Porsuk: Teknoloji yatırımlarına muazzam hibe desteği var

Porsuk: Teknoloji yatırımlarına muazzam hibe desteği var

Aysan Bilişim & Danışmanlık firmasının sahibi İlyas Porsuk, devletin teknoloji yatırımlarına muazzam hibe desteği verdiğini söyledi. Faaliyette olan veya yeni kurulacak işletmelere, şirketlere KOSGEB projelerinden tutun mali müşavirlik, avukatlık gibi tüm hizmetleri tek elden verdiklerini kaydeden Porsuk, “Bir firmaya bir sene içerisinde ne lazımsa bunları kendi bünyemizde çözüyoruz” dedi.


Gazette Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Gül’ün sorularını yanıtlayan Aysan Bilişim & Danışmanlık firmasının sahibi İlyas Porsuk, genç girişimcilere de önemli uyarılarda bulundu. Porsuk, “Girişimci adayı ilk olarak KOSGEB’in ücretsiz olan online derslerine katılmalı. Girişimcilik Eğitim Belgesi’ni aldıktan sonra herhangi bir mali müşavire gidip iş yerini kurmalı, iş yerini kurduktan sonra standart oda kayıtlarını yaptırmalı ve ona müteakiben projesini yazıp sisteme sunmalı” dedi.

Porsuk’la yaptığımız röportaj şöyle:

Röportajımıza başlamadan önce sizi kısaca tanıyabilir miyiz? İlyas Porsuk kimdir?

 

Adım İlyas Porsuk, Adanalıyım. 2011 yılından bu yana KOSGEB ve danışmanlık işleri yapıyoruz. Adana’da ve Türkiye’de denenmemiş bir şeyi deniyoruz. Aysan Bilişim & Danışmanlık olarak firmamızda mali müşavirlik, avukatlık, KOSGEB danışmanlığı ve grafik tasarımcılık hizmeti veriyoruz.

Aysan Bilişim & Danışmanlık tam olarak ne iş yapıyor?

 

BÜTÜN HİZMETLER TEK ÇATI ALTINDA

Küçük, büyük veya orta ölçekli hiç fark etmeksizin yeni kurulan ya da kurulacak olan bir iş yerinin KOSGEB projelerini hazırlıyoruz. Reklam ve sosyal medya reklamlarını yapıyoruz. Ön muhasebe ve resmi muhasebelerini yapıyoruz. Grafik tasarımlarını yapıyoruz. Dolayısıyla yeni kurulan ya da işleyen bir firma bize başvurarak bütün hizmetleri tek çatı altında alabiliyor. Yani firma değil, biz uğraşıyoruz.

Yani Aysan Bilişim & Danışmanlık, kısaca bütün firmalara danışmanlık hizmeti veriyor?

 

İŞLERİMİZİ PROFESYONEL HALE GETİRDİK

Evet, danışmanlık hizmeti veriyoruz ama sizin aklınıza gelecek şekilde sadece reklamlar ya da sadece KOBİ danışmanlığı ya da sadece muhasebe hizmeti vermiyoruz. Bir firmaya bir sene içerisinde ne lazımsa bunları kendi bünyemizde çözüyoruz. Bunun için de avukat arkadaşlarımızı bünyemize kattık, mali müşavir arkadaşlarımızı bünyemize kattık, grafik tasarımcı arkadaşları bünyemize kattık. Bunun yanı sıra KOBİ danışmanlığı için uzman yazılımcılar aldık. Bu şekilde 2011 yılından beri hizmet veriyoruz. Son iki üç yıldır da işlerimizi çok daha profesyonel hale getirdik.

Peki, Aysan Bilişim & Danışmanlık kaç tane sektörde faaliyet gösteriyor?

 

Aysan Bilişim & Danışmanlık olarak biz hem hizmet sektöründe hem imalat sektöründe hem de alım-satımda faaliyet gösteriyoruz.

Genç girişimcilere, işini kurmak isteyen gençlere öneriniz nelerdir?

 

KOSGEB DANIŞMANIYLA ÇALIŞMALILAR

KOSGEB ile alakalı yanlış bilinen çok şey var. İnsanlar, KOSGEB’in para vermediğini söylüyor ya da para ödedikten sonra KOSGEB’e gerek kalmadığını söylüyor. Ya da KOSGEB’in siyasi güç ortaklarına para verdiği gibi yanlış bir algı var. Genç girişimcileri işsizliğin bitmesi açısından hem devlet destekliyor hem de KOSGEB destekliyor. Devletin desteğinde 28 yaş altı biri işletme açtığı zaman 2 yıl Bağ-Kur’dan muaf oluyor. Gelir Vergisi’nde yüzde 75’ten muaf oluyor. Düşünsenize aylık 1400 TL Bağ-Kur primi sizin cebinize kalıyor. Yıllık 14 bin TL oradan karınız var. Genç girişimci olarak eğer sizin firmanız imalat sektöründeyse 100 bin – 200 bin – 300 bin TL’lik dilimler var. Şu anda devlet teknoloji yatırımına muazzam hibe veriyor. Bu hibenin miktarı 300 bin TL ama şartı işletmenin kurulması, kurulmadan önce KOSGEB eğitimi, daha sonra da işletmenin kurulması. Kurulduktan sonra devlet sizi destekliyor. Zor gibi görünse de aslında sistem çok basit ve çok kolay. İşletme kuracak arkadaşlar, işletmeyi kurmadan önce KOSGEB Girişimcilik Eğitim Belgesi’ni aldıktan sonra en kötü ihtimalle KOSGEB’in 75 bin TL’ye kadar varan faizsiz kredisinden yararlanabilirler. Şirket kurarsanız 10 bin, işletme kurarsanız 5 bin TL işletmecilik hibesi veriliyor. Daha da önemlisi eğer personel çalıştırırsanız devlet size personel desteği ve Ar-Ge desteği veriyor. Yurtdışında şube açtığınız zaman da size destek veriliyor. Bunun için bir mali müşavirin yanı sıra bir de KOSGEB danışmanıyla da çalışmalarını öneriyorum.

Kendisine işletme kuracak bir genç için süreç nasıl ilerliyor peki?

 

Pandemiden önce kurslar yüz yüze eğitimle veriliyordu ama şu anda online olarak veriliyor. Online olarak belgeyi alıyorsunuz. Bu belge 8 + 8 şeklinde toplam 16 videoluk eğitimle veriliyor. Bu videolar Geleneksel Girişimcilik ve İleri Girişimcilik adı altındaki derslerden oluşuyor. Her bir video içinde 2 – 3 ders barındırıyor. Dersler bittikten sonra sınav da online şekilde yapılıyor. Sınavlar bittikten sonra belgenizi e-devlet’inizden diploma gibi görebiliyorsunuz. Bundan sonra da artık belge anlamında KOSGEB ile ilgili geriye dönük hiçbir işiniz kalmıyor ve iş yerinizi belgeyi aldıktan sonra kurarsanız KOSGEB’in bütün imkanlarından faydalanabiliyorsunuz. Eskiden KOSGEB’in imkanları daha fazlaydı ama şu an kendini sadeleştirdi. Genel olarak şöyle söyleyebiliriz; işletme kurduğunuzda 5 bin, şirket kurduğunuzda 10 bin hibe desteği var. İkincisi imalat desteğinizin türüne göre 100 bin, 200 bin ve 300 binlik hibe destekleri var, 75 bin TL faizsiz kredi desteği var, personel desteği var, Ar-Ge desteği var. Eğer siz laboratuvar kuracaksanız, laboratuvar desteği var. Yurtdışında şube veya stant açacaksanız stant ve yurtdışı destekleri var.

Peki, KOSGEB’den yararlanmak isteyen girişimci adayları nasıl bir yol izlemeli?

 

HİBELER SEKTÖRE GÖRE DEĞİŞİYOR

Girişimci adayı ilk olarak KOSGEB’in ücretsiz olan online derslerine katılmalı. Girişimcilik Eğitim Belgesi’ni aldıktan sonra herhangi bir mali müşavire gidip iş yerini kurmalı, iş yerini kurduktan sonra standart oda kayıtlarını yaptırmalı ve ona müteakiben projesini yazıp sisteme sunmalı. Sisteme sunulduktan sonra 3’lü heyet tarafından kurula girer. Bu kurulun süreci yaklaşık 45 gündür. 45 günün sonunda da 5 bin TL hibesini, 75 bin TL kredisini hak etmiş olur. Artı bunun dışında eğer imalat yapıyorsa, kullandığı makinaların faturalarını bankaya ibraz ettikten sonra KOSGEB’den ekstra hibe alabiliyor. Bu hibeler sektöre göre değişiyor ama hibe alabilmek için birincisi imalat olması lazım, ikincisi de imalatın teknoloji seviyesini karşılaması gerekiyor. Bu teknolojiler Temel Seviye Teknoloji, Orta Seviye Teknoloji ve İleri Seviye Teknoloji diye üçe ayrılıyor. Temel teknolojide mesela bir şalgam imalatı yapacağız. Bunun hibesi 100 bin TL. Eğer bir torna makinası veya lazer kesim makinası alacak olursanız bu orta seviye teknoloji diye geçiyor ve hibesi 200 bin TL oluyor. Eğer siz bir yazılım yapmak istiyorsanız o da ileri seviye teknolojiye giriyor. Onun da hibesi 300 bin TL oluyor. Yani vergi levhasındaki nace koduna göre alınacak hibe oranı ve seviyesi değişiyor.

Ülkemizde KOBİ’ler ekonomi ve üretimde önemli bir yer tutmaktadır. Size göre, KOBİ’ler devletten yeterli ve gereken desteği görüyorlar mı?

 

Devletin destek verdiği kanallar var. Mesela halihazırda bir işletme gidip, Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden kredi çekebiliyor. Bu konuda KOSGEB’e kayıt olmasına gerek yok. Fakat bunun şartını yerine getirmek bayağı bir zor. İkincisi destekten ziyade bizim ülkemizde ticaretle alakalı sorunlar var. Karşılıksız çeklerin çıkması gibi, alacak – verecek ilişkilerinde paranın dönmemesi gibi, yüksek enflasyon gibi sorunlar var. Yani asıl sorunun bunlar olduğuna inanıyorum.

Peki, enflasyon dahil bu sorunlar nasıl düzeltilebilir?

DAHA ÇOK ÜRETİM YAPMALIYIZ

İmalat yapmadan, ticaret yapmadan enflasyonu düşüremezsiniz. Dışarıdan buğday alarak, yağ alarak veya marketlere baskın yaparak enflasyonu düşüremezsiniz. Gençliği memur yapma hayaliyle enflasyonu düşüremezsiniz. Bizim ülke olarak, gençlik olarak, Adana olarak daha çok üretim yapmamız lazım. Hatta üretimi devletin bizzat kendisi yapması lazım. Bir yağı, unu, şekeri devletin kendisinin üretmesi gerekiyor. Yani satmaktan ziyade fabrikaları kurup bunları devletin üretmesi lazım ki biz enflasyonu düşürebilelim.

Devlet üretmeli dediniz. Peki bu durum rekabeti düşürmez mi sizce?

 

Türkiye, 85 milyondan fazla nüfusu olan bir ülke. Türkiye’de bugün siz ne yaparsanız yapın ne üretirseniz üretin bir kere kendisine yetmiyor. Düşünsenize biz ayçiçek yağını Ukrayna’dan, buğdayı Rusya’dan almaya çalışıyoruz. Yani bizim rekabeti düşürebilmemiz için bir kere yurtdışından mal almamamız lazım ki ondan sonra rekabeti konuşalım. Adanalı bir yağ firmasına gidip, bir yere verebilmek için toptan yağ alalım dedik. Onlar bize büyük marketle anlaştıklarını, bütün ürünlerini onlara verdiklerini söyledi. O marketi aradık, meramımızı anlattık. Onlar da bize perakende fiyatının bir tık altına verebileceklerini söylediler. Yani ülkede enflasyonun olma sebebi zaten ürünün olmaması. Ürün olmadığı için de rekabet söz konusu olmuyor. Açıkçası bizim tek eksikliğimiz üretimin olmayışı.

Üretim bazında baktığımız zaman sizce devlet yeterli mi?

 

KATMA DEĞER YARATACAK ÜRÜN YOK

Devletin yeterli değil. Devletin yeterli olabilmesi için fabrikaların özelleştirilmemesi lazımdı. Özelleştiriliyorsa da Konya’da kurulan Torku gibi bir kooperatif şeklinde yapılmalıydı. Torku çok güzel bir örnektir. Mesela Adana’nın 10 kilometre doğusuna gittiğiniz zaman onlarca köy var ama Adana’da kurulmuş, kendini geliştirmiş bir tane kooperatif yok. Düşünsenize Konya Torku’nun Adana’da olduğunu. Şu anda Torku’da 10 bin kişi çalışıyor. Karakuyu, Kuyumcu, Şambayat, Adana’nın güneyindeki sahil köyleri bir araya gelip bir kooperatif kursa bu memlekette işsizlik namına hiçbir şey kalmaz. Bizim işsizliğimizin en büyük problemlerinden biri tarımı ve üretimi ataerkil yapıyor olmamız, devletin destek ve hibelerinden yüzde 90’ınımızın haberinin olmaması ve daha da önemlisi üretimi yapmıyor olmamız. Yani bir kişi atasından nasıl buğday biçmeyi öğrenmişse öyle devam ediyor. Adana’da son yıllarda bir iki tane muz serası, çilek serası çıkmaya başladı. Daha önceleri seralarımız yoktu. Mesela para yapan ejder meyvesi yok. Yani maddi anlamda katma değer yaratacak hiçbir ürün yok Adana’da. Alışmışız buğday ek, biç, mazot fiyatı, gübre fiyatını konuşmaya. Sürekli aynı şeyleri konuşup duruyoruz.

Zaten TÜİK’in verilerine göre Adana Türkiye’nin en yoksul ili. Birkaç tane kooperatif çalışmaları var ama onlar da maalesef yeterli olmuyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kooperatif çalışmaları için Seyhan Belediyesi ile görüştük. Sayın Akif Kemal Akay başkanımız sağ olsun bizi makamına kabul etti. Görüştük ve proje olarak sunduk. Projeler hala dosyamızda duruyor.

ADANA’DAKİ SİYASETÇİLER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMUYOR

Genel olarak Adana’nın sorunu Adana’daki siyasetçiler maalesef elini taşın altına koymuyor. Adana’nın nüfusu 2,5 milyon. Mersin’in 1,5 milyon, Osmaniye’nin nüfusu da 1 milyon. Bunların hepsinin toplamı 5 milyon yapıyor. Azerbaycan’ın nüfusu 10 milyon. Bizim komşu şehirlerimizi de işin içine kattığımız zaman biz bir ülkeyiz ama maalesef bir ülke olduğumuzun farkında değiliz. Kazakistan’ın nüfusu 8 milyon, Yunanistan’ın nüfusu 5 milyon, Ermenistan’ın nüfusu 6 milyon. Ermenistan dediğiniz ülke, toprak olarak Adana ile Mersin’in toplamı kadar. Adana’nın yoksulluğu, fakirliği yöneticilerimizden dolayı çektiğimizi düşünüyorum. Bu, benim kendi şahsi fikrim ama düzelir mi düzelir. Maalesef Adana’nın bir handikabı daha var; o da vasıfsız göç alması. Mesela doğunun zengin iş insanlarının hepsi batıya gidiyor. Adana, ezelden beri fakir toprağı diyerekten hep vasıfsız göç aldı. Bu artık bir kültür haline geldi. Bu kültürle büyüyen bir şehirde maalesef büyüyemiyor. İşsizliğin temel sebebi de bu. Bunu değiştirmek bizim elimizde. Bugün 2,5 milyonluk bir nüfus, ciddi bir güçtür. Tek eksiğimiz KOBİ desteklerini bilmiyoruz.

Son olarak iş kurmak isteyen genç girişimcilere ne önerirsiniz?

 

Genç girişimcilerimiz, yapacakları işi çok iyi etüt etmeliler. Yapacakları işi iyi bilmeliler. Bizim en büyük handikabımız o. Mesela bir telefon alım – satımı yapacaksanız telefonun markasını, modelini, tamirini çok iyi biliyor olmanız lazım. En önemlisi de maddi olarak düştüğünüzde, tökezlediğinizde sizin elinizden tutacak birilerinin olması lazım. Bu, banka kredisi olur, 20 bin – 30 bin limitli bir kredi kartı olur, ailenizin şahsi bir parası olur. Yani herhangi bir maddi desteğinizin olması lazım. Türkiye’de bir yılda açılan firma sayısı çok fazla ama yıllık kapanan firma sayısı, açılan firma sayısının neredeyse 1,5 katı. Yani hızlı bir döngü var. Bu hızlı döngünün olmasının sebebi de gençlerimizin, ‘’Ya biz bir açalım da Allah kerim’’ düşüncesi. Fakat burada sermayeyi, desteği, geleceği düşünmedikleri için kapatmak zorunda kalıyorlar.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER