“Virüsü silmenin” yolu aşıdan geçiyor

“Virüsü silmenin” yolu aşıdan geçiyor

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün Gazette Tv’de  moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül İle Biz Bize”nin canlı yayın konuğu, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı ve Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil oldu. Kanser hastalarının üçüncü doz aşıyı yaptırmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Çil, ‘’Bizim beklentimiz; özellikle kanser hastalarının çok kötü etkilenmesiydi. Virüs bize bir şey öğretti. Kanser hastalarının yakalanma oranı düşük ama yakalanırlarsa çok ağır geçiriyorlar. Hatta ölüm oranı da yükseliyor. Bir de kanser hastaları kendilerini koruyorlar. Hijyene, maskeye, sosyal mesafeye çok dikkat ediyorlar. Bu yüzden yakalanma oranları düşük’’ dedi.

En önemli soru bu olsa gerek bu illetten nasıl kurtuluruz?

Enfeksiyon hastalıkları böyle. Enfeksiyon hastalıklarını siz önlüyorsunuz. Sistemin doğru çalışmasını sağlıyorsunuz ama en önemli şey bu hastalıktan korunmak. Korunmak içinde bir tane unsurumuz var o da aşı. Aşı da şu anda bizi kurtaracak ana unsur gibi görünüyor ama önemli bir başka problem var mutasyonlar ve virüsteki değişiklikler çok önemli bir unsur olarak önümüze çıkıyor.

Komplo teorisidir belki ama bu hastalıkla ilgili laboratuvarda üretildi diye komplo teorisi var, bu ne kadar doğru?

VİRÜSLERİ TANIMAMIZ GEREKİYOR

Bazı aşıların gelişimi için virüsleri tanımamız gerekiyor. Bunu da yapabilmemiz için dışarıda üretmemiz gerekiyor. Bu da aslında bu üretim, benzerleri, tipleri dışarıda üretilmiş geçmiş yıllarda. Dolayısıyla bu üretim nedeni ile laboratuvardan kaçış şeklinde mi oldu, doğal ortamda yok muydu, üretilen bir teknoloji ürünü mü şeklinde konuşmalar oldu ama koronavirüs özellikleri böyle. Koronavirüs normalde doğa dışında da, laboratuvar ortamında da üretilebilen bir virüs. Aşı geliştirilirken virüs yine dışarıda tanımlanıp üretiliyor. Onun üzerine de aşı üretiliyor. Acaba laboratuvardan mı kontrolsüz kaçtı diye bir söylem var ama bu ortaya konulmuş bir durum değil.

Teknolojide de tıpta da harikalar yaratılıyor. Nasıl bu kadar küçük bir virüsle baş edilemiyor?

VİRÜS KENDİNİ DEĞİŞTİREBİLEN BİR VARLIK

Bazen bu kanser için de söyleniyor. Tedavi veriyoruz, kitleleri küçültüyoruz ama hastalık tekrar geri geliyor nasıl oluyor? Tek hücreli bir canlı, bir bakteri, bir virüs kendini değiştirebiliyor. Bence en önemli unsur bu varyantlar.  Virüs kendisini değiştirebilen bir varlık. Genlerin yapısı sürekli çoğaldığı için doğada temel bir şey var. Canlı ne kadar çok çoğalırsa, yapısı o kadar değişir. Bu insanda da böyledir. Bugün Hindistan’daki Delta Varyantı’nın en önemli problemi çok çeşitlenmiş olmasıdır.

Türkiye genelinde iki doz aşı yapılıyor. Aşıların da pek korumadığı söyleniyor. Bu durum nasıl çözülecek? Yine maske ve sosyal mesafe kurallarına uymak zorunda mı kalacağız?

O kurallara mutlaka uymamız gerekiyor. Pandemiden tamamen çıkmış değiliz ama şu an kontrol altında. Aşı tipleri var elimizde. Aşılardan bir tanesi ölü, bir tanesi de mRNA aşısı dediğimiz aşı tipi. Dünyada da genelde iki tip aşı olduğunu görüyoruz. Avrupa’da, Amerika’da bir miktar da Oxford Üniversitesi’nin ürettiği Adonevirüs aşısı dediğimiz bir aşı var. Temel olarak dünyada mRNA aşıları işte Biontech Pfizer ve Moderna aşıları mRNA teknolojisi ile üretilmiş Türkiye’de Sinovac da var ölü bir aşı. Sinovac, ölü aşı olduğu için gebelerden tutun herkese yaptırılacak bir aşıdır. Rahatlıkla, güvenle kullanılabilir. Brezilya’daki verilere göre, yüzde 55 oranında koruyor ama yoğun bakım yatış oranını yüzde 100 azaltıyor. Türkiye’deki sonuçları ise daha başarılı. mRNA aşılarında ise; Biontech Pfizer’in aşısı çok güçlü bir aşı. Yüzde 93 civarında bir koruyuculuk sağlıyor ve çok sayıda antikor üretiyor. Önümüzde varyant problemi var. Dolayısıyla ne kadar koruyor bilmiyoruz.

Peki, hocam viral enfeksiyondan en fazla zarar gören kronik hastalığı olanlar. Bu gruba kanser hastaları da giriyor. Bununla ilgili neler diyeceksiniz?

KANSER HASTALARININ YAKALANMA ORANLARI DÜŞÜK

Bizim beklentimiz; özellikle kanser hastalarının çok kötü etkilenmesiydi. Virüs bize bir şey öğretti. Kanser hastalarının yakalanma oranı düşük ama yakalanırlarsa çok ağır geçiriyorlar. Hatta ölüm oranı da yükseliyor. Bir de kanser hastaları kendilerini koruyorlar. Hijyene, maskeye, sosyal mesafeye çok dikkat ediyorlar. Bu yüzden yakalanma oranları düşük. Bu virüs özellikle hipertansiyonu olanları çok etkiliyor. 65 yaş üstünü çok kırıyor, çok etkiliyor ama kanser hastaları, yüksek risk altındaki grup olduğu için bu kişilere ek doz öneriyoruz.

Önce iki doz aşı yapılsın denildi. Şimdi ise üç doz aşı yapılsın denildi. Bu tartışma nereden çıktı, dördüncü doz da gerekecek mi?

YENİ AŞILAR ÜRETİLECEK

Muhtemelen gerekecek. Şimdi biz virüse karşı aşıyla antikor oluşturduk. Yani virüse karşı bir savunmamız var ama ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Ek doz gerekebilir. Bir de varyant problemimiz var. Bir kişinin hastalığı geçirmiş olması bile varyanta karşı koruyucu mu, onu da bilmiyoruz. Gripten ve influenza virüsünden bildiklerimiz var ve bu bilgilerin hepsini bir araya koyup, analiz etmeye çalışıyoruz. Fakat en önemli faktör, bu aşıların koruyucu olması. Çünkü siz onu varyant oluştuğu zaman, alıp inceleyebiliyorsunuz. Delta Varyantı’nın gen yapısı belli. mRNA aşısının neye karşı üretildiği belli. Kapsayıp, kapsamadığını anlayabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu çok önemli bir bilgi. O nedenle bu güven neticesinde aşıya tutunuyoruz. Aşı yüzde 70 güvenli, aşıya gidelim. Çünkü hastalığı geçirmiş olmak bile güvenli olmayabiliyor böyle bir durumda. Dolayısıyla antikorun da ne zaman biteceği bilinmiyor ama benim şahsi fikrim bu aşılama konusunda ilerde göreceğiz ki; bir yıl sonra yeni bir aşı üretilecek. Bu aşı da ağırlıklı olarak mutant virüsleri kapsayacak bir aşı olacak. Sıklıkla da mRNA aşısının olacağını düşünüyorum. Gripte de bu böyledir. Influenza aşısı her yıl değişir, yeni üretilir ve bir önceki yılın virüs tiplerine göre üretilir. Bu da böyle olacak. Varyantlara karşı aşı üretilecek. O nedenle gelecek yıl ilaç firmaları yeni aşı ürettiğini net olarak belirtecek.

O zaman yılda herhâlde altı, yedi tane aşı vurulmamız gerekecek?

Altı, yedi olmaz ama büyük bir ihtimalle pandeminin de azalacağını düşündüğümüz için yılda bir grip gibi aşılama gerekebilir.

Peki, aşının bilimsel izahını nasıl yaparsınız?

KORUNMANIN EN İYİ YOLU AŞI…

Hekimlik aslında sağlığı korumadır. Yani bizim yaptığımız unsuru tanıyıp, hastalığı bulmak, tedavi etmek. Hekimlikte en önemli unsur korumaktır, prevantif yaklaşımdır. Bir hekimlik sanatının da esas unsuru odur çünkü. Biz insanlar hasta olmasın istiyoruz, amacımızın bu olması lazım. Aşı da bunu sağlayacak en önemli unsur ve insanları hastalıktan koruyan en önemli unsur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde enfeksiyon hastalıklarıdır. Dolayısıyla enfeksiyon hastalıkları bu da bir pandemi olduğu için enfeksiyon hastalığından korunmanın en önemli yolu aşıdır. Bu zaten bilinen bir bilgidir ama tabi çok hızlı bir süreç yaşadığımız için insanlar da biraz güvenin oluşması zaman alabilir ama oluşacaktır. Hastalıkları dünyada silmenin yolu bu aşıdır. Zaten çiçek hastalığı da aşıyla silinmiştir. Silmek istiyorsak; herkesin aşı yaptırması lazım. Çünkü sürekli geçirilebilecek bir hastalık bu.

Peki, aşı vurulmadan bu hastalıktan korunmanın başka yolu var mı?

Bazı örnekler var elimizde. Toplumda hijyen kurallarına, sosyal mesafeye, hijyen kurallarına çok dikkat eden kişiler var. Kalabalıklara girmiyor, kendilerini izole ediyorlar. Bu kişilerde enfeksiyon olmadığını görüyoruz. Demek ki maske de sosyal mesafe de hijyen kuralları da koruyucu bir etken.

Sizce Covid-19 hayatımızdan ne zaman tamamen çıkar? 

YIL SONU GİBİ NORMAL HAYATA GEÇMİŞ OLABİLİRİZ

Normal bir enfeksiyon her zaman olacaktır ama geçmişten tarihsel bilgi de çok önemli. Mesela 1920’lerde 15 civarında virüs, pandemi halini almış dünyada. İspanyol Nezlesi, o dönemde yaklaşık 2 yıl kadar sürmüş. Osmanlı’da da o döneme ait fotoğraflar var. O dönemde yaşayan insanlar maske veya maskeye benzer şeyler takıyor. Yaklaşık 2 yıl sürmüş ve tamamen kaybolmuş. Sonra mutasyon geçirmiş, şu an grip dediğimiz daha yönetilebilir bir virüs haline gelmiş. Grip de normalde 65 yaş üzeri insanlar için tehlikeli. Hipertansiyonu, şeker hastalığı olan insanlar için Covid-19 da öyle olacak. Riskli grupların sürekli aşılanması gerekecek. Yılın sonunda aşı sayesinde dünyanın bir kısmında normalleşme başlayacak. Türkiye için de geçerli bir durum bu. Yılın sonu gibi artık normal hayata geçmiş olabiliriz. Rahatlıkla uçağa - otobüse binip, toplu taşıma araçlarını kullanabiliriz. Toplantılar yapabiliriz. Yine bazı kurallara dikkat etmemiz gerekecek ama böyle olacağını düşünüyorum.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER