Bilinçsiz antibiyotik riskine karşı önlemler

Bilinçsiz antibiyotik riskine karşı önlemler

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Meyha Şahin, "Bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitlerin gen yapılarındaki değişikliklerin neden olduğu antimikrobiyal direncin enfeksiyonları tedavi etmeyi zorlaştırıp hastalığı ağırlaştırdığını belirterek, "Salgına ve ölüm tehlikesine yol açıyor. Bilinçsiz antibiyotik kullanımına karşı 7 hayati önleme dikkat ederek riski bertaraf etmek mümkün." ifadelerini kullandı.


Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şahin, Dünya Sağlık Örgütü’nün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri alarak işaret ettiği antibiyotik direnci hakkında bilgi verdi. Şahin, antibiyotik direncinin yayılmasını önlemek ve kontrol etmek için uyarılarda bulundu.

Antibiyotiklerin yalnızca sertifikalı bir sağlık uzmanı tarafından reçete edildiğinde kullanılması gerektiğini aktaran Şahin, "Antibiyotikleri yalnızca sertifikalı bir sağlık uzmanı tarafından reçete edildiğinde kullanın. Sağlık çalışanınız onlara ihtiyacınız olmadığını söylüyorsa asla antibiyotik talep etmeyin.

Antibiyotik kullanırken daima sağlık çalışanınızın tavsiyelerine uyun. Artan antibiyotikleri asla paylaşmayın veya kullanmayın​​​​​​​. Düzenli olarak el yıkayarak, yiyecekleri hijyenik olarak hazırlayarak, hasta insanlarla yakın temastan kaçınarak, daha güvenli ilişki ve aşıları güncel tutarak enfeksiyonları önleyin." değerlendirmesinde bulundu. Şahin, Dünya Sağlık Örgütü’nün antimikrobiyal direncin, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri olduğunu ilan ettiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Antimikrobiyal direnç; bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitlerin gen yapılarında zamanla meydana gelen değişiklik ile oluşur ve antimikrobiyal ilaçlara yanıtsızlık ile sonuçlanır. Bu durum öncelikle enfeksiyonları tedavi etmeyi zorlaştırarak ve hastalığın yayılmasına, ağır hastalık ve ölüm gelişme riskinin artmasına neden olur.

Antimikrobiyal direnç; sağlık bakımı, veterinerlik hizmetleri ve tarım sektörü gibi hayatın çeşitli alanları üzerinden gelişip yayılarak insan sağlığını etkileme potansiyeline sahiptir. Bu da onu dünyadaki en acil halk sağlığı sorunlarından biri haline getirir."

- Bilgi eksikliği ölümcül etken

Antimikrobiyal ajanların uygunsuz ve aşırı kullanımının ilaca dirençli patojenlerin gelişiminden sorumlu ana etken olduğunu belirten Şahin, "Hem insanlar hem de hayvanlar için temiz suya, sanitasyona ve hijyene erişimin olmaması; sağlık tesislerinde ve çiftliklerde enfeksiyon ve hastalık önleme ve kontrol önlemlerinin yetersiz olması; kaliteli, uygun fiyatlı ilaçlara, aşılara ve teşhise yetersiz erişim; farkındalık ve bilgi eksikliği; ve mevzuatın uygulanmaması antimikrobiyal direnç gelişimini etkileyen önemli faktörlerdir.

Dirençli mikroorganizmaların yayılmasını durdurmak; en başta enfeksiyonları önlemek ve antibiyotik kullanımını iyileştirmekle birlikte insanları korumak ve direnç gelişimini yavaşlatmak için önemli bir eylemdir." ifadelerini kullandı.

-Türkiye risk kategorisinde ilk 3 ülkeden biriydi

Şahin, bilinçsiz ilaç kullanımından doğan antimikrobiyal direncin ölüme neden olduklarına dair araştırmaları paylaştı. Antimikrobiyal direncin 2019'da dünya çapında 1,27 milyon kişide direkt etki ile ölüme neden olduğu, antimikrobiyal etkenler ile gelişen enfeksiyonların 4,95 milyon kişinin ölümde rol oynadığının düşünüldüğünü aktaran Şahin, şunları kaydetti:

"ABD verilerine göre ise yılda 2,8 milyon antibiyotik dirençli enfeksiyon gelişmekte ve bunun sonucu olarak 35 binden fazla kişinin ölümü görülmektedir. OECD sağlık politikaları 2015 raporuna göre; Türkiye, üye ülkeler arasında, antimikrobiyal direnç oranlarının en yüksek olduğu üç ülkeden biriydi.

Sağlık Bakanlığı tarafından uygunsuz antibiyotik kullanımını önleyici kamu kampanyalarının başlatılması ve reçetesiz antibiyotik satışlarının kısıtlanması neticesinde J01 sınıfı antibiyotikler (β-laktamlar, tetrasiklinler, amfenikoller, sülfonamidler ve trimetoprim, makrolidler, aminoglikozitler, kinolonlar) için antimikrobiyal tüketim 2011 yılında 42,2 iken, 2014'te yüzde 40,4’e ve 2017'de yılında yüzde 35,25'e düştü. Bütün bu bilgiler ve araştırmalar ışığında kulaktan dolma tavsiye ile hekime gitmeden ilaç almamasının hayati önem taşıdığı unutulmamalı." AA

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER