Ayseli Kırgül’ü
ameliyat eden Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer ise “Ayseli hanım bize
geldiğinde biraz endişeliydi çünkü tümör büyüktü ve vakit kaybetmişti. Tümörün
büyüklüğüne, cerrahi açıdan teknik zorluklara rağmen ameliyat başarılı bir
şekilde gerçekleştirildi. Tümörün nüks etme riskine karşı ameliyat sonrası
kendisine radyoterapi ve kemoterapi verildi. 2007’de ameliyat oldu. Neredeyse
10 sene oldu ve tümör tekrarlamadı. Artık sadece rutin kontroller için bize
geliyor” açıklamasında bulundu.
Kanser tanısı 6 ay sonra kondu
9 yıl önce şubat ayında rahatsızlanan ve aşırı kanama
şikayetiyle hastaneye başvuran emekli bankacı Ayseli Kırgül’ün rahim ağzı
kanserine yakalandığı ilk önce tespit edilemedi. Çeşitli hastanelere giden ve
doğru tanının ancak ağustos ayında konduğunu belirterek “Benim şikâyetim
şubatta başlamıştı, parça alınması ağustos ayını buldu ve o arada vakit geçti.
Benim kanama dışında bir şikâyetim yoktu. Annem ve anneannem de bazı kadın
hastalıkları dolayısıyla normal yolla menopoza girmedikleri için ben de bu
kanamaları çok ciddiye almayıp menopoza bağlıyordum. Kanser gibi bir hastalığı
kendime konduramıyordum. Tanı konduğunda büyük panik yaşadım. Aile doktorumuz
beni Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer’e yönlendirdi. Eylül ayında ameliyat
oldum. Ameliyatta rahim ve yumurtalıklar alındı. Tümörün boyutu 3 buçuk-4 cm
kadardı. Ameliyatım 6 saat sürdü. Metastaz olasılığına karşı kemoterapi ve
radyoterapi önerildi. Daha sonra 5 doz kemoterapi ve Cumartesi-pazar hariç her
gün de radyoterapiye girdim. Daha sonra herhangi bir nüks de yaşamadım”
açıklamasında bulundu.
Kanser bana kendimi sevmeyi öğretti
Rahim ağzı kanseri olduğunu öğrendiğinde büyük bir şok
yaşadığını belirten Ayseli Kırgül “Bir yumruk yiyorsunuz, ki ben kendimi güçlü
görürüm psikolojik olarak. Savaşmayı, mücadeleyi de severim. Ancak yine de zor
dönemler geçirdim. Bir şeyi unutmuyorum; kızımın doğum günü kasım ayında, ben
eylülde ameliyat oldum ancak kemoterapiye kasımda başlayacaktım. Kızım o zaman
da ilkokulu bitiriyordu. Kızımın doğum gününü kutluyoruz, kızımın
arkadaşlarının annelerinden biri ‘İnşallah gelinliğini de görürsün’ dedi bana.
Tabii hastalığımı bilmiyordu. O laf bana çok dokunmuştu. Herhalde göremeyeceğim
diye düşündüm. Öyle bir hisse kapıldım. Kanser üçüncü evreydi, tümör büyüktü.
Fakat o 1-2 haftadan sonra tam tersi bir şey oluştu bende. Hayata daha çok
sarıldım. Çocuklarım için yaşamalıyım dedim. Özellikle de kızım ufak olduğu
için mücadele etmek zorunda hissettim kendimi. Ve kapanmak yerine hayattan daha
çok keyif almaya başladım. Güneş açtığında “Allah’ım ne güzel bana bugünü de
nasip ediyorsun” dedim ve kendimi daha çok sevmeye başladım. Bu hastalık bana
pozitif olmayı öğretti. Kendimi ve hayatı daha çok sevmeyi, hayata daha çok
asılmayı öğretti” dedi.
İnsanlar hastalık sürecinde mutlaka bir şeye bağlı olmalı
İnsanların çocukları olmasa da herhangi bir şeye bağlı
olması, bir hobisinin olması, evcil hayvanının olması, yakın arkadaşlarıyla vakit
geçirmesi gibi faktörlerinin önemine değinen Ayseli Kırgül “Hayat tüm
zorluklara rağmen çok güzel. Sıkı sarılmak gerekiyor hem de. Ameliyattan sonra
her şeye hazırlıklıydım. Ancak hiçbir komplikasyon olmadı ve her şey harika
yürüdü. Saçlarımı kestirmiştim kemoterapiye gireceğim diye ancak neyse ki
saçlarım dökülmedi. Doktorum tedavi süresinde ne dediyse yaptım. Sağlıklı
besleniyorum. Paketlenmiş ürünlerden kendimi ve çocuklarımı uzak tutuyorum.
Doktora danışmak ve güvenmek lazım bu tür konularda. Kızım o zamanlar ufak
olduğu için pek onunla hastalığımı paylaşmadım. Oğluma bile çok fazla
yansıtmadım. Hastalığımı içimde yaşadım galiba. Tabii çocuklarım da üzüldü
ancak bizim aile galiba içinde hallediyor her sorunu. Çocuklarım da sanırım
öyle hallettiler. Hastalığımdan sonra kendimi artık çok seviyorum. Bana negatif
enerji veren insanlarla artık görüşmüyorum. Hastalığın bana kattığı önemli bir
şey bu. Pozitif olmak çok önemli” dedi.
“Ayseli Hanım rahim ağzı kanserini atlatmış ve konuyu
kapatmış bir hastadır”
Ayseli Kırgül’ün Anadolu Sağlık Merkezi’ne geldiğinde vakit
kaybettiğini ve tümörün büyük olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları, Doğum ve
Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer “Ayseli Hanım’a tümörün büyük
olması nedeniyle bu ameliyatın gerçekleştirilmesinin zor olduğu, hatta
ameliyatın yapılamayacağı söylenmiş. Ameliyat öncesi yaptığımız değerlendirme,
muayene ve radyolojik görüntüleme yöntemlerinde bu hastamızı ameliyat
edebileceğimize inandık ve hastayla bunu paylaştık. Ameliyatın da travmatik bir
ameliyat olacağını ve riskli olduğunu söyledik. Ancak kanserden kurtulmak için
de bu sıkıntıların göze alınması gerektiğini söyledik. Ayseli Hanım ameliyat
olmayı kabul etti. Tümörün büyüklüğüne, cerrahi açıdan teknik zorluklara rağmen
ameliyat başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Tümörün nüks etme riskine karşı
ameliyat sonrası kendisine radyoterapi ve kemoterapi verildi. 2007’de ameliyat
oldu. Neredeyse 10 sene oldu ve tümör tekrarlamadı. Artık sadece rutin
kontroller için bize geliyor. Tıpkı diğer kadınlar gibi yılda bir kere. Bizim
açımızdan rahim ağzı kanserini atlatmış ve konuyu kapatmış bir hastadır
kendisi” açıklamasında bulundu.