Enfeksiyon hastalıklarında genel olarak vücudun enerji
gereksinimi artmaktadır. Çünkü ateş bu hastalıklarda sık görülen bir bulgudur.
Vücut ısısının 1 derece yükselmesi ise bazal metabolizma hızında %10-12
oranında bir artış getirmektedir. Bu yüzden enerji alımı normalden biraz daha
fazla olmalıdır. Ancak aşırı beslenmenin de solunum yükünü artırdığı
unutulmamalıdır. Enerji ihtiyacının karşılanması için; protein, posa, vitamin
ve minerallerden zengin bir beslenme programı uygulanmalıdır. Su tüketimi, olası
sıvı kaybı nedeniyle 2,5-3 lt. civarında olmalıdır. Özellikle üst solunum
yolları enfeksiyonlarında bağışıklık sistemine destek sağlayacak vitamin,
mineral ve besinler şunlardır:
C vitamini: En iyi antioksidan vitaminlerden biridir.
Eğer C vitamini vitamin formunda değil de besinlerden alınırsa bu gıdalardaki
fotokimyasal maddelerden de yararlanılır. Böylece vücuttaki savaşçı hücreler de
güçlenir. Gün içinde domates, taze biber, roka, maydanoz, mandalina, greyfurt,
portakal, nar, kuşburnu ve kivi gibi C vitamini içeren besinler tüketilmelidir.
Çinko ve selenyum: Bağışıklık sistemi için önemli
minerallerdir. Selenyum; deniz ürünleri, et, soğan ve sarımsakta bulunur. Çinko
ise kabak çekirdeği başta olmak üzere; çiğ
fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, hindi eti, kuzu eti,
kuşkonmaz ve mantarda bulunur. Bu minerallerin antioksidan etkisi yüksektir ve
vücudun toksinlere karşı savaşan hücrelerini güçlendirirler.
Omega 3 yağ asitleri: Bunlar en değerli yağlardır.
Bağışıklık, beyin ve sinir sistemi, psikoloji, kalp-damar sağlığı için olmazsa
olmaz bir besin ögesidir. Balık mevsiminin başlaması ile haftada mutlaka 2 gün
balık yenmelidir. Balık omega-3 dışında vücudun üretemediği elzem aminoasitleri
de içerir ki bunlar hücrelerin yenilenmesi ve yaşlanmaya karşın gereklidir. Çiğ fındık,
ceviz, badem gibi yağlı tohumlar da Omega 3 içermektedir.
Beta-karoten: Sarı-turuncu bitkilerde bulunmakta ve en
kuvvetli antioksidanlar arasında yer almaktadır. Balkabağı, havuç, ananas,
hurma ve kayısı en fazla beta-karoten içeren sebze ve meyvelerdir.
Kuersetin; Turunçgiller, elma, kırmızı üzüm, soğan,
çilek, dut, böğürtlen gibi meyveler ve kırmızı soğan gibi besinlerin
kabuklarında bulunan bir pigmenttir. Kansere, kalp hastalıklarına karşı
koruyucu etkisi vardır. Bağışıklık sistemi ve cilt sağlığı için önemlidir ve
güçlü bir antioksidandır.
Prebiyotik besinler, bağırsak sağlığı bütün vücudu
etkilemektedir. Bağırsaklarda ne kadar probiyotik bakteri varsa metabolizma o kadar
güçlü olur. Bu bakterileri artırmak için prebiyotik besinler tüketmelidir.
Kefir ve probiyotik yoğurt bu bakterilerden zengin besinlerdir. Bunun yanında
pancar, muz, pırasa, enginar, sarımsak ve soğan da bu bakterilerin artmasını
sağlar. Sarımsak içinde kükürtlü
bileşikler yanında A, B1 ve C vitamini de içeren çok faydalı bir besindir. Bu
içerikler bağışıklığı kuvvetlendirerek ve hücreleri koruyarak antibiyotik,
antiviral, antibakteriyel ve antifungal etki gösterir. Sarımsağın bu
etkilerinden yararlanabilmek için bütün olarak değil çiğnenip, ezilerek
tüketilmesi gerekmektedir.
Zencefil: Keskin tadı ve aroması ile solunum yollarını
açıcı, sindirimi düzenleyici, toksin atıcı, gaz söktürücü ve antiseptik
özellikleri vardır. Çorbalarda, taze olarak sebze yemeklerinde ve salatalarda
kullanılabilir.
Zerdaçal (Kurkumin): Zerdeçalın antiinflamatuar etkisinin
yapılan geniş araştırmalar neticesinde kurkuminden kaynaklandığı belirtilmektedir.
İnflamasyon ile ilişkili olan enzimleri düzenlemektedir.
İnflamasyon işleyişinin; beyin, kalp - damar, akciğer, metabolik ve otoimmün
hastalıklar gibi birçok kronik hastalıkta rolü olduğu bilinmektedir.
Kakule: Bakteri ve virüslere karşı etkilidir. Soğuk
algınlığı, bronşit, öksürük, yüksek ateş şikayetlerinin hafiflemesinde
yararlıdır. Bağışıklık sistemini destekler. Sık sık enfeksiyon hastalıklarına
yakalanan kişilerde direnç oluşmasına yardımcı olur. Ağız ve boğaz yangılarında
etkilidir.
Ekinezya: Üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı
koruyucu ve tedavi edici etkisi bulunmaktadır. Bağışıklık sisteminin
etkinliğini destekler. Son yayınlanan çalışmalara göre ekinezya ürünleri, hem
soğuk algınlığına yol açan hem de uçuk virüs gibi virüsleri öldürüp, hem de
virüslerin yol açtığı iltihap etkenlerinin miktarını kontrol ederek boğaz ve
akciğerlerdeki iltihabın yol açtığı hasarı engellemektedir.
Ginseng: Yorgunluk, bitkinlik gibi durumlarda vücut
direncini artırır. Bağışıklık sistemini düzenler ve destekler. Kan sulandırıcı,
kan basıncını ve kan şekerini düzenleyici, sinir sistemini dengeleyici etkileri
bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Şeker hastası olmayan kişilerde yemek
sonrası kullanıldığında kan şekerinin yükselmesini önler. Ginseng, değerli ve etkili bir bitkidir. Bu
nedenle piyasada çok sayıda düşük kalitede ya da sahte ürün yer almaktadır.
Etkili olabilmesi için mutlaka güvenilir kaynaklı ürün satın alınmalıdır.
Oolong ve rooibus çayı: Çay doğru bir şekilde
demlendiğinde ve uygun miktarda tüketildiğinde antioksidan etki gösterir ve
içindeki fenolik bileşenlerin kronik hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.
Oolong çayının antioksidan etkisi çok daha fazladır, çünkü siyah çay ve yeşil
çayın birleşimidir. Rooibus çayının da antioksidan oranı yüksektir ve çocuklar
için güvenle kullanılabilir. Oolong çayı kafein içerir ama rooibus çayı kafein
içermez.
Beyaz çay: Beyaz çay için
toplanan çay yaprakları işlenirken çok az okside olduğu için, yeşil çaya oranla daha fazla antioksidan
içerir. Yeşil çay ile beyaz çayın faydaları aşağı yukarı aynıdır, ancak beyaz
çayın antioksidan kapasitesi daha fazladır. Beyaz çayda bulunan kateşin vücutta
oluşan serbest radikalleri engelleyerek kardiyovasküler hastalıklara, diyabete,
kronik inflamasyonlara ve kansere karşı koruyuculuk gösterir. Bu yüzden; günde 1-2 fincan beyaz çay tüketerek bağışıklık
sisteminize katkıda bulunabilirsiniz.