Korkut Daban: Konu çalışmayın deneme çözün

Korkut Daban: Konu çalışmayın deneme çözün

Davranış Bilimleri Uzmanı ve Eğitimci Korkut Daban, YKS’ye girecek öğrencilere önerilerde bulundu. Gazette Gazetesi muhabirlerinden Ramazan İlın’a konuşan Daban, ‘’Sınav sürecini maraton yarışlarına benzetiyorum. Yarışın son kısmında aşırı tempo ve performans artırmak doğru değildir. Bu tutum sınavda da geçerlidir. Sınava çok az bir zaman kala performans ve tempo yükseltmek doğru olmayacaktır. Sürekli konu çalışmak yanlış bir stratejidir. Konu çalışmakla yerine deneme sınavları yapmaları gerekiyor. Günde en az 2 deneme sınavı yapmaları onlar için daha iyi olacak’’ dedi.


İşte Davranış Bilimleri Uzmanı ve Eğitimci Korkut Daban ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj;

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Korkut Daban kimdir?

Ben Korkut Daban, yaklaşık 23 yıldır eğitim sektöründe faaliyet gösteren, aynı zamanda köşe yazarlığı ve kitap yazarlığı yapan bir eğitimciyim. Kendimi eğitim gönüllüsü olarak tanımlıyorum ama biliyorsunuz ki her eğitimcinin bir de branşı ve uzmanlık alanı vardır. Benim çalışma alanım Sosyal Psikolojidir. Sosyal psikoloji; gündelik hayattaki bireyin yaşamış olduğu olayların değerlendirildiği, analiz edildiği başka bir deyişle davranış bilimleri uzmanı olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda gönüllü birtakım faaliyetlerimizde var. Sadece köşe yazarlığı değil, radyo programcılığı, seminerler, konferanslar, sempozyumlar, özellikle orta öğretim, lise, üniversite öğrencilerine yönelik çalışmalar da gönüllük esasıyla gidip seminerler ve konferanslar düzenliyoruz.

Sınavlar hakkında genel bilgiler verebilir misiniz? 

Son 3 yıldır yüksek öğretim kurumlar sınavı yani YKS, oturumun tamamının ismi bu şekilde isimleniyor. TYT ve AYT başlıkları programın içeriği ile ilgili belirleniyor. Temel yeterlilik sınavı (TYT) dediğimiz program baraj sınavıydı. Yani öğrencilerin ilk elemeden geçmiş olduğu ve temel yeterlilik bilgilerinin ölçüldüğü sınavdır. Bu sınav içeriği; lise 9. ve 10. sınıfın ders konularını içerir.  Genellikle pratik ve temel bilgileri içerir. Alan yeterlilik sınavı (AYT) ise lise 11. ve 12. sınıf ders konularını içerir. Bu sınavda pratik, genel kültür ve yetenek bilgilerden ziyade teknik bilgiler gerektirir. Örnek olarak matematik dersini ele alalım. Temel yeterlilik sınavında kombinasyon, olasılık, denklemler ve mutlak değer gibi konularla öğrencinin 4 işlem becerisi test edilir. Alan yeterlilik sınavında trigonometri, logaritma, türev ve integral gibi konularla analitik becerisi test edilir. Bu örnek diğer dersler içinde geçerlidir.

Sınav içeriği ile ilgili yapılan değişiklikler?

Son yıllarda en çok karşılaştığımız husus şu, sınavın içeriği ile ilgi değişiklik var mı ve iki sınav (TYT ve AYT) arasında benzerlikler var mı soruları çok soruluyor. Geçmiş yıllardan beri ilk sınav olan TYT, mart ayında yapılıyordu. Diğer sınav olan AYT sınavı da 2 ay sonra haziran ayında yapılıyordu. Bu duruma baktığımızda öğrenci normal olarak önce TYT sınavına sonra AYT sınavına göre çalışma düzeni oluşturuluyordu. Ağırlıklı olarak enerjinin çoğunu ilk sınava veriyordu. İkinci sınava daha çok mart ayından sonra çalışmaya başlıyorlar. Bu yıl iki sınavı da aynı takvime aldılar. 18 Haziran Cumartesi Günü Temel Yeterlilik Sınavı yapılacak. 19 Haziran Pazar Günü ise Alan Yeterlilik Sınavı yapılacak. Öğrencilerimize söylemek istediğim bir hususta baraj puanı uygulaması kaldırıldı. Bu baraj konusunda öğrencilerden sanal ortamlarda ve yüz yüze çok sorular alıyoruz. Aslında baraj uygulaması diye bir şey yok. Bir öğrenci ilk sınavda 180 puan barajını aşamıyorsa otomatik olarak diğer sınavda göstereceği başarı seviyesi ortada oluyor. Ülkemizde zaman zaman çok değerli alimler, mucitler ve bilim adamları yetişiyor. Kimileri şehirde ve kırsalda yetişmiş. Kimileri özel okullarda ve meslek liselerinde okumuş. Bu öğrencilerimize ayrımda bulunmamalıyız. Bizim dışarıdan zeka olarak geri kaldığını düşündüğümüz çocukların mucit ve bilim adamları olduğunu görüyoruz. Bu kişiler fiziği matematiği, biyolojiyi ve momentumu bilmeyebilirler ama başka yetenekleri vardır. Bu yeteneklerini gösterememelerinin nedeni sınavda karşılarına çıkan baraj puanıdır. Baraj puanı kaldırıldı diye her şey değişmeyecek. Üniversitelerin kontenjanları değişmeyecek. Yine TYT ve AYT sınavları ile alacaklar. Baraj yüzünden bir öğrenci ilk sınavı geçemeyince diğer sınava giriş hakkı bulamıyor. Özellikle meslek yüksekokulları son yıllarda ciddi anlamda öğrenci bulmakta zorlanıyorlar. Barajı geçemeyenlerin hedefi meslek yüksekokulları olabiliyor ve barajı geçemedikleri için hedeflerine ulaşamıyorlar. O işte yeteneği var ama o bölümü okumadığı için istihdamda karşılık bulamıyor. Son yıllarda organize sanayi bölgelerinde teknik bilgiye sahip eleman ihtiyacı çok ciddi bir sıkıntı yaratıyor. Bu ara elemanların temin edilememesi sebebi meslek liselerinde ve yüksek okullarından yeterli derecede mesleki yeterliliği olan mezunlarının çıkmamasından kaynaklanıyor. Gerçekten detaylı olarak baraj konusunu elimize aldığımızda baraj puan uygulamasının kalkmasının çok fazla değişiklik olmayacak sadece meslek yüksekokulları nitelikli işçi bulabilecekler. Düzenli ders çalışan bir öğrenci için ne zararlı ne de ekstra bir durum olmayacak. Bir bölüme 30 öğrenci alınacaksa sınavda o bölümün en başarılı ilk 30 öğrencisi gelecek. Bir değişiklik yok. Sadece meslek liselerinde okumuş ve mezun olanlar için bu büyük bir fırsat olacaktır. Teori bilgisi olmayanlar ama pratik bilgileri olan öğrencilerin önü açılacak. 

Her yıl gerçekleşen sınava geç kalma durumları bu yılda olacak mı? Neden geç kalıyorlar? Bu durumlar öğrenci psikolojisindeki açıklaması nedir?

Aslında sorunuzun içinde iki soru bulunuyor. Birincisi sınavın saati değiştirmeli mi değiştirmemeli gibisinden ve ikincisi ise disiplin kavramıyla açıklamak gerekiyor. Öğrenci psikolojisinden bahsetmemiz gerekiyor. Bir öğrenci 12. sınıfta okuyor diyelim. YKS sınav maratonuna ağustos ve eylül aylarından sınav psikolojisine giriyor. Düzenli ve istikrarlı bir çalışma disipline sahip öğrenci veya kişi her zaman başarılı olur. Hiçbir sınav ve diğer şeylere geç kalmaz. Her öğrencinin veya kişinin ajanda kültürü olması gerekiyor. Ajanda kültürü insana zamanı yönlendirmesini sağlar. Şimdi gençlerin son yıllarda en çok düştüğü tuzak diyorlar ama ben mazeret diyorum. En çok mazeretleri; otobüs geç kaldı, kimliğimi veya giriş belgemi unuttum ve diğer mazeretler üretiyorlar. Sınava eğer sağlık durumunuzla ilgili bir şey yoksa gelmelisiniz. Gençlerimizin gözden kaçırdığı en önemli husus, zamanı kontrol edemiyorlar. Bunun farkında bile değiller. Aslında zaman kontrolü yapamıyorlar demiyorum ama yapmıyorlar. Şimdiki genç nesil önceki nesillerinden daha enerjik ve yetenekliler. Bugüne kadar 2 binden fazla seminerler verdim. Bu kanıya vardım. Bu genç neslin en büyük sıkıntısı disiplin problemi. Serbest olduğumuz zamanda bile belli bir disiplin olması gerektiğini unutuyoruz. Ancak gençlerin bilinçaltında disiplin kelimesi hep baskı ve olumsuz olarak yerleştirilmiştir. Gençler ve diğer kişiler için disiplin çok önemli ve her zaman olması gerekiyor. Disiplin olmayınca her şey bozulur. Uyku düzenin bozulunca sabahları her zaman yorgun ve halsiz olarak kalkarsın. Bu yüzden hem sınava ve diğer şeyler için geç kalırsın. Disiplin ilk nedeni olarak sorabiliriz. İkinci bir nedende sınav yerimiz açıklandıktan sonra kesinlikle sınavdan bir hafta önce sınav yerimize önceden gitmeliyiz. Sınav yerimizin çevresini, şartlarını, trafiğini ve diğer şeyleri bilmemiz gerekiyor. Ben öğrenciler ve velilerine sınav yerlerine giderken toplu taşıma araçlarını kullanmalarını tavsiye ediyorum. Sınav yerlerine hangi dolmuşlar ve belediye otobüsleri gidiyor ve saatleri, güzergahlarını bilmelerinde fayda var. Sınava bir hafta kala beslenmenizi değiştirmeyin. Uyku düzeninizi bozmayın. Sınava giderken rahat elbiseler giymeyi tercih edin. Bunları söyleyebilirim. Her yıl olduğu gibi bu yılda geç kalma durumlarını göreceğiz.

Sınava bir ay kala öğrencilerin tutumu ne olmalıdır?

Doğruyu söylemek gerekirse çalıştığım yerden geldi. Bundan birkaç gün önce bir öğrencim son bir ay kala konu çalışıyorum dedi. Bu öğrencinin tutumu yanlış. Sınav sürecini maraton yarışlarına benzetiyorum. Maratonlar uzun mesafeli koşulardır. Maraton yarışlarında önceden koşmaya başlarlar ve kilometrelerce sonra final kısmına gelmiştir. Yarışın son kısmında aşırı tempo ve performans artırmak doğru değildir. Bu tutum sınavda da geçerlidir. Sınava çok az bir zaman kala performans ve tempo yükseltmek doğru olmayacaktır. Sürekli konu çalışmak yanlış bir stratejidir. Konu çalışmakla yerine deneme sınavları yapmaları gerekiyor. Günde en az 2 deneme sınavı yapmaları onlar için daha iyi olacak. Soru bankaları, çözümlü sorular ve deneme kitapçıklarına yoğunlaşsınlar. Çünkü artık gerçek sınavın provalarını yapmaları gerekiyor. Ama genç nüfus sürekli konularım eksik o yüzden konular çalışmam gerek diyorlar. Bir öğrenci bir konuya çalışırken asgari 1,5 veya 2 saat geçiyor. Bir deneme süresi kadar geçiyor. Öğrenciler psikolojik olarak konstrasyon sorunları yaşıyorlar. Öğrencilerin çevrelerinde sürekli onlara yanlış veya doğru tavsiyeler veren insanlar çok oluyor. Bu durumda öğrencilerin moralini, motivasyonunu ve konstrasyonlarını bozmalarına sebep oluyor. Sınava son zamanlarında öğrencilerin kesinlikle ve kesinlikle rutinlerini değiştirmemeleri gerekiyor. Herhangi bir rutin değişikliği olumsuz sonuçları olabiliyor. Özellikle uyku düzenlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü insanı en çok etkileyen faktör uykudur. Uykunu iyi aldığında öğrenci kendini çok iyi hisseder. Uykunu alamayan öğrenci yorgun ve uykusuz hissedecek ve sınavda da başarısız olur. Sonra ki önemli hususta beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmememiz gerekiyor. Rutin yemeklerde ne yiyorsak onları yiyelim. Vücudumuzun düzenini değiştirecek şeyler yapmayın. Tekrar söylüyorum konu çalışmayın deneme sınavları yapın. Deneme sınavlarını kontrol ederken doğru cevapları değil, yanlış cevapları yuvarlak içine alın. Hangi konuda eksikseniz o konuya bakın. Bu strateji daha iyi ve doğru bir tutumdur. Böyle devam ederseniz sınavda başarılı olursunuz.

Sınavlara girildi. Sınav ve sonuçların açıklanacağı zaman bir aylık bir süreç var. Öğrenciler bu süreci nasıl geçirmelidirler?

Sınav yaz mevsiminde haziran ayında yapılacak. Öğrenci sınavı yaptıktan sonra ağırlıklı olarak demoralize oluyorlar. Öğrenciler sınavda ne yapıp yapmadığını bilseler dahi demoralize olurlar. Bunun sebebi sınavdan çıkan öğrenciler daha iyisini yapabilirdim ve daha dikkatli olabilirdim gibi düşünceler içerisinde olmalarıdır. Bunlar öğrencilerin sınavdan sonra yaptıkları öz eleştiridir. Sınavın yapıldığı ve açıklanacağı zaman arası serbest zaman olarak adlandırıyoruz. Bu süreçte ne olacağı belli değil. Bu süreçte öğrencilerimize ve velilerimize tavsiyem bulundukları ortamı ve havayı değiştirin. Sınav ile ilgili her şeyi bir kenara koyun. Rahatlayın ve sakinleşmenize ihtiyacınız vardır. İmkanlar doğrultusunda kimisi yaylara, köylere, denizlere ve başka şehirleri gidin. Ortam değişikliği her zaman insana iyi gelir. Zihinsel ve mental olarak kafanızı rahatlatmanız gerekiyor. Bunun için bir aylık süreçte okul dersler sınavlar hakkında konuşmayın. Okuma olarak kitap okuma size iyi geliyorsa okuyabilirsiniz. Doğayı gezin, toprağa dokunun, suya girin, yüzün vs. gibi şeyler yapın. Bazı öğrencilerimiz sınav esnasında sınav sonrası ne yapacaklarını düşünürler. Bu yanlış bir düşüncedir. Sınav esnasında sınava konsantre olun. Sınavdan çıktıktan sonra dinlenin. Önceden söylediklerimi yapın. Sınav sonucu açıklanınca doğru karar vermeniz için bir aylık süreç çok önemlidir. Sağlıklı ve dinlenmiş vücut her zaman en doğru kararı verir.

Sınav sorularına baktığımızda özellikle matematik soruları aynı Türkçedeki paragraf sorularına benziyor. Matematikte soru tarzı değişikliğini ve sınav süresinin artmasının öğrencilere katkısı ne olacak?

İnsanlar teknoloji ile daha çok vakit geçirdiği için insanlar tembelleşiyor. Hazır ve konforlu bir ortam istiyorlar. Ama bu ortam için insanların çalışmaları gerekiyor. Sınav süresinin uzatılması tıpkı barajın kaldırılması gibi negatif değil pozitiftir. Eğer bir öğrenci sınavı istediği süre boyunca çözecek. Önceden ne kadar sürede çözüyorsa şimdi de o sürede çözüyor olacak. Buradaki olay şu, bireyin hem duygusal anlamda rahatlaması ve psikolojik olarak iyi hissetmelerini sağlıyor. Kısıtlı zamanlarda yapılan sınavlarda her zaman verim düşer. 40 dakikalık bir röportajı 5 dakikaya indirmeye çalıştığında bazı kelimeleri cümleleri çıkartmamız gerekiyor. Bu durumda verim biraz düşüyor. Sınav süresinin uzatılması öğrencinin üzerindeki baskıyı kaldırdı. Öğrencinin önündeki mazeretler kalkınca verimlilik artıyor. Sürenin uzatılması kesinlikle öğrencilerin lehinedir. Şimdiki matematik soruları dolaylı yollardan sizi cevaba götürüyor. Mantık soruları dediğimiz bu soru tarzları Dikey Geçiş Sınavında (DGS) kullanıldı. Bu tarz sorular yeni değil. İlk olarak ALES sınavlarında kullanıldı. Bugün elimizdeki teknolojik alet akıllı telefonlar tüm teknolojiyi kapsıyor, kamera, fotoğraf makinesi, bilgisayar, hesap makinesi gibi. Şöyle düşündüğünüz zaman gerçekten hayatımızın süreçlerine etki eden bir teknolojidir. Ancak az önce dediğim gibi bu teknoloji ister istemez bireyi rahatlattı. Rehavete konformist ortama götürdü. Bu da bireyin tembelleşmesine sebep oldu. Öğrenciler artık test sisteminde öyle bir duruma geldi ki okumadan şıkları işaretler oldu. Şimdiki soru tarzları ile öğrenciler ihtimalleri ve istatistikleri öğreniyorlar. Bu soru tarzları öğrenci için daha iyi ve yararlı olacaktır. Bu soruları da kitap okumayan ve alışkanlığı olmayan öğrenciler bu soruları çözemez.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER