Sıtma 400 bin cana mal oluyor

Sıtma 400 bin cana mal oluyor

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Davut Alptekin, ülkemizde 2014 yılından sonra sıtma hastalığıyla ilgili yerli vaka kalmasa da, sıtmanın hala dünya için bir tehlike olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Alptekin, sıtma hastalığının varlığını asla kaybetmeyecek bir hastalık olduğunu vurgularken, “Doğadan sivrisineği yok etmediğimiz sürece bu hastalık yok edilemez. Etkinliğini yok etse bile biz bu hastalıklara vektör hastalıklar diyoruz. Yani etkinliğini yok etsek bile bu hastalığın yerini alacak birçok hastalık var” dedi.


Prof. Dr. Davut Alptekin, Gazette TV’de “Bir Tebessüm” programında Serkan Uçar’ın canlı yayın konuğu oldu. Prof. Dr. Alptekin, “İnsanlara sorduğumuz zaman buradaki hayvanların hangisi tehlikeli diye herkes kobra yılanını işaret ediyor. Oysa sivrisinekler hala günümüzde 400 binin üzerinde insanın ölümüne neden olan sıtma hastalığını taşıyor. Sadece sıtmadan ölen insan sayısı günümüzde hala dünya genelinde ortalama 400 binden fazla ama bir kobra yılanının sokmasından ölen insan sayısı zannedersem 500’ü bulmuyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Davut Alptekin, canlı yayında, Serkan Uçar’ın sorularını şöyle yanıtladı:

Kısaca kendinizden biraz bahseder misiniz? Prof. Dr. Davut Alptekin kimdir?

1980 yılında Diyarbakır Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden mezun oldum. Günümüzde Dicle Üniversitesi diye geçiyor. Mezun olduktan sonra 2 yıl Artvin Şavşat Lisesi’nde öğretmenlik yaptım. Akademik kariyerimi Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim dalı üzerine yaptım. Yüksek lisans, doktora, yardımcı doçent, doçent ve profesörlük unvanlarımı burada aldım. Hala Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim dalında, Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapıyorum. Bunun yanı sıra Türkiye Biyologlar Derneği Adana Şube Başkanlığı görevini de yürütüyorum. Ayrıca Çukurova Üniversitesi Tropikal Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezinde Müdür Yardımcısıyım.

Sıtma hastalığının tarihçesinden bahseder misiniz? Adana’daki tarihçesi nedir?

SİVRİSİNEK KOBRA YILANINDAN DAHA TEHLİKELİ

İnsanlara sorduğumuz zaman buradaki hayvanların hangisi tehlikeli diye herkes kobra yılanını işaret ediyor. Oysa sivrisinekler hala günümüzde 400 binin üzerinde insanın ölümüne neden olan sıtma hastalığını taşıyor. Sadece sıtmadan ölen insan sayısı günümüzde hala dünya genelinde ortalama 400 binden fazla ama bir kobra yılanının sokmasından ölen insan sayısı zannedersem 500’ü bulmuyor. O nedenle ilk etapta her ne kadar kobra tehlikeli görünse de aslında sivrisinekler çok daha tehlikeli. Hatta AB’nin 2009 yılında yayınlamış olduğu bir derginin kapağında sivrisinek kullanılarak, ‘’Dünyanın En Tehlikeli Hayvanı’’ başlığı atılmıştır. Sivrisinekler sadece sıtma hastalığını bulaştırmıyor. Bunun yanında sarı humma gibi birçok değişik ve tehlikeli hastalıkları da bulaştırıyor. Dolayısıyla oldukça tehlikeli bir canlı türü. Sıtma hastalığının ülkemizdeki durumuna da bakacak olursak; ben 1983 yılında Adana’ya geldiğimde hocalarım sivrisinekler üzerine çalışıyordu. O zaman Adana’da sıtma hastalığı çok yaygındı. Hatta Adana oldukça yoğun bir hastalık merkeziydi. Sepici Mahallesi’nde o dönem hayvancılıkla uğraşılıyordu ve sadece Sepici’de günlük 20-30 tane sıtma vakası çıkıyordu. Onun sebebi de barajın kenar kısımları henüz ıslah edilmemişti, sazlık alanlarla kaplıydı. O nedenle anofel türü sivrisinekler bu bölgede çok fazla üreyip, mahallede sürekli hastalığı yayıyorlardı. Bu bölgeler ıslah edildikten sonra ise sivrisinekle bulaşan hastalıklar biraz daha azaldı ama Adana’da asıl azalmasına neden olan etmenlerin başında 1928 yılında Adana’da kurulmuş Sıtma Enstitüsü vardı. Oradan yetişmiş biyolog arkadaşların gayretleriyle, saha çalışmalarıyla hem sivrisinek konusunda hem de hastaların tedavi edilmesi konusunda çok sıkı bir çalışma yapıldı ve ülkemizde 90’lı yıllarda tamamen kontrol altına alındı. Sıtma Enstitüsü, DSÖ’nün desteğiyle kurulduğu için Türkiye genelinde tüm hekimleri, teknik elemanları yetiştirme işlevi gördü. Hem vektör türü olan anofel türlerinin tanıtılması, bulundukları yayılmış alanların saptanması hem de hastalığın vücuda girdikten sonrası için çalışmalar yapıldı. Bunun sonucunda da ülkemizde yavaş yavaş yok edilmeye başlandı. Nihayetinde 2012 ve 2013 yılları arasında Çukurova Bölgesinde artık sıtma hastalığı kalmadı. Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin’de son vakalar görüldü. Bu son vakaların da o zaman nüksettiğine karar verildi. 2014 yılından sonra ise ülkemizde yerli vaka kalmadı.

Peki, Sıtma hastalığı nedir hocam?

KARACİĞER HÜCRELERİNDE ÇOĞALMAYA BAŞLIYORLAR

Sıtma hastalığı, anofel türü bir sivrisinek sıtma parazitini taşıyorsa, sivrisinek de sporozoit varsa, sivrisinek kan emmek için bir insanı ısırdığı zaman tükürük salgılıyor. Tükürük salgıladığı zaman insanda hemen bir kaşınma yapar. Aslında o salgıladığı tükürük kanın pıhtılaşmasını engelleyip kendisinin daha kolay yutmasını sağlıyor ve kanı sıvı bırakıyor. Tükürük ile salgıladığı zaman, tükürük içerisinde bulunan sporozoit insana geçmiş oluyor. Geçtikten sonra ilk etapta karaciğere gidiyor ve zamanla karaciğer hücrelerinde çoğalmaya başlıyor. Çoğaldıktan sonra, karaciğer hücresini patlatıp sporozoitler dolaşım sistemine geçiyor. Dolaşım sisteminde kırmızı kan hücreleri olarak bildiğimiz eritrosit içerisine giriyor. Kırmızı kan hücresinin içerisinde gelişim aşamalarını tamamlıyor ve eritrositi patlatıyor. Sıtma hastalığında insanlarda önce ateş yükselmesi sonra terleyip rahatlama kendisinde göstermesinin nedeni burada sporozoitlerin eritrositlerinin içerisine girdiği zaman foksiyonlarını yapamadığı için bu esnada kişide bir sıkıntı, ateş yükselmesi kendisini gösteriyor. Patladıktan sonra ortama dağılıp yeni olan merzoitleri yeni bir eritrosite girdiklerinde eritrositler o esnada görevini yapabiliyor ve insanlar o esnada terliyor, rahatlıyor. Sıtmanın 4 türü var. Plasmodium falciparum, Plasmodium vivax, Plasmodium ovale ve Plasmodium malariae. Bizim ülkemmizde görülen Plasmodium vivax türü, bir ara ovale ve malariae görünmüş ancak daha sonra onlar yok edilmiş. Bunların halk arasında ölümcül sıtma diye tabir edilen hastalık aslında Plasmodium falciparum sıtması. Afrika ülkelerinde ve Uzak Doğu’da yaygın olan bir tür.

Dünya Sağlık Örgütü sıtma hastalığı ile ilgili ne gibi tedbirler aldı ve bundan sonra ne yapması gerekiyor? Ülke olarak bizim ne yapmamız gerekiyor?

2018’DE 228 MİLYON KİŞİ SITMA HASTALIĞINA YAKALANDI

Dünya Sağlık Örgütü her yıl sıtma hastalığı raporunu yayınlıyor. Bizde sıtma hastalığı yok edildi diyoruz ama dünyadaki durum hiç de iç açıcı değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 yılı raporuna göre, 2018 yılında 228 milyon kişi sıtma hastalığına yakalanmış ve 4500 kişi vefat etmiş. Çok ciddi rakamlar bunlar. Henüz 2021 yılı raporu yayımlanmadı muhtemelen 2020 yılında Kovid-19 vakalarıyla tedbirler almada zorlandılar diye düşünüyorum. Çünkü 2019 yılında vaka sayıları artmış. 2020 yılında muhtemelen daha da arttı. Yeni rapor yayımlandığı zaman göreceğiz. Dolayısıyla biraz önce de bahsettiğim kobra mı tehlikeli, yoksa sivrisinek mi tehlikeli tartışmasına geldiğimiz zaman sivrisineğin ne kadar tehlikeli olduğunu görüyoruz.

Hocam ülkemizde klinik anlamda sıtma hastalığının tedavisi kesin mi?

Sıtma hastalığının tedavisi mümkün. Kinin veya Klorokin’in veriliyor. Hasta buna cevap veriyor. Yaklaşık 2 hafta hasta takip ediliyor, onun için hastalık ülkemizde böyle yok edildi. Sıtma enstitüsü kapatılınca ve vaka görülmeyince ileride tehlikeli bir durum olabilir. Çünkü yeni bir vaka çıktığı zaman hastaya tanı koyacak teknik eleman sayısı ülkemizde maalesef azaldı.

Sıtma hastalığı ile ilgili aşı çalışması var mı?

SITMA HASTALIĞINDA AŞI GELİŞTİRMEK MÜMKÜN DEĞİL

Bu bir virüs veya bir bakteri değil. O nedenle mümkün değil. Aşı çalışması çok uğraşıldı ama bir sonuç elde edilemedi. Hatta bende sivrisineklerden elde ettiğim sporozoitleri tavşana sürekli enjekte ettik. Bir antikor oluşmasını bekledik ama bir başarı elde edemedik.

Asya ülkelerine yapacağımız seyahat için nelere dikkat etmeliyiz?

Seyahat edecekleri ülkeye gitmeden önce mutlaka koruyucu ilaçlardan alınması gerekiyor. Bu ilaçlara sınırdaki gümrük birliklerinden veya Sağlık bakanlığına müracaat etiklerinde ilaçları ücretsiz alabilirler. Bu ilaçları alsa bile geri döndükten sonra ateş nöbeti, titreme ve bir halsizlik hissediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurması lazım.

Sıtma hastalığı önümüzdeki 100 yılın en önemli hastalığı diyebilir miyiz?

Belki en önemli hastalık olmayacak ama varlığını asla kaybetmeyecek olan bir hastalık. Doğadan sivrisineği yok etmediğimiz sürece bu hastalık yok edilemez. Etkinliğini yok etse bile biz bu hastalıklara vektör hastalıklar diyoruz. Yani etkinliğini yok etsek bile bu hastalığın yerini alacak birçok hastalık var.

Programın tamamını Gazette TV YouTube hesabından izleyebilirsiniz.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER