunu yapabildik. Dolayısıyla şimdi artık Kıbrıs’la ortaklık değil bu Avrupa Birliği oyunuyla Türkiye’yi dışlamaya çalışıyorlar. Rum Cumhuriyeti o yoluna devam edebilir, egemen olduğumuz için biz her zaman Türkiye ile iş birliği, Türkiye ile yeni anlaşmalar, Türkiye ile yeni her türlü fikir birliği ve gönül içerisinde oradaki toplumsal ve halk olarak varlığımızı sürdürüyoruz. Onun için yeni siyasette benim temsil ettiğim siyasette ve ben bunu söyleyerek seçimi kazandım ve bu siyasetin tamamı Türkiye’nin desteğini almış vaziyettedir. Sayın cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk hükümeti sürekli olarak benim arkamda durduklarını, bu siyasete onay verdiklerini söylüyorlar. Maraş açılımı da esas itibariyle bu büyük siyasetin açılımıdır. Orda da büyük bir adım atılmıştır, başbakanken ben bunun kararını aldım. Tabi hep söylüyorum ben vefalı bir insanım Türkiye Cumhuriyetinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdikleri destek çok önemli. Yalnız başımıza yapacağımız bir iş değildi. Dolayısıyla Kıbrıs meselesinde ben hep çocukluğumdan beri onu duydum, babamdan dedemden Türkiye ile iyi bir iş içinde olacaksınız. Türkiye ile yakın olacaksınız Türkiye ile beraber ancak bu davayı yürütebiliriz. Çünkü bizim Kıbrıs’ta böyle bir mücadeleyi yürütmeye gücümüz yetmez. Dolayısıyla Türkiye’nin desteği ile Türkiye ile iş birliği içersinde bu kutsal ve milli davanın yürütülmesinde bana göre fevkalade önemli bir aşamaya geldik. Çünkü bir artık devlet sayılır, bir cumhuriyet sayılırız. Bütün dünyaya bunu anlatma pozisyonunda haykırıyorum. Her Allah’ın günü gelen giden yabancılara neden Kıbrıs’ta iki devlet çünkü federasyon temelleri anlaşarak Kıbrıs’ı yok oluşa ve Türkiye’nin hem Kıbrıs’tan hem Doğu Akdeniz’den çıkmasına sebebiyet verecek bir yoldur böyle bir oyuna gelmeyiz ve yeni siyaset yeni anlayış bağımsız yan yana yaşayan iki ayrı egemen devlet, onun için egemenlik diyorum, bağımsızlık diyorum, hürriyet diyorum.

Cumhurbaşkanlığınızın 5. ayında Cenevre’de bir toplantıya katıldınız ve iki devleti gündeme getirdiniz. Basına kapalı kısımda Birleşmiş Milletleri ve Yunan ekibinin size tepkisi nasıl oldu?

Bir kere onlar bunu kabul etmiyorlar. Güvenlik Konseyinin ortaya  koyduğu parametreler yani çerçeve iki toplumun, iki bölgeli federasyondan ibaret. Ben bunun dışına çıkamıyorum diyor, fakat bende kendisine Kıbrıs’ta bir anlaşma olabilmesi için iki tarafın onay vermesi lazım dedim. 50 senedir bu federasyon görüşüldü. Bu federasyon noktasında hiçbir anlaşılmaya varılamadı. Çünkü Kıbrıslı Türklerin iyi niyetine, fedakakarlığına rağmen Rum tarafı bunu hiçbir zaman iyi niyetle karşılamadı. Rum tarafının oynadığı oyun zaman içerisinde Türkiye’nin başka başka öncelikleri sıkıntıları ile Kıbrıs’tan çekilmesi ve Kıbrıs’ın bir bütün olarak Yunan adası olması. Bunların oynadığı oyun budur.

NE KIBRIS ESKİ KIBRIS’TIR NE DOĞU AKDENİZ ESKİ DOĞU AKDENİZ’DİR

Çünkü böyle benzer oyunlar Lodos’ta, Girit’te Yunan adalarında Ege’de ama son kere esasında 13. ada dedikleri Kıbrıs’ta aynı oyunu oynamalarına Kıbrıs halkı her zaman engel oldu, her zaman Kıbrıs halkı bunun karşısında durdu. Başaramadılar başaramayacaklar. Çünkü bizde kararlı durduk, çok büyük mücadeleler verdik, destan yazdık direnişimizle, gerçekten kahramanlık örneği koyduk. Türkiye’nin de desteği şu anda tamamen arkamızda. Zaten ne Kıbrıs eski Kıbrıs’tır ne de Doğu Akdeniz eski Doğu Akdeniz’dir. Bambaşka Doğu Akdeniz vardır, başta enerji kaynakları olmak üzere jeopolitik bakımdan. Suriye olaylarından sonra her türlü Amerika’sının, Rusya’sının diğer ülkelerin Doğu Akdeniz’de pozisyon alma çalışmaları bütün bunlar bu Doğu Akdeniz bölgesini değerli hale getirmiştir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetiyle birlikte hem Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ama aynı zamanda da Kıbrıs’ın kuzeyinde emin ellerde güçlü bir Türk devleti olursa o zaman Türkiye’nin güvenliği de garantiye alınmış olur. Çünkü Türkiye’nin iki bin kilometre uzunluğunda İskendurun’dan Ege Denizine kadar Doğu Akdeniz’e bakan kıyı şeridi vardır. Bu kıyı şeridi önemli coğrafyadır. Dolayısıyla Kıbrıs’ın emin ellerde olması Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve stratejisi bakımından çok önemlidir. Karşılıklı bir takım gerçekten menfaatlerimiz vardır. Onun için biz Türkiye ile iş birliği içerisinde karşılıklı anlayışla Kıbrıs davasını yürütmek durumundayız. Şimdiye kadar büyük bir başarı vardır.

ÖDENEN BEDELELERİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ

Çünkü 1950’lerden yok olma noktasından Kanlı Noellerden, sabahleyin Tarsus’ta yaptığım konuşmadan, geçen hafta Elazığ’daydım, Elazığ’a gittim bir vefa örneği tüm Türkiye’ye seslenmek için unutmayacağız, unutmayacağız. Çünkü orada Kanlı Noel Kıbrıs Türk alayının o zaman tabip komutanlarından Nihat İlhan’ın ilk eşini Mürevvet hanım ve çocuklarını hunharca acımasız evine gidip katletmişlerdi. İnsanları bunlar orada şehit düşmüş daha sonra memleketleri Elazığ’a götürülmüşler. Kabirleri orada, orayı ziyaret ettim, oradan mesaj verdim, açıklamalar yaptım. Kıbrıs Türk halkı büyük bedel ödedi, Kıbrıs Türk halkı acılar çekti. Kıbrıs Türk halkı hala da bu acıları yüreğinde taşıyor. O günde Elazığ’da şehitlerimizi anmaya geldim. Hiçbir zaman unutmayacağız. Bu ödenen büyük bedelin karşılığında şu anda bir devlet var. Cumhuriyet var burada, bir millet için, bir halk için şereftir, büyük bir haysiyettir. Dolayısıyla bu saatten sonra biz devletimizden vazgeçmeyiz devletimizin güçlendirilmesi ve Doğu Akdeniz’le Türkiye ile iş birliği içinde tüm bu kaleyi koruyabilmek, güçlendirebilmek bizlerin görev ve vazifesidir.

Peki, şunu diyebilir miyiz Sayın cumhurbaşkanım hep sözde kalan eşitlik ve tanınması için kollar sıvandı

Şimdi biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yıllardan beridir kabul ettirmeye çalışıyoruz bizim gerçekten de çok da büyük başarılarımız var. Yüzden fazla ülkeden de hatta geçen Doğu Akdeniz Üniversitesinin mezuniyet törenindeydim. İnanamayacaksınız, 140 faklı ülkeden öğrenci var. Diğer üniversitelerimiz de öyle. Yüzden fazla ülkeyle ticaret yapıyoruz. Dünyanın her yerinden turist geliyor, KKTC’ye. Bu insanların her biri bir ülkenin vatandaşları, kendi iradeleriyle geliyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adı, varlığı dünyada kabul görmüştür. Bu da bir tanınmadır. Siyasi anlamda tanınma işte onu büyükelçi olacak.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER